T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/806 - 2025/1423 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/806 KARAR NO : 2025/1423 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 02/04/2025 NUMARASI : 2025/237 Esas ( Derdest Dosya) DAVACI : ... Tekstil Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... Tekstil Yat…
T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/806 - 2025/1423 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/806 KARAR NO : 2025/1423 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 02/04/2025 NUMARASI : 2025/237 Esas ( Derdest Dosya) DAVACI : ... Tekstil Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... Tekstil Yatak Mob. Grup Day. Tük. Mal. San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ Av. DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak İSTİNAF TALEP TARİHİ : 16/04/2005 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 07/11/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ : 07/11/2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/237 Esas sayılı dosyasından 26/03/2025 tarihli ara kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili ... Tekstil Enerji San.ve Tic. A.Ş. 'nin, GES santrallerinde kullanılmak üzere fotovoltaik güneş paneli satım ve montajı alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ile ... Tekstil Yatak Mobilya Grup Dayanaklı Tüketim Malları San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 22/03/2023 tarihli " 900.340kWp DC Fotovoltaik On-Grid Sistem Satış ve Montaj sözleşmesi" imzalandığını ve sözleşme konusunun ... ili, ... ilçesi, ... mevkii, ... ada, 198 parselde kayıtlı arsası üzerine davalı iş sahibi ... tarafından yapılacak inşaatın çatılarına Fotovoltaik güneş panelleriyle elektrik üretim sisteminin montajı işi olduğunu, sözleşmeye göre iş bedelinin 552.000 USD olarak belirlendiğini, bu bedelin % 50'si olan 276.000 USD 24/03/2023 tarihinde satış kuru üzerinden 5.263.706,40 TL olarak müvekkili ... A.Ş'ye ödendiğini, uygulamada GES santralleri için banka kredisi çıktığında bunun tamamını bankalar yüklenici üzerine çıkardığından yüklenici ticari teamül gereği bunun yarısını ya da anlaştıkları bir oranı karşı tarafa verdiğini, iş bitiminde ise yüklenici tarafından iş sahibine verilen bu tutarın iş sahibinden geri tahsil edildiğini, işte somut olayda da müvekkili ... tarafından iş sahibi ...'e sözleşmede belirlenen iş bedelinin % 50'si olan 276.000 USD (Amerikan doları)'nin bankadan alınıp iade edildiğini, yüklenici olan müvekkili tarafından sözleşme imzalandıktan sonra ekteki malzeme listesinde yer alan ve sözleşmede ayrıntılı olarak belirlenen malzemelerin, değişik tarihlerdeki faturalarla toplam 413.828,390 USD ödeyerek satın aldığını, bu ürünlerin bir kısımının sahaya tüm elektrik altyapısı işlemleri için uygulandığını, kalan kısmın ise davalı ...' in inşaat alanında zarar görmemesi için montaja hazır şekilde müvekkili tarafından bekletildiğini, davalı yüklenici ... şirketinin, ... Belediyesi ile yaşamış olduğu sorunlardan dolayı 5.582 m2 çatı alanına sahip olması gereken inşaatın yalnızca 2.820 m2 alanını tamamladığını, GES için gerekli çatı alanının tamamını yapmadığını, sözleşme kapsamına bakıldığında GES 'in kurulumu için gerekli inşaatın yapılması, ruhsatların ve izinlerin alınmasının tüm sorumluluğunun iş sahibi ...'e at olduğunu, yüklenici olan müvekkilince GES için gerekli malzemeleri alındığı ve diğer çalışmalar yapıldığı halde, elindeki malzemelerin inşaatın çatısına montajı için, çatının GES 'e uygun yapılmasını ve teslimini beklediğini, bu kapsamda panelleri döşemek için gerekli işlemleri yapması beklenen davalı iş sahibi tarafından, müvekkiline temerrüt halinde olduğu iddiası ile ihtarname gönderilerek ödenen paranın iadesinin istendiğini, dava konusu sözleşme bir eser sözleşmesi niteliği