T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:21/01/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 29/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALAR…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:21/01/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 29/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacı şirket ile ... Petrol A.Ş.'nin yetkili bayisi olan davalı arasında Müşteri Taşıt Tanıma Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre bayi tarafından müşteriye fatura edilecek akaryakıt bedeli üzerinden iskonto uygulanacağının taahhüt edildiğini, davacı tarafından sözleşme gereğince düzenli olarak akaryakıt satın alındığını ancak davalı tarafından sözleşme maddesi gereği taahhüt edilen iskontonun uygulanmadığını, bu nedenle iskonto bedelinin fatura edilerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafın faturaya haksız olarak itiraz ettiğini, davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye güvenilerek tesis edilen TSS cihaz bedeli için de ödeme yapıldığını, bu bedelden de davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, belirtilen fatura bedellerinin ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu beyanla İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yönelik olarak davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötüniyetli yapılan itiraz nedeniyle davalının İİK md. 67 gereği %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan 12/08/2016 tarihli sözleşmenin 11. maddesinde "Taraflar arasında vuku bulacak anlaşmazlıklarda Antalya Mahkemeleri ve Antalya İcra Daireleri yetkilidir." şeklinde kesin yetki kuralının belirlendiğini, davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, taraflar arasında süren ticari iş ilişkisinin sözleşme tarihinden itibaren devam ettiğini, davacının taahhüt edilen miktarda yakıt alımı yaptığı tarihlerde davalının %6 iskonto uyguladığını, ancak davacının taahhüt ettiği miktarda akaryakıt satın almaması nedeniyle davalı şirkete verilen yetkiye dayanılarak sözleşmenin feshedildiğini, o güne kadar verilen indirimin fatura düzenlenerek davacıdan iade alındığını, davalının üzerine düşen belirli miktarda yakıt alımına ilişkin edimini yerine getirmediğini, bu nedenle davalı tarafından iskonto bedelini sözleşmenin kendisine verdiği yetki ile geri çektiğini, davacı tarafından iddia edilen şekilde davalı şirkete borcunun bulunmadığını beyanla öncelikle davanın yetki açısından incelenerek yetki itirazının kabulüne, davalı aleyhine açılan davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Somut olayda taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık sözleşmesinin davalı tarafından haklı sebeple feshedilip edilmediği, sözleşmenin feshi halinde davacının fatura bedelini tahsil edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafından davalıya gönderilen 18/01/2018 tarihli fesih ihbarnamesinin incelenmesinde; 12/08/2016 tarihli taşıt tanıma sistemi anlaşma uyarınca aylık 20 m³ akaryakıt tüketim taahhüt edilmesi karşılığında aylık %6 indirim uygulandığını, buna rağmen taahhüt edilen miktarda akaryakıt alınmadığından sözleşmenin 31/08/2018 tarihi itibariyle feshedileceğini, yapılan iskonto oranlarının iadesini talep ettiği görülmektedir. Taraflar arasında 12.08.2016 tarihli Müşteri Taşıt Tanıma Sözleşmesinin 5.2.maddesinde; “Bayi müşteriye fatura edilecek akaryakıt bedelinin KDV hariç toplamının %6 tutarında fatura üzerinden ıskonto yapacaktır.” hükmünün; 5.3.11 maddesinde; “Müşteri aylık 20 m³ akaryakıt tüketeceğini taahhüt etmektedir. İş bu sözleşme tahtında müşterinin taahhüt ettiği yakıt miktarı karşılığında indirim söz konusu olmuş ve