T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:18/09/2025 DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi.…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:18/09/2025 DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ...'ün davalı şirket ... Tic. Ve San. A.Ş.'nin %20 hissesine sahip ortağı olduğunu, müvekkilinin uzun yıllar Yönetim Kurulunda birlikte yer aldığı diğer ortakları ... ve ... ile şirketin yönetimine katılmış ve şirketin yüksek kar marjlarına ulaşması ve özellikle ihracat alanında gelişmesine katkıda bulunduğunu, 31.08.2023 tarihinde, şirketin diğer ortaklarının baskı ve zorlaması ile müvekkilinin Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrılmak zorunda kaldığını ve temsil yetkisinin sona erdirildiğini, bundan sonra davalı ... Tic. Ve San. A.Ş.'nin Yönetim Kurulunu oluşturan diğer hissedarlarının şirket varlıklarını müvekkiline haber vermeksizin elden çıkarma ve şirket değerini düşürmeye yönelik hareketlere giriştiğini, hali hazırda şirketin yıllardır süre gelen ticaretlerinden uzaklaştırıldığını, zarara uğratıldığını, müvekkili şirketin Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrıldıktan sonra; şirket hakkında en ufak bir bilgi dahi alamadığını, şirketin diğer hissedarları tarafından çeşitli baskılara maruz bırakıldığını ve diğer hissedarlar ile gerek ortaklıktan doğan gerekse kişisel ilişkilerin gerilediğini ve husumet mevzu bahis olmuş, şirkette kar payı dağıtılmamaya başlanmış, şirketin mal varlığının müvekkilinin haberi olmaksızın elden çıkarıldığını, şirketin tarafı olduğu sözleşmelerin devredildiğini, şirket çalışanları müvekkilinin haberi olmaksızın işten çıkarıldığını ve böylece şirketin fiilen işleyemez hale getirildiğini, nitekim önemle belirtmek gerekir ki şirketin araçları ve şirketin tarafı olduğu sözleşmelerin şirketin diğer ortakları ... ve ...'nin hissedarı oldukları diğer başka şirketlere devredildiğini, tüm bu sebepler doğrultusunda, müvekkilinin şirket nezdindeki haklarını korumak ve temin etmek amacıyla, 10.06.2024 tarihinde, şirketin feshi talepli dava açıldığını, işbu davanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, dava konusu olan 27.06.2024 tarihli Genel Kurul toplantısının davalı şirketin 2023 yılı olağan genel kurulu olup davalı şirketin 2023 hesap döneminin 31.12.2023 tarihinde sona erdiğini, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık temsilcileri Hakkında Yönetmelik m.7 uyarınca söz konusu olağan genel kurul toplantısının, hesap dönemi sonu olan 31.12.2023 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde yapılması gerekirken süresi içinde yapılmadığını, usul ve yasaya aykırılık açık olmakla bu husus aynı zamanda davalı şirket Yönetim Kurulu üyesi olan şirketin diğer ortaklarının kötüniyetli yaklaşımını gösterdiğini, müvekkiline ortaklıktan doğan haklarını vermeme gayreti içerisinde olan davalı şirketin diğer ortaklarının, müvekkilinin bu haklarının temini amacıyla 10.06.2024 tarihinde şirketin feshi talepli dava açtıktan sonra hasmiyane tavırlarını açıkça ortaya koyarak müvekkiline karşı hukuka aykırı taleplerini dile getirmeye başladığını, görülecektir ki süresi içerisinde Genel Kurul toplantısı yapmayan davalı şirketin diğer ortaklarının, müvekkilin haklarını talep etmesi üzerine, tamamen müvekkilinin zor durumda bırakmaya yönelik olarak davaya konu Genel Kurulların yapılmasına karar verdiğini, bu nedenlerle ... Tic. Ve San. A.Ş.'nin 27.06.2024 tarihli Genel Kurul toplantısının A - Toplantı tutanağında belirtilen ve işbu dava ile iptali istenen 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasını, B - Toplantı tutanağında belirtilen 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların iptalini, ... Tic. Ve San. A.