T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:15/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:19/09/2024 DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:15/10/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ D…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:15/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:19/09/2024 DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:15/10/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; davacıların dava konusu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.' nin kuruluşundan itibaren 1/4'er oranında ortak olarak bulunduğunu, bu şirketin Antalya 15. Noterliği'nin 26.01.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı kuruluş evrakı ile kurulduğunu ve müdür olarak diğer ortak ...'nun seçildiğini, daha sonra kurucu ortaklardan ...'in Antalya 15. Noterliği'nin 13.08.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile hisselerini yönetici ortak ...'ya devrederek ortaklıktan çıktığını, akabinde ...'nun hisselerini Antalya 15. Noterliği'nin 16.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile ...'e devrederek şirket ortaklığından ve şirket müdürlüğünden ayrıldığını, bu tarihten sonra şirket yöneticisi olarak yeni ortak ...'in atandığını ve tescil edildiğini, şirketin Antalya'nın en işlek bölgesinde yer alan ... AVM'nin içerisinde bulunan ... isimli işletmenin sahibi olduğunu, kurulduğu günden bugüne kadar burada spor salonu ve fitness center işlettiğini, davacıların ikisinin de pilot olup kendilerinin işleri gereği aktif olarak şirketi ve işletmeyi yönetecek vakitleri olmadığından eski ortak ve müdür ...'ya güvenerek ve onun yönlendirmeleri ile bu şirkete sermaye koymak suretiyle ortak olduklarını, başlarda her şey yolunda gitmekteyken, ilerleyen zamanlarda davacıların ortağı bulundukları şirket ile ilgili olarak bilgi alamamaya başladıklarını ve akabinde de durumun kötü olduğunu öğrendiklerini, bu dönemde yönetici ortak pozisyonundaki ...'nun şirkete yeni sermaye girmesi ve durumun düzeltilebilmesi için hisse devri yapması gerektiği yönünde davacıları ikna ettiğini ve hisselerini şimdiki ortak ve müdür ...'e devrederek ortaklıktan ve müdürlükten ayrıldığını, hisse devri ve müdür değişikliğinden sonra da davacılar açısından durumun değişmediğini ancak şirketin daha kötü duruma düştüğünü, öyle ki şirkete haciz geldiğini ve spor aletlerinin bir kısmının haczedilerek muhafaza altına alındığını, bankalardan kullanılan kredilerin ödenmediğini ve kiraların ödenmemesinden dolayı da kiralayana verilmiş olan teminat mektubunun nakde çevrildiğini, davacıların bu olayları sonradan öğrendiklerini, bunun yanında şirket müdürü olarak yetkili bulunanların da şahsi ortağı ve yöneticisi bulundukları diğer şirketlerin borçlarına karşılık şirkete ait çekleri kullandıklarını, işletmede kullanılan POS cihazlarının ortağı bulundukları şirkete değil başka bir şirkete ait olduğunu ve işletmede yapılan tahsilatların bu diğer şirket hesabına aktarıldığını tespit ettiklerini, davacıların bu durumun açıklanması için yönetici ortağa yaptıkları başvurulardan da sonuç alamadıklarını ve sürekli olarak her şeyin düzeleceği vaadiyle oyalandığını, oysa şirketin durumunun her geçen gün daha kötüye gitmekte olduğunu davacıların bu şirketteki hisselerinden dolayı gerek devlete ve gerekse de kefili bulundukları bankalara karşı olan borçları ve sorumluluklarının arttığını, davacıların şirket karar mekanizmasından uzaklaştırılması, şirket iş ve işlemlerinden haberdar edilmemesi, şirketi fiilen davacıların arzusu hilafına diğer ortağın tek başına yönetmesi, davacıların şirket işlemlerine katılma veya denetleme imkanı olmaması ve tüm bunlardan kaynaklanan sürtüşmelerin haklı neden teşkil ettiğini ileri sürerek şirket müdürünün azli ile şirketi temsil ve idare yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; eldeki davanın ön inceleme duruşmasının olduğu 27.05.2021 tarihinde tesadüfen öğrenildiğini ve aynı gün dosyaya vekalet sunulduğunu, dava dilekçesinin 04.03.2021 tarihinde ... isimli kişiye tebliğ edildiğini, müvekkilinin davaya konu ... ünvanlı tüzel