TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/03/2021 NUMARASI : 2017/907 Esas, 2021/167 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak DAVA TARİHİ:10/10/2017 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:17/02/2026 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairem…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/148 KARAR NO : 2026/309 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/03/2021 NUMARASI : 2017/907 Esas, 2021/167 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak DAVA TARİHİ:10/10/2017 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:17/02/2026 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ... ada, 1 parsel sayılı taşınmazın özelleştirme uygulamaları hakkında kanun hükümleri çerçevesinde satış yöntemi ile pazarlık usulü uygulanarak özelleştirilmesi için özelleştirme idaresi başkanlığı tarafından ihale yolu ile satışa çıkarıldığını, özelleştirme yüksek kurulu'nun 12.05.2014 tarih 2014/46 sayılı kararı ile en yüksek teklifi veren müvekkili şirkete satışına karar verildiğini, dava konusu taşınmaz satın alındıktan sonra üzerinde akaryakıt boru hattından başka davalı ...'ye ait atık su hattı ile yağmur suyu hattının da bulunduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine müvekkili tarafından kendisine gayrimenkul satan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na başvurularak davalı ...'ye ait boruların deplasesinin istendiğini, ... tarafından verilen cevap ile kendilerinin yükümlülüklerini belirleyen ihale şartnamesinin 17. maddesinde davalı ...'ye ait boru hatlarının deplasesine ilişkin herhangi bir tahaahhütlerinin bulunmadığının bildirildiğini, davalıya söz konusu boru hattı nedeniyle çeşitli başvurularda bulunulduğunu, davalı tarafından gönderilen 14.02.2015 tarihli cevapta; dava konusu parselin kuzeyinden geçen atık su- yağmur suyu deplase güzergahı için ilgili belediyeden yeşil alandan geçiş izinlerinin alınması halinde, deplase projelerinin incelenebileceğinin, 15.04.2015 tarihli cevapta; müvekkilinin hazırladığı deplase projelerinin onaylanmadığının bildirildiğini ve kendi hazırladıkları proje gönderilerek bu projenin imalatı yapılmadan inşaat çalışması yapılmamasının bildirildiğini, hal böyle iken davalı ... tarafından müvekkili şirkete gönderilen 08.07.2015 tarihli yazı ile, deplase bedelinin 1.045.269,07 TL + KDV olduğunun, bunun karşılanması halinde deplase projesinin imalat programına alınacağının, malzeme bedelinin kendileri tarafından karşılanmasının mümkün olmadığının ve deplase inşaatının müvekkili tarafından hazırlanması halinde altyapı ruhsat formu düzenlenebileceğinin bildirildiğini, bu aşamalardan sonra davalı ... ile yapılan görüşmelerde atık su borularının ... tarafından faal olarak kullanılmadığı ve atıl olduğunun, dolayısıyla atık su borularının deplasesine gerek olmadığının, yağmur suyu boru hatlarının deplasesinin zorunlu olduğunun belirtildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketce yağmur suyu hatlarıyla ilgili olarak yeni bir proje hazırlandığını, davalının onayına sunulduğunu, davalı tarafından söz konusu projenin, proje onay şartlarına uyulması kaydıyla onaylandığının bildirildiğini, müvekkilinin deplase işlemini kendisinin yaptığını ve bu nedenle büyük bir zarara uğradığını, katlandığı masraf miktarının 429.151,96 TL olduğunu, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 30.07.2015 tarihli Satış Sözleşmesi sonucu taraflarına satılan İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, ... Mahallesi ... mevkii ... ada 1 parsel sayılı taşınmazdan geçen davalı ...'ye ait yağmur suyu boru hatlarının deplasesi için müvekkilince sarf edilen 447.197,85 TL + 74.511,92 TL KDV olmak üzere toplam 521.709,77 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacıya, davasını hangi hukuki sebebe dayandırdığının açıklatılması gerektiğini, müvekkilinin görevlerinin 2560 sayılı Kanunda sayıldığını, iddia edilen taşınmaz üzerindeki tesisatın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının talebine KDV eklediğini, KDV'nin iş bu davada talep edilemeyeceğini, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan boru tesisatının müvekkili idareye ait olmadığını, söz konusu tesisatın 2006 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yaptırıldığını, müvekkilinin sorumluluğunda olmayan bir hususta kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının delil olarak sunduğu proje onayı herhangi bir borç kabulü olmadığı gibi davacı lehine hak tesis edilmesini sağlayacak herhangi bir taaahhütü de içermediğini, onaylanan projedeki onayın teknik bir onay olduğunu, projeye uygunluk şartıyla onaylandığını, bunun sebebinin 1200 mm çaplı tesisatla ilgili olarak sorumluluğun müvekkilinde olmaması ve aynı nedenle müvekkili açısından herhangi bir borç ve taahhüt altına girilmemesi olduğunu, davacının irtifak tesisine