TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/614 KARAR NO : 2025/1545 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 9/12/2021 NUMARASI : 2017/995 (E) - 2021/991 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/614 KARAR NO : 2025/1545 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 9/12/2021 NUMARASI : 2017/995 (E) - 2021/991 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye (eski unvanı ... Sigorta AŞ) Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, davalı işleten ...'a ait, sürücüsü davalı ...'ın yönetimindeki .. . plakalı kamyonetin, Malkara İlçesinden, Keşan yönüne yüksek hızla seyir halinde iken, davacıların miras bırakanı ...'e çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsiline; davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 25.000 TL, davacı... için 25.000 TL manevi tazminatın davalı işleten ve sürücüden ortaklaşa ve zincirleme tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 14/5/2019 günü sunduğu dava değeri belirleme dilekçesiyle, davalı sigorta şirketinin limitle sınırlı sorumlu olması koşuluyla, davacı ... için 168.397,65 TL, davacı... için 56.196,27, davacı ... için 43.406,08 TL olmak üzere toplam 268.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ..., ... ve sigorta şirketinden ortaklaşa ve zincirleme tahsiline; sigorta limitini aşan bakiye destekten yoksun kalma tazminatı yönünden ise davacı ... için 23.860,85 TL, davacı... için 7.962,52 TL, davacı ... için 6.150,26 TL olmak üzere toplam 37.973,25 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...'tan ortaklaşa ve zincirleme tahsiline; 15/10/2020 günü sunduğu ıslah dilekçesiyle, davalı işleten ve sürücüden talep ettikleri maddi tazminatların, davacı ... için 227.751,64 TL, davacı... için 53.606,95 TL, davacı ... için 41.514,69 TL; davalı sigorta şirketinden talep ettikleri maddi tazminatların ise davacı ... için141.478,71 TL, davacı... için 33.300,49 TL, davacı ... için 25.788,81 TL olduğunu beyan ederek talep sonucunu ıslah etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince, kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar ..., ... ve ... vekili dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporu kabul etmediklerini, davalı sürücü ...'ın hız sınırlarını açıkça aştığı sabit olmasına karşın bu husus hiç dikkate alınmadan ve adeta yok sayılarak adı geçen davalı sürücünün kusursuz bulunduğunu, ceza yargılaması aşamasında sürücünün hızını dikkate almayan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna itibar edilmeyip keşif yapılarak yeniden rapor alınmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesinden (İTÜ) alınan raporda sürücünün tali kusurlu olduğu kesinleştirilerek karar verildiğini; ceza mahkemesi kararı ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan bilirkişi raporları ile sürücü ...'ın en azından tali kusurlu müvekkillerinin desteğinin de asli kusurlu olduğunun ortaya çıktığını, huzurdaki tazminat davasında alınan kusura ilişkin 7 rapordan, 4 tanesinde ...'ın tali kusurlu çıktığını; ceza mahkemesinde ATK tarafından düzenlenen sürücünün kusursuz olduğuna ilişkin raporda sanığın hızına ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, aracın çarpma noktası ile durma noktası arasında 75 metre mesafe olması, maktulün aracın çarpma noktasından 48 metre ileride bulunması, hiç fren izin bulunmaması, maktulü 5-6 metre kala gördüklerine ilişkin tanıkların beyanları göz önüne alındığında, aracın hızının sürücünün beyan ettiği gibi 70-80 km olmayıp daha fazla olduğunu, ATK raporunu yeterli görmeyen ceza mahkemesinin İTÜ'den rapor aldırdığını, Trafik Fen Heyeti tarafından düzenlenen 25/6/2021 tarihli raporun İTÜ ile ATK raporları arasındaki çelişkiyi gidermediğini; raporlar arasındaki var olan çelişkinin sürücünün dikkat ve özen yükümlülüğü ile hız sınırlarına uyup uymadığı yönünde olduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, kazadan sonra aracın önü ve camının tamamen parçalandığını, hatta arka camında kırılıp arka plakanın da üstünde kan tespit edildiğini, aldığı hasar dikkate alındığında aracın hızının yasal hız sınırının çok üzerinde olduğunu, davalı sürücünün dikkat ve özen yükümlülüğü ile hız sınırına uymuş olması durumunda kazanın meydana gelmeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davada üç ayrı davacı ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı olmayan üç ayrı davalı bulunduğunu, davacıların ayrı ayrı manevi tazminat ve ıslahla arttırdıkları miktarlar üzerine ayrı ayrı maddi tazminat talep ettiklerini, bu durumda talebi reddedilen her bir davacı aleyhine ilgili talebin yöneltildiği