TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2025/940 KARAR NO: 2025/1874 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/01/2025 NUMARASI: 2020/72 (E) - 2025/31 (K) DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın işleteni…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2025/940 KARAR NO: 2025/1874 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/01/2025 NUMARASI: 2020/72 (E) - 2025/31 (K) DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın işleteni, davalı ...'ın sürücüsü ve davalı ... şirketinin sigortalısı olan aracın, yolun karşısına geçmeye çalışan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının bütün davalılardan müteselsilen ve 50.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... şirketi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir. İlk Derece Mahkemesince; "Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine; davacının maddi tazminat talebi yönünden; açılan davanın feragat nedeni ile reddine, davacının manevi tazminat talebi yönünden; açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının olayda ağır şekilde yaralandığını, bacağında kalıcı hasar meydana geldiğini, davacının yaralanmasının derecesi ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları itibarıyla hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğunu belirterek kararın manevi tazminat hükmü bakımından kaldırılmasını istemiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira mal varlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi zararı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal doygunluk aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen doygunluk duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulun un 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay nedeniyle davacıda oluşan %12 oranındaki maluliyet, tarafların olaydaki kusur durumları göz önüne alındığında davacı için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : I.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1.Davacının maddi tazminat talebi yönünden; açılan davanın feragat nedeni ile reddine, 2.Manevi tazminat davasının kabulü ile 50.000 TL tazminatın kaza tarihi olan 22/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3.Alınması gereken 3.415,5 TL harçtan peşin alınan 870,96 TL harcın mahsubu ile 2.544,54 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4.Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 933,16 TL'nin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5.Davacı tarafça sarf edilen tebligat, posta masrafı, talimat gideri, ATK giderleri ve bilirkişi ücreti olarak toplam 9.229,45 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7.Davalı ...nin vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, 9. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin, davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, II.İstinaf İncelemesi Bakımından: 1.Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 1.000 TL posta ve tebligat gideri ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4.İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025