TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/11/2022 NUMARASI : 2020/670 Esas, 2022/681 Karar DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ:17/11/2020 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 21/04/2026 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/3865 KARAR NO : 2026/1023 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/11/2022 NUMARASI : 2020/670 Esas, 2022/681 Karar DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ:17/11/2020 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 21/04/2026 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil idare ve davalı şirket hakkında, İstanbul 35. İş mahkemesinde 2017/492 esas sayılı dosyası ile "işe iade taleple" dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda, davacı işçi ...'nin talebinin kabulü ile kararın kesinleşme tarihinden itibaren 10 gün içerisinde işe başlamak üzere işverene başvurması sonucu işverence işe başlamak üzere işverene başvurması sonucu işverence işe başlatılmaması halinde davacının kıdemi ve fesih sebebi göz önünde bulundurularak takdiren 5 aylık brüt ücret tutarındaki tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsil olarak alındığını davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verildiğini, kesinleşen bu karar üzerine davacı işçi tarafından İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile müvekkili ve diğer davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, taraflara ödeme emirleri tebliğ edildiğini, davacı işçi lehine hesaplanan tazminat tutarının, asıl işveren-alt işveren tarafından müşterek ve müteselsilen ödenmesine karar verildiğini, olmasına karşın davalı taraf hiç bir ödeme yapmadığını, icra takip dosya borcunun tamamı 21/01/2020 tarihinde müvekkili idare tarafından ödenmek zorunda kaldığını, bu durum icra takip dosyası ile de sabit olduğunu, davalı taraf ile müvekkili idare arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ve şartnamesinin ilgili maddelerinden de anlaşılacağı üzere, çalıştıracağı personele ilişkin her türlü hukuki sorumluluk davalı şirkete ait olduğunu, müvekkili idarenin hiçbir sorumluluğu olmadığı halde söz konusu icra takibine ilişkin ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkili idare, davalının ödemekle yükümlü olduğu paranın kendisine iadesi için 27/01/2020 tarihinde yazılı bir şekilde bu durumu karşı tarafa bildirdiğini, aksi halde yasal yollara müracaat edeceğini ihtar ettiğini, davalı tarafın müvekkiline hiç bir şekilde ödeme yapmadığını, yapılan arabuluculuk görüşmesinde de konuya ilişkin bir uzlaşma sağlanamadığını, işbu davayı açmak zorunluluğu doğduğunu, belirterek 30.800,00 TL' nin ödeme tarihi olan 21.01.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile beraber ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme huzurunda ikame edilen davanın esasına ilişkin itirazlarının müvekkili şirketin dava konusu meblağı ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşlet. Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili firmanın aylık hak edişlerinden kesilmekte ve sözleşme sonunda işçilere ödenmek üzere ... nezdinde oluşturulan havuza aktarıldığını, asıl işveren İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşlet. Genel Müd. tarafından müvekkili şirkete karşı haksız ve kötüniyetli ve mesnetsiz iddialarla açıldığını, hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte huzurdaki davaya konu uyuşmazlık dosyasına dayalı iş mahkemesi dosyasında müvekkili firmanın taraf sıfatını haiz olup olmadığı hususları ile belirtilen iş dosyalarında dava dışı işçinin başkaca hangi firmalar nezdinde çalışmış olduğunun tespiti ile huzurdaki davanın, tespit edilmesi halinde bu firmalara ihbarını talep ettiğini belirterek müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğünün bulunmaması nedeniyle davanın esastan reddine, karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...Davanın REDDİNE,.." karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;hizmet alımı ihalesi neticesinde imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışan dava dışı ...’ nin İstanbul 35. İş Mahkemesinin 2017/492E. Sayılı dosyasıyla idare ve ....A.Ş. aleyhine ikame ettiği dava, dava dışı ... lehine davanın kabulü yönünde sonuçlandığını ve kararda hükmedilen tazminat miktarından idare ve ... şirketi müteselsilen sorumlu tutulduğunu, ... tarafından İstanbul 35. İş Mahkemesinin 2017/492E.-2019/199K. Kararı icra takibine konu edildiği ilgili takibe ödeme idarece gerçekleştirildiğini huzurdaki davaya konu alacak, İstanbul 35. İş Mahkemesinin 2017/492E.-2019/199K. Kararı ile davalı ... şirketinin sorumlu bedel olduğunu, ... şirketi dava dışı ...’ nin son dönem çalıştığı işveren olması itibariyle işyeri devri kuralları gereği tüm dönemlerden sorumlu olduğunu, ortada dava dışı ...’ nin açtığı dava neticesinde verilen bir Mahkeme ilamının mevcut olduğunu, söz konusu ilamda davalı ... Şirketinin sorumlu olduğu yönünde hüküm tesis edildiğini, davalı şirketin sorumsuzluğu yönünde hüküm kurulmasının isabetli olmadığını belirterek İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/670E. ve 2022/681K. Sayılı 02.11.2022 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve talep ve itirazları doğrultusunda yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/670 E. 2022/681 K. Sayılı kararının onanmasına, davacının ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karara karşı usul ve yasalara aykırı itirazlarının ve istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Değerlendirme: Dava, işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; " İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, İstanbul 35. İş Mahkemesinin 2017/492 Esas, 2019/199 Karar sayılı dosyalarının incelenmesinde, davacı kamu kuruluşu ile davalı şirket arasındaki ilişkinin alt iş veren ve asıl