9. Hukuk Dairesi 2026/140 E. , 2026/426 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/73 E., 2025/322 K. DAVA TARİHİ : 12.04.2017 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünül…
9. Hukuk Dairesi 2026/140 E. , 2026/426 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/73 E., 2025/322 K. DAVA TARİHİ : 12.04.2017 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.01.1983-20.12.2016 tarihleri arasında topoğraf olarak davalı Şirketin yurt dışında bulunan işyerinde çalıştığını, ücretinin net 2.450,00 USD olduğunu, hafta tatili yapmadan, yasal çalışma saatleri üzerinde çalıştığını, iş sözleşmesine haksız olarak son verildiğini ancak hak ettiği işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacı sadece yurt dışı inşaat projelerinde çalıştığı için uyuşmazlığın yabancı hukuk uygulanarak çözümlenmesi gerektiğini, ayrıca ücretinin belirlenmesinde yurt dışı çalışma olgusunun gözetilmesi gerektiğini, kaldı ki davacının müvekkili nezdinde ödenmeyen herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.07.2020 tarihli kararı ile; davacı işçi yurt dışında çalışmış ise de davalı işveren Türk şirketi olup işyerinin merkezinin Türkiye olduğu, davacının da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, tüm bunlara göre davalı vekilinin yargılama konusu davada yabancı hukukun uygulanması gerektiğine ilişkin talebi reddedilerek Türk hukukunun uygulandığı, dosyaya celp edilen belgeler, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, yurda giriş çıkış kayıtları uyarınca davacının 21.07.1983-20.12.2016 tarihleri arasında kesintili olmak üzere toplamda 23... ay 8 gün davalı işyerinde çalıştığı, tanık beyanları, emsal ücret araştırmaları ve işin yurt dışında yapılması ile davacının kıdemi birlikte değerlendirildiğinde davacının son net ücretinin 2.400,00 USD olup iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatını hak edecek şekilde sona erdiği hususunda bir tereddüt bulunmadığı, tanık anlatımlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı, hafta tatillerinde çalıştığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı ancak davalı tarafından ücretlerinin ödendiği ispat edilemediğinden fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazandığı, hesaplamaların tanık anlatımına dayanması nedeniyle takdiren %40 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 10.07.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 23.03.2023 tarihli kararı ile; davacının davalı işverenin yurt dışı inşaat projelerinde belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştığı, tespit edilen çalışma süresinin dosya kapsamı uyarınca yerinde olduğu, dosyaya sunulan sözleşme imzalanmadan önce davacı işçinin sözleşmenin ayrıntılarına, özellikle uygulanacak ülke hukukunun hangisi olduğuna dair bilgilendirildiğine, aydınlatıldığına ve müzakere edildiğine yönelik iddia ve ispat bulunmadığının anlaşılmasına göre davada Türk hukukunun ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasında dosya kapsamına, emsal yargı kararlarına göre isabetsizlik bulunmadığı, çalışmaların yurt dışında gerçekleşmiş olması, emsal ücret araştırması, bordro içerikleri, hayata dair yaşam deneyimleri gözetildiğinde ücret tespitinin doğru olduğu, tanık beyanlarına göre belirlenen alacakların indirim uygulanarak hüküm altına alınmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 31.10.2023 tarihli bozma kararı ile; somut olayda davalı işverenin yurt dışı projelerinde çalıştırılmak üzere istihdam edilen davacı işçinin tüm çalışma dönemlinde ...'da bulunan davalıya ait işyerinde çalıştığı, davacı tarafından iş görme ediminin fiilen söz konusu ülkede yerine getirilmiş olup mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı ... olduğunun sabit olduğu, davacıya çalıştığı dönemde ücretinin USD olarak ödendiği, daha sıkı ilişkili hukukun tespitinde sadece işçi ve işverenin Türk olmasının tek başına belirleyici kriter kabul edilemeyeceği, buna göre tüm çalışma döneminde uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğinin düşünülmemesinin hatalı olduğu ve mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği, hâl böyle olunca, ... hukukunda uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2024 tarihli kararı ile; ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre; çalışanın, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya bilmesi gerektiği tarihten itibaren üç ay içinde uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için mahkemeye başvurma hakkına sahip olduğu, ...'da çalışan işçilerin bu 3 aylık süre içerisinde dava açtıkları takdirde işçilik alacaklarını talep edebilecekleri, ancak geçerli sebeplerle burada belirtilen şartlar dâhilinde bu süre içinde başvurunun yapılmaması hâlinde, Mahkemenin yeniden bir süre tesis edebileceği, dosya kapsamındaki deliller incelendiğinde, ... federasyonu İş Kanunu'nun ilgili maddesinde belirtilen zamanaşımı yönünden yeniden bir süre tesis edilebilmesi için geçerli herhangi bir sebebe rastlanmadığı kanaatine varıldığı, dava açılış tarihi olan 12.04.2017 tarihinden 3 ay geriye gidilecek olduğunda tespit edilen 12.01.2017 tarihi öncesi alacakların Rus hukukuna göre zamanaşımına uğradığının görüldüğü, davacının en son işten ayrıldığı tarihin 20.12.016 tarihi olduğu, bu nedenlerle dava konusu edilen alacakların talep edilebilirliğinin ortadan kalktığının tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2024 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.02.2025 tarihli bozma kararı ile; davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmeyerek, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına ilişkin olarak öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin 03.07.2016 tarihli Kanun değişikliği ile 1 yıla çıkarıldığı, somut olayda; davacının iş sözleşmesinin, söz konusu Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 20.12.2016 tarihi itibarıyla sona erdiği dikkate alındığında; bu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri hakkında 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmekte olup dava tarihi (12.04.2017) itibarıyla da 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, o hâlde davalı tarafın yasal süresi içinde davaya karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i gözetilerek dava konusu alacaklar hesaplatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı ikinci kez bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulmasına karar verilerek devam edilen yargılamada 02.07.2025 tarihli bilirkişi ek raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. ... hukukundaki 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açıldığı dikkate alınarak tüm dönem için hesaplama yapılması gerektiğini, b. Yabancı hukuk uygulanmasının hukuk güvenliği ve sürpriz karar yasağı yönünden hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. ... Federasyonu hukuku uyarınca davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın reddi gerektiğini, b. Tespit edilen ücretin hatalı olduğunu, c. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını, d. . Davacının yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tümünün ödendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, talep edilen alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, ücretin tespiti, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının karşılığının ödenip ödenmediğine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.