TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/07/2021 NUMARASI : 2017/902 Esas, 2021/553 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 01/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/3357 KARAR NO : 2025/1025 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/07/2021 NUMARASI : 2017/902 Esas, 2021/553 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 01/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı itiraz iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili , taraflar arasında 01.12.2014 tarihinde akdedilen sözleşme çerçevesinde, müvekkili şirketin, sözleşmede teknik özellikleri ayrıntılı olarak açıklanmış olan, davalı şirketin yapımını üstlendiği "... ... Otel Projesi Asansör İşleri" konulu sözleşmede yer alan asansörlerin temini, montajı ve çalışır halde teslimi işlemini 360.000 USD + KDV bedel karşılığında üstlendiğini, müvekkili Şirketin, sözleşme çerçevesinde üstlendiği tüm sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirerek söz konusu asansörleri çalışır vaziyette ve taraflarca hazırlanan teslim tutanakları dâhilinde teslim ettiğini, ancak sözleşme bedelinden bakiye 52.453,76 USD'nin ödenmediğini, bunun üzerine, İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ite başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından borca ve yetkiye itiraz edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin yetkiye yönelik düzenlemesi karşısında, yetkiye itirazın mesnetsiz olduğunu, borca itiraz gerekçesi olarak ödeme emri ekinde tebliğ edilen belgenin ödeme emrinde söz edilen belge olmamasının gösterildiğini, ödeme emri ekine konan faturanın, davalının inceleme ve denetimine açık bir şekilde sunulmuşken ve somut olarak hangi faturanın kast edildiği ortadayken müvekkili şirketçe tanzim edilmiş asılsız bir faturanın varlığından söz edilmesinin davalının kötü niyetli ve haksız itirazda bulunduğunu gösterdiğini, ödeme emri ekinde sunulmuş olan 04.06.2015 tarihli faturanın, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine dayanmakta olduğunu, davalı tarafça itiraz dilekçesinde ilintisiz evrak olarak nitelenen belgenin, müvekkili şirketçe davalı yanı bilgilendirme amaçlı oluşturulmuş cari hesap tablosunu gösterdiğini, takipte talep edilen faiz miktarının hataya dayalı olduğunu, asıl alacağa takip tarihi itibariyle, Merkez Bankası Tarafından (Kamu Bankalarınca) Yabancı Para Alacağına Uygulanan Tevdiat Azami faizi olması gerekirken, sehven, avans faizi işletildiğini, açılan işbu davada da ödeme emrinde hatalı olarak yer alan faiz bedelinin eklenmemiş durumda olduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, davalının ödeme emrinde yer alan 52,453,76 USD (Amerikan Doları) asıl alacağı borcu, takip tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankası tarafından (Kamu Bankalarınca) Yabancı Para Alacağına Uygulanan Tevdiat Azami faizi ve asgari %20 inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili , müvekkili şirketin, davacı taraf ile imzalamış olduğu sözleşme kapsamında, davacı yanca tanzim ve müvekkiline tebliğ edilmiş tek fatura olan 04.06.2015 tarih, 360.000,00 ABD Doları karşılığı 968.436,00 TL'lik faturadan kaynaklanan tüm borcunu, sözleşmenin ifasını müteakip 02.01.2015 ile 28.03.2017 tarihleri arasında ödediğini, toplam 970.737,00 TL'lik ödemenin dökümünün; 05.02.2015 tarihli çek ile 83.768,40 TL, 18.05.2015 tarihinde ... Bankası kanalıyla gönderilen 71.326,35 TL, 20.05.2015 tarihinde ... Bankası kanalıyla gönderilen 464,06 TL, 15.09.2015 tarihinde banka havalesi yoluyla 373.307,80 TL, 25.11.2015 tarihinde grup şirketlerinden ... A.