T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/401 Esas KARAR NO : 2025/1737 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 29/11/2021 DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/401 Esas KARAR NO : 2025/1737 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 29/11/2021 DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, davalı kooperatifin ... numaralı ortağı olan ... ...'ın varisleri olduğunu, murisin 03/10/1998 tarihinde davalı kooperatife üye olduğunu (kooperatifin önce yapı kooperatifi iken işletme kooperatifine dönüşerek unvanının da değiştiğini), kendisine davalı kooperatif tarafından inşa edilen İkitelli Aymakop Sanayi Sitesinde C 6 Blok 17 numaralı dükkanın tahsis edildiğini, ... ...'ın 18/02/2008 tarihinde vefat etmesinden sonra müvekkillerinin kooperatif ortağı olarak ortaklar defterine kaydedilmesi ve tahsis edilen dükkanın teslimi talep edilmiş ise de, davalı tarafından bu isteğin yerine getirilmemesi üzerin açılan dava neticesinde Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/502 Esas 2015/50 Karar sayılı kesinleşen kararı ile müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduklarının tespitine karar verildiğini, akabinde davalı tarafından hesaplanan ortaklıktan kaynaklanan tüm borçlar 01/12/2015 tarihinde ödenmesine rağmen eşitlik kuralına aykırı şekilde müvekkillerine, diğer ortaklara verilen emsal bir dükkan verilmediğini, bunun üzerine dükkanın verilmesi veya rayiç bedelinin ödenmesi için keşide edilen 23/12/2015 tarihli ihtarnameye rağmen dükkan verilmediği gibi dükkanın rayiç bedelinin de eksik olarak ödendiğini, zira dükkanın yaklaşık rayiç değeri 150.000,00 TL'den fazla iken müvekkillerine 53.000,00 TL ödendiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere müvekkillerinin kooperatif ortaklığından kaynaklanan haklarının karşılığı olmak üzere şimdilik 60.000,00 TL'nin temerrüde esas ilk dava tarihi olan 22/04/2014 tarihi itibariyle ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 15/05/2018 tarihli ıslah dilekçesinde; dava değerinin ıslahı ile, 297.000,00 TL alacağın ilk dava tarihi olan 22/04/2014 tarihi itibariyle avans faizi yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup ıslah harcını yatırmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffa ... ...'ın 18/03/2008 tarihinde vefat ettiğini, ana sözleşmenin 15. maddesinde, ortaklığı sona erenlerin alacak ve haklarının bunları isteyecekleri günden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı belirtildiğinden vefatın üzerinden 8 yıl geçtikten sonra açılan davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, müteveffanın, kooperatife sadece 3.323,00 TL ödeme yaptığını, yani müteveffanın sağlığından aidatlarını düzenli olarak ödemediğini, kooperatifin mali müşavirinin yaptığı hesaba göre davacıya ödenmesi gereken paranın fazlasıyla ödendiğini, davacı asilin hesabına gönderilen 53.000,00 TL'yi hiçbir ihtirazi kayıt öne sürmeden kabul ettiğini ve taraflar arasında mutabakat sağlandığını, davacının, kooperatiften herhangi bir alacağının olmadığını, dükkanın rayiç bedelinin istenmesinin hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu belirterek davanın öncelikle zamanaşımından aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davalı tarafça her ne kadar zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de, davacı tarafın davalı kooperatiften çıkma iradesini, davalı tarafından yapılan 30/12/2015 tarihli ödemenin kabul edilmesi ile ortaya koyduğu, 5 yıllık zamanaşımı süresi kooperatiften çıkma tarihinden itibaren başlayacağından gerek dava gerekse ıslah tarihleri itibariyle zamanaşımının dolmadığı, davacılar murisi ... ...'