T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1839 - 2026/481 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1839 KARAR NO : 2026/481 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2024 NUMARASI : 2023/560 Esas - 2024/484 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VE…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1839 - 2026/481 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1839 KARAR NO : 2026/481 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2024 NUMARASI : 2023/560 Esas - 2024/484 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. ... : 2- SENCER ÇİKOLATA VE ŞEKERLEME SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... : 3- ... DAVA : Hisse Devrinin İptali DAVA TARİHİ : 08/03/2023 KARAR TARİHİ : 11/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 23/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın muris eşi ... ile 2 yıl beraber yaşadıktan sonra 2016 yılında evlendiğini, davalı taraflardan ...'ın murisin kardeşi ...'nın oğlu olduğunu, Müvekkili eşi 06/11/2020 tarihinde yakalandığı kanser hastalığına yenik düşerek vefat ettiğini, müvekkili eşinin uzun süren hastalığında karşısında gün be gün eşinin ölümünü seyrederken psikolojik olarak travma geçirdiğini, ağır antidepresan ilaçlar kullanmaya başladığını ve halen kullanmakta olduğunu, müvekkili eşinin vefatından 11 gün sonra evden hiç çıkamaması sebebiyle davalılardan ... tarafından arandığını ''yenge hiç dışarı çıkmıyorsun yemek yemiyorsun gel biraz çıkalım'' diyerek dışarı davet edildiğini, müvekkili yeğeni olarak gördüğü davalının teklifini kabul ederek davalı ile dışarı çıktığını, daha sonra davalı müvekkile ''yenge buraya kadar gelmişken miras intikal işlemlerini ben halledeyim vekalet ver bana'' diyerek müvekkilden Kastamonu 3. Noterliğinin ... Yevmiye numaralı 16/11/2020 tarihli vekaletname aldığını, müvekkili eşinin vefatından sonra bir süre daha Kastamonu'da kalarak akabinde Gebze'deki aile konutuna geldiğini, bu süre zarfında müvekkili davalılara güvendiğinden eşinin üzerine kayıtlı aracın ve taşınmazları ve diğer ekonomik değer intiva eden malların kendi üzerilerine geçirileceğinden şüphelenmediğini, daha sonra müvekkili eşinin kullandığı aracı davalılardan isteyince sürekli olarak oyalandığını ''getireceğiz yenge şimdi bizim ihtiyacımız var'' denildiğini, ilerleyen süreçte müvekkile diğer akrabalarından eşi üzerine kayıtlı aracın, şu an oturduğu evin, Kastamonu'daki dairenin, İstanbul Sultangazi'deki taşınmazın, dava konusu şirket hisselerinin davalılar tarafından kendi üzerilerine veya başkaları üzerine geçirildiği haberinin geldiğini, bu süre zarfında müvekkili iyice psikolojik olarak kötüleştiğini, daha sonra anne ve babasını da kaybettiğini, psikolojik durumunun iyice ağırlaştıını, Müvekkili yaşadıklarından sonra intihara meyilli hale geldiğini, doktorunun tavsiyesi üzerine oğlu ve komşuları tarafından tek bırakılmadığını, tüm taşınır taşınmaz malları intikal yaptıracağız diye alınan vekaletname uyarınca satıldığını, müvekkili bu sırada ağır ilaçlar kullanmakta olduğunu, eşinin vefatı ile de iyice kötüleşip beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olduğunu, taşınmazların ... tarafından annesi ... ve amcası ... ya satıldığını, dava konusu şirket hisselerinin de davalı ...'ya sattığını, tüm yapılanlar karşısında taşınmazlar için dava açıldığını dava dosyasının halen derdest olduğunu, müvekkili bir süre önce davalı firmayı arayarak kendi hisselerinin ne olduğunu sorarak şirket yöneticileri tarafından ''...'in bizden alacağı kalmadı" denilerek telefonun suratına kapatıldığını, müvekkili ne zaman eşinin mirası ile konuşmak istese davalı ... annesi ...ve ... tarafından susturulduğunu, sen otur oturduğun yerde evinde elinden gider 'anlamına gelecek sözler söylenip sokağa atılmakla tehdit edildiğini, davalı firma yetkililerinin hisse satışı işlemi sonrası müvekkili aramadan hemen hisselerin alımları ve arkasından sermeye arttırımı yapmaları kötü niyetli olduklarını gösterir nitelikte olduğunu, müvekkilin eşi İstanbul Makine Mühendisliği mezunu olup davalı firmanın kurucu ortaklarından ve vefat edene kadar şirket genel müdürü olduğunu, davalı firmada bulunan üretim yapılan makineler dahi muris tarafından tasarlanarak yapıldığını, müvekkilin eşi davalı firma ile aynı yerde faaliyet gösteren İmparsan San. Ve Tic. Ltd. Şti şirketinde de uzun yıllar çalıştığını, daha sonra firma sahipleri ile davalı firmayı kurduğunu, müvekkile karşı ...'