T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/493 KARAR NO : 2025/1611 KARAR TARİHİ : 17/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2023 NUMARASI : 2023/230- 2023/904 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 24/03/2023 DAİRE KARAR TARİHİ : 17/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2025 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/1…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/493 KARAR NO : 2025/1611 KARAR TARİHİ : 17/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2023 NUMARASI : 2023/230- 2023/904 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 24/03/2023 DAİRE KARAR TARİHİ : 17/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2025 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/11/2023 tarih ve 2023/230 Esas 2023/904 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM; Davacı, şirketin abonesi olan davalının, Kemalpaşa'daki iş yerinde yapılan incelemede mühür koparmak sureti ile kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilerek 26.05.2021 tarihli tutanak düzenlendiğini, Yargıtay kararı gereği tutanağın aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belge niteliğinde olduğunu, kaçak elektrik kullanımına ilişkin kaçak elektrik kullanım bedeli tahakkuk ettirilmesine rağmen davalının ödeme yapmaması üzerine hakkında İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2021/11778 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin itiraz üzerine durduğunu, belirterek, itirazının iptali ile takibin devamını ve asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı, davanın yasal süre içinde açılmaması nedeni ile usulden reddi gerektiğini, kaçak elektrik kullanılmadığını, şirketin abone olduğu günden itibaren düzenli olarak faturalarını süresinde ödediğini ve 15.05.2021 tarihinde yaptıkları müracaat üzerine aboneliklerini sonlandırdıklarını ve teminatlarının iade edildiğini, 26.05.2021 tarihinde tutulan tutanağın gerçeği yansıtmadığını, aboneliğin sona erdiği 15.05.2021 tarihinden sonra tutanağın tanzim edildiğini, tutanak tarihinde başka bir abonenin kaydının mevcut olduğunu, tutanakta bu aboneden hiç söz edilmediğini, davalının aboneliğinin bulunduğu yerden aylar öncesinden ayrılmasına ve şirketin hiçbir faaliyetinin kalmamasına rağmen şirket adına kaçak elektrik tutanağı düzenlenmesini anlamadıklarını, tutanağın düzenlendiği tarih itibari ile yeni abone aleyhine yazılması gerektiğini, tahmine ve yoruma dayalı kaçak miktarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: Mahkemece, "Somut dava yönünden kaçak elektrik kullanım tutanağının 26.05.2021 tarihinde düzenlenmiş olması karşısında, davalının tutanağın düzenlendiği işyerindeki aboneliğinin 16.05.2021 tarihi itibari ile sona erip, bu işyerinde 17.05.2021 tarihi itibari ile .... Şirketinin aboneliğinin başlamış olması nedeni ile davalının, abone sıfatı ile kaçak elektrik kullanımından sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu durumda, davalı tarafça fiili kullanım yönünden inkarda bulunulması karşısında, davacı tarafın, davalı şirketin tutanak tarihi itibari ile veya kullanım tutanak tarihinden önce davalı tarafından yapılmış ise bu yöndeki iddiaları için davalının tutanağa konu işyerinde fiili kullanıcı olduğunu ve kaçak elektrik kullandığını kanıtlaması zorunludur. Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli nitelikte belge olmayıp her türlü delil ile aksinin ispatının mümkün bulunması yanında davacı şirket görevlilerinin tutanak düzenlemiş olması ispat yükünü değiştirmediği gibi, tutanak, davalının eyleminin sabit kabul edilmesini gerektirecek başlı başına bir belge niteliğinde de değildir. Her ne kadar tutanak, davalı şirket hakkında düzenlenmiş ise de tutanakta, davalının abone olmamasına rağmen fiili olarak kullanıcı olduğuna dair hiçbir belirleme yapılmadığı gibi, davacı tarafça, dava dilekçesine ekli olarak bu konuda hiçbir delil ve belge dosyaya sunulmamıştır. Bunun yanında, davacı tarafça davalının fiili olarak kullanıcı olduğuna dair ön inceleme sonrası verilen kesin ve ihtarlı süreye rağmen tanık delili dahil hiçbir delil bildirilmemiş, zabıt mümzilerinin tanık sıfatı ile dinlenilmesi dahi talep edilmemiştir. Buna göre davacı tarafça, davalının abone sıfatı ile veya fiili kullanıcı olarak tutanağın düzenlendiği işyerinde kaçak elektrik kullandığı iddiasını kanıtlayamadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı istinaf talebinde bulunmuştur. BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalı yanın kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirmediğini iddia ederek, tutanak tarihinde kullanım yerinde bulunmadıklarına ilişkin iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye gelen ihbar veya yapılan kontroller neticesinde saptanan bir durum akabinde kaçak tespit sürecine başlandığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 42. Maddede sayılan hallerden birisinin mevcudiyetinin kaçak tüketim sayıldığını, Somut olayda, şirket ekiplerince yapılan tespit ile davalının "aboneye ait özel trafoda bulunan iki adet iniş kablosunun bir tanesi kesilip ek yapılarak tesis içerisine harici olarak ölçü panosuna girmeden çekildiği" suretiyle dağıtım sistemine müdahale edip sayaçtan geçirilmeksizin kaçak elektrik enerjisi kullanıldığı belirlendiğini ve kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, Kaçak tespitinde tutanağın eksiksiz ve okunaklı olarak mer'i mevzuata uygun biçimde doldurularak faturalandırılmak üzere tahakkuk servisine