TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/10/2021 NUMARASI : 2020/392 Esas, 2021/838 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 22/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1486 KARAR NO : 2025/1028 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/10/2021 NUMARASI : 2020/392 Esas, 2021/838 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 22/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taahhüdünde bulunan Soma Bölgesel Isıtma Sistemi ana iletim dağıtım hattına bağlı bina bağlantı izolasyonlu boru döşenmesi, eşanjör montajı ve devreye alım yapım işinin 31/10/2016 tarihli Manisa Büyükşehir Belediyesi ile yapılan sözleşme gereği alınarak işin 27/12/2017'de bitirildiğini, bu kapsamda sözleşme gereği istenilen çap ve özelliği belirtilen kompansatörlerin davalıdan alındığını, süpervizörlük işinin ücretsiz yapılacağı davalı tarafından belirtilse de tüm çabalarının geri dönüşsüz kaldığını, akabinde işin müvekkilince tamamlandığını, ancak iş bittikten sonra gerçekleşen hatalar ve sistem arızaları sebebiyle Soma SHM'nin 2018/12 d.iş sayılı dosyasıyla tespit yaptırıldığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak teslim ettiği kompansatörlerin gerekli tekniğe uygun olmayıp TSE belgelerinin de bulunmadığını, davalının kusurlu malları kendisine teslim ettiğini, müvekkilinin zararının 1.200.320,00 TL olduğunu, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 508.507,00 TL'nin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ürünlerin üretim aşamasında Manisa Büyükşehir Belediyesi heyeti ile davacı kurum yetkilileri heyetinin ayrıntılı teknik muayenelerine kurumlarının labaratuarında bizzat nezaret ederek onay verdiklerini, ürünlerin ayıpsız olarak davacıya teslim edildiğini, kalite kontrolde de bir sorun yaşanmadığını, ayıp ihbarının da zamanında yapılmadığını, müvekkilinin taraflar arasında yapılan sözleşmenin tarafı olmadığını, montaj konusunda da bir taahhütte bulunmadıklarını, ayrıca arızaların montajdan kaynaklandığının tespit dosyasında rapor edildiğini tüm bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılamada; Eser sözleşmesinde ayıp ihbarını düzenleyen 474. maddede işlerin akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirme ve ayıp var ise uygun süre içinde bildirme yükümlülüğünden söz edildiği, taraflar tacir olup, aralarındaki akit ticari işletmelerine ilişkin olması sebebiyle ticari iş niteliğinde olduğu, dosya kapsamı itibariyle tarafların beyanları ve toplanan delillerden siparişe konu kompansatörlerden büyük bir kısmının 2017 yılı haziran ayı içerisinde davacı tarafa teslim edildiği, ancak davacı tarafça ilk ayıp bildiriminin yaklaşık 5-6 ay sonra 08/12/2017 tarihinde mesaj yoluyla davalı tarafa bildirildiği, 06/10/2021 tarihli bilirkişi ek raporu ile ayıbın; "ürünlerin imalat safhasından sonra ısı yalıtım malzemeleri ile kaplanmadan önce yapılacak kontrollerinde, kaynak dikişlerindeki eksik ve hatalı imalatın tespit edilebilir olması ürünleri açık ayıp sınıfına sokmaktadır" yönündeki tespiti ile ürünlerdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, ürünlerdeki ayıbın niteliği nazara alındığında; davacı tarafın ürünler teslim edildikten sonra, imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmediği gibi, en azından ısı yalıtım malzemeleri ile kaplanmadan önce basiretli tacir gibi davranıp TBK 474. maddesindeki gözden geçirme işlemini yapması gerektiği halde yapmadığı, teslim tarihinden yaklaşık 5-6 ay sonra yapılan ayıp ihbarının TBK 474. maddesi kapsamında süresinde yapılmış ayıp ihbarı olarak kabul edilmesi yerleşmiş Yargıtay uygulamaları nazara alındığında "uygun süre" olarak kabulü mümkün olmadığından, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda TTK'nın 25/3-4 madde fıkralarının uygulama yerinin olmadığı, mahkemece hükme esas alınan 06/10/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda tespit edildiği üzere, davalı satıcının hileli işlemleri sebebiyle zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının davacıyı kandırması yanında, eserin gizli ayıplı olduğu, raporun 4. Sayfasında iletişi mesajları kısmında tespit edildiği üzere, ihbara ilişkin mesajların davalıya gönderildiğinin tespitine rağmen ihbar yapılmadığına dair mahkeme tespitinin yanlış olduğu, tanığın ihbar mesajlarını gönderdiği yönündeki beyanların dikkate alınmadığı, gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davalı iş sahibi, davacı yüklenicidir.Tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki ihtilaf; davaya konu ürünlerin ayıplı olup olmadığı, varsa niteliği, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 15. HD'nin 2019/1698-2020/120 E-K sayılı kararı).Eser sözleşmesinde işin ayıplı yapıldığını, niteliğini, derecesini ve bedelini iş sahibi ispatla yükümlüdür. Yine eser sözleşmesinde açık ayıplarda iş sahibi eseri teslim alır almaz gözden geçirip açık ayıbı derhal yükleniciye bildirmek zorundadır. Makul süreden sonra yapılan ayıp ihbarları geçerli kabul edilmemektedir.Somut olayda, 26.04.2017 tarihli sipariş teyidi ile davacının davalıdan 42 adet kompansatör sipariş ettiği, ürünlerin Haziran 2017 tarihinde davacıya tesliminin yapıldığı, ürünlerin yer altına montaj işlemlerinin davacı iş sahibince yapıldığı, belediye görevlisi ve davacı çalışanı imzası bulunan tutanaklar itibariyle ilk olarak 24.12.2017 tarihinde ve sonrasında 2018 yılında bir kaç kez olmak üzere borularda arıza ve patlamalar olduğu, arızaya ilişkin ihbar mahiyetinde ilk iletişimin 08.12.2017 tarihli olduğu, montaj hizmetinin davalı yüklenici tarafından yerine getirileceği ve/veya montaj aşamasında hazır bulunulacağına dair taraflar arasında kararlaştırılmış herhangi bir sözleşme olmadığı, bilirkişilerce tespit edildiği üzere ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu görülmüştür.Ürünlerin Haziran 2017'de teslim edilmesine rağmen açık ayıp niteliğindeki ayıba ilişkin ilk ihbarın Aralık 2017 tarihinde yapıldığı anlaşılmış olmakla; işin niteliği de dikkate alındığında makul sürede ayıp ihbarında bulunulmadığından mahkemece verilen karar usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/10/2021 tarih ve 2020/392 Esas, 2021/838 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.