davalılar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, nitekim hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca, reddine karar verilen manevi tazminat talepleri yönünden her bir davacı aleyhine, müvekkili davalılar yararına ayrı maktu vekâlet ücretine, ıslah ettikleri maddi tazminat talepleri bakımından da her bir davacı aleyhine ayrı ayrı maddi tazminat vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yalnızca tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin, bunun da hangi surette alacağının belirtilmemesinin usule, yasaya ve tarifenin hükümlerine aykırı olduğunu, buna göre her bir davacı aleyhine ayrı ayrı 5.100 TL manevi tazminat ret vekâlet ücreti, diğer davalı sigorta şirketi hariç müvekkili davalılar yararına ayrı ayrı 5.100 TL maddi tazminat ret vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilleri davalılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin tahsiline karar verilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu, trafik kazası nedeniyle kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında davalı sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığına yer verilmiş; Keşan Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/4329 sayılı soruşturmasında düzenlenen bilirkişi raporunda, ölen destek ...'in asli, sürücü ...'ın tali kusurlu olduğu bildirilmiş; Keşan 1'inci Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/189 (E) sayılı davasında, olay nedeniyle düzenlenen soruşturma belgeleri, sanık, müşteki ve tanık anlatımları ile kaza tespit tutanağı ve anılan bilirkişi raporu değerlendirilerek düzenlenen ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 17/6/2015 gün ve 5907 sayılı raporunda ise, karşıya geçmek istediği esnada olay yerinde araçların hareket halinde olduğunu dikkate alarak gerekli kontrolleri yaptıktan sonra yolun karşısına en kısa mesafeden ve en kısa zamanda geçmesi gerekirken, kaplamaya kontrolsüz biçimde giren, sağ tarafta seyir halinde olan araç trafiğini gerekli biçimde kontrol etmeyip, ilk geçiş hakkını araç sürücüne vermeyen ölen yaya ...'in asli kusurlu, olay yerinin meskun mahal dışı oluşu, gece vakti ve aydınlatma bulunmayan yerde gerçekleşmesi dikkate alındığında, bilirkişi raporunda verilen kusurun isabetli olmadığı belirtilerek, davalı sürücü ...'ın kusursuz olduğu belirtilmiş; aynı davada, polis memuru ve jandarma astsubay bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, ölen destek ...'in asli, yönetimindeki aracın hazının 70-80 km'den fazla olma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle sürücü ...'ın tali kusurlu olduğu olduğuna yer verilmiş; İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda ise, yolun karşısına duran araçlardan inen insanların geçebileceğini düşünerek hızını azaltması, ön tedbir olarak korna çalması gerekirken, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyip soldan sağa geçmek isteyen maktule çarpan sürücü ...'ın tali kusurlu; yönetimindeki tırla seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde yolun çift yönlü trafiğe açıldığını anlaması, buna göre aracını cepte park edip yolun karşısına geçmek isterken her iki tarafı kontrol etmesi, genel araçların geçmesini beklemesi gerekirken, bu hususlara uymayan maktul ...'in ise asli kusurlu olduğu belirtilmiş, bu raporu benimseyen Keşan 1'inci Asliye Ceza Mahkemesinin sanık sürücü ...'ın taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85'inci maddesinin 1'inci fıkrası ile 62'nci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 231'inci maddesi gereğince de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 30/5/2016 gün ve 2015/189 (E) - 2016/375 (K) sayılı kararının, katılanlar vekilinin itirazı üzerine Edirne 1'inci Ağır Ceza Mahkemesinin 3/8/2016 gün ve 2016/853 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Eldeki davada düzenlenen ATK Trafik İhtisas Dairesinin 22/2/2021 gün ve ... sayılı raporunda, taşıt yolunu etkin biçimde kontrol etmeyen, seyir halindeki vasıtaların hız ve yakınlığını dikkate almadan yerleşim yeri dışında ve gece vakti taşıt yoluna girip davalının yönetimindeki kamyonetin çarpmasına (sadmesine) maruz kalarak kendi can güvenliğini tehlikeye düşüren, ilk geçiş hakkını vasıtaya bırakmayan ölen yaya ...'in %100 oranında tam kusurlu davalı sürücü ...'