Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9448 E. , 2024/5805 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9448 Karar No : 2024/5805 DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av.... - Av. ... DAVALI : ... (E-Tebligat) VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... DAVANIN KONUSU : ...'ın, vefatı halinde Sivas ili, Merkez İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı ... Camii haziresine defnedilmesine, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununu
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9448 E. , 2024/5805 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9448 Karar No : 2024/5805 DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av.... - Av. ... DAVALI : ... (E-Tebligat) VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... DAVANIN KONUSU : ...'ın, vefatı halinde Sivas ili, Merkez İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı ... Camii haziresine defnedilmesine, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 211. maddesi gereğince izin verilmesine ilişkin 23/02/2023 tarih ve 6838 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, ... Haziresinin adını, adına vakıf kurulan ve camiiye adını veren ... Sultan’dan aldığı, (...), adı geçen büyük dedesinin anılan vakıfların mütevelli heyetinde yer aldığı ve ... Vakfının da hocası olduğu, kendisinin de ... Türbesini Yaptırma Yaşatma ve Koruma Derneği Başkanı olduğu, dedesinin dedesi ve soyundan gelenlerin kabirlerinin anılan cami haziresinde bulunduğu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde akrabası olan ... ile birlikte adı geçen vakıflara ilişkin olarak “galleye müstehak vakıf evladı” oldukları iddiasıyla ... Esasında açtıkları davaya, vakıf evladı olduğu iddiasıyla dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında adı geçen ...'ın kardeşi ...’ın asli müdahil olarak katılması üzerine dosyaya sunulan belgelerden, ...’ın ... Camii Haziresine defnine izin veren dava konusu Cumhurbaşkanı kararının öğrenildiği ve Cumhurbaşkanı Kararının iptaline yönelik bakılmakta olan bu davanın açıldığı, ... Camii Haziresinin 18/01/1991 tarih ve 939 sayılı kararla “taşınmaz kültür varlığı” olarak tescil edildiği, Vakıflar Bölge Müdürlüğünce cami etrafında yer alan mezarların restore edildiği, ...’ın alevilerin yoğunluklu olarak yaşadığı mahallede bulunan ve kutsal mekanları olarak görülen ... Camii Haziresine defni halinde mezhepsel hassasiyetin zedeleneceği, öte yandan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 211. maddesi uyarınca mezarlıklar dışında başka yerlere ölü defnine ilişkin koşulların mevcut olması durumunda Cumhurbaşkanı tarafından izin verilebileceği ancak bu koşulların bulunmadığı, ayrıca 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 9. maddesinde; Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları, sit alanları ile koruma alanlarına inşai ve fiziki müdahale yapılamayacağının kurala bağlandığı, açılan bu davaya emsal nitelikte Danıştay kararları verilmiş bulunduğundan, “taşınmaz kültür varlığı” niteliğindeki söz konusu hazireye mezar yeri olarak adı geçen kişinin defnine izin veren işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVALI CUMHURBAŞKANLIĞI SAVUNMA ÖZETİ : Dava konusu işlemin 23/02/2023 tarihinde ihdas edildiği dolayısıyla 06/07/2023 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı, husumetin taraflarına yöneltilemeyeceği, ehliyet yönünden, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı belirtilerek usul yönünden; ...'ın ... Camii Haziresine defnine ilişkin herhangi bir yasal engelin olup olmadığının Vakıflar Genel Müdürlüğünden sorulması üzerine bu hususta bir sakınca bulunmadığı cevabı üzerine Cumhurbaşkanlığı Makamının kendisine ait takdir yetkisini kullanarak 6/5/1930 tarihli 1489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 211. maddesi uyarınca dava konusu işlemle adı geçenin ölümü halinde ...’