T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1700 Esas KARAR NO : 2026/382 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/12/2017 NUMARASI : 2016/494 Esas, 2017/1148 Karar DAVA: İflas (İflasın Ertelenmesi) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1700 Esas KARAR NO : 2026/382 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/12/2017 NUMARASI : 2016/494 Esas, 2017/1148 Karar DAVA: İflas (İflasın Ertelenmesi) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 18/06/2002 tarihinde kurulduğunu, faaliyet alanının her türlü gıda maddeleri ve temizlik maddelerinin pazarlama alım satımı menkul ve gayri menkul malların iktisap edilebilir olanlarına yönelik aracılık yapmak olduğunu, şirketin 30/04/2016 tarihli ara bilançoya göre 1.927.238,07 TL borca batık olduğunu, ancak mahkemeye sunmuş oldukları iyileştirme projesi kapsamında verilecek tedbir kararları ile şirketin mali yönden iyileşebileceğini belirterek İİK 179 ve TTK 377 maddeleri gereğince iflas erteleme kararı verilmesini talep etmiştir.Müdahil vekilleri yargılama aşamasındaki beyanlarında; davacı şirketin borca batık olduğunu, sunulan iyileştirme projesinin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığını, şirketin yargılama süresince borçlarını ödemediğini belirterek iflas erteleme talebinin reddini savunmuşlardır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı şirket tarafından iflas erteleme talebinde bulunur iken iyileştirme projesinin, iflas erteleme talebinde bulunulmasına dair ortaklar kurulu kararının, alacaklılar listesinin, bilançoların ibraz edildiği, iflas avansının ikmal edilerek gerekli ilanların yapıldığı, davacı şirketin sicil kaydının dosyaya celp olunduğu, davacı şirketle ilgili iflas erteleme davasının 23/05/2016 tarihinde açıldığı, davanın açılmasından hemen sonra 01/06/2016 tarihi itibariyle davacı şirket yönünden İİK 179 ve devam maddeleri kapsamında tedbir kararı verilerek şirketin izlenmeye alındığı, yargılama süresince gerek kayyım heyeti gerekse bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen son raporlara göre, davacı şirket tarafından mahkemeye sunulan iyileştirme projesinin uygulanabilme kabiliyetinin bulunmadığı, şirketin borca batık durumunun giderek arttığı, bu bağlamda şirket alacaklarının menfaatinin korunamayacağı ve davacı şirketle ilgili verilen tedbir kararlarına rağmen mali yönden iyileştirme sürecine giremediği gerekçesiyle davacı tarafın iflas erteleme talebinin reddi ile şirketin iflasına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkeme dosyasına sunulan bilirkişi heyet raporu ile kayyım heyeti raporunun hükme esas teşkil edemeyeceğini, 24.11.2017 tarihli kayyım raporunda, şirketin piyasadaki borçlarını ödemek üzere hukuka ve mevzuata uygun faaliyetlerde bulunduğu, faaliyet maliyetini azaltmak adına adres değişikliği yaparak iyileştirme projesi bağlamında hareketlerine devam ettiği, müvekkili şirketin iflas erteleme sürecinde her türlü işlem için kayyım heyetinden yazılı ya da sözlü onay alarak şirket alacaklılarının ölçülü ve eşit olarak alacaklarına kavuşması için çabaladığı hususlarının tespit edildiğini, 27.11.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da, heyetten istenen borca batıklığın tespiti ve iyileştirme projesinin inandırıcılığı hususunda değerlendirmelerin mali tablolar üzerinden hazırlandığını, 2016 yılı Mayıs ayında açılan davanın hazırlanan iyileştirme projesi kapsamında 2016 yılı sonuna kadar projeye uygun olarak alacak/borç yönetimi konusunda olumlu gelişmelerin varlığının heyetçe tespit edildiğini, 2016 yılı yedinci ayında Resmi Gazetede yayınlanan 669 Sayılı KHK ile ''Olağanüstü halin ilanından önce yapılan iflasın ertelenmesi talepleri hakkında, tedbir kararı verilip verilmediğine bakılmaksızın, olağanüstü hal süresince nihai kararın verilemeyeceği''nin hükme bağlandığını, söz konusu uygulama ile müvekkili şirketin toptancılarından hammadde alımının zorlaştığını, bankaların protokol görüşmelerini sonlandırdığını, çalışan personelin işi yavaşlatıp şirketi çalışamaz hale getirdiğini, hükme