imkan bulunmayan iş bu projeyi uyguladığını ikrar ettiğini, müvekkiline projenin uygulanması için açılmış bir ihale teklifi olmadığını, bu nedenle müvekkili tarafından davacıya herhangi bir şekilde borçlanılmadığını, davacının basiretli tacir olarak kamu arazisini satın almak için ihaleye girerken fiili ve hukuki mevcut durumu değerlendirmesi ve buna göre alıcı olması gerektiğini, müvekkili lehine herhangi bir irtifak tesisi olmayacağını bildiği halde, müvekkilinin yapacağı masrafları karşılayacağının farzetmesinin basiretli tacir olmanın niteliğine aykırı olduğunu, belirtrek davacının faiz isteminin de hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; " ...davanın reddine, .."karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı taraf vekilince süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından, dava konusu yağmur suyu boru hattının bulunduğu İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ... ada, 1 parsel sayılı taşınmaz için davalı ... ile yazışmalar yapıldığını, davalı tarafından 15.04.2015 tarihli yazı ile taşınmazda deplase projeleri imalatı yapılmadan insaat çalısması yapılmamasının bildirildiğini, davacı tarafından hazırlanan deplase projesinin davalıya gönderildiğini, davalı tarafından 08.07.2015 tarihli yazı ile deplase inşaatının taraflarınca yürütülen ihaleli işler kapsamında bulunmadığı, deplase bedelinin karşılanması kaydıyla projenin imalat programına alınacağı ve malzeme dahil deplase bedelinin 1.046.269,07 TL+KDV oldugunun bildirildiğini, 29.07.2015 tarihli yazı ile ise, davacı tarafından hazırlanan deplase projesinin proje onay sartlarına uyulması kaydıyla onaylandığını, davacı tarafından deplase işlemlerinin masrafları karşılanmak kaydıyla davalı ... tarafından onaylanan proje kapsamında tamamlandığını, taşınmazda bulunan yağmur suyu boru hattı imalatının taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğu 2006 yılında İBB Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yapıldığını, taşınmazın tapu kaydında yağmur suyu boru hattı ile ilgili davalı adına irtifak hakkı kaydı bulunmadığının dosyaya sunulan belgeler çerçevesinde sabit olduğunu, bir an önce bu taşınmazın yatırım yapılabilir hale getirmek için deplase işlemini davacı tarafından yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Değerlendirme Dava, taşınmazda bulunan yağmur suyu boru hattının deplase bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiş olup iş bu karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi; 1- Davalı ... Genel Müdürlüğü; kuruluşu, işleyişi ve yapısı ile görevleri 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile düzenlenen, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kamu kuruluşudur.Anılan Kanun’un 1/1. maddesinde; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere ... Genel Müdürlüğünün kurulduğu belirtilmiş, devamı maddelerinde de davalı ...’nin; genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilânçolarda belirlenip, genel kurulların tasvibine sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşekküllerinde uygulanan formüle göre tanzim olunacağı düzenlenmiştir....'nin görev ve yetkileri 2560 sayılı Kanun’un 2. maddesinde:“...a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, b) Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, c) Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak, d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak, e) Her türlü taşınır ve taşınmaz malı satın almak, kiralamak, ekonomik değeri kalmamış araç ve gereçleri satmak, ...'nin hizmetleriyle ilgili tesisleri doğrudan doğruya yahut diğer kamu veya özel kuruluşlarla ortak olarak kurmak ve işletmek, bu maksatla kurulmuş veya kurulmakta olan tesislere iştirak etmek, f) Kuruluş amacına dönük çalışmaların gerekli kılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanma hakları tesis etmek” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 25. maddesinde ise, “Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla ... tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez.” hükmü düzenlenmiştir. Davalı ... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 16/1. maddesi anlamında özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşudur ve ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte; yaptığı işler itibariyle de ticarethane sayılmakta ve sonuç itibariyle de çok açık biçimde tacir sıfatını taşımakta olup taraflar arasındaki uyuşmazlıkta adli yargı mercileri görevlidir. Esasen bu durum ilk derece mahkemesinin de kabulündedir. Öte yandan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7/r maddesinde de; “Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak.” Büyükşehir Belediyesinin görev ve sorumluluklarını arasında sayılmıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.02.2021 tarih, 2017/4-2604 Esas ve 2021/96 Karar sayılı ilamı)Eldeki davada