ın vekalet görevini kötüye kullandığını, yapılan satışın müvekkili önünden iptali gerektiğini, firma yetkililerini müvekkilin aramasından sonra şirketin sermeyesinin Gebze 6. Noterliğinin 17/01/2023 tarih ... tasdik sayılı genel kurul kararına göre 50.000,00 TL'den 5.000.000,00 TL ye çıkartıldığını, 100 katlık sermaye arttımının normal olmadığı gibi kötü niyetli olarak yapıldığını, ... tarafından ...'ya yapılan hisse devir sözleşmesinin iptalini, 17/01/2023 tarihli genel kurulda alınan sermaye arttırım kararının iptalini, firma yetkililerinin firmanın içini boşaltmalarını önlemek için şirkete tedbiren onaylama kayyumu atanmasını, ... tarafından yapılan hisse devir sözleşmesinin iptali ile müvekkili hisselerinin müvekkil adına tescil edilmesini, Gebze 6. Noterliği 17/01/2023 Tarih 2415 Sayılı Tasdikli genel kurulda alınan sermaye arttırım kararının iptalini, bunların mümkün olmadığı takdirde müvekkili şirket hissesine karşılık gelen 1.000,00 TL'nin avans faizi ile davalı ... ve ...'dan müştereken ve müteselilen alınmasını ve müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili 07/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını ve dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, tasarrufun iptali davalarında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, iptal istemine konu olan borçlandırıcı işlemin hukuki mahiyetinin dikkate alınmaksızın asliye hukuk mahkemelerinde açılması gerektiğini, tasarrufun iptali davalarının ticari dava niteliğini haiz olmadığından genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğinden değerlerin Muris'in iradesi doğrultusunda intikali için gerekli işlemlerin yapılmasından ibaret olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle dava şartı eksikliği, görevsizlik ve hak düşürücü süre sebebiyle usulden reddine, davanın husumet nedeniyle reddine, bu taleplerin kabul olmaması halinde haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, tensip ile birlikte müzekkere ve araştırma talebinin yerine getirilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı Sencer Çikolata ve Şekerleme Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili 16/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığını, dava dilekçesinin müvekkili şirkete tebliğine ilişkin usulüne uygun herhangi bir tebligat bulunmadığını, Müvekkili huzurdaki dava dosyasından 04.05.2023 tarihinde haberi olduğunu, tasarrufun iptali davasında iptal istemine konu olan borçlandırıcı işlemin hukuki mahiyeti dikkate alınmaksızın asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın hak düşürücü zaman geçtikten sonra açıldığını, müvekkili şirketin iyi niyetli 3. Kişi konumunda olduğunu, Haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle dava şartı eksikliği, görevsizlik ve hak düşürücü süre sebebiyle usulden reddine, davanın husumet nedeniyle reddine, bu taleplerin kabul olmaması halinde haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, tensip ile birlikte müzekkere ve araştırma taleplerinin yerine getirilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davalı SENCER ÇİKOLATA VE ŞEKERLEME SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ aleyhine açılan davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davalılar ... ve ... aleyhine açılan hisse devir sözleşmesinin iptali davasının REDDİNE, 3-Davalılar ... ve ... aleyhine hisse bedelinin ödenmesi taleplerinin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşılıklı güven ilişkisi içinde verilen vekaletnamenin kötüye kullanıldığını, davacının vekaleti ile ...'