kişiliğin yetkilisi olduğunu, müvekkiline dava dilekçesinin 7201 Sayılı Yasa'nın 17. Maddesine göre tebliğ edildiğini, müvekkilinin ilgili adreste meslek veya sanat icrası bulunmadığın yapılan tebligatın müvekkilinin kişisel davasına ilişkin olup, şirket ile bir ilgisi bulunmadığını, bu halde şirketin daimi çalışanına madde 17'ye göre yapılan tebliğin usulsüz kabul edilmesi gerektiğini, tebligatı alan şahsın ... firmasının daimi çalışanı olduğunu ancak müvekkili gerçek kişi ...'in daimi çalışanı olmadığını, tebligatın bu nedenle de usulsüz kabul edilmesi gerektiğini, eldeki davanın ortaklığa açılması gerekirken tarafları aleyhine açılmasının yasaya ve usule aykırı olduğunu, TTK'nın 630/III. maddesi düzenlemesinde, müdürlerin özen ve bağlılık yükümü ile diğer bir kanundan ve ortaklık sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinin ağır bir şekilde ihlal edilmesi veya ortaklığın iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin halklı sebep olarak kabul edildiğini, 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edildiğini, bu durumun şirketin işletme konusu alanına giren "spor salonu işletmeciliği" alanına büyük darbe vurduğunu, bu hususun özellikle göz önünde bulundurulması gerektiğini, firmanın tahsilatlar için kendi POS cihazlarını kullandığını, şirketin franchise verdiği başkaca şirketler ile ortak çalışmalarının bulunduğunu, müvekkilinin yönetim organı olarak ortaklara değil, genel kurula karşı sorumlu olduğunu, davacının denetime ilişkin hiç bir başvurusu olmadığı halde denetim taleplerinin yerine getirilmediğine ilişkin iddiasının kabul edilebilir olmadığını, açıkladıkları nedenlerden ötürü, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; TTK'nın 620. maddesinde, limited şirketlerde kanun veya esas sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları dahil, tüm genel kurul kararlarınının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı; yöneticinin azlinin, aynı Yasa'nın 621. maddesinde tahdidi sayılan önemli kararlardan olmadığı; davacıların toplanacak olan olağan genel kurula katılarak kanunda aranan salt çoğunluğu sağlayabilecekleri, genel kurulun toplantıya çağrılmaması halinde TTK'nın 412. maddesi gereği pay sahiplerinin başvurusu üzerine dosya üzerinden mahkemenin karar verebileceği, davacıların azınlık olmadığı ve genel kurulun toplanmadığına ilişkin bir beyanlarının olmadığı gibi bir delil de sunmadıkları ve dolayısıyla davacılar olağan genel kurula katılarak TTK'nın 630. maddesi gereği davalı müdürü azledebileceklerinden, eldeki davayı açmalarında hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin 20/10/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... İlk derece mahkemesince davalının genel kurulda azledilebileceği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; TTK 630/2 maddesi uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceğinden ilk derece mahkemesi kararı isabetli görülmemiştir. Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine" karar verilmiştir. Dairemiz kararının kaldırılmasından sonra mahkemece; "... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 626. maddesinde müdürlerin özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağı düzenlenmiştir. Buna göre müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatini gözetmekle yükümlüdürler. TTK'nın 626/2 maddesine göre aksi kararlaştırılmadığı veya diğer ortakların yazılı izni bulunmadıkça müdürlerin şirketlere rekabet oluşturan bir faaliyette bulunmaları yasaktır. TTK'nın 630/2 maddesine göre her ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkını ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. TTK'nın 630/3 maddesinde yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğü ile diğer kanunlarda ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetilmesi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak düzenlenmiştir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2019 tarih 2018/2383E. 2019/1498K. sayılı kararı). Davacıların %25 hisse oranı ile dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.nin ortağı olduğu ve davalının 19.06.2020 