ın mezkur Hazireye defnedilmesine yönelik dava konusu işlemin tesis edildiği, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu belirtilerek de esas yönünden davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) SAVUNMA ÖZETİ: Dava dava konusu işlemle ölümü halinde bahsi geçen hazireye defnine izin verilen 01/05/1939 doğumlu ...’a davanın ihbar edilmesi sonrasında adı geçen tarafından verilecek karardan menfaatinin etkileneceği belirtilerek davaya katılarak davanın reddine karar verilmesi istenilmiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davacının ... Türbesini Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı olduğu buna karşılık dernek adına dava açılması gerekirken gerçek kişi olarak davacı tarafından açılan davanın hukuki yararının ve menfaat bağının bulunmadığı ve ehliyet yönünden reddi gerektiği 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkında Kanunun 15. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince davanın ehliyet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, ...'ın, vefatı halinde Sivas ili, Merkez İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı ... Camii haziresine defnedilmesine, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 211. maddesi gereğince izin verilmesine ilişkin 23.02.2023 günlü, 6838 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin ehliyet ve süreye ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde hazire: cami, türbe, tekke v.b yerlerde çevresi parmaklıklarla çevrili mezar yeri olarak tanımlanmıştır. 13/12/1925 günlü, 243 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanunun 1. maddesinin ilk fıkrasında "Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhının tahtı tasarrufunda gerek suveri aharla tesis edilmiş bulunan bilümum tekkeler ve zaviyeler sahiplerinin diğer şekilde hakkı temellük ve tasarrufları baki kalmak üzere kamilen seddedilmiştir. Bunlardan usulü mevzuası dairesinde filhal cami veya mescit olarak istimal edilenler ipka edilir." hükmü yer almış, maddenin 2. fıkrasında da bunları yeniden ihdas edenler hakkında cezai müeyyide uygulanacağı düzenlenmiştir. 1931 tarihli Belediye Mezarlıkları Nizamnamesinin 1. maddesinde, Belediyeye devrolunan mezarlıklar sayılarak, vakfa ait tapulu tapusuz umumi mezarlıkların ve metrük ve sahipsiz mezarlıkların belediyeye devrolunduğu kurala bağlanmış, 2. maddesinde belediyeye devrolunmayan fakat murakabesi ve ölü gömülmesi için ruhsat verilmesi belediyeye ait olan mezarlıklar sayılarak, tapu ile tasarruf olunan mezarlıklar, şahıslara ve ailelere ait hususi vakıf mezarlıklar ve cami harimlerindeki mezarlıklar (Evkafa ait olan bu mezarlıklar bahçelerden başka bir şekilde kullanılamaz ve başka maksatlar için kullanılmasına ruhsat verilemez.) şeklinde belirtilmiştir. 5. maddesinde de "Belediyece tesbit olunan umumi mezarlıktan başka yerlere ölü gömülmesi yasaktır. Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 211 ve 218 inci maddelerine göre yapılacak muameleler bu hükümden müstesnadır." hükmü yer almıştır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7.maddesinin 1. fıkrasının (s) bendi ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 14. maddesinde de mezarlık alanlarını tespit etmek, mezarlıklar tesis etmek, işletmek, işlettirmek, defin ile ilgili hizmetleri yürütmek görev ve sorumluluğunun büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde belediyelere ait olduğu hükme bağlanmıştır. 3998 sayılı Mezarlıkların Korunması Hakkında Kanunun 1. maddesinde, Devlet mezarlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetimindeki tarihi mezarlıklar ile şehitlikler ve cemaatlere ait özel statüsü bulunan mezarlıklar hariç, umumi mezarlıkların mülkiyetinin belediye bulunan yerlerde belediyelere, köylerde köy tüzelkişiliklerine ait olduğu hükme bağlanmıştır. 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 211. maddesinde "Mezarlık ittihaz olunan yerlerden başka yerlere ölü defni memnudur. Fevkalade hallerde ve sıhhi mahzur mevcut olmadığı takdirde Cumhurbaşkanı karariyle muayyen ve malüm mezarlıklar haricinde ölü defnine müsaade edilir." kuralı yer almaktadır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun izinsiz müdahale ve kullanma yasağı başlıklı 9. maddesinde "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, ...'