T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1101 - 2026/498 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1101 KARAR NO : 2026/498 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/06/2022 NUMARASI : 2021/109 Esas - 2022/352 Karar DAVACILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAV…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1101 - 2026/498 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1101 KARAR NO : 2026/498 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/06/2022 NUMARASI : 2021/109 Esas - 2022/352 Karar DAVACILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : TÜRKİYE HALK BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 24/09/2017 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2022 tarih, 2021/109 Esas - 2022/352 Karar sayılı kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dairemizin 11/12/2023 tarih ve 2022/1989 Esas 2023/2062 karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2025 tarih ve 2024/903 Esas 2025/1499 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyanın yukarıda yer alan esasa kaydı sonrası yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... aleyhine, Kocaeli 5. İcra Dairesinin 2016/9624 Esas nolu dosyası ile İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı İcra Takibi ve yine Kocaeli 5. İcra Dairesinin 2016/9945 Esas nolu dosyası ile ilamsız takip açıldığını işbu takip dosyalarının kesinleştiğini, dosyaya dayanak olarak sunulmuş sözleşmede çok ciddi eksiklikler ve usule aykırılıkların mevcut olduğunu, ayrıca davacının, takip dayanağı asıl kredi borç ilişkisine ipotek vermek veya kefil olmak iradesi hem olmamasına ve hem de irade beyanının usuli eksiklikleri olmasına rağmen işbu borçlandırma, kefalet ve ipotek işlemlerinin yapıldığını, davacının damadı olan ... (...TC) adlı şahsın davacı ...'ye yıllarca hürmet gösterdiğini, saygılı davrandığını ve davacının saygısını ve güvenini kazandığını, davacının gözünde hep saygıdeğer, dürüst ve akıllı bir insan olarak yer ettiğini, davacının çok sevdiği damadı ... tarafından, işlerinin kötü gittiği ve (Kocaeli ili, Derince ilçesi, Ş.Çınarlı Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmaz üzerindeki üç katlı bina) evi satmaları ve kendisine bu evin parasından, eşinin de kızları olması hasebiyle miras payından mahsup edilmek üzere bir miktar para vermeleri halinde maddi durumlarını düzeltebileceğini, sonrasında yine kendilerine bu borcunu ödeyebileceğini, bunun için gerekirse kendisinin eve müşteri bulabileceğini söylediğini, bunun üzerinden çok bir zaman geçmeden, eve müşteri bulduğunu söyleyen ...'ın, bunun için bankaya ve tapuya gitmemiz gerekiyor demesi üzerine 2014 yılı Ekim veya Kasım ayları olarak davacı tarafından telaffuz edilen bir tarihte, (araçla gittiği ve o mahalleri tanımadığı için) hangi ilçe olduğunu dahi bilmediği bir yerde bir banka şubesine ve sonrasında da oradan Derince Tapu Sicil Müdürlüğüne gittiklerini, davacıya buralarda bir dizi evraklara imza attırıldığını, ... tarafından bu imzaların "evin müşterisi tarafından kredi kullanılacak, o nedenle gerekiyor" denildiğini, davacı ...'nin bu kredi ve ipotek işlemlerinden kesinlikle haberi olmadığını ve dolayısıyla da ne yazılı ne de sözlü olarak bu işlemlere herhangi bir şekilde muvafakati olmadığını, ancak davalı bankanın Derince Tapu Sicil Müdürlüğüne yazmış olduğu bila tarih ve bila sayılı ipotek tesisi konulu yazısının son satırında "Kefalet ya da Kişisel güvence sağlayan diğer sözleşmelere ilişkin 6098 sayılı Borçlar Kanununun 581 ila 603. maddeler kapsamında belirtilen hususlar tarafımızca yerine getirilmiştir. Söz konusu hususlara ilişkin tüm hukuki sorumluluk bankamıza aittir." denmek suretiyle bu muvafakat varmış gibi Tapu Sicil Müdürlüğüne bilgi verildiğini, üzerinden uzunca bir zaman geçmesine rağmen, evin satışı için kendisine gelinmediği için ..., ...'a evin satışı ile ilgili ne yaptığını sormuş ve bunun üzerine de ... "evin satışına gerek kalmadı, durumları düzelttim" demiştir. ...'a da çok güvenen müvekkili tarafından bu olay fazlaca üstelenmediğini ve art niyet aranmadığını, aradan 2 yıl civarında bir süre geçtikten sonra müvekkili, çocuklarının çokça icra takibine düşen ve düşmeyen borçları bulunduğu için evini satmayı düşündüğünü ...'a açtığını, evvelce hemen müşteri bulan ... da kendisine bu konuda yardımcı olabileceğini, elinden