esas alınan bilirkişi heyetinin değinmediği ve mahkemece göz ardı edilen sebeplerle müvekkili şirketin faaliyetlerine devam etme imkanının elinden alındığını, yine de tüm faaliyetlerini ve işlemlerini borç ödemek için kullanan müvekkili şirketin hammadde temini ve sermaye artırımı ile iyileştirme projesini de revize ederek tüm borçlarını ödeyebilecek kapasitede olduğunu, şirketin bünyesindeki tüm marketlerde raf değeri olan ürünlerin dahi tek başına şirketin borçlarını ödemesine yeter miktarda değere sahip olduğunu, bu haliyle eksik ve mali verilerin dışında gerçeği yansıtmayan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilemeyeceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava; İİK'nun 179 ve devamı maddeleri ile 6102 sayılı TTK'nun 376. ve 377. maddelerinde düzenlenen iflasın ertelenmesi istemidir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK nun 179/a maddesinde, mahkemenin, iflasın ertelenmesi isteminde bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim kurulu kararlarını onaması için derhal kayyım atayacağı, ayrıca şirketin ve Kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemleri alacağı, aynı yasanın 179/b maddesinde ise, kayyımın her üç ayda bir şirketin projeye uygun olarak iyileştirme gösterip göstermediğini mahkemeye rapor edeceği düzenlenmiştir. Yasanın 181. maddesi gereğince, davada uygulanacak olan, 160. maddesinde, İflas isteyen alacaklının ilk alacaklar toplantısına kadar olan bütün masraflardan sorumlu olduğu, 166. maddede ise kararın ilanı düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde ise, iflas isteme, davaya vekalette özel yetki verilmesi gerektiren haller arasında sayılmıştır. Somut olayın yasal düzenlemeler açısından değerlendirilmesi sonucunda, davacı vekilinin vekeletnamesin de, iflas erteleme davası açma yetkisinin bulunduğu, davacı şirketin 20.05.2016 tarihli 2016/02 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirket hakkında iflas erteleme talebinde bulunulmaya karar verildiği, mahkemece, tensip ara kararı ile ilanların yapılmasına, bilirkişi incelemesine ve ayrı ayrı rapor alınmasına karar verildiği, ilanların yaptırıldığı, iflas avansının mahkeme veznesine yatırıldığı, davanın, davacı şirketlerin muamele merkezinin bulunduğu mutlak yetkili mahkeme de açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket hakkında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken mülga İİK’nun 179/B-7 maddesidir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan İİK’nun 179/B maddesi gereğince davacı şirket iflas ertelemenin sağladığı menfaatlerden en fazla 5 yıl faydalanabilecektir. Somut davada, davacı şirket 23/05/2016 tarihinde iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuş, mahkeme 01/06/2016 tarihli ara karar ile tedbirlere hükmetmiş, 13.12.2017 tarihinde davanın reddi ile şirketin iflasına ve tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Uyuşmazlık, iflas ertelemenin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmıştır. İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan; somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yoludur (İİK'nın m.179). İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması, sunulacak ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi kapsamında şirketin mali durumunu düzeltebileceğine dair somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir (6102 sayılı TTK'nın m. 377, İİK'nın m.179 vd.). Mahkeme, İİK'nın 166/2. maddesine uygun ilan yapmalı, borca batıklık, 6102 sayılı TTK’nın 377. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. İflasın ertelenmesinin amacı, borca batık sermaye şirketinin mali durumunu düzelterek borca batıklıktan kurtulmasının sağlanmasıdır. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Gerek borca batıklık ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı hususunda (muhasebe ve işletme ekonomisi bilgisi özel ve teknik bilgi niteliğinde bulunduğundan ve hakimin bunları genel ve mesleki bilgisiyle çözmesi beklenemeyeceğinden) HMK’nın 266. maddesinde gösterildiği şekilde bilirkişinin oy ve görüşüne müracaat edilmeli ve bu raporun da hukuka uygunluğunun hakim tarafından denetlenmesi gerekir. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Açıklanan durum karşısında davacı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine ilişkin uzman (teknik) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer verilerin toplanmasından sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2014/4438 E. 2015/5405 K. Sayılı ilamı) İflas ertelemesinin amacı doktrinde farklı görüşlerle açıklanmıştır. Bu görüşlerden biri, erteleme kararının sermaye şirketi ve kooperatifin yararına olduğu, bir diğer görüş, burada ilk planda alacaklıların çıkarının korunduğu, diğer bir görüş ise, hem alacaklıların hem şirketin korunduğudur. Yargıtay uygulamalarında, erteleme kararının hem borca batık şirketin hem de alacaklıların yararına olduğu kabul edilmektedir. İflasın ertelemesinin şartları ise, sermaye şirketi veya kooperatifin borca batık durumda olması, borca batıklığın mahkemeye bildirilmiş olması, alacaklıların iflasın ertelenmesi halinde iflasın derhal açılmasına nazaran daha kötü duruma düşürülmemiş olması, iyileştirme projesi ve bu projenin ciddi ve inandırıcı olması, gösteren bilgi ve belgelerin mahkemeye sunulması, iyileştirme projesinin mahkemece ciddi ve inandırıcı bulunması ve benzeridir. Bu şartlardan, borca batık olma, şirketin iyileşmesinin mümkün olması, fevkalade mühletten yararlanılmamış olması, alacaklıların haklarının korunması yani, iflas erteleme kararının alacaklıların haklarını iflasa göre daha kötü duruma sokmaması gerektiği, iflas ertelemenin maddi (esasa ) ilişkin şartlarıdır. İflas erteleme talebinde bulunan şirket hakkında iflas erteleme kararı verilebilmesi için öncelikle o şirketin borca batık durumda olması gerekir. Diğer taraftan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı bulunmaması nedeniyle iflas erteleme talebi reddedilen şirket hakkında iflas kararı verilebilmesinin şartı da şirketin borca batık olmasıdır. Kayyım heyeti tarafından düzenlenen 24.11.2017 tarihli raporda; şirket ticari mal alım ve satımı ile iştigal ettiğinden tedarikçilerden mal alımında yaşadığı sıkıntılar nedeniyle faaliyetlerini tamamen durdurmuş olduğu, şirketin aktifinde kayıtlı taşıtlarda 238.262,36 TL azalma olduğu, taşıtların borçlu olunan firmalara borç karşılığında devredildiği, taşıtların devir işleminde tarafımızdan herhangi bir izin veya onay alınmadığı, yine şirketin aktifinde kayıtlı demirbaşlarında 124.882,19 TL lik azalma olduğu, yine demirbaşlardaki azalmanın şirketin borçlarına karşılık demirbaşlarını devretmesinden kaynaklandığı, iş bu demirbaş devir işlemlerinde tarafımızdan izin veya onay alınmadığı, 30.09.2017 tarihi itibariyle 1 kişi çalışanı olduğu, bu kişinin de şirket yetkilisinin eşi olduğu, dolayısıyla şirketin çalışanlarının tamamen tasfiye edilmiş olduğu, 30.09.2017 tarihi itibariyle 9 aylık dönemde (-)528.898,54 TL zarar raporlamış olduğu ve faaliyetlerini tamamen sonlandırmış olmakla, iyileştirme projesinin gerçekleştirilmesi gibi bir amaca hizmet etmediği, şirketin 30.09.2017 tarihi itibariyle kaydi değerler üzerinden Özvarlıklarının (-)1.953.476,68 TL olduğu, şirketin taşıt, demirbaşları ve stoklarında çok fazla eksilme olması nedeniyle, şirketin aktiflerinin eksildiği ve borca batıklık miktarının arttığının değerlendirildiği, şirketin 17 aylık dönemdeki genel gidişatında, ilk 8 aylık dönemde olumlu veriler olmakla birlikte, 2017 yılı ilk 9 ayında şirketin iyileştirme projesindeki hedeflerinin çok gerisinde kaldığı ve gelinen aşama ile birlikte iyileştirme projesini gerçekleştirme gibi bir amacı da olmadığı, şirketin devamında alacaklıların haklarının gittikçe zedeleneceği ve şirketin devamında herhangi bir fayda olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27.11.2017 tarihli raporda; şirketin 2017 yılının ilk 9 ayında 19.500,000,00 TL, satış rakamı hedeflediği, buna karşın 4.222.636,34 TL gerçekleşen satış rakamı ile satış hedefini ancak %22 oranında gerçekleştiği, şirketin 2017 yılı ilk 