tarihinden itibaren dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin tek yetkili müdürü olduğu, davalının münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığı 2020 yılında dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin geçmiş yıllara göre öz varlığının %96'sından fazlasının düşmesi, şirket ortaklarının şirkete sermaye olarak koyduğu 400.000,00-TL tutarındaki sermayenin %95,64'lük kısmının yok olduğu ve dava dışı şirketin ödenmiş sermayesinin 3/2'lik kısmının yok olması nedeniyle de borca batık duruma düşmesi, dava dışı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan 1.169.528,46-TL tutarında borcun %93,48'lik kısmının vadesinde ödenmediği ve bu borçlar nedeniyle dava dışı şirketin temerrüde düşmesi ve dava dışı şirket hakkında icra takipleri başlatılması, sermayenin bu oranda düşmesinin pandemiden etkilenmesi ile bağdaştırılamayacağı bu durumda davalı şirket müdürü ...'in dava dışı şirketi iyi yönetmediği anlaşılmakla davanın kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın mesnetsiz iddialara dayalı olduğunu, hukuka ve dosya kapsamındaki delillere aykırı olduğunu, yargılama süresince alınan bilirkişi raporları ve yapılan incelemeler neticesinde davacıların iddialarını ispatlar nitelikte somut bir sonuca ulaşılamadığını, kabul edilmemekle birlikte şirketin iyi yönetilmediği tespitinin nedenlerine ilişkin ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerekirken yalnızca öz varlığın düşüşü özelinde kanaat bildirildiğini ve eksik inceleme yapıldığını, ekonomik azalmanın sebebinin net bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile alınan raporların hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, bilirkişi heyetine sektör bilirkişi de eklenerek rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin kötü yönetimine ilişkin hiç bir somut delilin olmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 630. Maddesi uyarınca limited şirket müdürünün haklı sebeple azli istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davacılar ile davalı ...'in dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin hissedarları oldukları, davalının 15/06/2020 tarihli pay devri sözleşmesi ile ...'ya ait payları devralarak şirket ortağı olduğu, 19/06/2020 tarihinden itibaren aksi karar alınıncaya kadar münferiden şirketi temsile yetkili kılındığı görülmüştür. TTK'nın 630. Maddesinde; "(1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. (4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır." şeklinde hüküm yer almaktadır. Uyuşmazlık konusu, davalının, dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. müdürlüğünü yönetim hakkı ve temsil yetkisinin haklı sebeplerle kaldırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Şirket müdürünün azli davasında husumetin müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, şirkete husumet yöneltilemeyecek olması karşısında davalı şirket müdürü ...'e husumet yöneltilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum görülmemiştir. Davacılar, davalı taraf müdür olarak seçildikten sonra şirkete haciz geldiğini ve spor aletlerinin bir kısmının haczedilerek muhafaza altına alındığını, bankalardan kullanılan kredilerin ödenmediğini ve kiraların ödenmemesinden dolayı verilmiş olan teminat mektubunun nakde çevrildiğini, bunun yanında davalının şahsi ortağı ve yöneticisi bulunduğu diğer şirketlerin borçlarına karşılık şirkete ait çeklerin kullanıldığını, işletmede kullanılan POS cihazlarının ortağı bulundukları şirkete değil başka bir şirkete ait olduğunu ve işletmede yapılan tahsilatların bu diğer şirket hesabına aktarıldığını bu nedenle davalı şirket müdürünün görevinden azlini talep etmişlerdir. 11/02/2022 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda "Şirketin, 2017-2018-2019 yıllarında, ... aralığında olan Faaliyet Giderlerinin Net Satışlara Oranının, 2020 yılında, gelirlerde düşüşün yanı sıra, giderlerin gelir tutarının artması neticesinde %75 oranında olduğu, şirketin sermayesini 0,95 oranında kaybetmiş bulunduğu, bu durumun Çin'in Wuhan kentinde 2019 Aralık ayında baş gösteren ve 2020 yılının başından beri tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen Covid-19 virüs salgını ve bu salgına bağlı olarak alınan tedbirler sokağa çıkma yasağı, vatandaşların kapalı mekanlarda ve dahi topluca bulunmama hassasiyeti sebebiyle işletmeyi ekonomik açıdan etkilemiş olmasından kaynaklanmış olduğu" hususları belirtilmiştir. 