T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:01/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:01/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine 9.250,00 TL bedelli, 30.11.2013 ödeme tarihli bonoya istinaden Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin davalı alacaklıya iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, müvekkili ...'ın Konya'da ikamet ettiğini, bir fabrikada işçi olarak çalışarak ailesinin geçimini idame ettirdiğini, müvekkilinin uzun zamandır görüşmediği ağabeyi ...'ın ise Antalya'da ikamet etmekte olup ticaretle uğraştığını, müvekkilinin ağabeyi ...'ın müvekkilinin kimliğini kullanarak ve imzasını taklit ederek dava konusu bonoya imza attığını, söz konusu durumun yalnızca dava konusu bonoyla ile ilgili olmayıp benzer şekilde bir çok bonoya ilişkin olarak devam etmekte olan davalar olduğunu, yine müvekkili ... tarafından ... aleyhine başlatılan Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı soruşturma olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan icra takiplerine karşı imza itirazları sonucunda lehine karar verilen dosyalar olduğunu, müvekkilinin kardeşi olan ...'ın müvekkilinin adını kullanarak ve müvekkilinin imzasını taklit ederek kambiyo senetlerine borçlu veya kefil olarak imza attığı gibi müvekkili adına sahte belgeler düzenlenmekten de geri durmadığını, müvekkilinin yıllardır görüşmediği kardeşi ...'ın müvekkili adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi hazırladığını ve sürücü belgesi ile yakalanınca hakkında kamu davası açıldığını, Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esasına kayden görülen kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda ...'ın resmi belgede sahtecilik suçundan tecziyesine karar verildiğini belirterek Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Antalya Genel İcra Dairesi ... Esas) sayılı dosyasına dayanak senetteki imza müvvekili davacı ...'a ait olmadığından mezkur icra dosyası kapsamında davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, müvekkilinin Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Antalya Genel İcra Dairesi ... Esas) sayılı dosyası ile davalı alacaklıya icra tehdidi altında maaşından kesilmek suretiyle ödemek zorunda kaldığı 9.843,00 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdadına, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle alacaklı aleyhine %20' si oranda tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; müvekkilinin dosya borçlusu davacı ... ve dosyadaki diğer borçlulardan iş karşılığı 100.000,00 TL bedelle daire satın aldığını, kredisinin zamanında onaylanmaması üzerine kredi kartlarını davacı ve bahsi geçen diğer şahıslara kullanım için verdiğini, daha sonra müvekkilinin kredisinin onaylanması üzerine, davacı ve diğer kişilerden kredi kartını geri aldığını, konut bedelini müteahhide ödediğini ve dosya borçlularından kredi kartı borçlarının ödenmesini talep ettiğini, davacı ve diğer borçluların borcu taksitlendirerek senetle ödeyeceklerini beyan ettiğini ancak bu senet bedellerinin süresinde ödenmediğini, Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacının süresinde ödemediği 30.11.2013 vade tarihli 9.250,00 TL tutarlı senet hakkında kambiyo takibi yapıldığını, ödeme emrinin davacı borçlunun eşi ...'a tebliğ edildiğini ve davacı tarafından ödenmeye başladığını, maaş kesintisi yoluyla yaklaşık 2 yıl süre ile kesinti yapılmasına ve dosya borcunun ödenmesine karşı çıkmayan, bu yönde hiçbir itiraz ve dava süreci başlatmayan davacının zımnen de olsa dosya borcunu kabul ettiğinin kabulünün gerektiğini, aradan 2 yıl geçtikten sonra borçlu olmadığının tespitine yönelik talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacı hakkında diğer senetlere ilişkin olarak Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarının davacının kardeşi ... ve ... tarafından haricen ödenerek kapatıldığını, sonrasında yine davacı hakkında Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı kambiyo takibinde borçlu davacı tarafından imzaya itiraz edildiğini, imzanın ...'a ait olmadığının tespit edildiğini, davacının kardeşi ...'