işveren ilişkisi olmadığı ve muvazaalı olduğundan ve baştan itibaren davacının işçisi sayılması gerektiğinden bahisle, dava dışı işçinin davacı kamu kuruluşu bünyesinde işe iadesine karar verildiği, davacının da bu mahkeme ilamında belirtilen miktarı dava dışı işçiye ödemek suretiyle taraflar arasındaki sözleşme ve şartnameye dayanarak davalı şirketten rücuen alacak talep ettiği görülmektedir. Dava konu İş Mahkemesi dosyası istinaf denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Dolayısıyla bu karar ile davacı ile davalı arasında asıl ve alt iş veren ilişkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda davacı kamu kuruluşunun muvazaalı işleme dayanarak davalı şirketten ödediği bedelleri rücuen talep etmesi mümkün değildir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, T:03.02.2020, E: 2019/628, K: 2020/653). Yukarıda anlatılan gerekçe ile baştan itibaren davacı kamu kurumunun işçisi sayılan ve bu hususu içeren kararın kesinleştiği de dikkate alınarak, davacının dava dışı işçiye yapılan ödeme nedeniyle davalıya ödediği bedeli rücu edemeyeceği" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup iş bu karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi; 1-Uyuşmazlığın esası çözümlenmeden önce mahkemenin görevli olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılmasında yarar vardır. Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davaları; mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kanun gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesinde; "ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar" hükmü yer almaktadır. ...’ nin İstanbul Belediyesi’ ne Devrine Dair 3645 sayılı Kanunun 5. maddesinde “Umum müdürlük ... hususi hukuk hükümlerine göre idare olunur.” hükmü getirilerek kamu hizmeti yapan davacı şirketin ticari ilişkilerinde özel hukuk hükümlerinin uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 31/05/2018 tarih, 2016/18196 Esas ve 2018/3110 Karar sayılı ilamı) Eldeki davada uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup TTK' nın 5/1. maddesi gereğince, uyuşmazlığın çözümlenmesinde asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin işin esası hakkındaki istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir. 2-Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. Öte yandan 24.12.2017 tarihli 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 126. Maddesi ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek madde 21'de; "Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesi uyarınca yapılan ödemeler rücu edilemez." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; dava dışı işçi ... tarafından davacı ile davalı aleyhine İstanbul 35. İş Mahkemesinin 2017/492 Esas, 2019/199 Karar sayılı dosyasında açılan davada yapılan yargılama sonunda davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının (dava dışı işçinin) ... bünyesinde işe iadesine karar verildiği, söz konusu kararda işe başlatılmaması nedeniyle 5 aylık ve kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için 4 aylık ücret dava dışı işçiye ödenmesine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 10/09/2019 tarih, 2019/1929 Esas ve 2019/2114 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine karar verildiği, İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde davacı tarafından dava dışı işçiye işe iade tazminatı ve yargılama giderlerinden oluşan 30.800,00-TL ödendiği, iş akdinin feshedildiği sırada davalı ile davacı arasında hizmet alım sözleşmesinin bulunduğu, işin davacıya ait iş yerinde davalı tarafından yerine getirildiği, mahkemenin işe iade kararının işin niteliği gereği, ancak davacıya ait iş yerinde gerçekleştirilebileceği, bu nedenle artık dava dışı işçiye ödenen işe iade tazminatını davacının rücu edemeyeceği ve özellikle 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 126. Maddesi ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek madde 21.madde hükmü dikkate alındığında (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.05.2024 tarih, 2023/1045 Esas ve 2024/1307 Karar; 22.06.2022 tarih, 2021/3444 Esas ve 2022/3501 Karar;21.04.2022 tarih, 2021/2157 Esas ve 2022/2344 Karar; 21.09.2022 tarih, 2021/3854 Esas ve 2022/4303 Karar sayılı ilamları) ilk derece mahkemesince davanın yukarıdaki gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu itibarla; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçe değişikliği nedeni ile HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırma kararının mahiyeti gereği yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, yukarıda değinilen gerekçelerle hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; "Davanın REDDİNE, " şeklinde karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜ K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; A.İstinaf Başvuruları Yönünden; 1.Davacının istinaf talebinin USULEN KABULÜNE, HMK m.353/1-b-2 uyarınca İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/11/2022 tarih, 2020/670 Esas, 2022/681 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Davacının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4.Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu 150,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B.Davanın Esası Yönünden; 1.Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 525,99 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 206,01 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince yazılmasına, 3-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, harç tahsil müzekkeresi ilk derece mahkemesince yazılmışsa yeniden yazılmasına yer olmadığına, 4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden kazanılmış usuli haklar da dikkate alınarak hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 21/04/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.