sözleşmenin 5.2 maddesinde belirtilmiştir. Her ay yapılacak kontroller sonrasında müşterinin taahhüt ettiği tüketimi yapmaması / yapamaması durumunda, bayi vermiş olduğu indirimi tamamen geri alabileceği gibi, inisiyatifi dahilinde belli bir oranda da geri çekebilecektir. İndirim oranının değişmesi durumu müşteriye hiçbir şekilde imzalamış olduğu bu sözleşmeyi iptal edebilme hakkı vermeyeceği konusunda taraflar tam bir mutabakata varmıştır.” hükmü yer aldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan sözleşme metinleri ile; davacı müşteri tarafından aylık 20 m³ akaryakıt alınacağı yönünde taahhüt bulunulduğu, buna karşılık davalı bayinin de müşteriye fatura edilecek akaryakıt bedeli üzerinden KDV hariç toplam %6 oranında iskonto yapacağının kararlaştırıldığı görülmektedir. Davalı taraf sözleşme uyarınca taahhüt edilen aylık yakıt miktarı tamamlanmadığından sözleşmenin feshedildiğini savunmuştur. Her ne kadar davacı tarafça davalı bayi tarafından taahhüt edilen iskontonun yapılmadığı, bu nedenle feshin haksız olduğu ve iskonto bedeli açıklamalı faturadan kaynaklı takip yapıldığı ileri sürülmüş ise de bilirkişi aracılığı ile incelenen taraf defterleri, yakıt tüketimi ve faturalar nazara alındığında davalı tarafça sözleşmede taahhüt edilen iskontonun, davacı müşteri tarafından taahhüt edilen yakıt tüketimin altında kalmasına rağmen 2016/8 ve 2017/9 dönemleri arasında uygulandığı, devamında ise yine davacı tarafından taahhüt edilen aylık 20 m³'lük yakıt alımının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Buna göre taraflar arasındaki imzalanan 12/07/2016 tarihli sözleşmenin 5.3.11 maddesi uyarınca yakıt alımı yönünden şartlar yerine getirilmediğinden, davalı bayinin vermiş olduğu indirimi tamamen geri alabileceğinin tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırıldığı davacı müşterinin iskonto bedelinden kaynaklı alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketle ... Petrol A.Ş. yetkili bayiisi olan davalı yan arasında müşteri taşıt tanıma sözleşmesi imzalandığını, buna göre bayi tarafından müşteriye fatura edilecek akaryakıt bedeli üzerinden iskonto uygulanacağının taahhüt edildiğini, anılı sözleşmenin 5.2. maddesinde "Bayi müşteriye fatura edilecek akaryakıt bedelinin KDV hariç toplamının %6 tutarında fatura üzerinden iskonto uygulanacaktır." denilerek müvekkiline fatura edilecek akaryakıt bedelininden bu şekilde iskonto yapılacağının hüküm altına alındığını, müvekkili tarafından sözleşme gereğince düzenli olarak akaryakıt satın alınmışsa da davalı yan tarafından sözleşme maddesi gereği taahhüt edilen iskontonun uygulanmaması üzerine iskonto bedelinin fatura edilerek davalıya gönderildiğini, ancak iş bu faturaya davalı yan tarafından haksız ve yersiz olarak itiraz edildiğini, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeye güvenerek sözleşmenin 2. maddesi kapsamında tesis edilen TSS cihaz bedeli için de ödeme yaptığını, iş bu bedelden de sözleşmeye aykırı davrandığı açık olan davalının sorumlu tutulması gerektiğini, iki şirket arasında bir süreden beri devam eden ve ticari ilişkiyi gösteren sözleşme ve mevcut kayıtlar gereğince müvekkilinin satın almış olduğu akaryakıt ürünleri gereği uygulanmayan iskonto nedeniyle kesilen fatura ve sözleşmeden kaynaklı bedellerinin ödenmemesi nedeniyle müvekkili şirketin davalıdan halen alacağı bulunduğunun açık ve net olarak görüldüğünü, Yerel Mahkemece bilirkişi raporları dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, ilk alınan bilirkişi raporunda davalı aleyhine faturaya dayalı olarak başlatmış olduğu icra takibinde haklı olduğunun ispatlandığını, ... tarihli bilirkişi ek raporunda