ın, davalı kooperatifin hissesini devir almak suretiyle davalı kooperatife üye olduğu, murisin 2008 yılında vefatı neticesinde kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tüm haklarının mirasçıları olan davacılara geçtiği, davalı kooperatif tarafından davacılara bu üyelik nedeni ile 30/12/2015 tarihinde 53.000,00 TL ödeme yapıldığı ve bu ödemenin davacılarca kabul edildiği, dolayısıyla davacıların bu ödemeyi kabul etmek suretiyle davalı kooperatiften çıkma iradelerini ortaya koydukları, işbu nedenle davacıların kooperatiften ayrıldıklarının kabul edilmesi gerektiği, kooperatiften ayrılan kooperatif üyesinin toplam ödeme miktarı ne olursa olsun kooperatiften talep edebileceği alacağın denkleştirme kuralı uyarınca Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile kabul ettiği formül uygulanmak suretiyle belirlenmesi gerektiği, bilirkişi tarafından sunulan 01/05/2021 tarihli 3. ek raporda bu hesaplamanın yapıldığı ve davacılara yapılan ödemenin hesaplanan güncel değerinin mahsubu neticesinde davacıların talep edebileceği alacak miktarının 155.001,84 TL olarak belirlendiği, yapılan bu hesaplamaya itibar edildiği, her ne kadar faizin ilk davanın açıldığı tarihten itibaren hükmedilmesi talep edilmiş ise de, davacılarca, davalı kooperatife gönderilen ihtarnamede 10 günlük süre verilmesi ve bu ihtarnamenin de davalıya 29/12/2015 tarihinde tebliğ edilmesi sebebiyle temerrüt tarihinin 08/01/2016 olduğu ve bu tarihten itibaren faize hükmedilebileceği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, 155.001,87 TL alacağın temerrüt tarihi olan 08/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak muris ... ...'dan kalan miras payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı kooperatif tarafından hesaplanan ortaklıktan kaynaklanan tüm borçlarını 01/12/2015 tarihinde ödeyen müvekkilinin bu tarih itibariyle hiçbir borcunun bulunmadığını, davalı tarafından başkaca bir borcu olduğuna dair müvekkillerine bir bildirim ve ihtar da gönderilmediğini, ayrıca cevap dilekçesinde de, müvekkillerinin borcu olduğuna dair bir beyan, itiraz , talep ve delilin mevcut olmadığını, kooperatif tarafından müvekkili ... ... hesabına ödenen 53.000,00 TL'nin fazlaya ilişkin hakları ve dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla adı geçen müvekkilince hesabından çektiğini, bu nedenle müvekkillerinin söz konusu tutarı hiç bir ihtirazi kayıt öne sürmeden kabul ettiği yönündeki davalı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalının, müvekkillerinin eksik ödeme yaptıkları yönündeki beyanları iddia ve savunmanın genişletilmesi kapsamında olduğundan sonradan ileri sürülen bu beyanların dikkate alınamayacağını, bilirkişilerin 03/04/2018 tarihli raporu ile taşınmaz için takdir ettiği 350.000,00 TL değere yönelik rapora karşı beyan dilekçesinde davalının bir itirazı bulunmadığından artık kesinleşen bu miktarın dikkate alınarak 297.000,00 TL yönünden davanın kabulü gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müteveffa ... ...'ın 10/03/2008 tarihinde vefat ettiğini, davacı tarafın ise müvekkili kooperatife yaptığı en son ödeme tarihinin 21/05/2009 olduğunu, üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili davalarda 5 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olduğundan hem vefat hem de son ödeme tarihine göre talebin zamanaşımına uğradığını, mahkemece, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/502 Esas 2015/50 Karar sayılı kararına göre davacıların kooperatif üyesi oldukları kabul edilmiş ise de, söz konusu kararda muris ... ...'ın üyelikten ihracının sadece usuli eksiklik nedeniyle iptal edildiğini, yoksa parasal edimlerini yerine getirmediğinden yapılan ihraç işleminin hukuka uygun olduğunu, buna göre müteveffanın kooperatife yaptığı ödemelerin eksik olması nedeniyle işbu davayı açma hakkının bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmemesinin hatalı olduğunu, müteveffanın hisse devir sözleşmesi ile kooperatife üye olduğu 1998 tarihinde kooperatif inşaat aşamasında olup davacı tarafça kooperatif üyeliğinden kaynaklı hiç bir edimin yerine getirilmediğini, buna göre üyelik gereği yapılan ödemeleri fazlasıyla geri alarak üyelikten kendi rızaları ile çıkan davacıların huzurdaki davayı açma haklarının bulunmadığını, zira bu durumun zımnen üyelikten çıkma iradesinin bulunduğu anlamına geldiğini, davacılar tarafından ödenen 12.727,27 TL tutarındaki tahakkuk miktarının aidatlardan ibaret olduğunu ve inşaat katkı payını kapsamadığını, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda da davacının, kooperatife karşı diğer ortaklar gibi tüm ödemelerini yapmadığı ve eksik