TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/04/2025 NUMARASI : 2024/103 Esas, 2025/297 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 17/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendir…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1207 KARAR NO : 2025/1489 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/04/2025 NUMARASI : 2024/103 Esas, 2025/297 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 17/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, davalının kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine dair verilen karara karşı; davalı tarafça süresinde, davacı tarafından ise katılma yoluyla istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; Davacının maliki olduğu Muğla ili, Marmaris ilçesi, Bayır köyü, ...parsellerde kayıtlı olan taşınmazına otel işletmesi yapılması için davalı ile anlaştığını ve bu anlaşmaya istinaden işin yapılması amacıyla davalıya 14/02/2016 tanzim, 14/02/2020 vade tarihli ve 4.750.000 USD bedelli bono düzenleyerek verdiğini, davalı tarafça otel inşaatına başlanmadığını, gerekli izinlerin alınmadığını ve senedin davalı tarafından İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, ancak bononun verilmesine ilişkin sözleşme kapsamındaki borç ifa edilmediğinden icra takibine konu bononun bedelsiz kaldığını belirterek, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; Davacının iddiasının soyut olup somut bir delile dayanmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hakdüşürücü sürelerin geçtiğini, davacının maliki olduğu Muğla ili, Marmaris ilçesi, Bayır köyü, ...parsellerde kayıtlı olan taşınmazına otel işletmesi yapılması için davalı ile anlaşıldığını, bunun için kendisine vekalet verildiğini, davalının gerekli olan tüm işlemleri yerine getirdiğini, ancak davacı tarafından turizm işletmesi yapılması işinden vazgeçildiğinden sarf ettikleri emek ve mesainin karşılığı olarak davacının davaya konu bonoyu düzenleyerek verdiğini, bono bedeli ödenmediği için icra takibine konu edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece ilk olarak 14/12/2022 tarih ve 2022/136 Esas - 2022/858 Karar sayılı kararla; Davaya konu takip dayanağının kambiyo senedi olması, takibe dayanak söz konusu bonoda ''nakden'' veya ''malen'' olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaması, davaya dayanak yapılan otel inşaatı ile ilgili olarak davalıya atfedilen soruşturma kapsamındaki ifadelerin bononun mutlak anlamda otel inşaatı için verildiğini açıkça ortaya koymaktan uzak ve ''otel inşaat işleri'' gibi tanımlamayla ''işlere'' vurgu yapılmış olması karşısında davalının başvurulan isticvabında söz konusu ifadede kastının yerle ilgili arsanın cins değişikliği ile otel inşaatı yapılabilecek hale getirilme işleri olduğuna yönelik duruşmada gözlenen samimi beyanları, bononun otel inşaatı için verildiğine yönelik davacı iddiasının bonoya karşı yazılı delille ispatlanması gerektiği halde bu konuda herhangi bir yazılı delil ibraz edilmemesi, iddianın soyut kalması, ispat külfetinin davacıda olması, davacının duruşmada imzalı beyanı ile davalıya yemin teklif etmeyeceğini beyan etmesi karşısında dosya kapsamı itibarı ile davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine, herhangi bir tedbir talebi ve tedbir kararı söz konusu olmadığı için şartlar gerçekleşmediğinden davacı aleyhine icra tazminatına hükmedilmemesine karar vermiştir.Bu karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 17/01/2024 tarih ve 2023/661 Esas - 2024/45 Karar sayılı kararı ile; Somut olayda, dava menfi tespit istemine ilişkin olduğundan ispat yükünün davalı tarafa olup, davalı taraftan sözleşme kapsamında takibe konu bonoya ilişkin hangi iş ve işlemleri yaptığı, varsa buna ilişkin delil ve belgelerini ibraz etmesi istenerek, açıklama yapılıp deliller sunulduğu takdirde mahallinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle bilirkişi raporu alınması ve tüm bu hususlar değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince, davalı vekiline kaldırma kararı doğrultusunda beyanda bulunması ve varsa delillerini ibraz etmesi için süre verilmiş, davalı vekilince buna dair sunulan 15/06/2024 tarihli dilekçede özetle, ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, BAM kararının isabetli olmadığı, sunulacak belge ve ibraz edilecek delil bulunmadığı beyan edilmiştir.Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde istinafa konu kararla; Davalı vekiline verilen kesin sürede delil bildirilmediği gibi ispat külfetinin davacı tarafta olduğu ileri sürülerek delil ibraz edilmeyeceğinin belirtilmesi ve davalı vekiline yemin delilinin hatırlatılması üzerine yemin teklif edilmeyeceğinin bildirilmesi karşısında, BAM kararı gereğine bağlı ispat kuralları doğrultusunda sübut bulan davanın kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, önceki karar gerekçesine ve dosya kapsamına nazaran davalı tarafın kötü niyeti sabit olmadığından davalı aleyhine istenen icra tazminatına ilişkin talebin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe dayanak olup 14/02/2016 tanzim tarihli, 14/02/2020 vade tarihli ve 4.750.000,00 USD bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın kötü niyeti sabit olmadığından davalı aleyhine istenen icra tazminatına ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında;1-)Davaya konu senedin otel inşaatı için verilmediğini, davalı ile davacı arasında otel inşaatı yapımına ilişkin hiçbir anlaşma olmayıp müvekkilinin de bu hususa ilişkin bir kabul beyanı bulunmadığını, müvekkilinin isticvap beyanında; emniyet ifadesindeki davaya konu bononun otel inşaatı işleri için alındığına ilişkin beyanın tutanağa hatalı geçirildiğini, bononun verilme sebebinin davacıya ait Marmaris'te yer alan taşınmazların cins değişikliği vs. gibi iş ve işlemler olduğunu, işlemlerin kendisi tarafından vekaletname kapsamında yapıldığını, 2012 yılında başlayan sürecin 2015 yılının sonuna doğru tamamlandığını, davacıya ait 2 parselin toplamda 80.000 m2 olduğunu, buranın çok lüks olmamakla birlikte otel maliyetinin 150 Milyon Dolar civarında olacağını, dava konusu bono bedeli ile böyle bir otelin mutfağının dahi yapılamayacağını belirttiğini,2-)Davacının, müvekkilini Kadıköy 5. Noterliği'nin 06.09.2012 tarih ve 08653 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin ederek, arsanın zemin etüdü, Marmaris Kadastro Müdürlüğü işlemleri, eskiz çizimleri, sit alanı kurum görüşleri, sit alanı derecesinde değişikliğe ilişkin başvuru, kurum görüşleri sonrası harç ödemesi, mimar incelemesi, Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde yapılacak tüm iş ve işlemlerin takip yetkisi verdiğini, söz konusu vekaletname ile davacının sahibi olduğu arsaların turizm amaçlı tesis yapımına uygun hale getirme süreçleri adına müvekkilinin yetkili kılındığını, müvekkilinin de davacı adına tüm işlemleri hukuki olarak uygun bir şekilde ve yetki kapsamında yaptığını, davacıya ait arsanın birinci derece sit alanından ikinci derece sit alanına geçmesi ile birlikte turizm yapılaşmasına uygun hale geldiğini ve sonrasında da 2016 yılında davacı tarafından müvekkiline davaya konu senedin verildiğini, hayatın olağan akışı nedeniyle müvekkili tarafından üzerine düşen yükümlülük yerine getirmemiş olsaydı davacı tarafından müvekkiline senet verilmeyeceğini,3-)HMK'nın 190. Maddesi gereğince davaya konu bononun bedelsiz olduğunu ispat külfetinin davacıda bulunduğunu, bononun kambiyo senedi vasfını haiz olup "sebebe bağlı olmadığını", davacı senedin hangi nedenle bedelsiz olduğunu somut ve inandırıcı delillerle ispat etmediği sürece davanın reddi gerektiğini, davacının, takip konusu senedin veriliş sebebi, taraflar arasında var olduğu iddia edilen hukuki ilişkinin mahiyeti ve içeriği ile ilgili olarak somut ve inandırıcı hiçbir belge ibraz edemediğini, dava konusu bononun bir otel inşaatına ilişkin olduğu ileri sürülmüşse de, bu inşaat işine ilişkin ne bir sözleşme, ne bir teknik belge, ne bir yazışma ne de buna dair başka bir delil ortaya konulamadığını,4-)Davacının iddialarının çelişkili olduğu hususunun dikkate alınmadığını, zira davacı vekilinin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/167712 Soruşturma Numaralı dosyasına sunduğu şikayet dilekçesinde "...'