geldiği kadarıyla bir alıcı bulabileceğini beyan ettiğini ve ...'den kısa bir süre vermesini istediğini, bir süre sonra ...'yi arayan ..., ev için bir alıcı bulduğunu, kişinin evi alırken kredi kullanacağını, bunun için de evin malikinin (yani ...) nin bankaya gelip onay vermesi gerektiğini söylediğini, bunun üzerine ..., ...'ye, gün bildireceğini ve Banka ve Tapu işlemlerini birlikte gidip yapacaklarını söylediğini, müvekkilinin yine kendi aracıyla bir önceki seferdeki gibi alan ..., müvekkili ...'yi Halkbank Darıca Şubesine, Eşi ... ile birlikte götürdüğünü, evin satılacağını bilen ... ve ..., bir dizi imzalar attırılarak sonrasında yine evlerine bırakıldıklarını ancak uzun süre ses çıkmamış olmasından dolayı ...'a evin satışını sorduklarında ... bu kez, "Evi almayı düşünen kişinin vazgeçtiğini, yeni müşteri bulacağını" söylemiştir. İradesi fesada uğratılan ve uygun eş rızası alınmadan kayıtlarına ipotek konan, ...'ye ait Kocaeli ili, Derince ilçesi, Ş. Çınarlı Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmaz üzerindeki üç katlı binanın kayıtlarına işlenen ipoteğin, uygun bir eş rızası alınmaksızın belirlenen, ilk kredi sözleşmesindeki kefalet ve takip dosyasındaki sözleşmede geçen 650.000 TL müteselsil kefaletin, işbu işlemlere dayanak olarak alınan irade beyanlarının, işbu kredi, kefalet ve ipotek sözleşmelerine dayanılarak açılan Kocaeli 5. İcra Dairesinin 2016/9624 Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip dosyasının ve yine aynı kredi sözleşmesine dayanılarak, bahsi geçen ipotek dosyasındaki alacak ile ilişkilendirilmiş bulunan Kocaeli 5. İcra Dairesinin 2016/9945 Esas nolu İcra Takip dosyasının, iptalini ve davacının bahsi geçen kişinin kredilerinden kaynaklı olarak, asıl borçlu, kefil veya üçüncü kişi lehine ipotek veren sıfatları başta olmak üzere, sair sıfatlarla borçlu ve yükümlü olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının asılsız olduğunu davalı bankanın ...' tan olan alacağına kavuşamadığından ... aleyhine Kocaeli 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/9624 E.s ayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlattığını, ... ipotek veren olduğundan icra emri 20/09/2016 tarihinde bizzat ...'ye tebliğ edildiğini, kıymet takdir raporu da 20/10/2016 tarihinde bizzat ...'ye tebliğ edildiğini hatta ... tarafından kıymet takdirine itiraz edildiğini, Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2016/603 Esas sayılı dosyasında davanın hala derdest olduğunu, bunun yanında taşınmazın alacağı karşılamaması durumunda davalının zarara uğramaması açısından tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla davalı Kocaeli 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/9945 E. Sayılı dosyası ile ... ve kefili ... aleyhine ilamsız takip başlatılmış olduğunu, ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiğini ancak tarafların hiç bir itirazının olmadığını, yani davacının iddia ettiği gibi memurların eve gelmesi ile haberdar olmadıklarını, davacıların takiplerden haberdar olmadığı iddiaları tebligatlardan da anlaşılacağı üzere asılsız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince;"...Davanın KISMEN KABULÜ ile, Kocaeli ili, Derince ilçesi Ş.Çınarlı mah. 2662 ada 18 parselde kayıtlı taşınmazın 23.11.2021 tarihli harita mühendisi bilirkişisi Mehmet Rıfat Baltacı’nın raporunun 4.sayfasında kırmızı renkle işaretlenen bölümdeki ipoteğin fekkine, tahsil edilen 256.000,00-TL nin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza ipotek şerhi konulması için eşin rızasının bulunduğunu ipotek bedelinin iadesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ipoteğe konu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu arsa üzerindeki yapının kanuna aykırı yapı olduğu için hukuken yok hükmünde olduğundan ve yıkılması gerektiğinden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, ipotekli taşınmaz hakkında ihalenin feshi davası görülmüş olduğunu kararın kesinleştiğini, taraflarınca kabul manasına gelmemekle birlikte ipotekli taşınmazdaki bağımsız bölümlerden sadece birinin aile konutu olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen ipoteğin fekkine ve ihale bedelinin tamamının iadesine karar verilmesinin davalı bankanın zarara uğramasına sebep olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2022 tarih, 2021/109 Esas - 2022/352 