ödeme yaptığının tespit edildiğini, söz konusu taşınmazın tamamlanması için tüm edimler ve harcamaların müvekkili kooperatif tarafından yerine getirildiğini, davacı tarafın bugüne kadar müvekkili kooperatife sadece toplamda 3.323,90 TL ödeme yaptığını, kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ise dava tarihi itibariyla ödemelerinin toplam 10.682,99 TL olduğunu, söz konusu taşınmazın rayiç değerinin gereğinden fazla hesaplandığını, müvekkili kooperatif tarafından yapılan harcamaların dosyaya ibrazı sağlanmadığından dava tarihi itibariyle taşınmazın değerinin yeniden tespit edilmesi gerektiğini, Yargıtay’ın istikrar kazanan kararları uyarınca kooperatifler tacir olarak kabul edilmediğinden yasal faiz uygulanması gerekirken avans faizi uygulanmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklı taşınmaz karşılığı tazminat alacağının faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Gayrimenkul uzmanı ve mali müşavir bilirkişi tarafından yerinde keşif yapıldıktan sonra sunulan 03/04/2018 tarihli raporda; ... nolu taşınmazın keşif tarihi itibariyle rayice uygun satılabilir değerinin 350.000,00 TL olarak takdir edildiği, bu miktardan davalı tarafından ödendiği kabul edilen 53.000,00 TL mahsup edildiğinde 297.000,00 TL bakiye hesaplandığı bildirilmiştir. Kooperatif uzmanı ve mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 17/04/2019 tarihli raporda; incelenen davalıya ait defterlere göre, ... ...'ın davalı kooperatife ilk girdiği 1998 yılında 394.000.000,00 TL + 120.000.000,00 TL ödediği, 2009 tarihine kadar üyeliği süresince 2.699,00 TL ödediği, 2005, 2006, 2007, 2008 yıllarında ise ödeme de bulunmadığı, davacılar vekili tarafından 01/12/2015 tarihinde kooperatif hesabına 37.000,00 TL EFT yapıldığı, davalı kooperatifin mahkemeye sunduğu 24/04/2018 tarihli beyan dilekçesinde davacıların murisi ... ...'ın kooperatife toplamda 3.263,90 TL ödediğini kabul ettiği, asıl çözümlenmesi gereken hususun davacıların kendi ödediği 37.000,00 TL ile murislerinin ödediği 3.263,90 TL'nin güncel değeri olan 16.000,00 TL olmak üzere toplamda 53.000,00 TL'nin kooperatif tarafından davacılara ödenmesi sebebiyle davacıların kooperatif ortaklığından zımnen ayrıldıklarının kabul edilip edilmeyeceği noktasında olduğu, zira kooperatif ortaklığından zımnen ayrıldıklarının kabul edilmesi halinde davacıların, davalı kooperatiften tahsilini talep edebilecekleri alacak tutarının 1163 sayılı Kanunun 17/1 maddesi çerçevesinde hesaplanması gerektiği, davacıların halen kooperatif ortağı olup kendi isteği ile kooperatif ortaklığından ayrılmadığının kabul edilmesi halinde, davacıların, davalı kooperatiften talep edebileceği tazminatın Yargıtayın yerleşik formülüne göre belirlenmesi gerektiği, taşınmazın keşif tarihi itibariyle rayiç değeri tespit edilmiş ise de, bu formüle göre hesaplama yapılabilmesi için ise, öncelikle taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin tespit edilmesi gerektiği, bu nedenle tazminat hesabının yapılamadığı bildirilmiştir.Taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri 16/09/2019 tarihli ek raporu hazırlayan bilirkişiler tarafından 275.000,00 TL olarak takdir edilmiştir. Kooperatif uzmanı ve mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 05/03/2020 tarihli ek raporda; davacı ile aynı nitelikteki taşınmaza sahip, aynı ödemeleri yapacak olan normal diğer bir üyenin kooperatifin başlangıcından 2020 Haziran ayına kadar olan toplam ödeme tutarının kooperatif muhasebe kayıtlarına göre 12.727,27 TL olduğu ve davacıların, davalı kooperatife gecikme faizleri ile birlikte toplamda 40.263,90 TL ödeme yaptığı dikkate alındığında, davacıların üyelikleri gereğince davalı kooperatife borçlu olmadıkları, diğer bir deyişle davacılar, davalı kooperatif nezdindeki üyelik gereği akçeli yükümlülüklerinin tamamını diğer üyeler gibi eşitlik prensibi dahilinde gecikme faizleri ile birlikte ödediklerinden, davalı kooperatif nezdinde davacılar adına tescil edilebilecek bir bağımsız bölümün bulunmadığının tapu kayıtlarıyla tevsik edilmesi neticesinde davacıların, davalı kooperatiften tahsilini talep edebileceği tazminat tutarının dava