Ş. tarafından 30.250,00 ABD Doları karşılığı ödenen 86.784,23 TL, 07.03.2017 tarihinde ... Bankası kanalıyla gönderilen 300.000,00 TL, 28.03.2017 tarihinde ... Bankası kanalıyla gönderilen 55.086,16 TL olduğunu, tanzim olunan fatura bedelinin TL olarak ödeneceği hususunun da taraf şirket yetkilileri arasında açıkça konuşulduğunu ve bu hususta mutabık kalındığını, davacı tarafın 04.06.2015 tarihli fatura dışında tanzim ettiği iddiasında olduğu başkaca hiçbir faturanın bulunmadığını veya böyle bir belgenin dosyaya sunulamadığının da açıkça ortada olduğunu, buna rağmen davacının, neye dayanarak 52.453,76 ABD Doları alacaklı olduğunu izah etmesi gerektiğini, davacının, icra takibi ve işbu dava dosyası kapsamında 52.453,76 ABD Doları alacaklı olduğunu iddia ederken, müvekkili şirket aleyhine Beyoğlu 35. Noterliği kanalı ile keşide etmiş olduğu 13.04.2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesine, 01.12.2014 tarihli Sözleşmeden kaynaklanan alacağının 47.493,52 ABD Doları olduğunu iddia ettiğini, davacı tarafın göndermiş olduğu bu ihtarname ile müvekkilinin cevaben gönderdiği ihtarnamenin de dilekçe ekinde sunulduğunu, davacı tarafın, kendi beyanları içerisinde dahi tutarsız bir tavır sergilemekte, alacaklı olduğunu iddia ettiği rakamı her mecrada farklı bildirmekte olduğunu belirterek ; davanın reddine, takibin iptaline, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece , her ne kadar davalı yan icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine itiraz etmiş ise de her iki taraf tacir olup sözleşme ile icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisini belirleyebilecek olduklarından ve bu durumda sözleşme ile kararlaştırılan yer münhasıran yetkili olduğundan davalı yanın gerek icra müdürlüğünün gerekse mahkemenin yetkisine olan itirazın reddine şeklinde karar verilerek yargılamaya devam olunduğu ,Dava, davacı ile davalı arasında akdedilen 01.12.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve sözleşmede yer alan asansörlerin temini, montajı ve çalışır halde teslimine ilişkin hizmete yönelik olarak doğan kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkin olduğu , Davacı ile davalı arasında akdedilen 01.12.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve sözleşmede yer alan asansörlerin temini, montajı ve çalışır halde teslimine ilişkin hizmete yönelik olarak doğan kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkin olduğu ,bu bağlamda dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm delillerin toplandığı, celbi talep olunan tüm belge ve kayıtların getirtilerek dosyamız arasına katıldığı, davalı yanca itiraz ve cevap dilekçesi ile ileri sürülen yetki itirazlarının az yukarıda izah edildiği üzere ayrı ayrı reddine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu ve davacı ile davalı yan defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak raporlar alındığı, alınan raporlardan, YMM bilirkişiden alınan birleştirici raporun, hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduğunun anlaşıldığı ve hükme esas alınmasına karar verildiği, alınan rapor sonucu, az yukarıda ayrıntıları yazıldığı üzere kısaca; taraflar arasında "Asansör Genel Sözleşme Şartları ve Koşulları” başlıklı sözleşme düzenlendiği, sözleşmenin 6. maddesinde; işin çalışır vaziyette noksansız teslim fiyatının KDV hariç 360.000 USD olarak kararlaştırıldığı, ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri doğrultusunda hesaplama yapıldığında da; sözleşme kapsamında davalı adına düzenlenen faturaların toplam tutarının 363,658,00 USD olduğu, davalı tarafça 311.204,24 USD ödeme yapıldığı, takip tarihindeki davalı şirket borcunun 52.453,76 USD olacağının ve ayrıca takip ve dava konusu alacağa dayanak fatura bedelinin TL olarak ödeneceği hususunda taraf şirketlerce mutabık kalındığı yönünde belge sunulması halinde, davacının takip tarihi itibariyle alacağının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, bu kapsamda, davalı vekilinin de hazır bulunduğu mahkememizin 03/12/2019 tarihli celsesinde davalı vekiline, 29/08/2019 tarihli bilirkişi raporunda da bahsedilen takip ve dava konusu fatura bedelinin TL olarak ödeneceğine ilişkin varsa davacı şirket ile mutabık kalındığına yönelik belge aslını sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, ayrıca verilen kesin sürede belge sunulmadığı takdirde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edildiği, ancak verilen kesin süreye rağmen davalı yanca herhangi bir belge sunulmadığı, somut olayda taraflar arasında, asansör temini, montajı ve çalışır halde teslimine dayalı bir ticari ilişki kurulduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6. maddesinde, işin çalışır vaziyette noksansız teslim fiyatının, 360.000,00 USD olacak şekilde, yabancı para birimi olarak belirlenmiş olduğu, yine sözleşmenin 8. Maddesine göre de; sözleşmede anlaşılan ödeme tutarlarının, ödeme dönemleri geldiğinde, TCMB efektif satış kuru üzerinden müşteriye fatura edileceği, davacı tarafça icra ve dava dosyasına sunulmuş olan Cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere; sözleşme kapsamında davalı adına düzenlenen faturaların toplam tutarının (360.000,00+3.658,00) 363.658,00-USD olduğu, anılan faturalara karşılık davalı tarafça, 311.204,24-USD ödeme yapıldığı, bu haliyle yapılan değerlendirmede de; taraflar arasında yabancı para (USD) üzerinden temel ilişki kurulduğu, kurulan iş bu temel ilişkide de fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmayacağı ve sonuç olarak da davacının kur farkı talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın talep gibi kabulüne ve ayrıca takip konusu alacak likit olduğundan, hükmolunan alacağın (52.453,76 USD) takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL karşılığı olan 186.530,81 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 37.306,36 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği belirtilerek , davanın kabulü ile ,taleple bağlı kalınarak, Davalı-Borçlunun, İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının, 52.453,76 USD asıl alacak yönünden iptali ile; takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca; kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduaata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına ,hükmolunan alacağın (52.453,76 USD) takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL karşılığı olan 186.530,81 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 37.306,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında , lehlerine hükmedilen icra inkar tazminatının talep tarihindeki kur değeri üzerinden hesaplanması gerektiğini , vekalet ücretinin gerekçeli karar tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafında , tüm tutarların müvekkili tarafından ödendiğini , davacının TL. Bazındaki ödemeyi ihtirazi kayıtsız kabul ettiğini , 970.737,00 TL. ödeme yapıldığını , icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu , müvekkiline yapılmış her hangi bir bildirim olmadığından müvekkilinin her hangi bir kaydının olmadığını , Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olup , davacı yüklenici , davalı iş sahibidir.Davacı vekili dava dilekçesinde , taraflar arasında 1.12.2014 tarihli asansör yapım ve montajına dair sözleşme olduğunu , davacı yüklenici müvekkilinin asansörleri teslim ettiğini , yükümlülüklerini yerine getirdiğini , 52.453,76 USD alacağını davalıdan alamadığını , sözleşmenin 24. maddesi gereğince İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu , yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu belirterek asıl alacağa yabancı para alacağına uygulanan tevdiat azami faizine hükmedilmesini ve davalının itirazının iptalini talep etmiştir.Davalı vekili , davacının sözleşmeye göre 7 adet asansör yapmayı üstlendiğini ,aralarında 4.6.2015 tarihli 968.436,00 TL. lik fatura olduğunu , müvekkilinin 970.737,00 TL. ödediğini , TL ödenmesi konusunda mutabık olduklarını , icra takibinde talep edilen faiz hususunda davacının eldeki bu dava ile alacak davası açmış olduğunu , faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu , yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Yerel mahkeme , taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6. maddesinde, işin çalışır vaziyette noksansız teslim fiyatının, 360.000,00 USD olacak şekilde, yabancı para birimi olarak belirlenmiş olduğu, yine sözleşmenin 8. Maddesine göre de; sözleşmede anlaşılan ödeme tutarlarının, ödeme dönemleri geldiğinde, TCMB efektif satış kuru üzerinden müşteriye fatura edileceği, davacı tarafça icra ve dava dosyasına sunulmuş olan Cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere; sözleşme kapsamında davalı adına düzenlenen faturaların toplam tutarının (360.000,00+3.658,00) 363.658,00-USD