TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/09/2021 NUMARASI : 2018/1092 Esas, 2021/993 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı ol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/257 KARAR NO : 2026/340 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/09/2021 NUMARASI : 2018/1092 Esas, 2021/993 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olup, davanın kısmen kabulüne dair karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında yapılan ticari alışverişler neticesinde müvekkilince düzenlenen faturalara konu borcun davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/313 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, ancak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu nedenle alacak davası açıldığını belirterek 9.177,80 TL cari hesap alacağının takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin ... İnşaatı İşi için dava dışı iş sahibi ve müteahhit ile Yangına Dayanıklı Kapı Yapılması ve Takılması, Yüksek Hızlı ... işleri sözleşmesinin yapıldığını, akabinde müvekkilinin davacı ile anlaşarak işi davacıya alt taşeron olarak yaptırdığını, ancak kapılarda imalat ve montaj hataları ile gizli ayıpların, eksik kusurlu işlerin çıktığını, bunların giderilmesinin davacından istenildiğini ancak davacı tarafından sorumluluklarının yerine getirilmediğini, 36 adet yangın kapılarının sertifikalarının geçersiz olduğunu, tespit edilen işlerin dava dışı 3. firmalara yaptırıldığını, üçüncü kişilere yaptırılan iş bedellerinin davacıya yansıtılacağının bildirildiğini, bu bedellerin davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, Davacı tarafından, taraflar arasındaki ilişkinin yangın kapısı satımına ilişkin olduğu, montajının dahil olmadığı iddia edilmekte iken; davalı tarafından, kapıların montajının da dahil olduğunun savunulduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının alacağını oluşturan faturaların yangın çıkış kapısına ilişkin olduğu, fatura içeriğinde montaj işinin yer almadığının görüldüğü, dosya içeriğinde davacı tarafından yapılan montaj işine ilişkin olarak düzenlenmiş herhangi bir hakediş belgesinin de bulunmadığı, yangın kapılarının davalı adına özel olarak üretilmiş de olmadığı, montaj işinin de dahil olduğu hususunda davalı tanıklarının soyut beyanlarından başka dosyaya sunulmuş herhangi bir delil mevcut olmadığı, bu nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin yangın kapısı alım satımından ibaret olduğu, kapıların montajı işinin sözleşmeye dahil olmadığı kanaatine varıldığı, davacının dava konusu cari hesap alacağını oluşturan faturaların 03/07/2012 tarihli 7.670,00 TL bedelli fatura ile 22/10/2012 tarihli 1.416,00 TL fatura olduğu, davacı tarafından düzenlenen 03/07/2012 tarihli 7.670,00 TL bedelli faturaya itiraz edilmediği ve davalı yanın ticari defterlerine kaydedildiği, davalı yanın ticari defter ve kayıtları kendisi lehine kesin delil teşkil ettiğinden, işbu faturaya konu malların davalı yana teslim edildiğinin kabulü gerektiği, bu faturaya yönelik olarak herhangi bir ödemeye de rastlanılmadığı, bu nedenle davacının işbu fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, ancak 22/10/2012 tarihli 1.416,00 TL bedelli faturanın davalı yanın ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı gibi, işbu faturaya konu malların davalı yana teslim edildiğine dair dosyaya herhangi bir sevk irsaliyesi vs. belge de sunulmadığı, bu hali ile 22/10/2012 tarihli 1.416,00 TL bedelli faturaya konu malların davalı yana teslim edildiği davacı tarafından ispat edilemediğinden, işbu faturaya yönelik alacak istemi yerinde bulunmadığı, davalı tarafça, teslimi yapılan yangın kapılarının ayıplı olduğu iddia edilerek buna ilişkin olarak bir kısım mail yazışmaları ile fotoğrafların dosyaya sunulduğu ve tanık deliline dayanıldığı, ancak sunulan mail yazışmalarının davalı yanın tek taraflı beyanlarından ibaret olduğu, davacı tarafından ayıpların kabul edildiğine ilişkin herhangi bir yazışmanın mevcut olmadığı, dosyaya sunulan fotoğrafların da siyah beyaz olup net olarak anlaşılamadığı, kapıların ayıplı olması nedeniyle itfaiyeden onay alınamadığı ve iskan alınamadığı savunulmuş ise de, buna ilişkin olarak dosyaya sunulan herhangi bir yazılı belge bulunmadığı, yine davalı tarafından dava dışı kişiler tarafından kapılar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alındığı belirtilen raporun da dosyaya sunulmadığı, dava dışı 3. kişilere yaptırılan işlerin de davacı tarafından satılan yangın kapılarının onarılmasına ilişkin olup olmadığının anlaşılmadığı, dinlenilen davalı tanıklarının beyanlarının ise soyut beyanlardan ibaret olup, tek başına ayıp iddiasını ispata yeterli görülmediği, bu nedenlerle davalı yanın malların ayıplı olduğu savunmasına itibar edilmediği, davacı tarafından, dava konusu alacağına ilişkin olarak davalı aleyhine 10/01/2013 tarihinde icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibi ile davalı tarafın temerrüde düşürüldüğü, taraflar arasındaki iş ticari nitelikte olduğundan kabul edilen alacak miktarına 10/01/2013 tarihinden avans faizi işletilebileceği kanaatine varıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporlarının eksik olduğunu, mail içeriklerinin dikkate alınmadığını, mail içeriklerinden davacıya ayıp ihbarında bulunulduğunun anlaşılmakta olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından eser sözleşmesi