ın ise kusursuz olduğu belirtilmiş; İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda, gece karanlığında aydınlatılmamış taşıt yolunda, kavşak veya yaya geçidi bulunmayan bir mahalde koyu renk giysili olarak üzerinde herhangi bir reflektif aksesuar veya ışık tertibatı bulunmaksızın yolu kontrol etmeden, yaklaşmakta olan araçların hızını ve uzaklığını dikkate almadan, karşıdan karşıya geçmek için davalının yönetimindeki kamyonetin önüne koşan, bu suretle kendi can güvenliğini tehlikeye soktuğu gibi motorlu araçların ilk geçiş hakkını ihlal eden, ölen yaya ...'in davranışlarının kazanın oluşumunda birinci derecede, %75 oranında etkili olduğu; bölünmüş yolun diğer platformunda yol çalışmaları yapıldığı, gidişine göre yolun solunda cepte, bir tır kamyonunun park halinde bulunduğunu, yolda 70 km/sa. azami hız sınırlaması olduğunu dikkate alarak, hızını düşürmesi, olası yaya hareketlerine karşı hazırlıklı olması, ölen yayanın yolu geçmeye kalkıştığını fark edince, etkili klakson çalması, fren yaparak mümkün olduğunca sağa yönelmesi gerekirken, bu hususlara uymayan yayanın arkasından geçmek üzere direksiyonu sola kıran, tedbirsiz, dikkatsiz, özen yükümlülüğüne ve kazanın cereyan tarzından anlaşıldığı gibi aracın hızının mevcut koşullara uygunluğunu sağlamak zorunluluğuna aykırı davranan davalı sürücü ...'ın davranışının kazanın oluşumunda ikinci derecede %25 oranında etkili olduğu belirtilmiştir. Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından, kolluk tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı, davalı sürücü ile tanıkların anlatımları, Keşan 1'inci Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada anılan ve yukarıda açıklanan raporlar ile İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu ve ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporlar incelenerek düzenlenen raporda ise yönetimindeki araç ile gece koşullarında aydınlatmanın bulunmadığı kesimde, iki yönlü yolu takiben geldiği olay yerinde, karşı yönden gelen tırın yönetimindeki aracın yanından geçmesi akabinde, bu tırın arkasından kontrolsüzce taşıt yoluna girip yolun karşısına geçmeye çalışan yayaya çarpmayı önlemek için mevcut koşullarda alabileceği önlem bulunmayan, olayın oluşumu ile nedensellik bağı içinde herhangi bir dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kural ihlali olmayan davalı sürücü ...'ın kusursuz; emniyetle durdurulamayacak kadar yaklaşmış araçların geçmesini beklemesi, ilk geçiş hakkını araçlara vermesi gerekirken, gece koşullarında solundan gelen bir tırın arkasından taşıt yoluna girerek, sağ tarafından yaklaşmakta olan sürücüler tarafından güvenli bir zaman ve mesafeden, önceden görülmesini imkansız kılan, böylece sağından gelen ve kendisine emniyetle durdurulamayacak kadar yaklaşan davalı sürücünün yönetimindeki aracın çarpmasına maruz kalan ölen yaya ...'in %100 oranında tam kusurlu olduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74'üncü maddesi gereğince hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Diğer yönden, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hâkimi kural olarak ceza hâkiminin belirlediği kusur oranıyla bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır. Yukarıda da açıklandığı gibi davalı sürücü ...'ın taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan mahkûmiyetine ilişkin Keşan 1'inci Asliye Ceza Mahkemesinin 30/5/2016 gün ve 2015/189 (E) - 2016/375 (K) sayılı kararıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bilindiği gibi CMK'nin 231'inci maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması, zoralıma ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Bu itibarla davalı sürücü ... hakkındaki Keşan 1'inci Asliye Ceza Mahkemesinin 30/5/2016 gün ve 2015/189 (E) - 2016/375 (K) sayılı kararın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle maddi olgu yönünden hukuk hâkimini bağlamayacaktır.Davaya konu trafik kazasının ardından kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde kazanın meydana geldiği yer, yolun durumu, kazanın gerçekleştiği zaman dilimi, kazanın oluş biçimi ayrıntılı biçimde belirtilmiş; yukarıda açıklanan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 22/2/2021 gün ve ... sayılı raporu ile hükme esas alınan Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda, kazanın oluş biçimine ilişkin maddi olgulara yer verilip, özellikle davacıların desteğinin davalı sürücünün seyir halinde olduğu şeride giriş biçimi de değerlendirilerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; davalı sürücünün kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kayıtlarına göre davalılar ... ve ... tarafından istinaf başvuru posta gideri dışında ilk derece mahkemesinde yargılama gideri sarf edilmediğinden, adları geçen davalılar vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Ancak, ihtiyati dava arkadaşı olan davacılar ..., ... ve ...'in, davalıların tümünden maddi tazminat, davalılar ... ve ...'tan ise manevi tazminat talebinde bulunduklarının, böylece görünüş itibarıyla tek bir dava dilekçesi bulunmasına karşın, aslında dava dilekçesinde belirtilen talep sayısı kadar birbirinden ayrı, bağımsız dava bulunduğunun anlaşılması karşısında, yargılamada her bir davanın (talep) bağımsız olarak ayrı ayrı işlem görüp karara bağlanacağı gözetilerek, maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilen davacılar ..., ... ve ...'in, ayrı ayrı vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaları gerekirken, adları geçen davacılar aleyhine tek vekâlet ücretine hükmolunmasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-Davacılar ..., ... ve ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,II-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre:1-Davacı...'in maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine,2-Davacı ...'in maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, 3-Davacı ...'in maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, 4-Davacılar..., ... ve ...'in açtıkları maddi tazminat davaları yönünden, Harçlar Kanunu uyarınca her bir maddi tazminat davası için ayrı ayrı alınması gereken toplam 177,90 TL (59,30 TL maktu karar ve ilam harcı x 3) karar ve ilam harcı ile davacılar..., ... ve ...'in açtıkları manevi tazminat davaları yönünden, Harçlar Kanunu uyarınca her bir manevi tazminat davası için ayrı ayrı alınması gereken toplam 177,90 TL (59,30 TL maktu karar ve ilam harcı x 3) karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 355,80 TL karar ve ilam harcının, davacılar tarafından ödenen toplam 1.444,60 TL karar ve ilam harcından mahsubuna, bakiye 1.088,80 TL karar ve ilam harcının talepte bulunulması durumunda davacılara geri verilmesine, 5-Reddine karar verilen maddi tazminat davaları yönünden, davalı ... Sigorta AŞ'nin ilk derece mahkemesinin nihai kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmaması nedeniyle, davacılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle, davacıların davalı ... Sigorta AŞ'ye karşı tek vekâlet ücretinden sorumlu olmaları koşuluyla, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13'üncü maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca, a-5.100 TL maktu vekâlet ücretinin davacı...'den tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalılar ... Sigorta AŞ, ... ve ...'a eşit biçimde verilmesine, b-5.100 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'den tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalılar ... Sigorta AŞ, ... ve ...'a eşit biçimde verilmesine, c-5.100 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'den tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalılar ... Sigorta AŞ, ... ve ...'a eşit biçimde verilmesine, ç-Davacıların davalı ... Sigorta AŞ'ye karşı yalnızca 5.100 TL vekâlet ücretinden sorumlu tutulmalarına 6-Reddine karar verilen manevi tazminat davaları yönünden, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10'uncu maddesinin 3'üncü fıkrası uyarınca, a-5.100 TL maktu vekâlet ücretinin davacı...'den tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalılar ... ve ...'a eşit biçimde verilmesine, b-5.100 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'den tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalılar ... ve ...'a eşit biçimde verilmesine, c-5.100 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'den tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalılar ... ve ...'a eşit biçimde verilmesine, 7-Davalı ... Sigorta AŞ tarafından sarf edilen 25 TL posta giderinden ibaret yargılama giderinin davacılardan tahsil edilerek, adı geçen davalı sigorta şirketine verilmesine, 8-Davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 9-Davalılar ... ve ... tarafından ilk derece mahkemesinde sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından, adları geçen davalılar lehine yargılama giderine hükmolunmasına yer olmadığına, 10-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, III-İstinaf incelemesi bakımından ;1-Davalılar ... ve ... tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar ... ve ... tarafından harcanan posta gideri 64,80 TL, istinaf kanun yolu başvuru harcı 220,70 TL olmak üzere toplam 285,50 TL yargılama giderinin, davacılar..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davalılar ... ve ...'a verilmesine,3- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70 TL karar ve ilam harcının davacılar..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4-Davacılar..., ... ve ... tarafından istinaf başvuru nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,6-İstinaf incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince, kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025