taşıdığından, davalının güneş panellerinin yapılacağı çatıyı müvekkiline teslim etmekle yükümlü olduğunu, ihtarnameler çekilerek verilen sürede belirtilen edimlerinin yerine getirmediğinden ve çatıyı da teslim etmeyerek öncelikli edim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden borçlu temerrütüne düştüğünü, eser sözleşmesinin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğunu, davalının eserin meydana getirilmesi sırasında gerekli olan katılım faaliyetleri ve işbirliği dolayısıyla borçlu konumunda olduğunu, bu bağlamda müvekkili tarafından karşı taraf için alınmış malzemelerin davalı tarafından teslim alınmasını, bu mümkün değilse hakimden tevdi mahalli tayinini, ayrıca müvekkilinin GES için gerekli montajı gerçekleştirebilmesi adına davalı iş sahibi tarafından işin ifa edileceği çatının sözleşmeye uygun biçimde inşa edilmesi halinde çatının montaj işlemi için müvekkili şirkete teslimini, sözleşmede kararlaştırılan iş bedelinin geriye kalan kısmı olan 276.000 USD 'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden vade tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, mahkeme aksi kanaatte olunması halinde ise; montaj yapılacak çatıyı yükleniciye teslim şeklindeki öncelikli edim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek temerrüde düşen davalı ... şirketi sözleşmeyi haklı sebep olmaksızın feshettiği için: ...'ın sözleşmesinin ifası için satın aldığı malzeme tutarı olan 413.828,39 USD'den tahsil edilen 276.000 USD düşüldükten sonra kalan bakiye malzeme bedeli olan 137.828,39 USD'nin sözleşmede yazılı vade tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, müvekkili ...'ın sözleşmenin ifasına olan menfaatinin ve bundan kaynaklanan zararının şimdilik 50.000,00 TL 'lik kısmının tazminine, davalı ... şirketinin sözleşmeyi feshettiği hususunun mahkemece kabul edilmemesi halinde müvekkiline sözleşmeyi feshetmekten başka çare bırakmadığı için: müvekkili ...'ın sözleşmesinin ifası için satın aldığı malzeme tutarı olan 413.828,39 USD'den tahsil edilen 276.000 USD düşüldükten sonra kalan bakiye malzeme bedeli olan 137.828,39 USD'nin sözleşmede yazılı vade tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, müvekkili ...'ın sözleşmenin ifasına olan menfaatinin ve bundan kaynaklanan zararının şimdilik 50.000,00 TL 'lik kısmının tazminine, yukarıdaki talepleri mahkemece kabul görmediği takdirde sözleşmenin kısmi hükümsüzlüğü kanaatine varılması halinde : sözleşmenin geçerli olar kısmı için (tahkikat aşamasında ifa edilebilir oran tam ve kesin olarak belirlendikten sonra arttırım hakları saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 100.000,00 TL 'nin sözleşmede yazılı vade tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, çatının sözleşmeye uygun bir biçimde inşaat edilmesi halinde montaj işlemi için müvekkili şirkete teslimini ve ifa edilebilir kısım yönünden müvekkili ...'ın sözleşmenin ifasına olan menfaatinin ve bundan kaynaklanan zararının şimdilik 50.000,00 TL 'lik kısmının tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Usule ilişkin olarak; davacının dava dilekçesi ile yer teslimi, 26.000,00 USD ödenmesi, 50.000,00 TL malzemeden zarar ve yine çatının geç teslim edildiği iddiası ile 50.000,00 TL zararın karşılanması şeklinde 5 tane talepte bulunmasına rağmen, arabuluculuk kapsamında davacının taleplerinden sadece 276.000,00 USD alacak ve çatının geç teslimi iddiasıyla oluştuğu iddia edilen zarar hususunun görüşüldüğünü, davacının diğer talepleri konusunda arabuluculuk müzakeresi yapılmadığı için davacının diğer talepleri açısından dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi gerektiğini, Esasa ilişkin olarak; Davacı şirketin ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/863 esas sayılı dosyası üzerinden konkordato talebinde bulunduğunu ve davacı şirkete kesin mühlet verildiğini, konkordato dosyasına davacı şirket tarafından sunulmuş olan bilançoda, müvekkili şirkete 6.722.280,00 TL borçlarının olduğu kendi kayıtlarında belirtilmiş iken müvekkili şirketten alacak talebinde bulunmalarının kötü niyetli olduğunu, konkordato talep etmiş olan ve sigortalı çalışanı olmayan davacı şirketin işi bitirmek için yer teslimini talep etmesinin de kötü niyetin bir göstergesi olduğunu, kaldı ki davacı şirkete müvekkilince yer tesliminin de yapıldığını, davacı şirketin ....Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/104 D.İş sayılı dosyasındaki tespit raporunda belirtilen alt yapı kablolama imalatını tamamladığını, iş çatıya monte edilmesi gereken güneş enerjisi panellerinin montajına geldiğinde ellerinde güneş enerjisi paneli olmadığı için montajı gerçekleştiremediklerini ve işi bitiremediklerini, bunun sebebi olarak müvekkili şirketin çatıyı teslim etmemesi iddia edilmiş ise de çatının da kendilerine teslim edildiğini, bu konuda ....Noterliği'nden çekmiş oldukları ihtarname ile 27/09/2024 tarih ve 41112 yevmiye sayılı ihtarnamede " montaj için yerin hazır olduğu, montaja hemen başlanması gerektiği, herhangi bir engel durumunun söz konusu olmadığı" hususunun davacı şirkete bildirildiğini, Yer teslimi konusuna ilişkin olarak; Müvekkili şirketin temerrüt durumunun söz konusu olmadığını, sözleşme imzalanmasından hemen sonra müvekkili şirket tarafından proje bedelinin tamamı olan 552.000,00 USD'nin 24/03/2023 tarihindeki satış kuru üzerinden davacı şirkete ödendiğini, ancak kısa bir sonra projenin fiziken müvekkili şirkete ait binaya tam olarak uygulanmasının ve yapılmasının mümkün olmadığı davacı şirket tarafından tespit edilmesi üzerine, 552.000,00 USD'nin yarısına tekabül 276.000,00 USD'ye karşılık olarak 2 seferde toplam 7.931.800,00 TL'ye müvekkili şirkete daha başlangıç aşamasında hemen iade ettiğini, çatının tamamı bitirilmiş olup montaj için hazır olmasına rağmen ve bu konuda davacı şirkete müvekkili şirket tarafından "ya montaj yap ya da panellerin bedelini öde" şeklinde gönderilen ihtara rağmen davacı şirket tarafından montaj işlemi gerçekleştirilmediğini, çünkü tespit raporunda da belirtildiği üzere davacı şirkette montaja hazır güneş enerjisi paneli olmadığını, müvekkilinin inşaat ruhsatını aldığını ve inşaatı tamamladığını, çağrı mektubunun alınamamasının müvekkili şirketten kaynaklanan bir sorun olmayıp bölgede yeterli trafo kapasitesinin olmamasından kaynaklandığını, müvekkili şirket adına çağrı mektubu için davacı şirketin müvekkili şirketten almış olduğu vekaletname ile başvuruda bulunduğunu ancak ... ve ... kapasitesinin dolu olması sebebi ile izin vermediğini, halen kapasite dolu olduğu için hiçbir firmaya izin verilmediğini, dava dilekçesinde davacı tarafın belirttiği üzere 28/05/2024 tarihinde müvekkili şirketin vermiş olduğu vekaletle davacı ... firmasının ...'ya GES için resmi başvurusunu 400 Kwp üzerinden yaptığını, davacı şirketin bizzat kendisi müvekkili şirket adına resmi başvuruyu yaparken sözleşmede 900 Kwp olarak müracaat etmesinin de projenin yarıya düşürdüğünün bir kanıtı olduğu gibi bu hususun davacı şirketin de kabulünde olduğunun bir kanıtı olduğunu, yine davacı şirket yetkilisi ...'ün müvekkili şirketin bu projede görevlendirdiği ...'a 01/02/2024 tarihinde whatsapp üzerinden gönderdiği mesajda zaten sözlü olarak anlaşılmış olan yarıya düşürülen GES'in yatırım dönüş oranının hesabının talep edilmesi üzerine kendilerinin de bu hesabı yaparak whatsapp üzerinden ...'a gönderdiklerini, bu konuda ...'