T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/200 Esas KARAR NO : 2026/379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 04/11/2025 NUMARASI : 2025/586 Esas, 2025/913 Karar DAVA: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜL…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/200 Esas KARAR NO : 2026/379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 04/11/2025 NUMARASI : 2025/586 Esas, 2025/913 Karar DAVA: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ... AŞ ile müvekkil şirket arasında e-ticaret altyapı hizmet sözleşmesine dayalı ticari ilişki bulunduğunu, ancak davalının altyapı hizmetini eksik ve kusurlu olarak yürüttüğünü, davalı borçluyu bu hususta yazılı ve sözlü olarak defalarca uyarmalarına rağmen hiçbir sonuç alınamadığını, sistem üzerinde ürün görsellerinin açılmaması, sayfaların geç yüklenmesi gibi sorunların müşteri deneyimini doğrudan etkilediğini ve müvekkili şirketin itibarına ve cirosuna zarar verdiğini, davalının İş Geliştirme Müdürünün yaşanan aksaklıkların kendilerinden kaynaklandığını kabul ettiğini ve 2024 yılı için fatura kesilmeyeceğini bildirdiğini, bu doğrultuda müvekkil şirket tarafından düzenlenen zarar ve kusur temelli iade hizmet bedeli faturalarının davalıya iletildiğini, davalının bu faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğini; ayrıca davalının sunduğu altyapı hizmeti kapsamında yaşanan sistemsel ve muhasebesel hatalar sebebiyle müvekkil şirketin fazladan ödemeler yapmak zorunda bırakıldığını, Kanunen KDV oranı % 0 olan ürünlerin, davacının sisteminden ... tarafına aktarım sürecinde, %20 KDV’li olarak yansıtılması nedeniyle müvekkilin vergisel olarak yükümlü olmadığı halde fazla KDV ödemesi gerçekleştirdiğini, bu zarara ilişkin fatura davalıya iletilmesine rağmen ödeme yapılmadığını; bunun yanında %100 iskonto uygulanmamasına rağmen davacının satış panelinde, kanun ve mevzuata aykırı şekilde 0 TL bedelle satışa sunulan ürünler nedeniyle müvekkilin ekonomik zarara uğratıldığını, bu zarara ilişkin olarak düzenlenen fatura davalıya iletilmesine rağmen ödeme yapılmadığını; davalının ödeme altyapısı olarak yalnızca ... sistemini kullanmaya izin verdiğini, müvekkilin anlaşmalı olduğu bankalardan doğrudan sanal POS altyapısı kullanmasına izin vermediğini, ayrıca 6493 sayılı Kanun’un 12. maddesi ve ilgili TCMB Yönetmeliği’nin 21. maddesi uyarınca, ödeme hizmeti sağlayıcılarının komisyon ve ücret bilgilerini kullanıcılarına önceden, açık, anlaşılır ve kalıcı şekilde sunmalarının zorunlu olduğunu, ancak davalının müvekkil şirkete uygulanan üye işyeri komisyon oranlarını ve işlem ücretlerini, yasal hükümlere ve ticari teamüllere aykırı şekilde tek taraflı olarak artırdığını, son aylarda herhangi bir bildirim yapılmaksızın oran güncellemeleri uyguladığını, mutabakat olmadan uygulanan komisyon oranları nedeniyle komisyon oran farkı için fatura düzenlediklerini, davalının bu faturaları da itiraz etmeden defterlerine işlediğini; sonuç olarak komisyon oran farkı, KDV farkı ve 0 TL ürün kaynaklı zarara ilişkin düzenlenen ve itiraza uğramayan faturalara dayanarak İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini, arabulucuda da anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek takibe itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevabında; taraflar arasında düzenlenen Kullanım Sözleşmesi’nin 17. maddesinde, sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklarda Ankara Merkez Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağı kararlaştırıldığını, bu nedenle davada İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olmadığını, davacının ödemediği lisans bedellerinin tahsili için Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/422 E. sayılı dosyası ile dava açtıklarını, davacının tek taraflı olarak ve hiçbir hukuki dayanak olmaksızın düzenlendiği komisyon farkı faturalarının, müvekkil şirketin iradi beyanına, kabulüne ya da hizmet ilişkisine dayanmadığını, davacının herhangi bir hizmet karşılığı bulunmaksızın düzenlediği ve müvekkile yansıtmak istediği faturalara dayalı alacak talebinin tamamen mesnetsiz olduğunu, davacının faturalara dayalı alacak iddiasının hukuken ve fiilen ispat edilemediğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; eldeki dosya ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/422 