Ş.'nin 29.08.2024 tarihli Genel Kurul toplantısının A - Toplantı tutanağında belirtilen ve işbu dava ile iptali istenen 3, 4, 5, 6, 7, 8 VE 9 numaralı kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasını, B-Toplantı tutanağında belirtilen 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların iptalini ve tedbiren kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; açılan davanın yetkili mahkemede açılmadığını, Genel Kurul Kararının iptalinin talep edildiği müvekkili şirketin şirket merkezinin Küçükçekmece -İstanbul ilinde olduğunu, Antalya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olmadığını, yetkili mahkemelerin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın yetki nedeniyle reddi ile dosyanın yetkili Bakırköy Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davacı tarafça açılan dava da 27.06.2024 tarihli ve 29.08.2024 tarihli her iki Genel Kurul kararlarının da iptali istenmişse de, davanın açıldığı tarih itibariyle, her iki genel kurulun tescil edilmediğini, bu haliyle açılan davanın yok hükmünde olduğunu, davanın usulden reddinin gerektiğini, 27.06.2024 tarihli yapılan Genel Kurul'un hiç tescil edilmediğini, tescilden dönmesinin sebebinin, şirket merkezinin naklinin yapılacağı adresin mernis sisteminde veya bir başka tanımlama ile; adres tanımlama sisteminde bulunmaması neticesi olduğunu, bu nedenle bina malikince belediyeden adres düzenlemesi yaptırıldığını, sonrasında verilen adres üzerinden tekrar talepte bulunulmuşsa da, genel kurul tutanağında yazılı adres ile, belediye tarafından belirlenen yeni adres uyuşmadığı için, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun tescilden imtina ettiğini, olmayan bir şeyin iptalinin istenildiğini, butlan mevcudiyeti nedeniyle davanın usulden de reddini talep ettiklerini, davacının davalı şirket arasındaki ilişki anlatımında sözünü ettiği Yönetim Kurulunda yer aldığı dönemde yüksek kar marjlarına ulaştığı ve ihracat alanında gelişmesine ciddi katkısı olduğunun gerçeğe aykırı olduğunu, tam aksine davacının şirketin yönetiminden kendi isteği ile ayrıldığını ve ayrılmasından sonra şirketin en yüksek karlılığa ulaştığını, ihracat başarısının da söz konusu olmadığını, aksine ihracatta yaptığı hatalar nedeniyle şirketi zarara uğrattığını zaten bu sebeple hakkında sorumluk davası açılması için genel kurulda karar alındığını, şirketin güncel durumu ile ilgili müvekkilinin diğer ortakların baskı ve zorlaması ile Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrılmak zorunda kaldığı ve temsil yetkisinin sona erdirildiği iddiasının tamamı ile gerçek dışı ve kötüniyetli bir iddia olduğunu, baskı ve zorlama ile Yönetim kurulu üyeliği ve temsil yetkisinin sona erdirilmesi halinin doğru olmadığını, davacının henüz şirket yönetim kurulu üyeliği ve imza yetkisi devam ediyor iken TTK'nın 396 ve diğer maddelerine açıkça aykırılık teşkil edecek şekilde şirket ortaklarına, Yönetim Kuruluna herhangi bir bilgilendirme veya haber vermeksizin şirket Genel Kurulu tarafından bu konuda bir karar da alınmaksızın şirket ile aynı iştigal alanında ve hukuka aykırı olarak rekabet eder vaziyette 03/08/2023 tarihinde Antalya`da ... sicil numaralı ... Tarım Ürünleri Ltd. Şti. ünvanlı bir şirketi tek ortak olarak kendisinin münferit yetkili müdürü olduğu bir şirket kurduğunu, hatta kurduğu bu şirket adına “...” adlı bir marka için 21/8/2023 tarihinde TPE`ne başvuru yaptığını, ... numara ile tescil ve ilan ettirdiğini, davacının ''diğer ortaklar ile yaşanan geçimsizlikler iddiası ''nın temelsiz ve haksız bir iddiadan öte olduğunu, kendi haksızlığından kendi lehine yaralanmaya çalışmasının kabul edilemez olduğunu, davanın konusunun Genel Kurul kararlarının iptali olduğunu, davacı ortağın haberi olmaksızın bu işlemleri yapıldığı iddiasının da hukuka uygun olmadığını, pay sahibi ortakların haklarının TTK'nın 425. ve devamı maddelerinde Genel Kurula katılma, Oy hakkı, bilgi alma hakkı vs şeklinde sıralandığını, Yönetim Kurulunun şirketin yönetimsel faaliyetlerini yürütürken Yönetim Kurulunda olmayan pay sahibi ortağa haber verme gibi bir yükümlülüğünün de söz konusu olmadığını, davacının sıfatının ortak olmaktan ibaret olduğunu, davacı ... Yönetim Kurulu üyesi iken şirketin kiraladığı ... Plaka sayılı kiralık araç sözleşmesinin sona erdirildiği halde, tamamen hukuka aykırı bir davranışla şirket ortağı olduğundan bahisle kullanmaya hakkı olduğunu söyleyerek iade etmediğini, kendisine ihtar gönderilmiş olmasına rağmen halen dahi bu aracı hukuka aykırı bir şekilde yedinde tutmaya devam ettiğini, Genel Kurul'un TTK hükümlerine uygun şekilde yapıldığını, davacı ...'