bilirkişi tarafından değerlendirmeye esas alınan sözleşme ve dolayısıyla 20 m³ alım taahhüdü üzerinden değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu çünkü müvekkilinin imzaladığı sözleşme dava dosyasına sunulmuş olup bilirkişinin bu sözleşmeyi dikkate almadığını, karşı tarafın sunduğu ve müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında ekleme yapılan sözleşmeyi esas aldığını, karşı tarafın sunduğu sözleşme ile ilgili olarak beyan ve itirazlarının Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas nolu dosyasında belirtildiğini, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme tek bir nüshadan oluşmakta olup müvekkili tarafından imzalanan ve karşı tarafa gönderilen sözleşmenin hem bu dosyaya hem de diğer dosyaya sunulduğunu, karşı yanın gerek bu dosyaya ve gerekse diğer dosyaya sunduğu sözleşme örneğinin müvekkilinin onayı olmadan, müvekkili tarafından kabul edilmeden sonradan doldurulmuş olup bu haliyle sözleşmenin kabulünün mümkün olmadığını, metreküp sınırlaması ve süre sınırlaması getirmeden yalnızca fatura üzerinden %6 iskonto yapılması şartıyla karşı yanının teklifini kabul ettiğini ancak karşı yanın sunduğu sözleşme incelendiğinde müvekkilinin imzaladığı sözleşmeye daha sonradan 20 metreküp akaryakıt tüketme şartı ile sözleşme süresinin 3 yıl olacağı şartının eklendiğinin görüldüğünü, eklenen bu iki şart kesinlikle taraflar arasında konuşularak kararlaştırılmadığından müvekkilinin kabul etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin anlaşma yaptıkları sözleşme metnini imzalayıp kaşeleyerek karşı yana gönderdiğini, ancak göndermeden önce her ihtimale karşı sözleşmenin kendisi tarafından imzalanan suretinin bir fotokopisini alıp dosyaladığını, sözleşmeyi müvekkili şirketin merkezinde imzaladığını ve her ne kadar sözleşme bir nüsha düzenlense de müvekkilinin imzaladığı halinin bir fotokopisinin şirket sekreteri tarafından çekilerek yine şirket muhasebecisine teslim edildiğini, bu gerçeklerle ilgili delillerinin de ... Esas sayılı dosyaya bildirildiğini, nitekim anılan dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda karşı yanca dosyaya sunulan sözleşme üzerindeki 20 m³ ve 3 yıl şartının el yazısı olduğu ve eklendiğinin bilirkişi tarafından tespit edildiğini, karşı tarafın, aslında en baştan beri müvekkili şirketin hiç belirtilen metreküpte akaryakıt kullanmadığını iddia etmelerine rağmen nedense ödenen bedel üzerinden iskonto uygulanmadığını fark eden müvekkilinin iskonto talep etmesi üzerine haksız ve kötü niyetli olarak sözleşme fesih ihbarnamesi gönderip cezai şart talep ettiğini, sırf bu hususun dahi davacının kötü niyetli olarak aslında hak kazanmadıkları bir alacağı tahsil amacı güttüğünü ispatladığını, bilirkişinin değerlendirmesinde esas aldığı sözleşme ve dayanak hükmün gerçeğe aykırı olmasına rağmen bu düşüncelerini desteklemekte olup sonucu itibariyle doğru olduğunu, bununla bilirlikte kesinlikle aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte karşı yanın sunduğu sözleşme esas alınsa dahi ortada haklı nedene dayalı bir fesih olduğunu kabul etmeye hukuken olanak olmadığını, şöyle ki sözleşmenin 5.3.10. maddesine göre; "Müşteri her ne sebeple olursa olsun iş bu sözleşme tahtında düzenlenmiş olan maddelere koşulsuz riayet etmekle yükümlüdür...müşteriye ait araçların bir ay süreyle akaryakıt almaması ... veya tüketimin % 50'nin altına düşmüş olması dahil olmak üzere tüm bu durumlar bayiye işbu sözleşmeyi tek taraflı fesih etme hakkı vermektedir..." gerek bayinin bu sözleşmeyi haklı sebeplerle tek taraflı fesih etmek istemesi gerekse müşterinin sözleşmesini erken fesih etmek istemesi, ayrıca yukarıda belirtilmiş