ın davacıdan izin almadan mallarını annesine ve dayısına sattığını, davacının ...'nın bu şekilde davranacağını bilse bu vekaleti vermeyeceğinin izahtan vareste olduğunu, davacının saklı pay miras hakkının bulunduğunu, söz konusu vasiyet gerçek olsa dahi davacının miras hakkına helal getirmeyeceğini, bunun da taraflarca bilindiğini, sundukları kırmızı reçeteli ilaçlardan tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere davacının ailesi olarak gördüğü ... tarafından istismar edildiğini ve dolandırıldığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesinin münasebetsiz evrak olarak iadesinin gerektiğini, davacının dayanak olarak gösterdiği tanık beyanları ve bilirkişi raporu bir bütün olarak incelendiğinde davacının iradesi doğrultusunda vekalet verildiği ve buna göre işlemlerin yapıldığının açıkça görüldüğünü, davacının yorumlama yöntemi ve dava konusu harici beyanlar ile davasını kabul ettirme çabasının ironik ve hukuka aykırı olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/06/2024 tarih, 2023/560 Esas - 2024/484 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; vekaletin kötüye kullanıldığı iddiasına dayalı hisse devrinin ve genel kurul kararının iptali ile olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davalı Sencer Çikolata ve Şekerleme Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, davalılar ... ve ... aleyhine açılan hisse devir sözleşmesinin iptali davasının REDDİNE, davalılar ... ve ... aleyhine hisse bedelinin ödenmesi taleplerinin REDDİNE karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davacı ...'nın muris eşi ...'dan kalan malvarlığının, davalı ... tarafından Kastamonu 3. Noterliğinin 09255 Yevmiye numaralı 16/11/2020 tarihli vekaletnamesi kötüye kullanılarak diğer hissedarlar üzerine ve üçüncü kişiler üzerine devredildiğinin davacı tarafından iddia edildiği, davalı şirket yetkililerini aramasından sonra şirketin sermeyesinin Gebze 6. Noterliğinin 17/01/2023 tarih 2415 tasdik sayılı genel kurul kararına göre 50.000,00 TL'den 5.000.000,00 TL ye çıkartıldığını, bunun kötüniyetli yapıldığını iddia ettiği, eldeki davada ... tarafından ...'ya yapılan hisse devir sözleşmesinin iptalini, olmadığı takdirde bedelini talep ettiği, 17/01/2023 tarihli genel kurulda alınan sermaye arttırım kararının iptali, firma yetkililerinin firmanın içini boşaltmalarını önlemek için şirkete tedbiren onaylama kayyumu atanması, Gebze 6. Noterliği 17/01/2023 Tarih 2415 Sayılı Tasdikli genel kurulda alınan sermaye arttırım kararının iptaline yönelik davanın tefrik edildiği görülmektedir. Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın esası bakımından vekalet sözleşmesinin açıklanması gerekmektedir. Vekâlet sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 502 ilâ 514. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, TBK’nın gerek temsile gerekse vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümleri uyarınca vekilin, vekâlet verenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü bulunmaktadır. TBK’nın 506/2. maddesinde yer alan “Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür” şeklindeki açık hüküm gereğince, vekilin sadakat ve özen borcu, vekil edene karşı en önde gelen borçlarındandır. Bu borcun bir gereği olarak vekil, vekil edenin daima yararına hareket etme, vekil edeni zararlandırıcı, onun iradesine aykırı eylem ve işlemlerden kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekil bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, özellikle vekâleti kasten vekil edenin zararına, kendisinin veya başka birinin yararına kullandığı takdirde vekâlet sözleşmesinin kötüye kullanılması söz konusu olabilir. Çünkü, vekâlet sözleşmesi temelinde güven esasına dayalı iş görme edimi ihtiva eden bir sözleşme olup, bu güvenin korunması TBK’nın vekâlet sözleşmesini düzenleyen