olduğu, anılan faturalara karşılık davalı tarafça, 311.204,24-USD ödeme yapıldığı, bu haliyle yapılan değerlendirmede de; taraflar arasında yabancı para (USD) üzerinden temel ilişki kurulduğu, kurulan iş bu temel ilişkide de fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmayacağı ve sonuç olarak da davacının kur farkı talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı lehine icra inkar tazminatına karar vermiştir.Taraflar arasında 01.02.2014 tarihli Asansör Genel Sözleşmesi mevcut olup , sözleşmede asansör veya yürüyen merdivenlerin projelendirme , çalışır vaziyette tesliminin kararlaştırıldığı , sözleşme bedelinin KDV hariç 360.000,00 USD olduğu , işin 30.05.2015 tarihinde anahtar teslim edilmesi gerektiği , garanti süresinin 24 ay olduğu , teslimden itibaren 4 ay içerisinde ayıpların bildirilmesi gerektiği , yetkili mahkeme ve icra dairelerinin İstanbul Mahkeme ve icra daireleri olduğu kararlaştırılmıştır.Davacı vekilince dosya kapsamına , 21.03.2016 ,24.8.2016 ,25.10.2016 tarihli teslim tutanaklarının sunulduğu anlaşılmıştır.13.4.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı defter ve BS formlarına göre davacının 311.204,24 USD davalıdan asansör işine karşılık tahsilatta bulunduğunu , bir kısmının dolar olarak , bir kısmının TL olarak ödendiğini , 52.453,76 USD asansör işinden ,177,40 TL.'de bakım işinden alacaklı olduğunun bildirildiği görülmüştür. 17.9.2018 tarihli bilirkişi raporu davalı defterlerini inceleyerek , davalı defterine kayıtlı 13.4.2015 tarihli faturanın kayıtlı olmadığını , davalının 28.3.2017 tarihinde ödeme yaparak borcu sıfırladığını , her hangi bir kur farkı faturasının kesilmediğini , davacının kur farkı faturası düzenlemeden kur farkını talep ettiğinin anlaşıldığını , davalının borcu bulunmadığını tespit etmesi üzerine raporlardaki çelişkiyi gidermek üzere yeniden farklı bilirkişiden rapor alındığı anlaşılmıştır.Hükme dayanak yapılan 29.8.2019 tarihli bilirkişi raporunda , Davalının, takip ve dava konusu alacağa dayanak fatura bedelinin TL olarak ödeneceği hususunda taraf şirketlerce mutabık kalındığını iddia ettiği, dosya içeriğinde davalı iddiasını destekleyen herhangi bir belgenin bulunmadığı, belge sunulması halinde, davacının takip tarihi itibariyle alacağının bulunmadığı sonucuna varılacağı, İlgili mevzuat ve sözleşme hükümleri doğrultusunda hesaplama yapıldığında da; sözleşme kapsamında davalı adına düzenlenen faturaların toplam tutarı 363,658,00 USD olduğu, davalı tarafça 311.204,24 USD ödeme yapıldığı, takip tarihindeki davalı şirket borcunun 52.453,76 USD olacağı" şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiştir.Somut olayda taraflar arasında 1.12.2014 tarihli sözleşmeye göre asansör sözleşmesi gereği KDV hariç 360.000.00 USD bedelle anlaştıkları ve ödeme dönemleri geldiğinde TCMB efektif satış kuru üzerinden müşteriye müşteriye fatura edileceği düzenlenmiştir.Sözleşme maddesinin aksine TL ile ödeme yapılacağı davalı tarafından yazılı olarak ispatlanmamıştır. Davacının sözleşme hükümleri doğrultusunda yaptığı talep , davalı ödemesi mahsup edildikten sonra yerindedir. Bu haliyle mahkemenin davanın kabulüne karar vermesinde hukuka ve usule aykırılık yoktur.Davacı lehine vekalet ücretine karar verirken dava açılırken yatırılan harç dikkate alınarak karar verilir. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf talebi yersizdir. Dava konusu alacak , ticari defter kaydı ve BS formları dikkate alındığında , davalı iş sahibinin ödemesi mahsup edildikten sonra hesaplanabilen likit alacak konumundadır. İcra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu sebeplerle yerel mahkeme kararı dosya kapsamına , hukuka ve usule uygun olduğundan , taraf vekillerinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2021 tarih ve 2017/902 Esas, 2021/553 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yatırılması gereken 12.741,86 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.244,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.497,09 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 01/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.