olan maddelerde dahil olmak üzere müşteri ilk fatura döneminden sonra elde ettiği tüm indirim tutarlarını bayiye geri ödemek zorundadır." Sözleşmenin 5.3.11 maddesine göre; “Müşteri aylık 20 m3 akaryakıt tüketeceğini taahhüt etmektedir. İş bu sözleşme tahtında müşterinin taahhüt ettiği yakıt miktarı karşılığında indirim söz konusu olmuş ve sözleşmenin 5.2 maddesinde belirtilmiştir. Her ay yapılacak kontroller sonrasında müşteri taahhüt ettiği tüketimi yapmaması / yapamaması durumunda, bayi vermiş olduğu indirimi tamamen geri alabileceği gibi, inisiyatifi dahilinde belli bir oranda da geri çekebilecektir. İndirim oranının değişmesi durumu müşteriye hiçbir şekilde imzalamış olduğu bu sözleşmeyi iptal edebilme hakkı vermeyeceği konusunda taraflar tam bir mutabakata varmıştır.” Sözleşmenin 5.3.10 maddesinde geçen "müşteri ilk fatura döneminden sonra elde ettiği tüm indirim tutarlarını bayiye geri ödemek zorundadır." düzenlemesinden ilk fatura dönemi iskontosunun hiçbir şekilde, hatta sözleşme feshedilse dahi geri istenemeyeceğinin anlaşıldığını, bu düzenlemenin ilk ay alınan yakıt miktarının taahhüt edilenin altında olsa dahi iskontonun iadesine sebep olmayacağını gösterdiğini, diğer yandan asıl bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı yanın Ekim/2017 tarihinden itibaren taahhüt ihlali nedeniyle %6 iskontoları uygulamamaya başladığını, bu nedenle öncelikle Ekim/2017 tarihine kadar durumun ne olduğuna bakılması gerektiğini, sözleşme 12/08/2016 tarihinde yapılmış olup müvekkilinin 2016 yılı Ağustos ayında yapmış olduğu alım hariç tutulduğunda Eylül/2017 dahil olmak üzere müvekkilinin 6 ay limitin üstünde, 7 ay ise limitin altında alım yaptığını, bununla birlikte 6 aylık limit üstü alımlarının toplamı 15.247,44 litre iken 7 aylık limit altı alımlarının toplamının ise 14.936,46 litre olduğunun asıl bilirkişi raporunda yer alan tablodan anlaşıldığını, buna göre Eylül 2017 sonu itibariyle müvekkilinin davalı yandan aldığı yakıt miktarının, aylık taahhütleri toplamının üstünde olduğunu, hal böyle iken ve üstelik son üç ayda (Temmuz - Ağustos - Eylül 2017) müvekkilinin yakıt alım miktarının aylık limitinin de üstüne çıkmışken davalı tarafın Ekim/2017 tarihinden itibaren taahhüt ihlali nedeniyle %6 ıskontoları uygulamamaya başladığını, müvekkilinin araçlarına ihtiyaç duydukça yakıt aldığını, müvekkilin yaptığı iş gereği bazı aylar az ve bazı aylar fazla yakıt almasının doğal olduğunu, önceden verilen aylık taahhüdün neticede tahmine dayalı olduğunu, nitekim bazı aylar tahminin ve limitin altında, bazı aylarda ise üstünde yakıt alındığını, karşı tarafın da sözleşme yapılırken bütün bunların farkında olduğunu, sadece bir kaç ay taahhüdün tutturulamamış olmasının sonraki aylarda iskonto yapılmamasının kabulü için yeterli olmadığını, davalı yanın Ekim/2017 tarihinden itibaren taahhüt ihlali nedeniyle %6 ıskontoları uygulamaktan vazgeçmesinin sözleşmeye, 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesine ve 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesine açıkça aykırı olduğunu, buna karşın müvekkilinin sözleşme gereğince iskontonun uygulanmaması nedeniyle alımlarını düşürmesinin en doğal hakkı olduğunu, 6098 sayılı TBK'nın 97. maddesine göre kendi iskontolu yakıt verme borcunu yerine getirmeyen davalının müvekkilinden aylık taahhüdünü tamamlamasını bekleyemeyeceğini, sözleşmenin feshi için 5.3.10 maddesinde ya "müşteriye ait araçların bir ay süreyle akaryakıt almaması" ya da "tüketimin % 50'nin altına düşmüş olması" şartlarından birinin gerçekleşmiş olmasının öngörüldüğünü, bir ay süreyle yakıt alınmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bilirkişi