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davalının, dava dışı ... ile davacı ... aleyhine Kocaeli 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/9945 Esas sayılı ilamsız icra takip dosyasında genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için, Kocaeli 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/9624 Esas yeni Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2019/171888 esas sayılı dosyası) sayılı takip dosyası (dava dışı borçlu ... hakkında) ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığı, davacıların, dava dışı ... ile banka çalışanlarının kendilerini ev kredisi kullanıldığı şeklinde aldattıklarını, ipoteğin aile konutuna konulduğu ve genel kredi sözleşmesindeki kefalet beyanı ile eş rızasının geçerli olmadığı gerekçesi ile eldeki dava ile ipoteğin fekki, kefaletin iptali ve menfi tespit istemlerinde bulundukları, davalının davanın reddini istediği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, dairemizin 2020/320 esas 2021/99 karar sayılı ilamı ile; “…4721 sayılı TMK'nın 194-(1) maddesine göre; eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Mahkemece ipotek konulan taşınmazın tapuda arsa vasfında olması nedeni ile aile konutu olmadığı kabul edilmiş ve eş rızasına gerek olmadığı gerekçesiyle ipoteğin fekki yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma yeterli değildir. İpotek tesis edilen taşınmaz arsa vasfında ise de, belediyeden taşınmazda bulunan bina için verilmiş ruhsatların istenmesi, davacılar üzerinde aile konutu olan ev olduğunu belirtmiş olmalarına göre, mahkemece bankada ipotek tesis edilmeden önce ekspertiz görevlendirilip görevlendirilmediğinin araştırılması, varsa ekspertiz raporlarının getirtilmesi, taşınmaz başında keşif yapılarak taşınmazda ipotek tesis tarihinde ve halen tarafların aile konutu olarak kullandıkları bağımsız bölüm olup olmadığının belirlenmesi, uzman bilirkişilerden "Aile konutu" olarak kullanılan bölümün kroki ve harita üzerinde işaretlenmesinin istenmesi, aile konutu olarak kullanılan bu bölümün değerinin belirlenip, bu bölümle sınırlı olacak şekilde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerekir (Yargıtay 2. H.D. 18/11/2020 tarih, 2020/5019 E. 2020/5861 K., Yargıtay 2. H.D. 04/03/2020 tarih, 2020/1075 E. 2020/1788 K.).” gerekçesiyle anılan kararın kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece anılan eksiklikler giderildikten sonra ipotekli taşınmazın satılması nedeniyle davacıların aile konutunun satılması nedeniyle davalıdan 256.000,00 TL’nin tahsiline karar vermiş, verilen karara karşı davalı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11/12/2023 tarih ve 2022/1989 Esas 2023/2062 karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, İpoteğin kaldırılması yönündeki talep yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından bu talep yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Diğer talepler yönünden davanın REDDİNE, karar verilmiştir. Dairemiz kararının davacılar ile davalı vekilleri tarafından temyizi edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2025 tarih ve 2024/903 Esas 2025/1499 Karar sayılı kararında; " ...1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Taraflar arasındaki hukuki ilişkide, kullanılan kredi kapsamından mülkiyeti davacı ...'ye ait dava konusu taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, yapılan keşifte anlaşıldığı üzere söz konusu taşınmazın arsa vasfında olduğu, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmadığı, 23.11.2021 tarihli harita mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda kırmızı renkle işaretlenen bölümün aile konutu olduğu, takip dosyasında taşınmazın satışı sonucu davalı bankaya 256.000,00 TL ödendiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın satış bedeli 256.