TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/11/2020 NUMARASI : 2017/1034 Esas, 2020/548 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1289 KARAR NO : 2026/80 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/11/2020 NUMARASI : 2017/1034 Esas, 2020/548 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili, davalı ile müvekkili şirket arasında alçıpan sözleşmesi ve saten alçı boya sözleşmesi olmak üzere iki adet sözleşme imzalandığını, bu sözleşmelerden alçıpan sözleşmesine göre müvekkili şirketin davalıya ait olan C ve D bloklara ait alçıpan işlerini malzeme davalıya ait olacak şekilde yapmayı üstlendiğini, sözleşmelerden saten alçı boya sözleşmesine göre ise aynı adreste D bloka ait malzeme davalıdan olacak şekilde yapmayı üstlendiğini, müvekkiline ödenecek olan sözleşme bedelinin ise götürü ücret şeklinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin saten alçı boya sözleşmesinde davalının kusurlu hareketi nedeniyle işin ifasının süre olarak uzamasına neden olması üzerine davalıdan hem işçilik hem de malzeme bakımından fiyat farkı istediğini, bunun üzerine davalı, müvekkiline işin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde olduğu yerde bıraktırdığını, müvekkili şirketin anılan işten dolayı zararlara davalının kusurlu hareketi nedeni ile maruz kaldığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının netice ve taleplerinin 5. maddesinde belirtilen malzeme fiyat farkı alacağının belirlenerek şimdilik 5.000,00 TL'nin, 7. maddesinde belirtilen fazla işçi çalıştırılmak zorunda kalınması nedeniyle yargılama sırasında belirlenecek olan SGK primleri, işçi yemek bedeli, teknik personel maaş zararı olmak üzere 2.500,00 TL'nin, 12. maddesinde belirtilen ticari itibar kaybı nedeniyle tespit edilecek şirket değer kaybı nedeniyle yargılama sırasında tespit edilecek bedelden şimdilik 2.500,00 TL'nin tahsiline ilişkin talepleri yönünden yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca hukuki menfaat yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan yargılama sonucunda; dava, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacı ile davalı arasında ... numaralı eser sözleşmeleri uyarınca davacı tarafından davalıya ait binada alçıpan yapım işlerinin üstlenildiği, taraflar arasında 30.11.2016 tarihli ve davacı tarafından “geçici kabul” olarak nitelendirilen sözleşmelerin, yukarıda belirtilen asıl eser sözleşmelerini ileriye etkili şekilde sona erdiren ikale sözleşmeleri niteliğinde olduğu, bu kapsamda tarafların ticari defter ve kayıtları ile dava konusu alacak kalem ve miktarlarına dayanak sözleşmeler üzerinde yapılan inceleme amacıyla dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi raporunda dava dilekçesinde talep edilen her bir alacak ve tazminat kalemi bakımından ayrıntılı değerlendirmeler yapıldığı, davacının alacak ve tazminat taleplerinin dosya kapsamına göre ispatlanamadığı ve ticari itibar kaybı nedeniyle talep edilen tazminatın da ticari faaliyetin sürekliliği dikkate alındığında yerinde olmadığı yönünde görüş bildirildiği, söz konusu raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunduğu, her ne kadar davacı vekili 14/09/2020 tarihli dilekçesi ile sözleşmelerin gabin ve hile ile imzalatıldığını ileri sürerek tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de bu talebin daha önce 04/12/2018 tarihinde reddedildiği, ayrıca sözleşmeler ve ek protokol tarihleri itibarıyla Türk Borçlar Kanunu’nda gabin ve hile için öngörülen öğrenmeden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin, davacının ticari ilişkinin devamı ve ek protokol tarihi olan 16/08/2016 itibarıyla öğrenme tarihinin kabulü halinde dahi dolmuş olduğu, kaldı ki davacı şirketin tacir sıfatıyla basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından iddialarının ispatlanamadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinafında; gerekçeli kararın, bilirkişi raporundaki tespitlerin özetlenmesinden ibaret olduğu, rapora yöneltilen somut ve kapsamlı itirazların hiçbirinin karşılanmadığı, ek rapor veya yeni bilirkişi heyeti talebinin değerlendirilmediği ve bu suretle Yargıtay denetimine elverişsiz, soyut ve seçenekli değerlendirme içermeyen rapor doğrultusunda hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu; özellikle gabin ve hile iddiaları yönünden HMK m.203/ç gereğince tanık dahil her türlü delille ispat mümkün olmasına rağmen, sözleşmenin baskı altında imzalatıldığı, projenin geç teslim edildiği, hakedişlerin şerhsiz imzalanmaması halinde ödeme yapılmayacağı yönünde tehditte bulunulduğu ve malzeme değişikliklerinin dayatıldığı hususlarında doğrudan bilgi sahibi olan tanıkların dinlenmesi talebinin reddedilmesinin eksik inceleme teşkil ettiği; bilirkişi raporunda sözleşme hükümlerine dayanılarak davacının dava ve talep haklarından feragat ettiğinin ileri sürülmesinin hukuka aykırı olduğu, zira doğmamış haktan peşinen feragatin geçersiz bulunduğu; projenin süresinde teslim edildiğinin ispat yükünün işverene ait olmasına rağmen dosyadaki e-posta yazışmaları, yayın listeleri, revizyon kayıtları ve SDSF formlarının gecikmenin davalıdan kaynaklandığını gösterdiği halde “gecikmenin kimden kaynaklandığı belirlenemedi” sonucuna varılmasının hatalı olduğu; ek protokolde imza itirazı bulunmasına rağmen imza incelemesi yapılmadığı ve hesaplama dahi yapılmaksızın tek yönlü değerlendirme yapıldığı; geçici kabul tutanağının “ikale” olarak nitelendirilmesinin hukuki vasıflandırma hatası olduğu, zira geçici kabulün sözleşmeyi sona erdiren bir irade açıklaması değil, denetim işlemi niteliğinde bulunduğu ve tutanakta işin sözleşme ve projeye uygun, eksik ve kusursuz olduğunun kabul edildiği; hakedişler ve DTF kesintileri yönünden noter ihtarlı itiraz ve fatura süreçlerinin dikkate alınmadığı, ayıp ihbarı ve geçici kabulde eksik-kusur tespiti bulunmadığı halde tek taraflı tutanaklarla kesinti yapılmasının hukuken geçerli sayılamayacağı; ayrıca kâr kaybı, ticari itibar kaybı, kira bedeli, fazla damga vergisi, teminat mektubu masrafı ve cari hesap alacağı talepleri bakımından somut hesaplama yapılmaksızın soyut kanaatlerle sonuca gidildiği; bilirkişi raporları arasındaki eksik ve çelişkilerin giderilmesi için ek rapor veya yeni heyet incelemesi yapılması gerekirken bu talepler değerlendirilmeden hüküm kurulmasının kaldırma sebebi olduğu; son olarak davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.13/4’e aykırı şekilde belirlendiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, alçıpan ve saten alçı boya işlerine ilişkin ... numaralı iki ayrı eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup; davacı yüklenici, işin davalı iş sahibinin kusurlu davranışları nedeniyle uzadığını, fiyat farkı talebi üzerine işin haksız şekilde durdurulduğunu ileri sürerek malzeme fiyat farkı, ilave işçilik giderleri ve ticari itibar kaybı nedeniyle tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ise, davacının taleplerinde hukuki yarar bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; söz konusu eser sözleşmelerinin 30.11.2016 tarihli protokoller ile ileriye etkili olarak sona erdirildiği, bilirkişi incelemesine göre davacının alacak ve tazminat taleplerini ispatlayamadığı, ticari itibar kaybının somutlaştırılamadığı, ayrıca gabin ve hile iddialarının TBK’da öngörülen süre içinde ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizce istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak yapılan incelemede; 1) Geçici kabul tutanaklarının hukuki niteliği yönünden;Mahkemece 30.11.2016 tarihli geçici kabul tutanakları, sözleşmenin ileriye etkili sona erdirilmesine ilişkin bir ikale sözleşmesi olarak değerlendirilmiş ise de; sözleşmenin 