tarafından Ekim/2017 tarihinden sonraki alımların %50'nin altına düştüğü gerekçesiyle davalı yanın sözleşmeyi fesih hakkının doğduğunun kabul edildiğini, oysa yukarıda açıklandığı üzere Ekim/2017 ve sonrasında davalı yanın haksız ve hukuksuz bir şekilde iskonto uygulamasından vazgeçtiğini, böyle bir durumda müvekkilinin 6098 sayılı TBK'nın 97. maddesi gereğince kaynaklı yakıt alma veya az alma hakkı bulunmakta olup bu durumun sözleşmenin feshine gerekçe olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sözleşmede öngörülen taahhüdü bulunmamakla birlikte bir an için aksi düşünülse dahi müvekkilinin iddia edilen taahhüdü dahi ihlal etmesinin söz konusu olmadığını, davalı yanın sözleşmede tarafların gerçek iradesine, 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesine ve 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesine aykırı olarak iskonto uygulamaktan vazgeçtiğini ve akabinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığı halde sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız ve hukuksuz bir şekilde feshettiğini, bu nedenlerle davalı tarafın davaya konu fatura bedellerini ödemesi gerektiği gibi TTS bedelini de ödemesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporlarındaki hususlar dikkate alınmadan davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı ve hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında bilirkişi raporlarına karşı beyan ve itirazları ve dilekçelerinin irdelenmediğini, taleplerinin dikkate alınmadan ve incelenmeden hatalı olarak davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, haklı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; taşıt tanıma sözleşmesinden kaynaklı iskonto bedeli ve TSS cihaz bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. HMK'nın 353/1-a. maddesinde Bölge Adliye Mahkemesi'nin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği haller sayılmış olup bunlardan birisi de 6. bentteki uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halidir. Hukuk sistemimizde dar istinaf sistemi benimsenmiştir. Bu sistemin en temel özelliği ise denetimin asıl olmasıdır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece aşamasında dosyanın tam olarak tekemmül etmiş olması varsayımı üzerine oturtulmuştur. Bu nedenle istinaf mahkemesinin esas hakkında bir denetim yapabilmesi ve bir karar verebilmesi İlk Derece Mahkemesince usulünce verilmiş esasa ilişkin bir kararın varlığına bağlıdır. İlk Derece Mahkemesince bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, temelde hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir. Tarafların davanın esasıyla ilgili gösterdikleri delillerin hiç toplanmaması veya toplanmış olmakla beraber hiç değerlendirilmemesi veya talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Somut uyuşmazlıkta; davacının dava konusu taşıt tanıma sözleşmesinden kaynaklı iskonto bedeli ve TSS cihaz bedeline ilişkin ayrı ayrı fatura düzenleyerek her iki faturayı da icra takibine dayanak olarak gösterdiği, dava dilekçesinde de iskonto bedeli yanında TSS cihaz bedeline ilişkin taleplerinin olduğunu beyanla icra takibine itirazın iptalini talep ettiği ancak Yerel Mahkeme kararının gerekçesinde TSS cihaz bedeline ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, Mahkemece bu talep hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği görülmüş olmakla Yerel Mahkemece verilen karar bu yönden hatalıdır. Sonuç olarak; Mahkemece, davacının takip talebinde ve dava dilekçesinde yer alan TSS cihaz bedeli talebine ilişkin de olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekillinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29/09/2025 ...