ın ise bu durumda senet verilmesi halinde arsalara imar alınabileceğini söylemesi üzerine 4.750.000,00 USD bedelli bonoyu müvekkilimize verdiklerini..." iddia ettiğini,Yine davacı ve babası İsmail Yenidünya tarafından emniyete verilen ifadelerde de açıkça davaya konu bononun Marmaris için değil, İstanbul Çekmeköy'de bulunan taşınmazlara imar alınabilmesi amacı ile yapılacak olan iş ve işlemlerin karşılığı olarak müvekkile verildiğini İkrar ettiklerini,5-)Davacı tarafın işbu senedi "otel yapımına" ilişkin verdiğini iddia ettiğini, davalı müvekkilinin de yerel mahkemenin de bozma ilamı öncesi tespit ettiği şekilde "otel inşaatı işleri" demek suretiyle "davacı borçluya ait arsanın cins değişikliği ile otel inşaatı yapılabilecek hale getirilme işlerine" ilişkin verildiğini beyan ve ispat ettiğine göre, Yargıtay kararlarında açıklanan "bononun ta'lili" durumu söz konusu olduğunu, bu durumda istikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre "senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunlu olup, bu durumda TMK'nın 6. ve HMK'nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiğini"6-)15.06.2024 tarihli dilekçeleri ile mevcut tüm delillerin dosyaya sunulduğunu, davacı tarafından müvekkiline verilen vekaletname kapsamında yapılan işlere ilişkin Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Marmaris Belediye Başkanlığı nezdindeki tüm belgelerin celbedilmesinin talep edildiğini, Mahkemece, taraflarınca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin celbedilmediğini ve incelenmediğini,7-)Davacının davaya konu senedin veriliş sebebine ilişkin çelişkiye düştüğü hususunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/167712 Soruşturma Numaralı dosyasındaki şikayet dilekçesi ve eklerinin de sunulduğunu,8-)Davacıya ait arsanın müvekkilinin davacıdan 2012 yılında aldığı vekaletname kapsamında birinci derece sit alanından ikinci derece sit alanına geçirilmesi ile birlikte turizm yapılaşmasına geldiği hususunun bile Mahkeme tarafından irdelenmediğini, davacı tarafça, söz konusu taşınmazların Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 25.10.2003 tarih ve 2804 sayılı kararına göre zaten ikinci derece sit alanı olarak tescil edildiği iddia edilmiş ise de söz konusu kararın iptal edildiğini, iptal edilen yazıda da 2003 yılındaki durumdan bahsedildiğini, tüm işlemlerin müvekkili tarafından yapıldığı hususunda hiçbir araştırma yapılmadığını belirterek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinafında; Davalının çelişkili beyanlarının yanında, davacıya ait taşınmazlarda otel inşaatı bulunmaması, davalının birinci dereceden sit alanından ikinci derece sit alanına dönüştürülecek şekilde cins değişikliği ile otel inşaatı yapılabilecek hale getirilme işleri yaptığını iddia etmesine karşın aslında taşınmazların davacının aldığı tarihten veri ikinci derece sit alınında olması ve otel inşaatı yapılamaz olması karşısında, davalının icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunu, bu nedenle davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararının "davalı tarafın kötü niyeti sabit olmadığından davalı aleyhine istenen icra tazminatına ilişkin talebin reddine" ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılarak, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Kaldırma kararımızda belirtildiği üzere, dosya kapsamına göre taraflar arasında otel inşaatı yapımına ilişkin bir eser sözleşmesi ilişkisi sabit olup, her iki taraf da dava konusu bononun bu sözleşmeden kaynaklı verildiğini kabul etmekle birlikte, davacı iş sahibi, otel işletmesinin yapılmasına ilişkin bono verildiğini ancak yapıma ilişkin davalı tarafça herhangi bir şey yapılmadığından bononun karşılıksız kaldığını iddia ederken, davalı yüklenici ise, otel işletmesinin yapılmasından davacının vazgeçtiğini, davaya/takibe konu bononun gerekli izinlerin alınması ve yapılan işlemler, sarf edilen emek ve mesaiye karşılık verildiğini iddia etmiş olup, dava menfi tespit istemine ilişkin olduğundan ve davaya/takibe konu bononun taraflar arasındaki otel inşaatın ilişkin eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında verildiği sabit olduğundan, bu bonoya ilişkin hangi iş ve işlemleri yaptığını ve bono kapsamında alacaklı olduğunu ispat yükü davalı yüklenici üzerinde bulunmaktadır.Mahkemece, kaldırma