ın davacının kimliğine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle kendisini "..." olarak müvekkiline ve ticari çevresine tanıttığını ve bu yolla birçok ticari işlem yaptığını, bu hususun öğrenilmesi üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bunulduğunu ve soruşturmanın halen ... Soruşturma numarası ile sürdüğünü, dava ve takip dışı ...'ın davacıya ait kimliği fotoğrafını değiştirerek kullandığının, adına imza attığının davacı tarafından bilindiğini, ödeme emirlerinin hem bu davaya konu Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında hem de diğer dosyalarda ya davacının kendisine ya da eşi ...'a tebliğ edildiğini, davacının kötüniyetli olarak davayı ikame ettiğini, kimliğinin kullanılması ve adına imza atılmasına rızası olduğunun açık olduğunu, davacının beyanlarının borçtan kurtularak haksız gelir elde etmeye yönelik olduğunu, TMK madde 2 ve 3 gereği davacının bu davayı ikame etmesinin dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilinden üzerindeki resim değiştirilmiş gerçek kimliğin sahte olduğunu tespit etmesinin beklenemeyeceğini, davacının eşine veya kendisine tebliğ edilen Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarının davacının kardeşi ... ve ... tarafından haricen ödendiği de göz önüne alındığında kimlik kullanımı ve senet imzalarından haberdar olduklarını, muvafakatleri içinde senetlerin imzalandığını, bu davanın kötüniyetli olarak ikame edildiğini, müvekkilinin, ...'ın sahte fotoğrafla kimlik kullandığını bilecek durumda olmadığından davanın ...'ın ihbarında kendileri açısından hukuki yarar bulunduğunu, davayı kaybetmeleri durumunda davacı tarafa ödemek zorunda kalacakları miktar kadar kendisine rücu etmelerinin söz konusu olacağını beyanla davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Takip ve dava konusu edilen bono niteliğindeki senedin kefil hanesindeki davacıya atfen atılı imzaların aldırılan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere, davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmakla, davacının bu senetler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar vermek gerekmiş ayrıca davalı alacaklının kefil hanesindeki imzanın davacıya ait olmayacağını bilebilecek konumda oluşu, bononun lehtarı oluşu gözetilerek de takibin de kötüniyetli olduğu düşünüldüğünde davacı lehine İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar davacı taraf, sundukları dava dilekçesi ile istirdat talebinde bulunmuşlar ise de, mahkememizce bu konuda sehven herhangi bir karara verilmemiş ise de, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşmaması için gerekçeli kararda bu konuda bir düzeltilme yapılmamıştır." gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına ve takibe konu edilen 2 adet senet nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, takibe konu edilen senet bedelleri olan toplam 18.500,00.-TL'nin takdiren % 20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili davalının davacı ...'ın adını ve sahte kimliğini kullanan dava dışı kardeşi ... ile daire alım satımına ilişkin ticari ilişkisinin söz konusu olduğunu, bu ticari ilişki sonrasında davaya ve takibe konu bono ve başkaca bonoların davalı alacaklıya teslim edildiğini, müvekkilinin bonoyu düzenleyen kişinin ... olduğunu bildiğini, gerçekte ... olan bu kişinin davacının kimlik bilgileri ile sahte bir kimlik oluşturarak kullandığını ve müvekkili de dahil birçok kişiyi dolandırdığını, bu nedenle davacının kimliğini sahte bir şekilde oluşturan ve kullanan ... hakkında, müvekkili ve diğer birden çok kişinin şikayeti üzerine Antalya 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile özel belgede sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığını, dosyadaki kayıtların incelenmesi halinde müvekkilinin, davacının kimliğini kullanan kişinin sahte kimlik kullandığını ve davacının kardeşi olduğunu çok sonra öğrendiğinin görüldüğünü, bu nedenle müvekkilinin icra takibinde kötüniyetli olmasının söz konusu olmadığını, kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin ceza dosyası karşısında yerinde olmadığını, sahte kimlik kullanarak davacı adına, davaya konu bonoyu düzenleyenin davacının kardeşi ... olduğunu, davaya konu bonoya dayalı icra takibinde, maaş kesintisi yoluyla 2 yıl süre ile ödeme yapıldığını, bu nedenle davacının, sahte olduğunu bildiği bonoya karşı, kardeşi tarafından düzenlenmesi nedeniyle ödeme yapması karşısında, davacının, davaya