ün 2023 yılı mali tabloların kendisine verilmediği, 31.8.2023 tarihinden sonra Firmaya ait bilgilerin kendisine verilmediği, şirket malvarlığında eksilmeler olduğu , şirket çalışanlarının işten çıkarıldığı, şirketin iş ve ticari sözleşmelerinin devri hususlarında bilgi ve muvafakatlarının olmadığı yönünde ileri sürdüğü hususların gerçeği yansıtmadığını, davacı ...'ün vekili marifeti ile iştirak ettiği Genel Kuruldan özel denetim talebinin olmadığını, buna rağmen, diğer ortaklarca konunun araştırılması için serbest denetçi atanmasına ve bu hususta Yönetim Kurulunun görevlendirilmesine karar verildiğini, bu bakımdan davacının 3 numaralı kararın iptalini istemesinin haklı ve yerinde olmadığını, davacının bu kararın iptalini talep etmesinin asıl nedeninin hakkında sorumluluk davası açılmasına mani olmak girişiminden başka bir şey olmadığını, ancak Yönetim Kurulu üyesi hakkında dava açılabilmesinin ön koşulunun bu konuda Genel Kurulda kararın alınması olduğunu, davacının 2023 yılının Ağustos ayına kadar Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, kendisinin 01/03/2023 tarihli Genel Kurulda Yönetim Kurulu üyesi olarak tekrar seçildiğini, imza yetkisinin münferitten, müşterek şekle çevrildiğini, ayrıca, Genel Kurul tarihi itibariyle, zarara konu ceza (claim) faturalarının gelmesinin tamamlanmadığını, ceza dışı şirketi zarara uğratan konuların ise hiç bilinmediğini, bütün bunların belirlenebilmesini önlemek adına davacı ...'ün önceden şirketin feshi için dava açarak önlem almaya çalıştığını, daha Yönetim Kurulu üyeliği devam ederken şirket ile aynı faaliyet alanında tek ortaklı kendi adına bir şirket kurmasının bunun açık göstergesi olduğunu, davacı ...’ün Yönetim Kurulu Faaliyet Raporuna yönelik itirazları ve iptal talebinin de hiç bir haklılığının bulunmadığını, davacı tarafın Genel Kurulda tutanağa derc ettirdiği itirazının somut olmadığını, şirketin malvarlığı anlamında yüksek değer arz eden varlıklarının elden çıkarıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, şirkete ait taşınmazların aynen durduğunu, davacının bunu gayet iyi bildiğini, şirketin mal varlığında bir azalmanın olmadığını, davacı tarafın, Şirket Yönetim Kurulunun TTK hükümleri gereği şirketi yönetme faaliyetine engel olmayı amaçladığını, davacının Genel Kurul'un 5 numaralı kararına itirazının haksız ve yersiz olduğunu, şirket merkezinin Antalya ilinden - ... Mah. ... sk. ... İş merkezi No:... İç kapı ... ...- İstanbul adresine taşınmasına yönelik Genel Kurul kararının iptali talebinin de yerinde olmadığını, davacı buna gerekçe olarak şirket merkezinin 2011 yılından itibaren Antalya'da olduğunu, %20 ortak olan kendisinin de Antalya'da olduğunu, şirketin faaliyetinin de Antalya'da olduğunu ileri sürerek şirket merkezinin İstanbul'a taşınması kararının iptalini istediğini, ancak bahsi geçen şirketin 2011 öncesi kuruluştan itibaren daha önce de İstanbul'da olduğunu, şirketin % 80 ortakları olan ve Yönetim Kurulu üyelerinin de İstanbul ilinde olduğunu ve faaliyetinin Antalya ili ile sınırlı olmadığını, kaldı ki, Mersin Silifke'de de üretim faaliyeti içerisinde olduğunu, davacının şirket merkezinin İstanbul iline taşınmasına itirazının hiç bir haklılığı olmayıp, yönetim faaliyetine engel olma amacından başka bir şey olmadığını, davacının uzun süredir kar dağıtımı yapılmaması yönündeki karara ilişkin itirazında haklı olmadığını, son olarak Genel Kurul'un 9 numaralı kararına yönelik itirazı da haklı olmadığını, Yönetim Kurulu üyelerinin TTK'nın 395 ve 396. madde hükümlerinden vareste tutulmalarına yönelik Genel Kurulun oyçokluğu ile kabul kararına itirazının da yersiz olduğunu, davacı ..., ... Tarım A.