olarak değerlendirilmemesinin hukuken hatalı olduğunu, davacıya Kartal 3.Noterliğinin ... Yevmiye Nolu 10.01.2013 tarihli ihtarname ile zarar kalemlerini ödemesi, hatalı imalatları Yangın Yönetmeliği’ne uygun hale getirmesi ve onaya uygun yapması, aksi halde zararların tazmininin yasal yollardan isteneceğinin ihtar edildiğini, davacının ihtarın gereğini yerine getirmemesi üzerine 3.kişi ...'a işin yaptırıldığını, davacının davasını ispat edemediğini, bu hususta faturanın delil olarak kabul edilemeyeceğini, iş teslim tutanağı ve mutabakat metni bulunmadığını, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğinden bahisle kararın kaldırılması talep edilmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Davacı, davalı ile ticari alım satım sözleşmesi kurulduğunu ancak ödenmeyen cari hesap alacağı olduğunu beyan ederek alacak talebinde bulunmuştur. Davalı, davacı ile sözlü olarak kurulan sözleşme ilişkisinin kapı imalat ve montajına ilişkin olduğunu ve davacının eksik ve ayıplı olarak işi yaptığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, kısmen kabul kararı verilmiştir. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/313 Esas sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde; işbu dosya davacısı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali talepli olarak dava açıldığı, mahkemece HMK'nun 150/6 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeyerek 10/09/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından cari hesap alacağına istinaden davalı aleyhine 10/01/2013 tarihinde 9.086,00 TL asıl alacak, 31,80 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.117,80 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren uygulanacak ticari faiziyle birlikte tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.Davalı tanığı ..., "ben davalı ... yapı şirketinde üretim müdürü olarak çalışmaktayım, ben dava konusu ürünlerin satın alma aşamasında bulundum, davacı şirket yetkilisi ... ile birebir görüşme yaptım, bizim ayrıca taşeron işler yaptırdığımız ... vasıtasıyla tanıştık, yanlış hatırlamıyorsam 30 küsur yangın kapısı ve montajın yapılması için anlaşma yapıldı, daha sonra sevkiyat aşaması dahil birçok hususta anlaşmazlıklar çıktı, biz yapılan işleri ... firmasına kabul ettiremedik, yangın kapılarında menteşelerde kollarında ve statiklerinde montaj ve üretim hataları olduğu tespit edildi ve fotoğraflandı, davacı şirket yetkilisi ... yaptığım telefon ve mail yazışmalarına da herhangi bir olumlu yanıt alamadık, daha sonra biz bu işleri ... isimli bir firmaya yaptırdık, ... zaten davacı şirketin adamıydı, kapıların montajı da onun tarafından yapıldı, Gebze ... firması yangın kapılarının yönetmeliğe uygun olmadığı nedeniyle itfaiyeden onay alamadıklarını ve iskanda alamadıklarını bize bildirdi, bu konuda da ... ile görüşmeler yaptık ancak sonuç alamadık, bu durum imalat hatasından kaynaklanmaktadır" beyanında bulunmuştur. Davalı tanığı ..., "ben davalı şirkette satış müdürü olarak çalışmaktayım, ... yapı firması otomatik kapı üreten bir firmadır, Gebze Organize ... firması ile de bir anlaşma yapıldı, bu anlaşma doğrultusunda yapılacak yangın kapıları işleri de davacı şirkete ihale edildi, daha sonra davacı tarafça yapılan işlerde montaj hataları ve üretim hataları tespit edildi, menteşelerde kopmalar oldu, kapılar şartnameye uygun olarak üretilmedi, biz davacı şirketin 3-4 defa uyarılarda ve bildirimlerde bulunduk, ancak herhangi bir işlem yapılmadı, işveren firma tarafından da bize uyarılar gelmeye başlayınca işi başka bir firmaya ihale ettik" beyanında bulunmuştur. 18/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı tarafından hazırlanan BA ve BS mutabakat formlarının davalı tarafından imzalandığı, davacının davalıdan 9.086,00 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 22/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı yanın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, davalı kayıtlarına göre davacı yanın 7.670,00 TL alacaklı olduğu, dava konusu kapıların ayıplı olduğu hususunun dosya içindeki belge ve bilgilerden anlaşılamadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında;Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte sözlü olarak sözleşme ilişkisine girildiği hususunda ihtilaf bulunmamakla birlikte, sözleşmenin kapsam ve içeriği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı yan, ticari alım satım olarak sözleşme ilişkisinin kurulduğunu beyan ederken, davalı taraf imalat ve montajı da kapsadığını ifade etmiştir. Her ne kadar davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuş ise de, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin ticari alım satım olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dolayısıyla yargılama konusu olaya eser sözleşme hükümlerinin değil, tacirler arasında ticari alım satım hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik olmadığı değerlendirilmiştir.İlk derece mahkemesince, taraflar arasındaki ilişkinin doğru bir şekilde tanımlandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasaya uygun olduğu gibi dosya kapsamı ile de uyumlu olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/09/2021 tarih ve 2018/1092 Esas, 2021/993 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 132,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 600,00 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.