9. Hukuk Dairesi 2025/9270 E. , 2026/141 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/200 E., 2025/213 K. DAVA TARİHİ : 07.05.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/120 E., 2025/153 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi t…
9. Hukuk Dairesi 2025/9270 E. , 2026/141 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/200 E., 2025/213 K. DAVA TARİHİ : 07.05.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/120 E., 2025/153 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 10.12.2004-21.04.2017 tarihleri arasında çalıştığını, en son şube müdürü olarak çalışan müvekkilini davalının alt işveren/acente gibi gösterdiğini, bu işlemin muvazaalı olduğunu, müvekkilinin bağımsız tacir olmadığını ileri sürerek Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim alacağı, vergi alacağı, BAĞ-KUR alacağı taleplerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacak taleplerinin taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklandığını, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığını ve davacının işçi olmadığını, açılan davanın mutlak ticari dava olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, talep edilen alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 102. maddesine uygun şekilde kurulmuş bir sözleşme bulunmadığı bu kapsamda davacının BAĞ-KUR sigortalısı olamayacağı, davalı bünyesinde çalıştığı dönem yönünden ödediği ve hakkında tahakkuk eden vergilerin mükellefi olmadığı hususun açık olduğu ve yaptığı ödemeleri ilgili Kurumdan talep etmesi gerektiği, davalı işverenden böyle bir talep hakkının bulunmadığı, kaldı ki davacının kendi beyanı ile İzmir 5. İş Mahkemesinin kabulüne göre sabit maaş ile çalışan davacının gelirine göre yüksek miktardaki ödemeleri karşılığını almadan finanse etmesinin mümkün olmadığı gibi bu şartlar altında uzun süre çalışmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, neticeten davacının davaya konu ettiği ödemeleri kendi nam ve hesabından yaptığına dair dosyaya delil ibraz edemediği gibi davacının beyan ettiği ücreti ile bilirkişi raporunda belirlenen Kurum ödemelerinin yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. SGK prim, vergi ve BAĞ-KUR alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının davalı işveren tarafından acente olarak değil işçi olarak gösterilseydi bu talep edilen alacakları ödemek zorunda kalmayacağını, 2. Davalının davacıya gönderdigi hak ediş ödemelerinin şubenin rutin kargo faaliyetine ilişkin giderler olduğunu, dava konusu alacakları içermediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.