ın cep telefonu üzerinde inceleme yapılmasını talep ettiğini, Müvekkili şirket için ürün alındığı iddiasına ilişkin olarak; Davacı şirketin müvekkili şirketin projesinde kullanılmak üzere 413.823,39 USD'lik ürün aldığını iddia etmiş ise de sunulan faturalarda müvekkili şirket projesi için alındığına dair hiçbir ibare bulunmadığını, ... firmasının sadece müvekkili şirketin değil birçok firmanın GES projesini üstlenmiş olması nedeniyle almış olduğu ürünleri başka projelerde kullanmış olabileceğini, proje yarıya düşürüldüğü için 276.000 USD'nin tamamının davacının da kabulünde olduğu üzere davacı şirkete ödendiğini, müvekkili şirket için alınmış olduğu varsayımı kabul edilse bile bu ürünlerin fiziken ortada olmadığını, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/104 D.İş sayılı dosyası üzerinden yaptırılmış olan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporunda davacı şirketin GES projesi için esas maliyeti oluşturan malzeme olan güneş enerjisi panellerinin mevcut olmadığının tespit edildiğini, davacı şirket tarafından panellerin ...'de olduğu ancak garantisinin başlamaması için teslim alınmadığının ifade edildiğini, bu hususta ...'ye müzekkere yazılmasını talep ettiğini, davacı şirketin ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/863 esas sayılı konkordato talepli dosyasında ...'de bedeli ödenmiş fakat teslim alınmamış güneş enerjisi panellerinin olduğu konusunda bir beyanda bulunmadıkları gibi bilançolarında da böyle bir mal varlığı gözükmediğini, ...'den sadece 1.700,00 TL alacaklı olduklarının gözüktüğünü, bu konuda ... nezdinde yapmış oldukları araştırmada müvekkili şirket adına ... Firması tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığının belirtildiğini, bu konuda ...'ye ve ... Bankası'ına müzekkere yazılmasını talep ettiğini, Davacı şirketin ...'den müvekkili şirket adına aldığını iddia ettiği güneş enerjisi panellerinin fatura tarihlerinin 2023 yılı temmuz ayı olup, aradan yaklaşık 1,5 yıl geçtikten sonra tespit doyası üzerinden 03/10/2024 tarihinde yapılan tespitte ise ne davacı şirket depolarında ne de müvekkili şirkete ait şantiye sahasında güneş enerjisi panellerine rastlanmadığı, davacı şirket yetkililerinin tespit dosyasındaki bilirkişiye "garantisinin başlamasın diye biz ...'den panelleri teslim teslim alınmadık" açıklaması yaptıklarını, bu hususun raporda da belirtildiğini, bu ifade ve iddiaların büyük tutarsızlık oluşturduğunu, dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan Güneş enerjisi paneli alımına dair faturalarda panellerin yüklendiği kamyonların plakası ile birlikte panelleri teslim alan şoförlerin de adının yazılmış olmasının panellerin fiziken teslim alındığının ispatı olduğunu, tespit dosyasında panellerin teslim alınmadığına yönelik beyanların ise mahkemeyi yanıltmaya yönelik kötü niyetli bir beyan olduğunu, aslında müvekkili şirket için ...'den alınmış hiçbir güneş enerjisi paneli olmadığını, davacı şirketin parasını peşin almış olduğu panelleri temin edemediği veya temin etmesine rağmen başka projesinde kullandığı için işi tamamlayamadığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/863 E sayılı dosyası üzerinden konkordato talep ederek kesin mühlet kararı da alındığını, Davacı şirketin imar planı ve projesine uygun olacak şekilde yapılacak inşaatın üzerinde oluşacak çatı alanı hesabını yapmadan GES projesi ürettiğini, sözleşmenin yapıldığı anda inşaat mevcut olmadığı için inşaat üzerinde oluşacak çatı alanının da belli olmadığını, müvekkili şirketi GES projesinin hazırlanmasında hiçbir dahli bulunmadığını, hesaplama hatası yapanın davacı firmanın kendisi olduğunu, davacının zarar ziyan ve kar mahrumiyeti taleplerinin de haksız ve mesnetsiz olup proje bedelinin tamamının müvekkili şirket tarafından sözleşme yapılır yapılmaz davacı şirkete peşin olarak ödenmiş olduğundan hiçbir zararı veya mahrum kaldığı karı bulunmadığını, burada davacı şirketin güneş enerjisi panellerinin montajını yapmaması hatta montajı yapmamasına rağmen güneş enerji panellerini müvekkili şirkete teslim etmemesi sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, konkordato dosyasında davacı şirketin bizzat