aktarılmasının esas olduğunu, tutanağın usulüne ve mevzuata uygun düzenlendiğini, Somut durumda davalının, hem abone olarak hem de fiili kullanıcı olarak kullanım yerinde bulunduğunu , davalının yönetmelik çerçevesinde hesaplanan kaçak tüketime ilişkin fatura bedelinden sorumlu olacağını, davalının aboneliğinin iptal edildiğini ve kullanım yerinde bulunmadığını iddia etmesinin herhangi bir dayanak teşkil etmeyeceğini, dava dışı üçüncü kişilerin kullanım yerinde bulunduğunu ve bu kişilerin kaçak tüketimden dolayı sorumlu olacağı iddiaları somut olarak ispat edilemediğini, dava dışı herhangi bir üçüncü kişinin sorumlu olduğu durumda dahi davalının sorumluluğunun devam edeceğini, tespit anından önceki durumu ve fiili kullanıcı harici geçmişteki kullanıcıları araştırma yükümlülüğü bulunmadığını, Yerel mahkeme delillerin tek taraflı olarak toplandığını ve aksinin ispat edilemeyeceği hususunun gerçeği yansıtmadığını beyan etse dahi bu türden delillerin yine aynı düzeyde deliller ile aksinin ispatlanması gerekirken davalı taraf herhangi bir ispat aracı öne sürmeden sadece itiraz etmekle yetinilmesi tek başına mevcut delilleri geçersiz hale getirmeyeceğini, faturalandırma esasına ilişkin yapılan hesaplamalar aktif enerji ve dağıtım değerleri üzerinden tahakkuk ettirilerek bedellendirildiğini, şirketçe davalıya tahakkuk ettirilen tutarlar içerisinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, Davalının ne cevap ne de ikinci cevap dilekçesinde herhangi bir delil sunmadığı ve toplanılmasını talep etmediğini, iddialarını doğrular nitelikte bilgi ve belgenin dosya muhteviyatında bulunmamasının yanı sıra yerel mahkeme tarafından da bu iddiaları doğrular herhangi bir bilgi belgenin toplanılmasına karar verilmediğini, bu haliyle aboneliğin sonlandırıldığı tarih ve dava dışı bir üçüncü kişinin mahalde aboneliği bulunduğu yönündeki iddiaların ispatlanmadığı, davalının kullanım yerinde bulunmadığına dair herhangi bir kolluk araştırması ve benzeri uygulama gerçekleştirilmediğini, eksik incelemeye dayalı hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik tüketimi nedeniyle davalı abone adına tahakkuk ettirilen bedelin tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konu taşınmazda kaçak elektrik kullanılıp kullanılmadığı, davalının kaçak kullanım bedelinden sorumlu olup olmadığı ve miktarının tespitinden kaynaklanmaktadır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Kaçak elektrik tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığından, davada ispat yükünün davacı şirkete ait olduğu sabittir. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2023/3968 Esas-2024/236 Karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/4374 Esas-2024/2867 Karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/4375 Esas-2024/2594 Karar) Yargıtay uygulamaları ile abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen kaçak ve normal kullanım bedelinden fiili kullanıcıyla birlikte abonenin müteselsilen sorumlu olduğunu kabul edilmektedir. Davalı ... abonesinin, taşınmazı tahliye etmesi nedeniyle hizmet alma ihtiyacının ortadan kalkmasıyla birlikte, basit bir başvuru işlemiyle abonelik sözleşmesini sona erdirip; sözleşme nedeniyle hem kendisi ve hem de karşı taraf nezdinde doğmuş tüm hak ve borçlardan arınmış olarak kiralanandan ayrılması mümkün iken, bunu yapmayarak, kendi aboneliği üzerinden üçüncü kişilerin kaçak elektrik kullanmasına olanak tanımış olması dahi, sözleşme hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı, dolayısıyla da, sonuçlarına katlanılması gereken bir davranış niteliğinde kabul edilmelidir.Davalı abonenin aboneliğini iptal ettirmediği sürece sorumluluğu devam edecektir. Davalı abonenin taşınmazı tahliye etmesi illiyet bağını kesmeyeceği gibi kaçak kullanımdan dolayı kullanan şahsın haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğu da abonenin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Davalı ... abonesi aboneliğini iptal ettirmedikçe fiili kullanıcının eyleminden doğan kaçak elektrik bedelinden kaçak kullanıma sebebiyet vermesi nedeniyle sorumludur. (HGK.nun 24.9.2003 gün ve 2003/13-492-505 esas- karar sayılı ilamı, 27.04.2011 gün 2011/19-104 Esas 2011/239 Karar sayılı ilamı) Davacı şirketin taşınmazdaki kiracılığının Aralık 2020 tarihinden önce sona ermesine rağmen 15.05.2021 tarihinde yaptıkları müracaat üzerine aboneliklerini sonlandırdığı ve teminatlarının iade edildiğini, 26.05.2021 tarihinde davacı kurum elemanlarınca kaçak elektrik kullanma tutanağı ve fatura düzenlendiği, tutanak tarihinde başka bir abonenin kaydının mevcut olduğunu anlaşılmakta ise de kaçak elektrik kullanımının sadece son 10 güne ait olup olmadığının tespiti ile davalının aboneliğinin sonlandırılmasından önceki döneme ait kaçak kullanım tespiti halinde, aboneliğini iptal ettirmeyen davalı şirketin de fiili kullanıcı ile birlikte sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Kullanımın son 10 güne ait olmadığı yani daha uzun süre olduğunun tespiti halinde de davacı şirketin kaçak kullanımı ispat etmesi gerekir. Bu durumda mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak ve tüm delliler değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, esasa ilişkin diğer yönler incelenmeksizin, HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi gereğince İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/11/2023 tarih, 2023/230 Esas, 2023/904 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, -Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.