10. maddesinde işin geçici kabulünün düzenlenmiş olduğu, tarafların bu hüküm doğrultusunda her iki işe ilişkin geçici kabul tutanaklarını düzenledikleri, içeriği ve imzaları inkâr edilmeyen bu tutanaklarda sözleşmenin karşılıklı irade ile sona erdirildiğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır.Gerek geçici kabul tutanağında gerek sözleşmenin diğer hükümlerinde, geçici kabul yapılmasının sözleşmeyi ileriye etkili olarak sona erdireceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, geçici kabul tutanağının ikale sözleşmesi olarak nitelendirilmesi isabetli değildir. Geçici kabul, sözleşmede öngörülen teknik bir aşama olup, bir tasfiye belgesi değildir. Geçici kabul, varsa eksikliklerin kesin kabule kadar giderilmesini sağlamak amacıyla düzenlenen bir işlemdir; sözleşmeyi kendiliğinden sona erdiren bir fonksiyonu bulunmamaktadır.Bu yönüyle mahkemenin sözleşmenin ileriye etkili olarak sona erdiği yönündeki kabulü hatalı olmuştur.2) 16.08.2016 tarihli ek protokol yönünden;Mahkemece gerekçe ve bilirkişi değerlendirmesinde esas alınan 16.08.2016 tarihli ek protokolün, UYAP kayıtlarında ve fiziki dosya içeriğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı tarafça bu protokoldeki imzaya açıkça itiraz edilmiş olmasına rağmen, mahkemece prosedürünce imza incelemesi yaptırılmaksızın ve belgenin dosyaya usulüne uygun şekilde kazandırılması sağlanmaksızın değerlendirmeye esas alınması usul ve yasaya aykırıdır. Bu haliyle, varlığı ve geçerliliği tartışmalı bir belgeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.3) Bilirkişi raporuna yönelik teknik itirazlar yönünden;Davacı tarafından bilirkişi raporuna yönelik bir kısım teknik itirazlar ileri sürülmüş olmasına rağmen, bu itirazların karşılanması amacıyla ek rapor alınmadan sonuca gidilmesi de hatalıdır.4) Gabin ve iradeyi sakatlayan sebepler yönünden;Davacı, cevaba cevap dilekçesinde ve 14.09.2020 tarihli dilekçesinde açıkça sözleşmelerin hile ve gabin suretiyle imzalatıldığını ileri sürmüştür. Mahkemece, her iki müessese yönünden 16.08.2016 tarihli protokol tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Ne var ki; TBK’da düzenlenen gabin ve iradeyi sakatlayan sebepler bakımından öngörülen bir yıllık süre; dava açma süresi olmayıp, karşı tarafa sözleşme ile bağlı olmama iradesinin bildirilmesi gereken süredir. Bu nedenle mahkemece; her bir iddia bakımından gabin ve iradeyi sakatlayan sebeplerin unsurlarının oluşup oluşmadığı ayrı ayrı değerlendirilmeden ve davacının bu süre içinde sözleşmeyle bağlı olmadığına dair ihtar veya ihbarda bulunup bulunmadığı, yahut verdiğini geri isteyip istemediği araştırılmadan salt süre gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.Yukarıda açıklandığı üzere; geçici kabul tutanaklarının ikale sözleşmesi olarak değerlendirilmesi, dosyada bulunmayan ve imzası itiraza uğramış 16.08.2016 tarihli protokolün esas alınması, bilirkişi raporuna yönelik itirazların karşılanmaması, gabin ve hile iddialarının unsurları incelenmeden süre yönünden reddedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle sözleşmenin sona erip ermediğinin doğru hukuki nitelendirme ile belirlenmesi, 16.08.2016 tarihli protokolün usulüne uygun şekilde dosyaya kazandırılması ve imza itirazının prosedürünce incelenmesi, gabin ve iradeyi sakatlayan sebepler yönünden her bir unsurun ayrı ayrı değerlendirilmesi, sözleşmenin geçerli ve ayakta olduğu sonucuna varılması halinde ise davacının fiyat farkı, ilave işçilik ve sair talepleri yönünden bilirkişi raporuna karşı tüm itirazlar karşılanmak suretiyle ayrıntılı inceleme ile alınacak ek rapor ile sonucuna göre karar verilmesidir.Kaldırma sebebine ve gerekçesine göre davacının sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/11/2020 tarih, 2017/1034 Esas, 2020/548 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.