TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/433 KARAR NO : 2025/1582 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI : 2017/169 (E) - 2021/917 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 31/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ö…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/433 KARAR NO : 2025/1582 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI : 2017/169 (E) - 2021/917 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 31/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'e ait davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı sürücüsü davalı Ahmet ...'ın yönetimindeki ... plakalı minibüsün, 29/1/2017 günü Sultanbeyli İlçesinde köprü üzerinde seyir halinde iken adı geçen davalı sürücünün hatalı sollamayla şerit ihlali yaparak, müvekkili davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araçla çarpıştığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde tedavi giderini de kapsayan bedensel yaralanmasından kaynaklanan 18.300 TL maddi tazminatın, tedavi giderlerinden ... (SGK) sorumlu tutulması koşuluyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; 50.000 TL manevi tazminatın davalılar Ahmet ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ..., SGK ve Ahmet ... vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde, toplanmasını istediği kanıtları bildirerek, geçici iş göremezliğe ilişkin talebin reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 15.255,67 TL maddi tazminatın, 14.955,67 TL'sinin 10/2/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı SGK'den alınarak davacıya verilmesine; bakiye 300 TL'sinin davalı ... Sigorta AŞ'den 10/2/2017 tarihinden davalılar ... ve Ahmet ... mirasçılarından ise 29/1/2017 gününden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın 29/1/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı SGK vekili 19/11/2021 günü sunduğu dilekçesinde özetle; yeterli ve gerekli inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verildiğini, dosyada cevap ve itirazların dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı SGK vekili 15/12/2021 günü sunduğu dilekçesinde özetle; kuruma karşı dava açılabilmesi için 6552 sayılı Kanun'un 64'üncü maddesiyle eklenen 5521 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi uyarınca dava açılmadan önce SGK'ye başvurulması gerektiğini, bu kapsamanda ilgili dava şartını yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; davaya bakma görevinin iş mahkemesine ait olduğunu; kanun, yönetmelik ve genelge hükümleri çerçevesinde trafik kazası nedeniyle sunulan tedavi, tıbbi malzeme, ilaç, refakatçi ve yol giderleri gibi sağlık hizmet bedellerinin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında müvekkili kurum tarafından karşılandığını; iş göremezlik, maddi ve manevi tazminat ile bakıcı gideri gibi karşılanmayan talepler için sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiğini, gelen bilgi ve belgelere göre davacının müvekkili kuruma herhangi bir başvurusu olmamakla birlikte kaza günü ve sonraki muhtelif tarihlerde kurum tarafından davacının tedavi giderlerinin karşılandığına ilişkin belgelerin SGK Cibali Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinden getirtilmesi talep edilmesine karşın, yeterli ve gerekli araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiğini; davanın açılmasına neden olmayan müvekkili kurum aleyhine yasaya ve usule aykırı olarak yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karşın, müvekkili kurum lehine vekâlet ücretine karar verilmediğini, belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sürücü Ahmet ...'ın hatalı sollama ve şerit ihlali yaparak kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olduğunun belirlenmesine, yolcu olan müvekkili davacının da kusurunun bulunmadığının gerekçede belirtilmesine karşın, %20 birlikte (müterafik) kusur nedeniyle maddi tazminattan indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu; yolcu olarak bulunan müvekkili davacıya, kazaya karışan araç sürücülerinin kusurunun yansıtılamayacağını; kazanın oluş biçimi dikkate alındığında, araç sürücüsünün sürücü belgesinin olup olmamasının da öneminin olmadığını, kazanın davalı sürücü Ahmet ...'