tarihindeki bu bağımsız bölümün değeri olacağı, buna göre davacıların, davalı kooperatiften tahsilini talep edebileceği tazminat tutarının (275.000,00 TL - 53.000,00 TL) 222.000,00 TL olduğu bildirilmiştir.Mahkemenin gerekçeli kararında belirtildiği üzere, davalı vekilinin 05/03/2020 tarihli ek bilirkişi raporuna itirazlarının (12.727,27 TL tahakkuk miktarının sadece aidat ödemesi olduğu ve inşaat katkı payını kapsamadığı, davacı tarafın üyelikten kaynaklanan tüm borçlarını yerine getirmediği) değerlendirilmesi ve hesaplamanın Yargıtay kararlarında yer alan formüle göre yapılması hususunda bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş ise de, 20/11/2020 tarihli ek raporda (kooperatif uzmanı bilirkişinin tedavi görmesi sebebiyle raporun sadece mali müşavir tarafından imzalandığı), davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde söz konusu bağımsız bölümün tamamlanması için kooperatif tarafından yapıldığı iddia edilen tüm edim ve harcamaların dosyaya ibrazının sağlanarak yeniden inceleme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 01/05/2021 tarihli ek raporda; davacıların murisi ... ...'ın 1986 yılından başlayarak ... nolu taşınmaz (81,25 m2) için davalı kooperatife toplamda 3.263,90 TL ödediği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacı ile aynı konumda olan üye Ramazan Tabaş'ın C Blok 21 nolu taşınmaz (81.25 m2) için ödemelerini düzenli yaparak 1986 yılından itibaren dava tarihi olan 2016/8 tarihine kadar toplamda 10,682,99 TL ödemede bulunduğunun muavin defter kayıtlarırıdan tespit edildiği ve exel tablosu halinde dava dosyasına ek olarak sunulduğu (2009 yılından itibaren tapularını alan üyeler emlak vergilerini kendileri ödediğinden davacı borcuna eklenmiştir.), yapılan denetimde davacı tarafın haricen 2009-2014 yıllarında 1.090,14 TL daha emlak vergisinin koperatifçe ödendiği ve borcunun bulunduğu, bu nedenle davacının ödemesi gereken rakamın 12.592,13 TL olacağının kabul edilmesi gerektiği, bu durumda davacıya göre ödemelerinin tamamını yapan diğer ortakların ödediği toplam tutarın 12.592,13 TL olarak kabul edildiği, ödemelerinin tamamını yapan ortağın dava tarihi olan 12/08/2016 itibariyle güncel ödeme tutarının 60.097,33 TL olarak hesaplandığı, davacının, davalı kooperatife ödediği kabul edilen 3.263,90 TL'nin dava tarihi itibariyle güncel değerinin 7.568,20 TL olarak tespit edildiği, ayrıca 01/12/2015 tarihli 37.000,00 TL ödemenin ise dava tarihi itibariyle güncel değerinin 7.568,20 TL olduğu, buna göre toplam davacının ödemelerinin toplamının dava tarihi itibariyle güncel değerinin 45.859,86 TL olduğu, buna göre Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre yapılan tazminat hesabında davacının talep edebileceği tazminat tutarının 209,851,37 TL olduğu, bu miktardan, davacı tarafın tahsil ettiği 30/12/2015 tarihli 53.000,00 TL'nin dava tarihi ile güncel değeri olan 54.849,50 TL mahsup edildiğinde davacı tarafın alacağının 155.001,87 TL olacağı bildirilmiştir.Davacıların murisine tahsisli olduğu anlaşılan ... nolu işyeri 11/04/2014 tarihinde davalı kooperatif tarafından tapuda ...adına 107.000,00 TL bedel ile devir ve tescil edilmiştir.1-Davalı vekili talebin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve bu nedenle zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür."...Tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı davalarda olduğu üzere üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan, diğer anlatımla üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Somut olayda da talep, üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili olmayıp, tahsis hakkına dayalıdır. Davacının, asıl davada saklı tuttuğu kısmı ek davayla talep edebileceği, ek davanın uzun süre geçtikten sonra açılmış olmasının talep hakkını etkilemeyeceği, zamanaşımı def'i bulunmadığı gibi davacının kooperatif üyeliğine bağlı konut karşılığı tazminat istemiyle ilgili zamanaşımının da işlemeyeceği gözetilerek, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilip , birleşen 2014/492 E.sayılı ek davada talep konusu edilen miktarla ilgili bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal dayanağı olmayan gerekçeyle, ek davaya konu tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır..." (Yargıtay 23 HD'nin 2015/3748 Esas 2016/2653 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacıların murisi ... ...'