9. Hukuk Dairesi 2025/10088 E. , 2026/1110 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/806 E., 2025/1824 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/329 E., 2022/757 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırla…
9. Hukuk Dairesi 2025/10088 E. , 2026/1110 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/806 E., 2025/1824 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/329 E., 2022/757 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Kazakistan'da bulunan işyerinde 2016-2017 yılları arasında sabit net 2.500,00 USD ücretle formen olarak çalıştığını, iş sözleşmesine davalı tarafından son verilerek Türkiye’ye gönderildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile davacı arasında işçi, işveren ilişkisi bulunmadığını, belirli alacak iddiasının belirsiz alacak davasına konu edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, husumet itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait yurda giriş çıkış kayıtlarından ve dinlenen tanık beyanları ile 01.08.2015 tarihli inşaat alt yüklenici sözleşmesi kayıtlarına göre ana müteahhit firmanın davalı Şirket olduğu, alt işveren şirketin ise ... Limited Şirketi olduğu, davalının husumet itirazına itibar edilmediği, davacının 08.03.2016-27.06.2018 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, hizmet süresinin 2 yıl 3 ay 19 gün olduğu, dinlenen tanık anlatımları ve emsal ücret araştırması birlikte değerlendirildiğinde davacının ücretinin net 786,25 USD olarak belirlendiği, bilirkişi birinci ek raporunun 1. seçeneğinde yapılan hesaplamaya itibar edildiği, işveren tarafından sözleşmenin tazminat gerektirmeyecek şekilde feshedildiği hususunun ispatlanamadığı, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; inşaat alt yüklenici sözleşmesi, tanık beyanları ve seri mahiyetteki diğer dosyalardaki bilgi ve belgelere göre ana müteahhit firmanın davalı Şirket olduğu, alt işveren Şirketin ise ... Limited Şirketi olduğu, ... 2017 ve ... Üniversitesi projelerinin adı geçen dava dışı alt işveren Şirkete verildiği, davacı tanık beyanlarına göre dava dışı birçok farklı firmanın davalı Şirketten projenin farklı çeşitli işlerini aldıkları, bu şirketler adına H.E. isimli şahıs tarafından organize edilerek götürüldükleri, emir ve talimatların davalı Şirket çalışanları tarafından verildiği, davalı Şirketin asıl işveren olarak dava konusu alacaklardan sorumlu olduğu, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilemeyeceği yönündeki davalı istinafının yerinde olmadığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacağının ispatı noktasında davacı tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesinin yerinde olduğu, bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime açık ve dosya kapsamına uygun olduğu, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandırmayacak şekilde feshedildiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı, kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, davacının yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı, faiz başlangıç tarihlerinde hata bulunmadığı, hükmolunan alacakların USD cinsinden olması nedeniyle kamu bankalarınca 1 yıl vadeli döviz cinsi mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesinin yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, 2. Davacının yurda giriş çıkış kayıtlarına göre hizmet süresinin tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 3. Mutad işyeri hukuku tespit edilmeksizin Türk hukukunun uygulanacağı varsayımı ile yargılamaya devam edilmesinin yasaya, usule ve kamu düzenine aykırı olduğunu, 4. Bilirkişi raporunda ücret hesaplamasına esas alınan miktarın afaki, fahiş ve hatalı olduğunu, 5. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ve ücret alacağı taleplerinin kabul edilmesinin son derece hatalı olduğunu, 6. Fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının hatalı hesaplandığını, 7. Uygulanan indirim oranının düşük olduğunu, 8. Hükmedilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, 9. Harçların tamamen davalı yana yüklenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; uygulanacak hukuk, husumet, zamanaşımı, hizmet süresi, davacının aylık ücret miktarı, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile yıllık ücretli izin alacaklarının ispat ve hesaplanması, faiz türü ve başlangıç tarihi ve yargılama gideri noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.