ın hatalı sollama ve hatalı şerit değiştirmesinden kaynaklandığını, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ...'e ise herhangi bir kusur yüklenmediğini, davalı SGK tarafından dava dışı hastaneye ödenen 691,09 TL'nin mahsubunun da yerinde olmadığını, müvekkilinin gerçek zararının tedavi gideri olarak özel hastaneye ödediği 18.000 TL olduğunu, davalı SGK tarafından müvekkiline herhangi bir para ödenmediğini; manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kararın da açıkça hukuka aykırı olduğunu, cam parçalarından dolayı yüzünden yaralanan ve derin yarıklar oluşan müvekkilinin tedavilere karşın iyileşmediğini, yara izinin olaydan 4 yıl geçmesine karşın geçmediğini, kazaya neden olan aracın ticari olması nedeniyle avans faizi işletilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; raporlara itirazları değerlendirilmeden, davacının kazaya neden olup olmadığı konusunda kusur araştırılması yapılmadan usul ve yasaya aykırı karar verildiği, kazanın oluşumunda tüm kusurun sürücü belgesiz ve aşırı alkollü biçimde hızlı araç kullanan dava dışı ...'e ait olduğunu; sürücü belgesiz ve alkollü olan adı geçen sürücünün aracına binen, hızlı ve tehlikeli araç kullanmasına karşın araçtan inmeyip emniyet kemeri de takmayan davacının yaralanmasında birlikte kusurunun olduğunu, ceza davasında dinlenen tanık anlatımları, kaza tespit tutanakları, kamera kayıtları ve diğer tüm aydınlatıcı kanıtlarla birlikte, maddi gerçeği yansıtacak biçimde kusur raporu alınması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalılar Ahmet ... mirasçıları Vahide ..., Gülüstan ..., Mizgin ..., Fetullah ..., ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kanıtlar toplanmadan hatalı değerlendirmeyle, dosya içeriğine ve maddi gerçeğe aykırı karar verildiğini, olayda herhangi bir ölüm meydana gelmemesine karşın gerekçeli kararda ölümlü kaza ifadesine yer verilmesinin, kararın özensiz incelemeyle verildiğini ortaya koyduğunu; gerek istinafa konu ilk derece mahkemesi dosyasında, gerekse ceza davasında usul ve yasaya uygun kusur incelemesi yapılmadığını; soruşturma evresinde alınan bilirkişi raporuna dayanılarak müvekkili hakkında hatalı verilen cezaya yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, müvekkilinin koronavirüs sebebiyle ölümünün ardından ceza davasının düştüğünü; gerek soruşturma evresinde gerekse, ilk derece mahkemesinde alınan raporların kanıtların toplanmasından önce düzenlendiğini; ceza davasında tanık olarak dinlettikleri gazeteci tarafından çekilen video izlendiğinde kaza mahallinde yol çizgilerin raporda belirtilenin aksine kesik kesik olduğu, sollama yasağı bulunmadığı, köprü üzerinde yer alan tabeladan hız sınırının 22 km/sa. olduğunun açıkça görüldüğünü, bilirkişi raporunda ise kusur belirlenirken sollama yasağı olduğundan hareket edildiğinden, tüm kusurun müvekkile verilmesinin maddi gerçeğe aykırı olduğunu; sürücü belgesiz ...'in yönetimindeki aracın aşırı hızlı olduğu sabit iken raporda bu asli kusurdan bahsedilmediğini, davacının ...'in sürücü belgesi olmadığını bilerek arabasına binmek suretiyle kusurlu davrandığını, hatalı sollamadan bahsedilmesinin de hukuken olanağının bulunmadığını, yolun bir şeridinin kolluk tarafından kapatılması nedeniyle tek şeride düşen yolda araçların karşılıklı sıra ile kontrollü geçiş yapması gerektiğinden o şeridin diğer araca ait olduğunun söylenemeyeceğini sürücü belgesi olmayan ...'in zorunlu geçen müvekkilinin kullandığı araca yandan çarpmasında %100 kusurlu olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Sigorta şirketi, işleten ve sürücüye karşı açılan ve sebebi de iş sözleşmesi veya iş kazasına dayanmayan trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasının görevli asliye ticaret mahkemesinde görülerek sonuçlandırılmasında isabetsizlik görülmemiş; iş mahkemesinin görevi kapsamında olmayan eldeki davada, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7'nci maddesinin 3'üncü fıkrası uyarınca dava açılmadan önce davalı SGK'ye başvurma zorunluluğu bulunmadığından, bu konuya yönelen istinaf nedeni benimsenmemiştir. Davaya konu trafik kazasından sonra kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında davalı sürücü Ahmet ...'