T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:01/03/2019 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:05/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:01/03/2019 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:05/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... şirketi arasında satış sözleşmesi düzenlendiğini, bu satış sözleşmesi uyarınca müvekkilinin satış sözleşmesine konu malları ve mallara istinaden de faturaları tanzim edip davalı tarafa teslim ettiğini, müvekkilinin bu satış sözleşmesi uyarınca kendisine yüklenen edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davalının malları ve faturaları teslim almasına rağmen satış sözleşmesine konu bedeli müvekkiline ödemediğini, bu nedenle müvekkilinin alacağının tahsili amacı ile Antalya 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlattığını, ancak davalının borcun tamamına ve faize itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığını, borçlu olarak gösterilen şirketin merkezinin tebligat adresi olan Alanya ilçesi olduğunu, bu nedenle Alanya İcra dairelerinin yetkili olduğunu, taraflar arasında bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, dosyaya sunulan delil olarak bildirilen belgeler arasında yetki konusunda tarafların mutabık kaldıkları bir belge olmadığını, taraflar arasında yetki şartına ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen bir sözleşmeden bahsedildiğini, ancak deliller arasında bu sözleşmenin zikredilmediğini ve dosyaya sunulmadığını, davaya konu icra takibi üzerinden gönderilen ödeme emrinde dayanak belgeler açıklayıcı bir şekilde belirtilmediği için takip borcunun tamamına itiraz ettiklerini, davacı tarafın tek taraflı olarak düzenlediği faturalara dayalı olarak alacaklı olduğunu ileri sürdüğünü, faturanın düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabileceğini, taraflar arasında temel bir borç ilişkisi bulunmasının faturanın düzenlenmesi sonucunu doğurduğunu, davalı ile davacı arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, ancak davacının dayanak olarak gösterdiği faturaların içeriğinde belirtilen malların tamamının davalı şirkete teslim edilmediğini, faturalarda belirtilen malların ve hizmetin bir kısmının davalıya teslim edilmediğini, davalı müvekkilinin davacıya takip talebinde ve dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde ve miktarda borcu bulunmadığını, davacının öncelikle fatura içeriğindeki malı teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Taraflardan TTK' nun 64/3.maddesi uyarınca usulüne uygun tutulan ve HMK 222 maddesi uyarınca ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmesine rağmen davalının defterlerini sunmadığı görülmüştür. Davacının delil niteliğini taşıyan ticari defterlerinin incelenmesi sonucu mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan yargı denetimine elverişli ve tarafsızca hazırlandığı tespit edilen rapora göre davacının takibe konu ettiği faturaların davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu bu faturalara göre davacı şirketin 24.948,14 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının ise takibe konu faturalardan toplam 24.973,64 TL lik faturaları vergi dairesine bildirdiği anlaşılmakla davacının davalıya toplam 24.973,64 TL lik malı ve faturayı teslim ettiği davalının bu faturaları benimseyerek vergi dairesine bildirmesinden anlaşılmıştır. Davacının defterlerine göre yapılan ödemeler de gözetildiğinde davacının davalıdan 23.641,69 TL alacaklı olduğunu ispatladığı anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne ve alacak likit olduğundan davalı icra takibine itirazında haksız olduğundan hüküm altına alınan tutarın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait defterler incelenmeden hüküm kurulduğunu, dosyaya sunulan irsaliyelerde davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin imzalarının bulunmadığını, davacı tarafın teslim ettikleri malları kime ne şekilde teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalı şirket yetkilisinin hazır olmasına rağmen duruşma salonuna çağrılmadığını, dosyaya 07.11.2016 tarihinde bildirdikleri tanıklarının dinlenmediğini, ispat kurallarına aykırı hüküm kurulduğunu, yetki itirazlarının haksız bir şekilde reddedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı tarafça takibe itiraz sırasında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmediğinden icra dairesinin yetkisinin kesinleştiği, 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu, işbu dava davacı alacaklının ikametgahı Mahkemesinde açılmış olmakla Yerel Mahkemece davalı tarafın yetki itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihi itibariyle dava değeri tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğundan Mahkemece davalı tanıklarının dinlenmemesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, yine davalı şirket yetkilisi Mahkeme huzurunda dinlenmiş ise de şirket yetkilisinin beyanlarının sonuca etkili olmadığı, ticari defterlerini sunması için kesin süre verilmesine rağmen davalının ticari defterlerini sunmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğunun belirtildiği, davacının delil niteliğini taşıyan ticari defterlerinin incelenmesi sonucu mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda davaya konu faturaların davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davalının ise takibe konu faturalardan toplam 24.973,64 TL değerindeki faturaları BA formuyla vergi dairesine bildirdiği, böylece davacının davalıya toplam 24.973,64 TL değerindeki malı teslim ettiğini ve yapılan ödemeler de gözetildiğinde davacının davalıdan 23.641,69 TL alacaklı olduğunu ispat ettiği, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 1.614,96-TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 403,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.211,21 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, harçla ilgili işlemlerin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi'nce ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05/12/2025 ...