Esas sayılı dosyasındaki davaların HMK m.166/4 uyarınca aynı sebepten doğduğu, her iki dava arasında birlikte tahkikat yapılması ve delillerin birlikte toplanmasını haklı gösterecek derecede yakınlık bulunduğu, davalının iki dosyannın birleştirmesini talep ettiği, birleştirme kararı verilen mahkemenin dosyaların birleştirilmesi hususunda görüş bildirdiği, eldeki dosyada dava sonradan açıldığından ilk açılan mahkemede birleştirme kararı verilebileceği gerekçesiyle işbu dosyanın Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/422 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasında “e-ticaret altyapı hizmet sözleşmesi” bulunduğu gerekçesiyle birleştirme kararı verilmişse de, her iki tarafça imzalanmış bir sözleşmenin mevcut olmadığını, Ankara Asliye Ticaret Mahkemesindeki dosyada taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı, hizmetin gereği gibi ifa edilip edilmediği ve kusurlu ifa iddialarının inceleneceğini, eldeki dosyanın ise cari hesap ilişkisine dayalı bakiye alacağın tahsiline yönelik tamamen muhasebe ve defter incelemesine dayalı bir alacak davası olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının cari hesap eksteresi ve faturalara dayalı olarak davalı hakkında 96.454,96 TL asıl alacak, 13.777,86 TL işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece; davalının aynı ilişki kapsamında lisans bedellerinin ödenmesi için davacı hakkında Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/422 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası başlattığı, her iki davanın bağlantılı olduğu gerekçesiyle eldeki dosyanın Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/422 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. HMK'nın 166. maddesi; “(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.” düzenlemesini içermektedir. Davaların birleştirilmesi usul ekonomisi bakımından önemli olup, anılan madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere davaların birleştirilmesi, davalar arasında bağlantı bulunması durumunda söz konusu olabilecektir. Davalar arasında bazı ortak hususların bulunması veya salt görünüşteki benzerlikler bağlantının varlığı için yeterli değildir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda aralarında bağlantı var sayılacaktır. Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise, bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır (6100 sayılı HMK. m.l66/2). Bu itibarla, aynı yargı çevresinde yer alan, aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davalarda birleştirme kararı, talep üzerine veya kendiliğinden davanın her aşamasında verilebilecektir. Fakat vurgulamakta yarar vardır ki, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılan davalarda re'sen birleştirme kararı verilemez. Buradaki aynı düzey ve aynı sıfattaki mahkemelerden anlaşılması gereken; her iki davanın da görüldüğü mahkemenin, asliye hukuk mahkemesi veya sulh hukuk mahkemesi yahut iş mahkemesi yahut aile mahkemesi olmasıdır. Aynı düzey ve sıfatta olmayan mahkemeler arasında bu şekilde davaların birleştirilmesi söz konusu olmayacaktır (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, 14. Bası, s.636) Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; taraflar arasında e-ticaret altyapı hizmet sözleşmesine ilişkin ticari ilişki olup, davalı taraf davacıya e-ticaret altyapı kurulumunu tamamlayarak hizmetleri eksiksiz ve kusursuz bir şekilde vermesine rağmen, davacının lisans bedellerini ödemediği iddiasıyla davacı hakkında takip başlatmış, takibe itiraz üzerine Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/422 Esas sayılı dava dosyasında itirazın iptalini talep etmiştir. Eldeki dosyada ise hizmetin eksik ve kusurlu verildiği ve tek taraflı komisyon oranı uygulandığı iddiasıyla düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediği ileri sürülmektedir. Her iki dava aynı ticari ilişkiye dayanmakta olup, ikinci davanın açıldığı mahkeme olan eldeki dosyada davalı birleştirme de talep etmiştir. O halde aralarında bağlantı bulunan ve aynı düzey ve sıfatta bulunan mahkemelerde görülen dosyaların ilk açılan davada birleştirilmesine dair ilk derece mahkemesi kararında usule aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/586 Esas, 2025/913 Karar sayılı ve 04/11/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12/03/2026