ın yönetimindeki ... plakalı otobüs ile Sancaktepe istikametinden, Aydos istikametinde seyir halinde iken, 23 numaralı köprüye geldiği esnada güzergah görevinde olan, dörtlü ışıkları yakmak ve duba koymak suretiyle önlem alan ... plakalı ekip otosunu sollayıp karşı şeride geçerek, aracın ön kısmıyla sürücüsü ...'in yönetimindeki ... plakalı araca çarptığının belirtilmesi; bilirkişi tarafından, kolluk tarafından düzenlenen tespit tutanağı ve soruşturma evresinde düzenlenen belgeler incelenerek düzenlenen raporda ise yönetimindeki ... plakalı otobüsle seyir halinde iken Sultanbeyli İlçesi 23 numaralı köprüye yaklaştığında iki yönle, iki şeritli karayolunda aracını güvenli biçimde yönetmesi, düşey işaretle sollama yasağı olduğu belirtilen ve devamlı yol çizgisi çizilmiş kesime geldiğinde aracının hazını azaltması, öndeki aracı güvenli mesafeden takip etmesi ve kesinlikle öndeki aracı sollamaması gerekirken, hiçbir zorlayıcı neden olmamasına karşın öndeki aracı sollayıp karşı yönden gelen araçla çarpışan davalı sürücü Ahmet ...'ın %100 oranında tam kusurlu; iki yönlü, iki şeritli karayolunda kendi gidişine ayrılmış şeritte kurallara uygun hareket eden dava dışı sürücü ...'in ise kusursuz olduğunun bildirilmesi; böylece, davalı sürücü Ahmet ...'ın yönetimindeki araç ile dava dışı sürücü ...'in yönetimindeki aracın kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişilerin kusura ilişkin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; kolluk tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde kazada yaralanan davacı ... ...'nun emniyet kemerinin takılı olup olmadığına ilişkin bölümün "belirsiz" olarak işaretlenmesi gözetildiğinde, adı geçen davacının emniyet kemeri takmadığı kanıtlanmadığı gibi, kolluk tarafından düzenlenen "Tutanak" başlıklı belge içeriğine göre 29/1/2017 günü saat 22.05; kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğine göre ise 29/1/2017 günü saat 22.10 sularında meydana gelen trafik kazasının ardandan dava dışı sürücü ...'ten 29/1/2017 günü saat 22.57'de alınan kan örneğinin ATK Kimya İhtisas Dairesinde yapılan analizi sonucu düzenlenen raporda, ...'in kanında alkol (etanol, metanol) bulunmadığının belirlendiği böylece adı geçen dava dışı sürücünün alkollü olduğunun ispatlanamadığının anlaşılması karşısında, bu konulara yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Kabule ve uygulamaya göre yapılan incelemede ise, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ( KTK) 98'inci maddesinin 1'nci fıkrası uyarınca belgeli tedavi giderlerinden sorumlu tutulan davalı SGK aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunmasının yerinde olduğu; maddi tazminat davasının reddedilen kısmı takdiri indirim nedenine dayandığından, reddedilen miktar üzerinden davalı SGK lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, KTK'nin 98'inci maddesinin 1'nci fıkrası uyarınca SGK'nin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde sorumlu olması, Adli Tıp Uzmanı bilirkişinin de bulunduğu bilirkişiler tarafından düzenlenen 10/7/2019 ve 20/8/2021 tarihli raporlarda, davacının ... Hastanesinde yapılan ameliyat ve tedavi bedelinin 18.000 TL, bu işlemlerin 2017 yılında kullanılan SUT kapsamında bedelinin ise 1.501,20 TL olduğunun bildirilmesi karşısında, SGK'nin SUT kapsamında belirlenen 1.501,20 TL maddi tazminattan sorumlu tutulması gerekirken, özel hastanede yapılan ameliyat ve tedavi işlemleri için ödenen bedelin tümünden sorumlu tutulmasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsü dava dışı ... 'in kazanın oluşumunda kusursuz olduğu dikkate alındığında, sürücü belgesi bulunmayan adı geçen dava dışı sürücünün yönetimindeki araca binen davacının davranışının, kazanın oluşumuna etkisi olmayan ancak kazadan kaynaklanan zararın artmasına neden olan birlikte kusur niteliğini taşımadığı gözetilmeden, davacı lehine hükmolunan maddi tazminattan birlikte kusur nedeniyle indirim yapılması yerinde olmamakla birlikte, yukarıda açıklandığı gibi davalı SGK aleyhine belgeli tedavi giderinden kaynaklanan 1.501,20 TL maddi tazminata hükmolunması, dava dilekçesinde belgeli tedavi giderinin 18.000 TL olduğunu bildiren davacı vekilinin, 300 TL belgesiz tedavi gideri talebinde bulunması gözetildiğinde, taleple bağlılık ilkesine ilişkin HMK'nin 26'ncı maddesi uyarınca belgesiz tedavi giderinden kaynaklanan 300 TL maddi tazminata hükmolunmasında isabetsizlik görülmemiştir.