konu bonoyu ve borcu kabul ettiğinin kabulünün gerektiğini, davacı tarafından maaş kesintisi yoluyla yaklaşık 2 yıl süre ile kesinti yapılmasına ve dosya borcunun ödenmesine karşı çıkmayan, bu yönde hiç bir itiraz ve dava süreci başlatmayan davacı, zımnen de olsa dosya borcunu kabul ettiğinden, aradan iki yıl geçtikten sonra borçlu olmadığının tespitine yönelik talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, bu durumu ise hukukun himaye etmemesi gerektiğini, bu nedenle borçlu olunmadığının tespit davasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması karşısında reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, dosya borcuna karşılık ödemeler yapılmış olması nedeniyle ödenen kısmın istirdada dönüşeceğinden bu yönde karar verilmesi gerekirken, borçlu olmadığının tespitine karar vermekle yetinilmesi nedeniyle de Mahkeme kararının usul yönünden hatalı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; bonoda kefil sıfatı ile atılan imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayalı olarak icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat davası niteliğindedir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK'nın 353/1-a. maddesinde Bölge Adliye Mahkemesi'nin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği haller sayılmış olup bunlardan birisi de 6. bentteki uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halidir. Hukuk sistemimizde dar istinaf sistemi benimsenmiştir. Bu sistemin en temel özelliği ise denetimin asıl olmasıdır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece aşamasında dosyanın tam olarak tekemmül etmiş olması varsayımı üzerine oturtulmuştur. Bu nedenle istinaf mahkemesinin esas hakkında bir denetim yapabilmesi ve bir karar verebilmesi İlk Derece Mahkemesince usulünce verilmiş esasa ilişkin bir kararın varlığına bağlıdır. İlk Derece Mahkemesince bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, temelde hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir. Tarafların davanın esasıyla ilgili gösterdikleri delillerin hiç toplanmaması veya toplanmış olmakla beraber hiç değerlendirilmemesi veya talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Somut uyuşmazlıkta; davacının dava konusu Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Antalya Genel İcra Dairesi ... Esas) sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespiti istemi yanında ayrıca icra tehdidi altında maaşından kesilmek suretiyle ödemek zorunda kaldığını beyan ettiği 9.843,00 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile bilikte istirdadına karar verilmesini talep ettiği ancak Mahkemece davacının istirdat istemi hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği görülmüş olmakla Yerel Mahkemece verilen karar öncelikle bu yönden hatalıdır. Yine davacı taraf dava dilekçesinde Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Antalya Genel İcra Dairesi ... Esas) sayılı dosyasında halen maaşından kesinti yapıldığını ve ödemelerin devam ettiğini belirterek bu yönden istirdat istemi haklarını saklı tuttuklarını beyan etmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince bu hususta bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın, ödeme yapılmışsa menfi tespit talepli olarak açılan davanın İİK'nın 72/6. Maddesi uyarınca kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceği gözetilmeksizin davacı yanın istirdat talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmayıp davalı tarafın bu husustaki istinaf itirazları yerindedir. Davaya konu Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Antalya Genel İcra Dairesi ... Esas) sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 9.250,00.-TL asıl alacak, 24,39.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.274,39.