Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... (davalı ...) işyerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre hizmet alımı adı altında yüklenici firmalar nezdinde 03.04.1996 tarihinde çalışmaya başlayarak 03.01.2004 tarihinde davalı ... kadrosuna geçtiğini, 6111 sayılı Bazı Aalacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (6111 sayılı Ka…
Uyuşmazlık, davacının kıdeme esas çalışma süresinin tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. İlk Derece Mahkemesince davacının davalı ... bünyesinde çalıştığı döneme ilişkin olarak davalı ... ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğu, bu nedenle davacının alt işveren Şirketlerdeki çalışmasının Belediyeye ait işyerinde geçtiği kabul edilerek sonuca gidilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince bu gerekçenin yerinde görülmesi hatalı ise de davacının alt işveren işçisi olarak çalışmakta iken ara vermeksizin asıl işveren tarafından işe başlatıldığı, bu hâlde alt işveren ile asıl işveren davalı ... arasında bir işyeri devri gerçekleştiği, işyeri devrinde işçinin kıdeme bağlı hakları bakımından işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapılması gerektiği, davacının davalı Belediyede çalıştığı sırada da 6111 sayılı Kanun kapsamında diğer davalı Bakanlığa bağlı Samsun İl Müdürlüğüne nakledildiği dosya kapsamı uyarınca sabit olup bu hâlde davacının kıdeminin alt işveren bünyesinde çalıştığı dönemin davalı Bakanlıktaki çalışma süresine dâhil edilmesi suretiyle bütün olarak değerlendirilmesi sonucu itibarıyla yerinde görülmüştür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıdaki paragrafta açıklanan gerekçeye göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.