Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin (müteveffa) davalı işverenin Cezayir'deki işyerinde 26.07.2013-26.10.2014 tarihleri arasında demir doğrama ustası olarak net 1.350,00 Euro ücretle çalıştığını, üç öğün yemek ve kalacak yerin davalı işveren tarafından temin edildiğini, ikili vardiya düzeninde 07.50 - 18.50 ve 18.50-07.50 saatleri arası hafta tatili günleri de dâhil olmak üzere çalıştığını, çalışmasının bazı günler gece saat 22.00'ye kadar devam ettiğini, on beş günde bir gün izin k
DAVA KONUSU: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin (müteveffa) davalı işverenin Cezayir'deki işyerinde 26.07.2013-26.10.2014 tarihleri arasında demir doğrama ustası olarak net 1.350,00 Euro ücretle çalıştığını, üç öğün yemek ve kalacak yerin davalı işveren tarafından temin edildiğini, ikili vardiya düzeninde 07.50 - 18.50 ve 18.50-07.50 saatleri arası hafta tatili günleri de dâhil olmak üzere çalıştığını, çalışmasının bazı günler gece saat 22.00'ye kadar devam ettiğini, on beş günde bir gün izin kullandırıldığını, dinî bayramların ilk günü dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, fakat fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ödenmediğini, davacının Cezayir'de iken rahatsızlandığını, 10.08.2014 tarihinde otuz günlük yıllık izne gönderildiğini, 25.09.2014 tarihinde oturum izni biten davacının rahatsızlığının 09.10.2014 tarihinde sona erdiğini, Şirket yetkilileri ile temas kurmasına ve rahatsızlığının bittiğini bildirmesine rağmen davacının 26.10.2014 tarihinde işten çıkışının verildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ücretinin tespiti ile fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.