ın oğlu tarafından 29.12.2022 tarihinde Sivas Valiliğine yapılan başvuru ile babasının ... soyundan geldiği, Sivas'ta Mevleviliğin temsilcisi ve şehrin manevi büyüklerinden olduğundan bahisle ölümü halinde ... Camii içerisinde dedelerinin yanında mezar yeri verilmesinin istenilmesi üzerine dava konusu işlemle adı geçen kişinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait ... Camii haziresine defnedilmesine 1593 sayılı Yasanın 211. maddesi uyarınca izin verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu ... Camiinin 1574 yılında inşa edildiği, 1714 yılında minber eklenerek cami haline getirildiği, caminin ön ve arka kısmındaki büyük bahçede çok sayıda mezar bulunduğu, Sivas ili şeyhlerinden ... ve torunlarının caminin son cemaat mahalli içindeki türbede yattıkları, il eşrafından birçok önemli kişinin mezarlarının bulunduğu, caminin 18.01.1991 tarihinde taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. 677 sayılı Kanun uyarınca kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevcut olan tekke, zaviye ve türbeler kapatılarak, bunlardan usulüne uygun cami veya mescit olarak kullanılanların korunacağı belirtilmiş olduğundan, bu kapsamda öncesinde türbe niteliğindeki ... camiinin de Cumhuriyet dönemi öncesinde hazire olarak kullanılmış olan bahçe ve avlusundaki mevcut mezarlarla birlikte korunarak camii olarak kullanılmaya devam edildiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, 3998 sayılı Mezarlıkların Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte Kanunda sayılan mezarlıklar hariç mezarlıkların mülkiyetinin belediye ve köy tüzel kişiliklerine ait olduğu, bunlar dışında kişi, dernek, türbe, özel vakıf veya bir cami hariminde mezarlık oluşturulamayacağı, bir kişinin ölümü halinde kural olarak belediyelerce tespit ve tesis edilen mezarlıklar dışında başka bir alana gömülmesinin yasak olduğu açıktır. 1593 sayılı Kanunun 211. maddesinin ilk cümlesinde de bu kurala yer verilmiştir. Maddenin ikinci cümlesinde kuralın istisnası olarak fevkalade hallerde ve sıhhi mahzur olmadığı takdirde Cumhurbaşkanı kararıyla başka yerlerde de defin izni verileceği belirtilmişse de, bu hükümle Cumhurbaşkanına mutlak ve sınırsız bir takdir yetkisi tanınmamış olup, ancak fevkalade bir durumun bulunması ve sıhhi yönden mahzur bulunmaması koşulunun birlikte gerçekleşmiş olması halinde belediye mezarlıkları dışındaki yerlere defin izni verilebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, olayda ...'ın belediye tarafından tesis edilmiş olan mezarlık dışında bir yere gömülmesini gerektirecek nitelikte fevkalade bir durumun gerçekleştiği yolunda herhangi bir somut bilgi ve belgenin dosyaya sunulmamış olduğu, cami haziresine defne olanak tanıyan özel başkaca bir düzenleme de bulunmadığı anlaşılmakla, ...'ın ... Camii haziresine defnedilmesine izin verilmesi yolundaki Cumhurbaşkanı kararında mevzuata uyarlık bulunmamaktadır. Anayasanın 12. maddesi "Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz." hükmü yer almıştır. ...'a ayrıcalık yapılmasını gerektirecek hiçbir olağanüstü durum bulunmadığından, ölümü halinde belediye mezarlığı dışında ayrı bir yere gömülmesine izin veren dava konusu kararda "eşitlik" ilkesine de uyarlık bulunmamaktadır. Diğer taraftan, ... Camii taşınmaz kültür varlığı olması nedeniyle taşınmazda ve koruma alanında, 2863 sayılı Yasa uyarınca koruma kurulundan izin ve onay alınmaksızın herhangi bir kazı veya inşai faaliyet yapılmasına olanak bulunmamasına karşın, dosyada, Koruma Bölge Kurulundan bu yönde alınmış bir kararın bulunmadığı anlaşılmakla, dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 23.02.2023 günlü, 6838 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 21/10/2024 tarihinde, davacı vekili Av. ...'nun geldiği, davalı idare vekilleri Hukuk Müşaviri ...'ın geldiği, Av. ...'nun geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Başkan ...'nın, davacının gerçek kişi olarak dava açmakta kişisel, güncel ve meşru menfaati dolayısıyla dava ehliyeti bulunmadığı bu durumda davanın ehliyet nedeniyle reddi gerektiği görüşüyle karara usul yönünden katılmamıştır. 2577 sayılı Kanunun 22. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki 15. maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usulüne ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların işin esası hakkında da oylarını kullanacaklarına ilişkin kuralı uyarınca usuli mesele yönünden ve ayrıca aşağıda belirtilen gerekçelerle esas yönünden de Başkan ... oylamaya katılarak karşı oyda kalmakla işin gereği görüşüldü: MADDİ OLAY: ...'ın, vefatı halinde Sivas ili, Merkez İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı ... Camii haziresine defnedilmesine, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 211. maddesi gereğince izin verilmesine ilişkin 23/02/2023 günlü, 6838 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."kuralı getirilmiştir. 13/12/1925 tarih ve 243 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun'un 1. maddesinin birinci fıkrasında "Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhının tahtı tasarrufunda gerek suveri aharla tesis edilmiş bulunan bilümum tekkeler ve zaviyeler sahiplerinin diğer şekilde hakkı temellük ve tasarrufları baki kalmak üzere kamilen seddedilmiştir. Bunlardan usulü mevzuası dairesinde filhal cami veya mescit olarak istimal edilenler ipka edilir." hükmüne yer verilmiştir. Mülga 03/04/1930 tarihli 1580 sayılı Belediye Kanunu'na dayanılarak çıkarılan 01/07/1931 tarihli ve 11410 sayılı Belediye Mezarlıkları Nizamnamesinin 1. maddesinde, Belediyeye devrolunan mezarlıkların iki tür olduğu belirtilerek; vakfa ait tapulu tapusuz umumi mezarlıklar ile metrük ve sahipsiz mezarlıklar olduğu kuralına yer verilmiş, aynı Nizamnamenin 2. maddesinde belediyeye devrolunmayan fakat denetimi ve ölü gömülmesi için ruhsat verilmesi belediyeye ait olan mezarlıklar sayılarak, tapu ile tasarruf olunan mezarlıklar, şahıslara ve ailelere ait hususi vakıf mezarlıklar ve cami harimlerindeki mezarlıklar (Evkafa ait olan bu mezarlıklar bahçelerden başka bir şekilde kullanılamaz ve başka maksatlar için kullanılmasına ruhsat verilemez.) şeklinde belirtilmiştir. 5. maddesinde de "Belediyece tesbit olunan umumi mezarlıktan başka yerlere ölü gömülmesi yasaktır. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 211 ve 218 inci maddelerine göre yapılacak muameleler bu hükümden müstesnadır.", 6/1. maddesinde; "Belediyelere devrolunan mezarlar ve mezarlıklardan tarihi kıymeti haiz olanlar Muhafazai Abidat Nizamnamesi mucibince muamele görür." hükmü yer almıştır. 3998 sayılı Mezarlıkların Korunması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Devlet mezarlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetimindeki tarihi mezarlıklar ile şehitlikler ve cemaatlere ait özel statüsü bulunan mezarlıklar hariç, umumi mezarlıkların mülkiyetinin belediye bulunan yerlerde belediyelere, köylerde köy tüzelkişiliklerine ait olduğu hükme bağlanmıştır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (s) bendi ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 14. maddesinin 1. fıkrasında mezarlık alanlarının belirlenmesi, mezarlıkların tesisi, işletilmesi, defin ile ilgili hizmetleri yürütmek görev ve sorumluluğunun büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde belediyelere ait olduğu hükmüne yer verilmiştir. 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 211. maddesinde; "Mezarlık ittihaz olunan yerlerden başka yerlere ölü defni memnudur. Fevkalade hallerde ve sıhhi mahzur mevcut olmadığı takdirde Cumhurbaşkanı karariyle muayyen ve malüm mezarlıklar haricinde ölü defnine müsaade edilir." kuralı yer almaktadır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 9. maddesinde, "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır." 16. maddesinde, "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasaktır. Buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile, koruma amaçlı imar planlarında, plana; sit'lerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır." hükmüne yer verilmiştir. Söz Konusu Kanun maddelerinin değerlendirilmesinden; ilgili koruma bölge kurulunca karar alınmaksızın korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve korunma alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulamayacağı anlaşılmaktadır. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 10 sayılı "Resmî Gazete Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin" 4. maddesinin birinci fıkrasında, bazı Cumhurbaşkanı kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasının zorunlu olduğu belirtilmekle birlikte, aynı maddenin (ç) bendinde, diğer bazı Cumhurbaşkanı kararlarının ise Resmî Gazete’de yayımlanıp yayımlanmayacağı konusunda karar verme yetkisi Cumhurbaşkanına verilmiştir. Diğer yandan Cumhurbaşkanı kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanma zorunluluğuna ilişkin genel bir hükme Anayasada da yer verilmemiştir. Bu bağlamda dava konusu Cumhurbaşkanı kararı Resmi Gazetede yayımlanmamıştır. Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararından, davacı tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan ve halihazırda derdest olan "Tevliyete Ehil Galleye Müstehak Vakıf Evladı" davasına asli müdahil sıfatıyla katılan ... (...'ın kardeşi) tarafından söz konusu Cumhurbaşkanı Kararının dosyaya ibraz edilmesi nedeniyle UYAP'tan inceleme esnasında 22/05/2023 tarihinde haberdar olduğunun belirtildiği, anılan asli müdahale dilekçesi ve eki Kararın davacıya tebliğ edilmemesi sebebiyle davacının bu tarihten önce söz konusu Karardan haberdar olduğuna dair davalı idarece herhangi bir bilgi ve belge de dosyaya sunulamadığından, davacının öğrenme tarihi esas alınmakla davalı idarenin usule yönelik itirazları, süre aşımı yönünden ve ayrıca husumet yönünden oybirliği ile; ehliyet yönünden ise oy çokluğuyla yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: Dosyanın incelenmesinden, Sivas ili, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada ve ... parsel de Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı ... Camii ve haziresinin 1574 yılında inşa edildiği, 1714 yılında minber eklenerek cami haline getirildiği, caminin ön ve arka kısmındaki büyük bahçe içinde Sivas ili şeyhlerinden ... ve torunlarının caminin son cemaat mahalli içindeki türbede yattıkları, tarihi döneminde il eşrafından birçok önemli kişinin mezarlarının da bulunduğu, caminin 18/01/1991 tarih ve 939 sayılı kararla "taşınmaz kültür varlığı" olarak tescil edildiği, Cumhurbaşkanlığı yanında müdahil ...'ın oğlu tarafından 29/12/2022 tarihinde babasının tarihi ... Camiine adını veren ve cami içerisinde türbesi bulunan ... soyundan geldiği, önceden tekke olan Susamışlar Konağı'nda 01/05/1939 tarihinde doğduğu ve 1991 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği ve Sema Topluluğunda semazen olarak görev aldığı, 2004 yılında da postnişin olarak emekliye ayrıldığı, Sivas'ta Mevleviliğin temsilcisi ve şehrin manevi büyüklerinden olduğundan bahisle ölümü halinde ... Camii içerisinde dedelerinin yanında mezar yeri verilmesinin istenilmesi üzerine adı geçen kişinin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait ... Camii haziresine defnedilmesine anılan Genel Müdürlüğün uygun görmesi üzerine dava konusu işlemle 1593 sayılı Kanunun 211. maddesi uyarınca izin verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, 3998 sayılı Mezarlıkların Korunması Hakkında Kanunda sayılan Devlet mezarlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetimindeki tarihi mezarlıklar ile şehitlikler ve cemaatlere ait özel statüsü bulunan mezarlıklar hariç, umumi mezarlıkların mülkiyetinin belediye bulunan yerlerde belediyelere, köylerde köy tüzelkişiliklerine ait olduğu, bunlar dışında mezarlık oluşturulamayacağı, bir kişinin ölümü halinde kural olarak belediyelerce tespit ve tesis edilen mezarlıklar dışında başka bir alana gömülmesinin yasak olduğu, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 211. maddesinin birinci cümlesinde de aynı kurala yer verildiği, ikinci cümlesinde belirtilen mezarlık yerlerinden başka yerlere defnedilebilmeye dair istisnai hükmün uygulanabilmesinin ise fevkalade haller ve sıhhi mahzurun bulunmaması şartlarının bir arada bulunması halinde Cumhurbaşkanı kararıyla mümkün olabileceğinin düzenlendiği görülmektedir. 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nda bahsi geçen fevkalade hallere ilişkin olarak anılan Kanunda tanımlayıcı veya açıklayıcı bir hükme yer verilmemiştir. Ancak öğretide, yargı kararlarında ve kanunlarda fevkalade hal kavramının; ekonomik buhranlar, yangın, deprem, yer kayması, salgın hastalık, su basması, genel yangın, harp gibi fevkalade (olağanüstü) haller olarak örnekleyici kavramlarla karşımıza çıkmaktadır. Söz gelimi 18/01/1940 tarih ve 3780 sayılı Milli Korunma Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında fevkalade hallerin umumi veya kısmi seferberlik, devletin bir harbe girmesi ihtimali, Türkiye Cumhuriyetini de alakalandıran yabancı Devletler arasındaki harb hali olarak ifade edilmektedir. Buradan bir sonuca varmak gerekirse olağanın dışında öngörülemeyen ve önlenemeyen ve toplumun tamamını veya önemli bir kısmını etkisi altına alan kamu düzenini bozan veya tehlike altına sokan olayların kastedildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda ise müdahil ...'ın tarihi ve kültürel önem arz eden ... Camii Haziresine gömülmesini mümkün kılan fevkalade bir halin gerçekleştiğine ilişkin herhangi bir hususun ortaya konulamadığı, ayrıca ... Camii taşınmaz kültür varlığı olması nedeniyle 2863 sayılı Kanun uyarınca Kültür Varlıklarını Koruma Kurulundan izin ve onay alınmaksızın herhangi bir kazı veya inşai faaliyet de yapılamayacağından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim benzer konuda verilen Danıştay Onuncu Dairesinin 09/06/2004 tarih ve E:2002/4723, K:2004/5434 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptaline ilişkin kararı, temyiz istemi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/05/2005 tarih ve E:2005/16, K:2005/1118 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu ...'ın, vefatı halinde Sivas ili, Merkez İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı ... Camii haziresine defnedilmesine, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 211. maddesi gereğince izin verilmesine ilişkin 23/02/2023 günlü, 6838 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Kullanılmayan ....TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Davalı ve müdahil tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya ve müdahile iadesine, 7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 21/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığında davaların reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İdarenin işlemlere karşı her durumda dava açılabilmesini kabul etmek hukuk denetimini işletmek isterken dava şartı bulunmayan çok sayıda açılmış dava ile yürütülebilirliğini başka deyişle idarenin işlevselliğini kaybetmesi anlamına gelecektir. Bu anlamda bir idare işlemine yönelik olarak iptal davası açılabilmesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içerisinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir. Bu anlamda, ... Türbesini Koruma Yaptırma ve Yaşatma Derneğinin, davacıdan bağımsız bir tüzel kişi olması ve anılan Türbe ve dolayısıyla çevresinin korunmasına yönelik faaliyet göstermeyi amaçlaması sebebiyle dava açmakta ehil olduğu ancak sırf anılan vakfın kurucusu olan kişinin soyundan geliyor olması sebebiyle davacının doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi ve hak ihlali bulunmadığından, gerçek kişi olarak dava açmakta menfaati bulunmadığı anlaşılmaktadır. Esas yönünden ise; 1593 sayılı Kanunda fevkalade hallere yönelik sınırlayıcı bir hüküm getirilmemiştir. Mezkur Kanunun 211. maddesi uyarınca hayrat yapılan Camii hazirelerine somut olayda olduğu gibi döneminde ve sonrasında toplum tarafından manen benimsenen, anılmaya değer görülen ve saygı gören hizmet ve başarısı bulunan pek çok kişinin defnedildiği, bu kişilerin anılan yerlere defni hususunda da mezkur Kanun hükmü çerçevesinde Cumhurbaşkanlığına Kanunla verilen takdir yetkisinin kullanıldığı, bu hususu yasaklayan bir Kanun hükmünün de mevzuatımızda bulunmadığı dolayısıyla Kanunun verdiği yetki kullanılarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tapuda tescilli olan hazire için anılan Kurumdan olumlu görüş de verilmesi üzerine tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı dolaysıyla davanın reddi gerektiği düşüncesiyle belirtilen gerekçe ile verilen çoğunluk iptal kararına katılmıyorum.