ın 1998 tarihinde kooperatife üye olduğu ve üyeliğine karşı kendisine ... nolu işyerinin tahsis edildiği sabittir. Adı geçen 2008 tarihinde ölmüş olup sonrasında ise 2009 yılında davalı kooperatif tarafından üyelikten ihraç edilmiştir. Davacılar tarafından, üye olduklarının tespiti ile, söz konusu işyerinin adlarına tahsis edilmesine karar verilmesi talebi ile açılan dava neticesinde Bakırköy 7. ATM'nin 20/01/2015 tarih ve 2014/502 Esas 2015/50 Karar sayılı kararı ile, davacıların kooperatif üyesi olduğunun tespitine, tahsisi talep edilen işyerinin başkası adına kayıtlı olması sebebiyle husumet yokluğu sebebiyle tahsis talebinin reddine karar verilmiş olup tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine karar 28/04/2015 tarihinde kesinleşmiştir.Buna göre, davacıların murisi ... ...'a üyeliğine karşı ... nolu işyerinin tahsis edildiği sabit olup işbu eldeki davanın konusu olan taşınmaz karşılığı tazminat istemi tahsis hakkına dayalı olduğundan zamanaşımı süresinin işlemesinden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2-Davacı vekili, müvekkillerinin ortaklıktan kaynaklanan tüm borçlarını 01/12/2015 tarihinde ödediğini ve başkaca borcun bulunduğuna dair bir bildirim yapılmadığını, ayrıca davalı tarafın taşınmaz için takdir edilen 350.000,00 TL değere yönelik rapora karşı itiraz etmediğinden bu miktarın esas alınması gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı kooperatifin banka hesabına 01/12/2015 tarihinde davacıların vekili tarafından (Av. ...) "...'ın kooperatife olan ortaklık aidat borcu ödemesi" açıklaması ile 37.000,00 TL gönderilmiştir. Daha sonra 30/12/2015 tarihinde ise davacıların murisi ... ...'ın ödediği aidatların güncel değerinin 16.000,00 TL olduğundan bahisle bu miktar ile davacılar tarafından kooperatife gönderilen 37.000,00 TL olmak üzere toplam 53.000,00 TL davacı ... ...'ın banka hesabına iade edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen banka dekont fotokopisinden 53.000,00 TL'nin ... ... tarafından fazlaya dair haklar saklı kalmak şartıyla tahsil edildiği anlaşılmıştır."...Yapı kooperatifinin ana amacı ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında anasözleşmeye uygun, konut ya da işyeri teslim etmektir. Konut karşılığı tazminat isteyebilmesi için, kooperatifin inşaatlarının bitirilip konut tahsisi aşamasına gelindiği ve diğer üyelere tahsis ve teslim yapıldığı halde davacıya konut tahsis ve tesliminin yapılmaması gerekir. Bu husus, bu tazminatın istenebilmesinin ön koşuludur. Bu ön koşulun gerçekleşmesinden sonra, davacı için çeşitli nedenlerle konut ya da işyeri tahsisi imkânsızlığı ortaya çıktığında ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Normal ödemesini yapıp konut sahibi olan üyelerle eşit miktarda ödemesi bulunduğu tespit edilen, ancak kendisine konut tahsis ve teslimi yapılamayan ortağın, ödemesi eksik olmayan diğer üyelere verilen emsal bir konutun dava tarihi itibariyle rayiç değerini talep edebileceği, hiç ödemesi yok ise konut karşılığı tazminat isteminin reddi gerektiğinin kabulü gerekir. Eksik ödemesi olan bir üyenin ise, konut karşılığı tazminat talep hakkı olup, alacağının hesaplanma şekli Dairemizin yerleşik uygulamalarında aşağıdaki gibi formüle edilmiştir: a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava değeri itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır. b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (toptan eşya fiyat endeksi "TEFE" artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır. c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettiği ortaya çıkarılmalıdır. d-Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir. e-Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarıda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarıdır...." (Yargıtay 6 HD'nin 2023/3907 Esas 2024/3198 Karar sayılı ilamı).Açıklandığı üzere, kooperatif üyesinin ödemelerini hiç yapmamış olması halinde tazminat