kendisinin, kendi bilançolarında bu yüzden müvekkili şirkete 6.722.280,00 TL borçlarının olduğunu belirttiğini, Müvekkili şirketin güneş enerjisi santrali kurmak için davacı şirket yetkilileri ile yaptığı görüşmede 900 Kwp'lik bir yatırımın müvekkili şirkete uygun olduğunu raporladıklarını, bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından davacı şirketten böyle bir yatırımın maliyetini görmek ve değerlendirmek için teklif istediğini, öncelikle müvekkili şirketin gösterdiği arazide böyle bir yatırımın yapılabileceğinin raporlandığını, buna göre sözleşmeler hazırlanıp kredi başvuruları vs. yapıldığını, ilerleyen süreçte müvekkili şirkete ait araziye belediyenin verdiği çatı imkanının 5.000 m2'nin çok altında olduğu ortaya çıkınca, müvekkili şirket ile davacı şirket yetkililerinin bir durum değerlendirmesi yaptıklarını ve projenin fiziki anlamda belediyeden alınan 2.800 m2'lik ruhsatlı alana yapılmasına karar verildiğini, ...'a yapılan başvuruların sonuçsuz kalması, geçen sürenin uzaması, piyasadan duyulan bazı duyumlardan sonra müvekkili şirketin rahatsız olduğunu ve bu haliyle de olsa tüm ödemesi yapılan panellerin teslim edilmesini davacı şirketten noter kanalı ile istediğini, bunun üzerine davacı şirketin konkordato talebinde bulunarak kendisine yasal bir güvence oluşturmaya çalıştığını, davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki problemin bundan kaynaklandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 26/03/2025 tarihli tensip zaptının 3 nolu ara kararı ile: "...3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 106. maddesinde ''Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur." düzenlemesine yer verilmiştir. TBK.'nun 107. Maddesinde de, alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlunun ödeme-teslim borcunu ifa edebilmesi için gerekli olan tevdii mahalli tayini müessesesi düzenlemesi bulunmaktadır. 107.madde ise; "Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir." şeklindedir. Ve yine aynı Kanunu'nun 111. maddesi "Borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi, tevdi ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir" düzenlemesini havi olup eldeki dosyada bu yasal şartların oluşmadığı açık olmakla,..." şeklindeki gerekçe ile davacı vekilinin tevdi mahalli talebinin karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili 17/04/2025 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; 1-Dava dilekçesi içeriğindeki tüm beyanlarının tekrarla, yüklenici olan müvekkili ...'ın sözleşmede kararlaştırdıkları ifanın tamamını içermesi gereken tevdii yerinin ifa yerindeki hakim tarafından belirlenmesi gerektiğini, bu durumun TBK.m. 107/2'de "ifa yerindeki hakim" ifadesiyle vurgulandığını, 2- Müvekkili ... Şirketi ile davalı ... Şirketi'nin birer ticaret şirketi olup aralarındaki eser sözleşmesinin de bir ticari ilişki olduğunu, ticari ilişkilerde borçlunun hakimden tevdi yerini talep etmek zorunda olmadığını, borçlunun kendisinin uygun gördüğü bir ardiye veya depoya edimi tevdi ederek de borçtan kurtulabileceğini, bu hükme rağmen borçlunun ticari eşya için dahi tevdi yerinin belirlenmesi için mahkemeye başvurmasının mümkün olduğunu, 3- Bu bağlamda müvekkili ... Şirketi'nin dava konusu eser sözleşmesinin ifası amacıyla almış olduğu malzemelerin teslim alınmasını davalı ... Şirketi tarafından yapılmasını, bu mümkün değilse hakimden tevdi yerinin belirlenmesini dava dilekçesinde talep ettiğini, ancak mahkemece bu talebi kabul görmeyerek reddine karar verildiğini belirterek, Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece bu hususta verilen ara karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden, işbu ara kararın kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı beyanda bulunmamıştır. DELİLLER : İstinaf incelemesine esas; Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. ESASTAN