-TL alacağın tahsili istemiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda; davacı dava dilekçesinde açıkça icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile icra tehdidi altında maaşından kesilmek suretiyle ödemek zorunda kaldığı 9.843,00 TL'nin istirdadını talep etmiş ancak dava değeri olarak sadece istirdat talebine ilişkin 9.843,00 TL'yi göstermiş ve harcını da bu bedel üzerinden yatırmıştır. Davacı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile birlikte ayrıca istirdat talep ettiğinden Yerel Mahkemece ön inceleme duruşmasında 5 nolu ara kararla icra kapak hesabı baz alınarak eksik olan harç tamamlanmak üzere icra kapak hesabı dosya arasına aldırıldıktan sonra ve davacı vekiline kapak hesabının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre verilmesine karar verilmiş olup ayrıca ikinci celsede de Antalya Genel İcra Dairesi'ne yazılan müzekkerenin tekidine, kapak hesabı geldiğinde kapak hesabının bir örneğinin davacı vekiline tebliği ile ön inceleme duruşma tutanağının 5 nolu ara kararını yerine getirmesi için davacı vekiline 2 haftalık süre verilmesine karar verilmiş olmasına rağmen eksik harç tamamlanmadan dosyanın bilirkişi incelemesine gönderildiği ve müteakip işlemlere devam edilerek karar verildiği anlaşılmıştır. Antalya Genel İcra Dairesi'nin cevabi yazısına göre dava tarihi itibariyle bakiye borç miktarı 3.484,88 TL olup davacının menfi tespit istemi de bu miktara yöneliktir. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Anılan kanun maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde, yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz. Mahkemece verilecek süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Bu doğrultuda, harç eksikliğinin verilecek süre içinde giderilmemesi durumunda dava dosyası hakkında öncelikle işlemden kaldırma kararı verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu durumda; Mahkemece menfi tespit istemi yönünden dava değeri olan 3.484,88 TL üzerinden harç hesaplanmak suretiyle alınması gerekli karar ve ilam harcının 1/4'ü oranında peşin harcın yatırılması için davacıya uygun bir süre verilerek harcın tamamlanmasının istenilmesi, harç ikmal edilmediği taktirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harç tamamlanır ise yargılamaya devam olunarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi de isabetsizdir. Ayrıca Yerel Mahkemece "davacının Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına ve takibe konu edilen 2 adet senet nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, takibe konu edilen senet bedelleri olan toplam 18.500,00.-TL'nin takdiren % 20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulmuş olup verilen karar dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır. Dava konusu Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Antalya Genel İcra Dairesi ... Esas) sayılı icra takip dosyasında takibe dayanak yapılan tek bir senet bulunmakta olup senet bedelinin de 9.250,00.-TL olduğu görülmekle Mahkemece davacının 2 adet senet nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine ve takibe konu edilen senet bedelleri olan toplam 18.500,00.-TL üzerinden icra takibinin devamına karar verilmesi de isabetsiz olmuştur. Kabule göre de; davaya ve takibe konu bono ve başkaca bonoların davacı ...'ın adını ve sahte kimliğini kullanan dava dışı kardeşi ... tarafından davalı alacaklıya teslim edildiği dosya kapsamıyla sabit olup davalının senedi imzalayan kişinin sahte kimlik kullandığını ve davacının kardeşi olduğunu çok sonra öğrendiğini beyan ettiği, davacının adını, sahte kimliğini ve imzasını kullanarak senet düzenleyen kardeşi ... hakkında Antalya 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla görülen ceza dava dosyasında ise 2019 yılında soruşturmaya başlandığı, davaya konu senedin ise davalı tarafça bu tarihten çok önce 10.12.2013 tarihinde takibe konulduğu, bu durum karşısında davalının senedin lehtarı olması sebebiyle imzanın davacıya ait olmadığını bilebilecek durumda olduğunun ve takipte kötü niyetli olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gözetilerek şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Sonuç olarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepleri incelenmeksizin esastan kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, eksik harca ilişkin 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca işlem yapılması ve yukarıda yapılan açıklamalar da nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi yönünden dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2022 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafça peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde İlk Derece Mahkemesince davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/12/2025 ...