talep etme hakkı bulunmamakta ise de, eksik ödeme yapmış olması durumunda kural olarak konut karşılığı tazminat talep hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda ise, alınan bilirkişi raporunda, davacılar tarafından yapılan ödemeler, kendileri ile aynı konumda olan üye tarafından yapılan ödemeler ile kıyaslanmış ve ödemelerin güncel değerleri belirlenmiş olup buna göre davacılar tarafından kooperatife yapılan ödemelerin eksik olduğu tespit edilmiştir. Davacıların daha borcunun bulunduğuna dair bir ihtar ve bildirim yapılmaması varılan sonucu değiştirmeyeceği gibi davalı kooperatifin böyle bir yükümlülüğü de yoktur. Bu hale göre davacılar tarafından ödemelerin eksik yapılması sebebiyle taşınmaz karşılığı talep edilebilecek tazminatın Yargıtayın yerleşik içtihatları ile kabul edildiği üzere yukarıda emsal olarak gösterilen ilamda belirtilen formül uyarınca hesaplanması gerekir. Alınan 03/04/2018 tarihli rapor ile, taşınmazın keşif tarihi itibariyle değeri 350.000,00 TL olarak tespit edilmiş ve davacı, davalı tarafından itiraz edilmediğinden hesaplamada bu miktarın nazara alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de, tazminat hesabı yapılırken Yargıtayın yerleşik içtihatlarında açıklanan formül uyarınca taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin gözetilmesi gerekir. Buna göre 16/09/2019 tarihli ek bilirkişi raporu ile taşınmazın dava tarihi itibariyle 275.000,00 TL olarak belirlenen rayiç değeri dikkate alınarak emsal Yargıtay ilamında açıklanan formül uyarınca hesaplamanın yapıldığı 01/05/2021 tarihli bilirkişi raporu ayrıntılı, gerekçeli ve denetime uygun olup bu doğrultuda yapılan hesaplama neticesinde mahkemece hüküm altına alınan alacak miktarı yönünden bir isabetsizlik bulunmamaktadır.3-Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebebi "1" numaralı bölümde değerlendirilmiş olup bunun dışında kalan istinaf sebepleri ise bu bölümde değerlendirilmiştir.Somut olayda, yukarıda belirtildiği üzere, davacıların murisi ... ... 2008 tarihinde ölmesinden sonra 2009 yılında davalı kooperatif tarafından üyelikten ihraç edilmiş olup açtıkları davada verilip kesinleşen karar ile davacıların kooperatif üyesi olduğu tespit edildiğine göre, ihraç işleminin neden yapıldığının bir önemi bulunmayıp kooperatife ödemelerin eksik yapılması da bu davanın açılmasına engel değildir. Ayrıca eksik ödeme yapılmış olması durumunda davacıların taşınmaz karşılığı tazminat talep hakkı bulunduğu açık olup eksik ödeme yapılması sebebiyle davacıların kooperatiften hak iddia edemeyeceğine yönelik davalının istinaf sebebi yerinde değildir. Kooperatif tarafından 30/12/2015 tarihinde toplam 53.000,00 TL davacı ... ...'ın banka hesabına iade edilmiş ise de, dosyaya ibraz edilen banka dekont fotokopisinden 53.000,00 TL'nin ... ... tarafından fazlaya dair haklar saklı kalmak şartıyla tahsil edildiği anlaşıldığından söz konusu tutarın ihtirazi kayıt konularak tahsil edilmesi sebebiyle bu durum davacıların zımnen üyelikten çıkma iradesi olduğunu göstermez. Öte yandan davacıların kesinleşen mahkeme kararı ile üye olarak tespit edilmelerinden sonra işbu davanın açıldığı tarihe kadar uzunca bir süre geçtiği söylenemeyeceği gibi ayrıca davacılar tarafından "aidat borcu" adı altında ödeme yaparak aynı zamanda ortaklıktan kaynaklı haklarının teslim edilmesine ilişkin ihtarname de çektiği dikkate alındığında iddia edildiği üzere davacıların uzun süre kooperatife uğramadığı ve aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği söylenemez. Bunlar dışında taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerini tespit eden 16/09/2019 tarihli ek bilirkişi raporu yeterli ve dosya kapsamına uygun olup ayrıca davalı kooperatif tacir (TTK.m.124) olduğundan hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/759 Esas, 2021/1053 Karar sayılı ve 29/11/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacılardan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.648,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.032,60 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya İADESİNE, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/12/2025