hükümleri yanında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kuralının da bir gereğidir. Vekilin sadakat ve özellikle özen borcunu yerine getirmemesi mutlaka vekâlet görevinin kötüye kullanılması sonucunu doğurmaz. Vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından söz edilebilmesi için zararlandırma kastının bulunması, vekil edenin zararlandırma kastıyla hareket eden vekilin eylem ve işlemlerinden zarar görmesi gerekir. Vekâlet görevinin kötüye kullanılmasında en önemli unsur kasıt iken, vekilin mutlaka kendisine veya bir başkasına çıkar sağlaması gerekmez. Vekil, kendisi veya üçüncü kişinin çıkarı için kasten vekil edenin zararına hareket edebileceği gibi, vekâlet görevini kötüye kullanırken, kendisini veya üçüncü kişiyi faydalandırmayı düşünmeyerek sırf vekil edeni zararlandırmak amacıyla da bir eylem veya işlem yapabilir. Diğer taraftan, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hâlinde vekilin üçüncü kişilerle yaptığı işlemlerin vekâlet veren açısından bağlayıcı olup olmayacağı sorunu ile karşılaşılmaktadır. Bu durumda, vekil ile sözleşme yapan üçüncü kişinin 4721 sayılı TMK’nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli olup olmadığı önem taşımaktadır. İşlem yapan üçüncü kişi vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşmenin geçerli olduğu ve vekâlet vereni bağladığı kabul edilmektedir. Vekil, vekâlet görevini kötüye kullansa dâhi bu husus vekil ile vekâlet veren arasında bir iç sorun olarak kalmakta, vekil ile sözleşme yapan üçüncü kişinin kazandığı haklara etki etmemektedir. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise ya da kötü niyetli olup vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hâkim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkûm edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler de bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2011 tarih ve 2011/14-609 E., 2011/744 K.; 18.02.2021 tarih ve 2017/1-1243E., 2021/113 K). Görüleceği üzere, vekilin vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan yetkilerini müvekkilini zarara uğratmak amacıyla kullanarak onu zararlandıran sonuçlara sebebiyet vermesi durumunda vekâletin kötüye kullanılması söz konusu olacaktır. Vekilin vekâlet görevini kötüye kullanmak suretiyle başka bir kişi ile bir sözleşme yapması ve söz konusu kişinin de bu durumu bilmesi veya bilebilecek durumda olması hâlinde, vekâlet veren yapılan işlemle bağlı tutulamayacak ve işlemin iptalini talep edebilecektir. Çünkü bu durumda vekil vekâlet yetkisini TMK’nın 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı olarak, vekil ile işlem yapan üçüncü kişi ise hakkını kötüye kullanmaktadır. Vekâlet görevi kötüye kullanılmış ve vekille sözleşme yapan kişi vekil ile el ve işbirliği içerisinde ise veya en azından vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını biliyor yahut bilmesi gerekiyorsa vekil eden, sözleşmenin feshini, bu sözleşmeye göre tapuda intikal yapılmışsa tapunun iptalini her zaman isteyebilir. Zira, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayanılarak açılan tapu iptal ve tescil davaları hiçbir süreye bağlı değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/1-493 esas 2025/356 karar sayılı ilamı) Somut olayda; Davacının yeğeni olan davalı ...'a Kastamonu 3. Noterliğinin 09255 Yevmiye numaralı 16/11/2020 tarihli vekaletnamesi ile genel bir vekaletname verdiği, davalının anılan vekaletnameye dayanarak davacının sahibi olduğu davalı şirkete ait hisselerini diğer davalı ...'ya devrettiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere; Vekâlet görevi kötüye kullanılmış ve vekille sözleşme yapan kişi vekil ile el ve işbirliği içerisinde ise veya en azından vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını biliyor yahut bilmesi gerekiyorsa vekil eden, sözleşmenin feshini, bu sözleşmeye göre hisse devri yapılmışsa bu devrin iptalini her zaman isteyebilir. Mahkemece dava tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilmiş, tanıklar dinlenerek, yetersiz araştırma ve gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklı olarak davacının taşınmaz mallarına ilişkin açtığını söylediği Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/50 E. Sayılı dosyasına taraflarca delil olarak dayanılmış, ancak bu dosya, eldeki dava dosyasına getirtilmediği gibi, içerisinde bulunan delillere yönelik herhangi bir değerlendirme de yapılmamıştır. Taraflar Whatsapp yazışmalarına delil olarak dayanmışlardır. Buna göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesinde belge kavramı; ''Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunu'nun 202. maddesinde de; "(1)Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenleme getirilerek bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere; mesajlaşma içeriklerinde davacının mesajlaştığı karşı tarafın, davalı olduğunun tespit edilmesi halinde anılan mesajların yazılı delil başlangıcı kabul edileceği ve bu durumda da uyuşmazlığın tanık dahil diğer deliller ile ispatının mümkün olduğu ortadadır. Bu durumda Mahkemece, tarafların telefonu rızası dahilinde alınarak, anılan mesajlaşma içeriklerinin bilirkişi tarafından dökümünün yapılması, mesajlaşmaların taraflara ait olduğu anlaşılır ise, yazışmaların vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığının tespitinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu husus araştırılırken Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/50 E. Sayılı dosyası incelenmeli, eğer ki bu dosyada whatsapp yazışmalarına yönelik yapılan açıklamalar doğrultusunda rapor alınmışsa, eldeki davada usul ekonomisi ilkesi gereğince yeniden rapor alınmayabileceği değerlendirilmelidir. Ayrıca davalı tarafından muris ve davacı arasında düzenlenen 05/09/2014 tarihli, Gebze 14. Noterliğinin Mirastan Feragat Sözleşmesine dayanılmıştır. Yine 02/08/2017 tarihli adi yazılı vasiyetname şeklinde mektuba da delil olarak dayanılmıştır. Bu kapsamda bu sözleşme ve vasiyetname whatsapp yazışmaları ve Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/50 E. Sayılı dosya içeriği hep birlikte değerlendirilerek vekaletnamenin kötüye kullanılıp kullanılmadığı değerlendirilmeli, hangi delile neden üstünlük tanındığı denetime açık gerekçeli şekilde izah edilmelidir. O halde Mahkemece yapılması gereken iş, Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/50 E. Sayılı dosyasının akıbetinin araştırılması ve delil olarak dayanıldığına göre bir suretinin dosyaya kazandırılması, Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/50 E. Sayılı dosyasında dosyada bulunan whatsapp yazışmalarına yönelik yapılan açıklamalar doğrultusunda rapor alınmamışsa, bu yazışmalara yönelik tarafların telefonu rızası dahilinde alınarak, anılan mesajlaşma içeriklerinin bilirkişi tarafından dökümünün yapılması, mesajlaşmaların taraflara ait olduğu anlaşılır ise, yazışmaların vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığının tespitinde değerlendirilmesi, 05/09/2014 tarihli, Gebze 14. Noterliğinin Mirastan Feragat Sözleşmesi ve 02/08/2017 tarihli adi yazılı vasiyetname şeklinde mektubun hukuken geçerliliği de değerlendirilerek, whatsapp yazışmaları doğrultusunda davalı vekilin davacının iradesi yönünde işlem yapıp yapmadığının değerlendirilmesi ve bu kapsamda vekaletin kötüye kullanılıp kullanılmadığının düşünülmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, tanık beyanları ile bir bütün halinde yorumlanarak, hangi delile neden üstünlük tanındığı da denetlenebilir şekilde gerekçelendirilerek, davalı ...'nın davalının vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilebilecek kişilerden olup olmadığı da gözetilerek davacının terditli talepleri hakkında, tüm davalılar yönünden oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/06/2024 tarih, 2023/560 Esas - 2024/484 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.11/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*