9 ayında 937.500,00 TL faaliyet karını hedeflediği, buna karşın faaliyet karı elde edemediği gibi (-)648.915,97 TL faaliyet zararı ile faaliyet karı hedefinden negatif yönde %(-)69 oranında sapmış olduğu, şirketin 2017 yılının ilk 9 ayında 532.500,00 TL kar hedefine karşın, 528.898,54 TL zarar ettiği, dolayısıyla da iyileştirme projesinin gelir tablosu projeksiyonları itibarıyla inandırıcılığının kalmadığı, Kayyım heyetinin son raporunda “Şirketin 17 aylık dönemdeki genel gidişatında, ilk 8 aylık dönemde olumlu veriler olmakla birlikte, 2017 yılı ilk 9 ayında iyileştirme projesindeki hedeflerin çok gerisinde kalındığı ve gelinen aşamada iyileştirme projesini gerçekleştirme gibi bir amacı da olmadığı... şirketin devamında alacaklıların hakkının gittikçe zedeleneceği ve şirketin devamında herhangi bir fayda olmadığı” hususlarının rapor edildiği, Kayyım Heyetinin bu tespit ve değerlendirmeleri de dikkate alındığında, davacı şirketin iyileştirme projesinde öngörülen iyileşme önlemlerinin tamamen dışında bir sürece geçmiş olduğu, nitekim borca batıklık tespitinin yapıldığı tarihten sonra geçen 1 yıl 5 aylık dönemde raporlanan faatiyet sonuçları ile varlık ve kaynak yapısındaki değişimler, şirketin iyileştirme projesinde planlanan faaliyetler ve öngörülerin dışında bir süreç yaşandığını finansal yönden açıklıkla ortaya koyduğu, dolayısıyla da davacı şirketin iyileştirme projesinin uygulanabilir bir proje niteliğini kaybetmiş durumda göründüğü ve bu haliyle “ciddi ve inandırıcı” bir proje niteliğine sahip bulunmadığı, ayrıca, şirketin taşıt ve demirbaşlarını kayyımların hiç haberi ve onayı olmadan devreden şirketin, iflas ertelemeye layık olma şartını da yerine getirmediği, ilk borca batıklık tespitinin yapıldığı 30.04.2016 tarihinden 30.09.2017 tarihine kadar geçen 1 yıl 5 aylık dönemde, davacı şirketçe raporlanan faaliyet sonuçlarının, revize projede öngörülen satış ve kârlılık hedeflerinden önemli ölçüde sapmaları yansıttığı, yine projede belirlenen sermaye artırımı hedeflerine karşın, nakdi sermaye artırımlarının yerine getirilmediği, öte yandan, iflasın ertelenmesi sürecinin başladığı 2016 yılı sonuna kadar atılan adımların, şirketin özellikle alacak ve borç yönetiminde olumlu gelişmeler gerçekleşmesine neden olduğunun anlaşıldığı, fakat bir yıl beş aylık dönem bir bütün olarak göz önünde tutulduğunda ise, faaliyet performansında olumsuz yönde gözlenen ve önemli miktarda ortaya çıkan sapmalar ile birtikte sermaye artırım önlemine yönelik somut adım atılmamış olması nedeniyle, revize iyileştirme projesinde, 2018 yılına kadar öngörülen iyileşme hedefine ulaşılmasının olanaklı görünmediği, bu tespit ve analizlerin kayyım raporlarında Mahkemenin takdirlerine sunulan tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, davacı şirketin borca batıklık tespitinden sonraki dönemde, iyileşme projesindeki iyileşme önlemleri ve projeksiyonları ile uyumlu olmayan bir süreç yaşadığının anlaşıldığı, tespit ve analizleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise, iflasın ertelenmesi için gerekli teknik koşullardan en önemlisi olan olan “ciddi ve inandırıcı bir proje sunulması” koşulu ile “iflas ertelemeye layık olma” koşulunun sağlanamamış durumda bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Dosya kapsamında alınan kayyım heyeti ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen son raporlarda, davacı şirket tarafından mahkemeye sunulan iyileştirme projesinin uygulanabilme kabiliyetinin bulunmadığı, şirketin borca batık olduğu ve borca batıklık durumunun giderek arttığı, bu bağlamda şirket alacaklarının menfaatinin korunamayacağı ve davacı şirketle ilgili verilen tedbir kararlarına rağmen mali yönden iyileştirme sürecine girilemediği anlaşılmakla mahkemece davacı tarafın iflas erteleme talebinin reddi ile şirketin iflasına karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan HMK. 353/1.b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/494 Esas, 2017/1148 Karar sayılı ve 13/12/2017 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/03/2026