İlk derece mahkemesinin manevi tazminat ilişkin nihai kararının incelenmesine gelince:6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira mal varlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi zararı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal doygunluk aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen doygunluk duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar Ahmet ... mirasçıları ve ...'ün dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, yüz bölgesinden kemik kırıklarına neden olacak biçimde yaralandığı anlaşılan davacının yaralanmasının ağırlığına, bilirkişi raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacı lehine hükmolunan manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.Diğer yandan, kazaya karışan davalı ...'e ait ... plakalı aracın "otobüs" cinsinden olması davacının ise dava dilekçesinde, manevi tazminata avans faizi uygulanmasını talep ettiği gözetilmeden, davalılar ... ve Ahmet ... mirasçıları aleyhine hükmolun manevi tazminata avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiş; kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle dairemizce kendiliğinden yapılan incelemede ise,5502 sayılı ... Kanununun 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca harçtan muaf olan davalı SGK'nin karar ve ilam harcından sorumlu tutulmasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-Davalı ... ile davalılar Ahmet ... mirasçıları Vahide ..., Gülüstan ..., Mizgin ..., Fetullah ..., ... ... vekkillerinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,II-Davacı ... ... vekili ile davalı SGK vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre:1-Maddi tazminat davasının kısmen kabulüne,a-Ameliyat ve tedavilerin SUT karşılığı 1.501,20 TL maddi tazminatın, davanın açıldığı 10/2/2017 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı SGK'den alınarak davacıya verilmesine, b-Belgesiz tedavi gideri 300 TL maddi tazminatın, davalı ... Sigorta AŞ'den davanın açıldığı 10/2/2017 gününden itibaren, davalılar ... ile davalı Ahmet ... mirasçılarından ise kazanın meydana geldiği 29/1/2017 gününden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine,2-Manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 20.000 TL manevi tazminatın, davalı ... ile davalı Ahmet ... mirasçılarından kazanın meydana geldiği 29/1/2017 gününden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi nedeniyle hükmolunan maddi tazminatın tutarına göre, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre belirlenen 59,30 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan karar ve ilam harcından maddi tazminat talebine isabet eden 62,50 TL karar ve ilam harcından mahsubuna, 4-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve hükmolunan manevi tazminatın tutarına göre hesaplanan 1.366,20 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan karar ve ilam harcından, maddi tazminat hükmüne ilişkin karar ve ilam harcının mahsubundan sonra kalan 173,98 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.192,22 TL karar ve ilam harcının, davalı ... ile davalı Ahmet ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,5-Maddi tazminat davası bakımından, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13'üncü maddesinin 1'inci ve 2'nci fıkraları uyarınca,a-Kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarına göre belirlenen 1.501,20 TL vekâlet ücretinin, davalı SGK'den tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ... ...'ya verilmesine,b-Kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarına göre belirlenen 300 TL vekâlet ücretinin, davalılar ... Sigorta AŞ, ... ve davalı Ahmet ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ... ...'ya verilmesine, c-Reddine karar verilen maddi tazminat miktarına göre belirlenen 1.501,20 TL vekâlet ücretinin, davacı ... ...'dan tahsil edilerek, vekille temsil edilen SGK'ye verilmesine,6-Manevi tazminat davası bakımından, a-Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile 13'üncü maddesinin 1'inci ve 2'nci fıkraları uyarınca kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarına göre belirlenen 20.000 TL maktu vekâlet ücretinin, davalılar ... ve davalı Ahmet ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ... ...'ya verilmesine, b-HMK'nin 332'nci maddesinin 2'nci fıkrasının iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 2024/29 (E) - 2024/226 (K) sayılı ilamı gözetilerek kısmen reddine karar verilen manevi tazminat talebinden ötürü vekille temsil edilen davalılar ... ile Ahmet ... mirasçıları lehine vekâlet ücretine hükmolunmasına yer olmadığına, 7-Davacı tarafından harcanan 2.600 TL bilirkişi ücreti, 926,80 TL tebligat posta masrafı, 4,60 TL vekâletname harcı, 31,40 başvurma harcı olmak üzere toplam 3.562,80 TL yargılama giderinden,a-Davanın kabul ve ret oranına (1.501,20/68.300) göre hesaplanan 78,30 TL yargılama giderinin davalı SGK'den tahsil edilerek davacıya verilmesine, b-Davanın kabul ve ret oranına (20.300/68.300) göre hesaplanan 1.058,92 TL yargılama giderinin, davalı ... Sigorta AŞ'nin 15,65 TL yargılama giderinden sorumlu olması koşuluyla davalılar ... Sigorta AŞ, Rıza ... ve Ahmet ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine,c-Bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı SGK tarafından sarf edilen 155,50 TL posta gideri, 8,50 TL vekâletname harcı olmak üzere toplam 164 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan (1.501,20/18.300) 150,54 TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek davalı SGK'ye verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı SGK üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı Ahmet ... mirasçıları tarafından saf edilen 26 TL posta gideri, 4,60 TL vekâletname harcı olmak üzere toplam 30,60 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına (20.300/68.300) göre hesaplanan 21,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek davalı Ahmet ... mirasçılarına verilmesine, bakiye yargılama giderinin adı geçen davalı mirasçıları üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı ... tarafından saf edilen 52 TL posta gideri, 4,60 TL vekâletname harcı olmak üzere toplam 56,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına (20.300/68.300) göre hesaplanan 39,77 TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek, davalı ...'e verilmesine, bakiye yargılama giderinin adı geçen davalı üzerinde bırakılmasına, 11-Davacı tarafından peşin ödenen ve maddi tazminat davası nedeniyle hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen toplam 59,30 TL karar ve ilam harcının davalılar ... Sigorta AŞ, ... ve davalı Ahmet ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ... ...'ya verilmesine, 12-Davacı tarafından peşin ödenen ve manevi tazminat davası nedeniyle hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen 173,98 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve davalı Ahmet ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ... ...'ya verilmesine, 13-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, III-İstinaf incelemesi bakımından ;1-Davacı ... ... tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından harcanan istinaf kanun yolu başvuru harcı 162,10 TL'den ibaret yargılama giderinin, davalılar ... ve davalı Ahmet ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ... ...'ya verilmesine, 3-Davalı SGK tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 703,59 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, davalılar Ahmet ... mirasçıları ve ...'den peşin alınan toplam 863,06 TL karar ve ilam harcından mahsubuna; talep edilmesi durumunda bakiye 159,47 TL karar ve ilam harcının talep edilmesi durumunda, 79,68 TL karar ve ilam harcının davalı Ahmet ... mirasçılarına, 79,79 TL karar ve ilam harcının ise davacı ...'e verilmesine,5-Davalılar ... ve davalı Ahmet ... mirasçıları Vahide ..., Gülüstan ..., Mizgin ..., Fetullah ..., ... ... tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince, kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2025