İNCELEME RAPOR SONUCU: Dava; Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan -tevdi mahalli belirlenmesi talepli- Alacak davasıdır. İlk derece mahkemecesince 26/03/2025 tarihli tensip zaptının 3 nolu ara kararı ile davacı vekilinin tevdi mahalli talebinin reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Somut olayda: davacı yüklenici, davalı karşı taraf ise iş sahibi olup, taraflar arasında 22/03/2023 tarihli "900.340kWp DC Fotovoltaik On-Grid (Şebeke Bağlantılı) Sistem Satış ve Montaj" Sözleşmesinin imzalandığı hususu çekişmesizdir. Dava dilekçesi ile davacı yüklenici, sözleşme kapsamındaki edimlerini tamamen yerine getiremediğini, zira davalı tarafın sözleşmedeki çatı teslimi ve diğer edimlerini zamanında ifa etmediğini, bunun GES kurulumuna da engel olduğunu, yine iş bedelinin kısmen ödenmediğini, tüm görüşmelere ve gönderdikleri ihtara rağmen davalı tarafın sözleşme kapsamına uygun ifa için çatı teslimini yapmadığını iddia ederek, bu teslim yapılmadığından GES kurulumu amacıyla davalı projesi için alınıp başkasına satımı da mümkün olmayan malzemelerin davalı tarafından teslim alınmasını veya bu malzemeler için mahkemece tevdi mahallinin belirlenmesini, ayrıca çatının sözleşmeye uygun biçimde teslimi halinde çatının montaj işlemi için taraflarına teslimini öncelikle talep etmiştir. Davacının işbu talebinin; 22/03/2023 tarihli sözleşmeye göre bitirilen bir iş (eser) teslimi için tevdi mahalli belirlenmesine yönelik olmayıp, sözleşmeye konu işin (eserin) malzemesinin mahkemece tevdi mahallinin belirlenmesi istemine ilişkin olduğu da açıktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İstinaf Yoluna Başvurulabilecek Kararlar" başlıklı 341. maddesinin (1) numaralı fıkrası; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." şeklindedir. Buna göre istinaf yoluna başvurulabilecek ilk karar türü; ilk derece mahkemelerinden verilen yargılamaya son veren ve hakimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran nihai kararlar olup ara kararlara karşı ise kural olarak istinaf yoluna başvurulamaz. Uyuşmazlık konusu tevdi mahalli talebi ise ne HMK 389. Ne de 341. maddesi kapsamında düzenlenmemiştir. Tevdi mahalli 6098 sayılı TBK’nın 107. maddesinde düzenlenmiştir. Tüm bu açıklamalar kapsamında; davacı vekilinin öncelikli talebinin 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde açıklanan genel koruma niteliğindeki tedbir istemine ilişkin olmayıp, TBK’nın 107. maddesinde düzenlen tevdi mahalli istemine ilişkin olduğu ve asıl uyuşmazlık için eldeki davanın açıldığı, öncesinde de .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/104 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırıldığı, 22/03/2023 tarihli "900.340kWp DC Fotovoltaik On-Grid (Şebeke Bağlantılı) Sistem Satış ve Montaj" Sözleşmesi kapsamında teslime hazır tamamen bitirilmiş bir eserin bulunmadığı hususunun ise tüm dosya kapsamından ve taraf beyanlarından anlaşılması karşısında, davacı vekilinin sözleşmeye konu işin (eserin) malzemesi için mahkemece tevdi mahallinin belirlenmesi isteminin reddine dair ara karara karşı istinaf yoluna başvurması da hukuken mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmelidir. Sonuç itibariyle; Davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- 6100 Sayılı HMK'nun 341. maddesi gereğince davacı vekili İstinaf Başvurusunun Usulden Reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL istinaf karar harcının talep halinde yerel mahkemece davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10- TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad KAYDINA, 4-İstinaf masraflarının, başvuran davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf talebinde bulunan davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/11/2025 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır