Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş makinesi operatörü olarak 22.09.2010 - 26.02.2011 tarihleri arasında davalının Umman'daki, 29.07.2011 - 31.01.2014 tarihleri arasında Arabistan'daki, 01.03.2014 - 17.12.2015 tarihleri arasında Moldovya'daki, 21.03.2016 - 02.07.2016 tarihleri arasında Ukrayna'daki işyerlerinde 2.500,00 USD net ücretle çalıştığını, işverenin 3 öğün yemek ve kalacak yer temin ettiğini, sabah 06.00-18.00 arası haftanın her günü çalıştığını, bu çalı…
Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağının ispatı ile hesaplanması, davacının alacaklarından davalının sorumlu olup olmadığı, ücretin tespiti, tanık beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, kıdem tazminatının yabancı para cinsinden hüküm altına alınmasının mümkün olup olmadığı ile fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarına uygulanan indirim oranına ilişkindir. 1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre maddesinin birinci fıkrasına göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeler ile özellikle temyiz edenin sıfatına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda, imzalı ücret bordrolarının bulunduğu 14.08.2015- 17.12.2015 dönemi bakımından fazla çalışma alacağı belirlenirken, bordrodaki fazla çalışma saatleri ile bağlı kalınarak hesaplama yapılmış ve bordrodaki tahakkuklar mahsup edilerek sonuca gidilmiştir. Bu husus bilirkişi raporunda; "Dosya içeriğinde yer alan davacıya ait imzalı Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım 2015 hesap pusulasında 35’er saat fazla mesai yapıldığı, karşılığında 315’er USD ödeme yapıldığı, Aralık 2015 hesap pusulasında 13 saat fazla mesai yapıldığı, karşılığında 117,00 USD ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Belirtilen dönemlere ilişkin imzalı ücret pusulaları dosya içeriğinde yer aldığından ilgili yıllara ilişkin hesap pusulasında belirtilen saatler dikkate alınacak olup, yapılan hesaplamalardan ödendiği belirtilen utarlar mahsup edilecektir." şeklinde açıklanmış ise de davacının fazla çalışma hesabına esas %50 zamlı ücretinin hatalı belirlendiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında da ifade edildiği gibi davacının saat ücretinin 8 USD olarak belirlenmesi yerinde olup bu ücretin %50 zamlı hâli 12 USD olduğu hâlde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 16 USD esas alınarak 14.08.2015- 17.12.2015 dönemine ilişkin fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması isabetsizdir. Davalı tarafın, bu döneme ilişkin ücret miktarına yönelik temyizi yerinde olup kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.