Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 12.02.2011 tarihinde alt işverenler nezdinde elektrik arıza işinde çalışmaya başladığını, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin, asgari geçim indirimi alacaklarının davalı ...'tan tahsilini, birleşen dava dilekçesinde ise; birleşen davanın davalıları ile davacı arasında düzenlenmiş olan 15.02.2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutan
DAVA KONUSU: Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 12.02.2011 tarihinde alt işverenler nezdinde elektrik arıza işinde çalışmaya başladığını, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin, asgari geçim indirimi alacaklarının davalı ...'tan tahsilini, birleşen dava dilekçesinde ise; birleşen davanın davalıları ile davacı arasında düzenlenmiş olan 15.02.2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, işçilik alacaklarının tahsili için açılan alacak davası ile ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davasının birlikte görülüp görülemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, asıl dava dilekçesi ile davacının ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, asgari geçim indirimi ve yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiş, birleşen dava ile ise davacının iradesinin sakatlandığını ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, dava dosyasının, Adıyaman İş Mahkemesinin 2020/536 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Adıyaman İş Mahkemesinin 28.02.2022 tarihli ve 2022/81 Esas, 2022/121 Karar sayılı kararı ile aralarında fiilî ve hukuki bağlantı bulunduğu gerekçesiyle ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin davanın, Adıyaman İş Mahkemesinin 2020/536 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise davacının iş sözleşmesi devam ederken imzalanan arabuluculuk tutanağında feshe bağlı alacak kalemlerinin de yer aldığı, gerçekte bir fesih işlemi olmadığı ve ödemelerin avans niteliğinde olduğu, bu nedenle arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince ise davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bilindiği gibi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmüne göre arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşılan hususlarda dava açılamaz. Ancak söz konusu anlaşma belgesinin geçersiz olması hâlinde, taraflar arasında arabuluculuk yoluyla yapılan bir anlaşmadan söz edilemeyeceğinden, uyuşmazlık konusu hak ve alacaklarla ilgili dava açılması mümkündür. Dairemiz uygulamasına göre anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri süren taraf, bu belgenin iptalini ayrı bir dava ile talep edebileceği gibi anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti talebini, alacak veya işe iade talebi ile aynı davada da ileri sürebilir. Davacının dava dilekçesinde anlaşma belgesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek netice-i talep bölümünde alacak veya işe iade talep etmesi yahut dava dilekçesinde anlaşma belgesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek netice-i talep bölümünde anlaşma belgesinin iptali ile alacak veya işe iade talep etmesi durumunda ortada tek bir dava vardır. Her iki hâlde anlaşma belgesinin geçersizliği iddiası, açılan davada ön sorun olarak incelenir. Aynı şekilde alacak ya da işe iade davasında, cevap dilekçesinde geçerli bir anlaşma belgesi olduğunun savunulması durumunda da bu husus, aynı davada ön sorun olarak ele alınır. Diğer bir ifade ile davacıya anlaşma belgesinin iptaline yönelik ayrı bir dava açılması için süre verilmesine gerek bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki mahkemece, alacak veya işe iade davası ile ilgili hükümden ayrı olarak anlaşma belgesinin geçersizliğine ilişkin bir hüküm kurulması da sonucu değiştirmez. Anlaşma belgesinin geçersizliğinin ön sorun olarak ele alındığı böyle bir davada kesinlik hususu belirlenirken ön sorun değil, asıl talep konusunun kendisi dikkate alınmalıdır. Böylece temyiz incelemesi sırasında işe iade davası mahiyeti itibarıyla kesin kabul edilir, alacak davasında ise miktara göre kesinlik belirlenir. Diğer taraftan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin bir dava açıldıktan sonra, bu tutanağa konu alacak veya işe iade talebi hakkında bir ayrı dava açılması durumunda artık iki dava mevcut olduğundan, bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi dahi, anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin davayı, ön sorun hâline getirmez. Bu durumda iki ayrı dava bakımından gerek kesinlik gerekse kanun yoluna başvuru hususu ayrı ayrı ele alınıp incelenmelidir. Şöyle ki anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti davasında, miktar veya mahiyet yönünden kesinlik söz konusu olmadığından bu davaların temyiz denetimi her zaman mümkün iken asıl talep konusu alacak veya işe iade olan davalar bakımından aynı durumdan söz etmek mümkün değildir. Alacak davalarına konu taleplerin 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca miktar bakımından temyiz edilip edilemeyeceği resen gözetilmelidir. İşe iade davaları ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 8/1-(a) hükmü gereğince temyiz edilemez. Görüldüğü gibi anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti ile alacak veya işe iade davalarına karşı kanun yolları birbirinden farklı hâle gelebilmektedir. Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davası ile alacak veya işe iade davası ayrı ayrı açılmış ise daha sonra bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi durumunda, bu karar, sonucu birbirini etkileyebilecek nitelikte iki davadan birinin temyiz denetimini kesinlik nedeniyle hukuken imkansız kılarken, temyize tâbi diğer davanın temyiz incelemesi de etkisiz hâle getirebilir. Hâl böyle olunca ayrı ayrı açılan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti davası ile alacak veya işe iade davasının birleştirilmesi yerinde olmaz. Ancak söz konusu davalar biribirinin sonucunu etkileyebilecek nitelikte olduğundan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin davanın sonucu bekletici mesele yapılarak karar verilmelidir. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından alacak davası ve arabuluculuk tutanağının iptali davaları ayrı ayrı açılmış olup alacak davasında, arabuluculuk tutanağının iptali davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerkirken davaların birleştirilerek görülmeleri isabetsizdir. 6100 sayılı Kanun'un 167. maddesi uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına, davanın her safhasında karar verilebilir. Hâl böyle olunca Mahkemece, birleştirilen Adıyaman İş Mahkemesinin 28.02.2022 tarihli ve 2022/81 Esas, 2022/121 Karar sayılı arabuluculuk tutanağının iptali dava dosyası asıl davadan tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedilmeli, asıl dava yönünden, arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davası bekletici mesele yapılmalıdır. Davaların birlikte görülmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.