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de; dava konusu taşınmazın zemin + 2 kat daireden oluştuğu, yalnızca zemin katın aile konutu vasfında olduğu, eşlerden birinin, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, bu sebeple ipotek tesisinin geçersiz olduğu, dava devam ederken ipotekli taşınmazın satılması nedeniyle işbu dava istirdat davasına dönüşmüş ise de, tüm satış bedelinin iadesine karar verilmesi doğru olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince ipoteğin paraya çevrilmesi nedeniyle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasının da doğru olmadığı, menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğü için bu yönde değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde, cebri ihale ile satışı yapılan taşınmazın, arsa vasfında olduğu, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmadığı gözetildiğinde, taşınmaz arsa payı ve üzerindeki bağımsız bölümlerin bedelleri ayrı ayrı belirlenerek, aile konutu olduğu tespit edilen zemin katın arsa payı karşılığı bağımsız bölümün satış tarihi itibariyle rayiç değeri tespit edilerek bu tutar yönünden istirdat davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile sonuca varılması doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. 3.Bozma sebebine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir...." gerekçesi ile dairemiz kararı bozulmuştur. Bozma sonrası Dairemizin yeni esasına kaydedilen istinaf başvurusunun yapılan açık yargılaması sırasında bozma ilamına uyma kararı verilmiştir. Bozma kararı uyarınca SPK Lisanslı Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ... ile ... 03/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; zemin katta yer alan 80,00 m² meskenin arsa payı oranının yaklaşık %19,35 olduğu, parsel alanı 256,00 m² olduğundan söz konusu meskene isabet eden arsa alanının 49,53 m² olduğunu, dosyada kabul edilen 750,00 TL/m² arsa birim değeri esas alındığında; satış tarihi 23.09.2020 itibarıyla arsa payına isabet eden rayiç bedelin 37.146,31 TL olduğunu belirtmiştir. Gerek dairemiz kararlarında gerekse Yargıtay 11. Hukuk Daire'sinin 04.03.2025 tarih ve 2024/903 Esas 2025/1499 Karar sayılı ilamında kabul edildiği üzere, davacıların ipotekli taşınmazda fiilen kullandıkları konutun aile konutu olması nedeniyle, eş rızası olmadan aile konutu olarak kullanılan bağımsız bölümü de kapsar şekilde kurulan ipoteğin aile konutu olarak kullanılan bağımsız bölüm yönünden geçerli olmaması nedeni ile bu bölüm yönünden ipoteğin fekki koşullarının oluştuğu, ancak taşınmazın satılması nedeni ile bozma kararı sonrasında alınan 03/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu aile konutu olarak kullanılan bağımsız konuta isabet eden arsa payının satış tarihindeki rayiç bedelinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yargıtay HGK'nın 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı kararı uyarınca, Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan duruşmalı yargılamada taraflar yararına ayrıca istinaf vekalet ücretine hükmedilmemiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 37.146,31 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Alınması gerekli 2.537,46-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 11.233,58-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 8.696,12-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 4-Davacılar tarafından yapılan 419,90 TL keşif harcı, 536,50-TL müzekkere ve tebligat gideri, 3.400,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 4.356,40-TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmına göre belirlenen (%5,71 kabul) 248,96-TL'nin, 2.537,46 TL peşin harç ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 25,00-TL müzekkere ve tebligat giderinin davanın reddedilen kısmına göre belirlenen (%94,29 ret) 23,57-TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 37.146,31-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 97.928,05-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 8-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 10-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 11-Davalı tarafından temyiz ve istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan tebligat ve posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 12-Davacılar tarafından 1.220,00-TL temyiz kanun yoluna başvuru için yapılan tebligat ve posta giderleri ile 2.107,80-TL temyiz kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 3.327,80-TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 13-Tarafların istinaf ve temyiz aşamasında yatırdığı gider avanslarından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara iadesine, Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, davacının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay'ın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere TEMYİZ yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi. 12/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*