Ş'ye ortak olarak dahil edildiğinde de, Yönetim Kurulu üyeliğinin sona erdiği 31.08.2023 tarihinden önce de diğer grup şirketler ... Tarım A.Ş. ve ... Tarım A.Ş.'nin baştan bu yana hep var oldukları ve kendisinin de haberdar olduğunu, karşılıklı faaliyet içerisinde olduğunu, Genel Kurulda ortakların oy çokluğu ile Yönetim Kurulu üyelerinin TTK'nın 395 ve 396 maddelerden vareste tutulmalarına yönelik karar almalarında hiç bir hukuka aykırılığın olmadığını, davacının açmış olduğu itiraz kapsamında kararın yürütülmesinin durdurulması talebine de katılmadıklarını, davacının asıl amacının %20 ortaklık payı ile şirketin faaliyetinin engellenmesi ve Yönetim Kurulunun faaliyetlerini icrasına engel olmak sureti ile kendisinin haklı sebep olmadığı halde şirketin feshine yönelik açtığı davayı diğer ortakların kabule zorlanması olduğunun ortada olduğunu, bu bakımdan gerek kararların yürütülmesinin durdurulması ve gerekse genel kurul kararlarının iptali taleplerinin haklılığı olmayıp tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece 18/09/2025 tarihli ara karar ile; "... 6100 sayılı HMK. 389 vd. maddeleri ile HMK.'nın 390/3 maddesi gereğince davacı tarafından davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delillerin dosyaya sunulmadığı, yaklaşık ispat koşulunun gerçeklemediği anlaşılmakla davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iptali istenen Genel Kurul kararlarının haklılığının yaklaşık olarak ispat edildiğini, dava dilekçesi ve sunulan deliller ile ortaya konulduğunu, karara yönelik herhangi bir delilin toplanmadığını, mahkemenin araştırma ve inceleme yapmaksızın, gerekçesiz olarak karar verdiğini, Genel Kurulun süresinde yapılmadığını, sorumluluk davası açılması kararının, şirket merkezinin taşınmasının, Yönetim Kurulu üyelerinin TTK'nın 395 ve 396. madde hükümlerinden vareste tutulmasının hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, mahkemece verilen tedbir kararının reddine ilişkin ara kararın kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması isteminden ibarettir. Dava, TTK'nın 445 vd. maddelerinde düzenlenen genel kurul kararlarının iptali istemine, talep ise TTK'nın 449. maddesi uyarınca davaya konu genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. TTK'nın 445 vd. maddelerinde genel kurul kararlarının iptali ve butlanı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 449/1. maddesine göre; genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilecektir. Bu düzenleme, hukuki niteliği itibariyle ihtiyati tedbire ilişkindir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389/1. maddesine göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine aynı Kanun'un 390/3 maddesine göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Davacı taraf, davalı şirketin 27.06.2024 tarihli Genel Kurul toplantısının A - Toplantı tutanağında belirtilen ve işbu dava ile iptali istenen 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına, B - Toplantı tutanağında belirtilen 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların iptalini, ... Tic. Ve San. A.Ş.'nin 29.08.2024 tarihli Genel Kurul toplantısının A - Toplantı tutanağında belirtilen ve işbu dava ile iptali istenen 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasını, B-Toplantı tutanağında belirtilen 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların iptalini ve kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasını talep etmiş, mahkemece bu ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir. Somut olayda, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceğinin de yaklaşık olarak ispat edilmediği anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen delil durumuna göre talep halinde İlk Derece Mahkemesince her zaman ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi mümkündür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 12/11/2025 ...