26/12/2023 tarihli aynı mali müşavir bilirkişi ek raporunda" Şirketin kök ve ek raporlarda ayrıntılı şekilde yer verilen Bilanço ve Gelir tablolarının, işletmenin satışlarından ne oranda kar ettiği, ortakların koymuş olduğu sermayenin etkin ve verimli kullanılıp kullanılmadığı, işletme yöneticilerinin yönetim ve performansı yönünden değerlendirme yapılmış olup, şirkete ait çeklerin ...’nun şahsi işleri ve borçları için kullanıldığı, ...’nun yönetim yetkisi olmayan tarihlerde dahi çek keşide ettiğini ve şahsi işlemleri için şirkete ait çekleri kullandığı, şirkete ait kredi kartı ile ilgisiz harcamalar yapılmakta olduğu iddiaları yönünden takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir. 24/05/2024 tarihli aynı mali müşavir bilirkişi ek raporunda "Şirketin 2017-2018 ve 2019 yılında cari oranını muhafaza ettiği, ancak 2020 yılında, büyük oranda kaybetmiş olduğu, 2017-2018 ve 2019 yılında öz varlığını muhafaza ettiği ancak 2020 yılında, öz varlığının büyük oranda kaybetmiş olduğu, ancak cari oranlarda ve öz varlıklar düşüşünün kötü yönetim veya Pandemiden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda sektör konusu uzmanlık alanı olmadığından bir kanaat belirtilemediği" açıklanmıştır. 28/08/2024 tarihli SSMM bilirkişi raporunda "Davalının münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığı 2020 yılında dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.nin geçmiş yıllara göre öz varlığının %96’ının üstünde düşmesi, şirket ortaklarının şirkete sermaye olarak koyduğu 400.000,00-TL tutarındaki sermayenin %95,64’lük kısmının yok olduğu ve dava dışı şirketin ödenmiş sermayesinin 3/2’lik kısmının yok olması nedeniyle de borca batık duruma düşmesi, dava dışı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan 1.169.528,46-TL tutarında borcun %93,48’lik kısmının vadesinde ödenmediği ve bu borçlar nedeniyle dava dışı şirketin temerrüde düşmesi ve dava dışı şirket hakkında icra takipleri başlatılması, durumları karşısında davalı şirket müdürü ...’in dava dışı şirketi iyi yönetmediği tespit edildiği" hususları açıklanmıştır. Yukarıda yer verilen bilirkişi raporları dosya içeriği ile birlikte ele alındığında; davacı tarafın tüm iddiaları yönünden gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınmadan, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin son tarihli bilirkişi raporu üstün tutularak varılan sonuca göre verilen karar hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davalı şirket müdürü ...'in ortağı yahut yetkilisi olduğu başkaca şirketlerin bulunup bulunmadığının tespiti yoluna gidilerek, bu şirket adına tahsilat yapılıp yapılmadığının, dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin çeklerinin kullanılıp kullanılmadığının denetimi gerekir. Sonrasında ise aralarında bir bankacılık uzmanı bilirkişi, şirket bilançoları ve kayıtlarını okuma konusunda uzman yeni bir SMMM bilirkişi ve bir sektör bilirkişisinin bulunduğu bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile; davalı şirket müdürünün gerçekten başka şirket/şirketlere pos cihazları aracılığı ile tahsilat yapıp yapmadığı, şirketin çeklerinin kullanılıp kullanılmadığı, davalı şirket müdürünün şirket malvarlığını azaltıp azaltmadığı, bu hususta pandemi koşullarının etkili olup olmadığı konularında her iki tarafın önceki itirazları ve davacı tarafın tüm iddiaları üzerinde durularak, şirket defter kayıtları, banka kayıtları incelenerek (HMK 278/4 gereğince bilirkişilere gerekirse yerinde inceleme yetkisi de tanınarak), haklı nedenle müdürün azlinin şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda denetime elverişli rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesidir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/09/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.15/10/2025 ...