kararımız doğrultusunda davalı vekiline, takibe konu bonoya ilişkin hangi iş ve işlemleri yaptığına dair beyanda bulunması ve varsa buna ilişkin delil ve belgelerini ibraz etmesi için süre verilmiş, davalı vekilince buna dair sunulan 15/06/2024 tarihli dilekçede özetle, ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, BAM kararının isabetli olmadığı, sunulacak belge ve ibraz edilecek delil bulunmadığı beyan edilmiştir.Buna göre, davalı vekiline verilen kesin süreye rağmen bir delil bildirilmediği gibi ispat külfetinin davacı tarafta olduğu ileri sürülerek delil ibraz edilmeyeceğinin belirtilmesi, bu durum karşısında mahallinde keşif yapılıp bilirkişi raporu alınmasını gerektiren bir durumun mevcut olmaması, davalı vekilinin söz konusu dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde dile getirdiği Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ve Marmaris Belediye Başkanlığı nezdindeki belgelerin zaten dosya arasına daha önceden gönderilmiş olması, bu belgelere göre sözleşmeye konu taşınmazın bulunduğu alanın zaten sözleşme öncesinde 2. Derece Sit Alanı statüsünde olması, Marmaris Belediye Başkanlığı cevabına göre de söz konusu taşınmaza otel yapılmasının mümkün olmaması, davalı vekilince istinaf dilekçesinde, önceki 2. Derece Sit Alanı kararının iptal edildiği belirtilmiş ise de buna dair bir iptal kararı dosyaya sunulmadığı gibi, davalı tarafça dosya sunulan verilen Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 12815 sayılı cevabi yazısına göre de 2003 yılı kararına dayalı olan 2. Derece Sit Alanı durumunun halen devam ediyor olması ve bir iptal kararından bahsedilmemesi karşısında, davalı tarafça üzerinde düşen ispat külfetinin yerine getirilemediği, mahkemece hatırlatılan yemin deliline de başvurulmadığı anlaşılmakla, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde olduğu gibi, taraflar arasındaki temel ilişki gözetildiğinde davalının davaya konu takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olmasının da yerinde olduğu anlaşılmıştır.Ancak, davaya konu İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün E.... sayılı icra takibi 14/02/2016 tanzim ve 14/02/2020 vade tarihli, 4.750.000,00 USD bedelli bonoya dayalı olarak başlatılmış ise de takip talebinde sadece 2.850.000,00 USD ve bunun işlemiş faizi toplamı 2.981.353,77 USD'nin tahsili talep edilmiş olup, dava dilekçesinde de "davacının İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün E.... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine" karar verilmesi talep edilmiş, dava değeri 41.888.020,50 TL (2.981.353,77 USD) olarak gösterilmiş ve dava harcı da bu bedel üzerinden yatırılmış (kararda da ilam harcı buna göre hesaplanmıştır) olmakla, Mahkemece davacının menfi tespit talebinin takibe konu 2.981.353,77 USD bedelle sınırlı olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacının talebini aşmak suretiyle, takibe dayanak 4.750.000,00 USD bedelli bononun tamamı nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin ise kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 3-İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 tarih ve 2024/103 Esas, 2025/297 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Davanın KABULÜ ile, 14/02/2016 tanzim ve 14/02/2020 vade tarihli, 4.750.000,00 USD bedelli bonoya dayalı olarak, 2.850.000,00 USD asıl alacak ve 122.803,77 TL işlemiş faiz ile 8.550,00 USD %03 komisyon toplamı 2.981.353,77 USD'nin tahsiline ilişkin olarak başlatılan İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 5-Davalı tarafın kötü niyeti sabit olmadığından davalı aleyhine istenen icra tazminatına ilişkin talebin REDDİNE, B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 2.861.370,68 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 715.342,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.146.028 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan 715.342,68 TL peşin harç, 402,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 715.744,68 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.475.950,51 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 17/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.