davacı tarafından mülkiyeti hazine adına kayıtlı olan İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ... ada, 1 parsel sayılı taşınmazın Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ihale neticesinde, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 12.05.2014 tarih- 2014/46 sayılı kararı ve Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile akdedilen 30/07/2015 tarihli taşınmaz satış sözleşmesi ile satın alındığı, taşınmaz üzerinde bulunan yağmur suyu hattı dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi tarafından 2006 yapılmış ise de; 2560 sayılı Kanun’un 2 ve 25. maddeleri gereğince davalı ... tarafından yetki ve görevi dahilinde bulunan yağmur sularının toplanıp yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması amacıyla yapılan yağmur suyu boru hattından kaynaklanan zararlardan dolayı davalı sorumlu olup mahkemece davalının husumetinin bulunduğu değerlendirilerek işin esası hakkında hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. 2-Bilindiği üzere; mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Bununla birlikte 4721 sayılı TMK'nın 683/1. Maddesi uyarınca "mülkiyet hakkı sahibinin hak ve yetkileri düzenlenmiş olup, "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, mülkiyet hakkının malikine sağladığı dava çeşitlerinden ikisi düzenlenmiş olup, "malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir." Bu maddeye göre malik, aktif yetki kapsamında mülkiyet hakkına konu olan eşya üzerinde kanuni sınırları içinde dilediği gibi tasarrufta bulunma; hem de pasif yetki kapsamında mülkiyet hakkına konu olan eşyayı üçüncü kişilerce yapılacak saldırılara karşı koruma haklarına sahiptir. Müdahalenin men'ine ilişkin bu dava ayni bir dava olup, tecavüz devam ettiği sürece açılabilir. Davacı dava konusu şeyin maliki olduğunu ve mülkiyet hakkına davalı tarafından el atıldığını ispatla yükümlüdür. Davalı ise, davacının malik olmadığını ya da davacının mülkiyet hakkına el atmadığını, el atmanın sona erdiğini veya el atmasının hukuka aykırı olmadığını ispat edebilir. İlk derece mahkemesince taraf delileri toplanmış, bu kapsamda taşınmazın tapu kaydı üzerinde irtifak hakkı bulunup bulunmadığı, taşınmazda bulunan yağmur suyu boru hattının kimin tarafından imal edildiği ve kimin sorumluluğunda bulunduğu hususları ilgili kurumlardan sorulmuş, ihale şartnamesi ve sözleşmesi celp edilerek bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinin 05/09/2018 tarihli raporunda özetle; "davacı ... A.Ş. tarafından ihale yoluyla satın alınmış bulunan ... ada 1 parsel sayılı taşınmaz bünyesinde bulunan yağmur suyu boru hattının deplase işlerinin, davalı tarafından onaylanan proje doğrultusunda ve davalının ekiplerinin gözetiminde, davacı tarafından tamamlanmış ve hali hazırda çalışır durumda olduğunu, esas itibariyle, davalı ...'nin görev ve yetkilerinin belirlendiği 2560 sayılı kanuna göre, söz konusu yağmur suyu boru hattının yapılması işinin davalı idarenin sorumluluğunda olduğunu, söz konusu deplase işleminin davalı tarafından yapılması durumunda sürecin uzaması ihtimali göz önünde bulundurularak davacı tarafından üstlenildiğini, dosya muhteviyatı kapsamındaki deplase işleminin yaklaşık maliyetinin ne olabileceği konusunda hesaplamaya uygun bir veri bulunmaması nedeniyle, davacı tarafından talep edilen maliyetin uygun olup olmadığı hususunun karşılaştırılması imkanının bulunmadığını, davalı ...'nin görev alanında olmakla birlikte, deplase işleminin davacı tarafından üstlenilmesiyle davacıya sağladığı avantajlar da dikkate alınarak, işin maliyetinin tamamının davalıya yüklenip yüklenemeyeceği hususunda takdirin Mahkememize ait olduğu" tespitlerine yer verilmiştir. Bilirkişi Heyetinden alınan 09/03/2020 tarihli ek raporda özetle; "Yağmur suyu deplase işinin, davalı ...'nin görev ve yetkisi dahilinde olduğunu, davaya konu deplase işinin davacı tarafından işin aciliyetine istinaden resmi prosedürlere başvurulmadan yapıldığını, mevcut deplase işleminde davacı tarafın talebinin 452.750,71 TL'lik kısmının kadri maruf olduğu" tespitlerine yer verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davacı tarafından, dava konusu yağmur suyu boru hattının bulunduğu İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ... ada, 1 parsel sayılı taşınmazın Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ihale neticesinde Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 12.05.2014 tarih - 2014/46 sayılı kararı ve Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile akdedilen 30/07/2015 tarihli taşınmaz satış sözleşmesi ile satın alındığı, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ihale çalışmaları sırasında taşınmazın özelleştirilmesi ile ilgili davalıdan bilgi talep edildiği, davalı tarafından 19.06.2014 tarihli yazı ile; yağmursuyu deplase projelerinin uygulanması şartıyla özelleştirme çalışmalarının yapılmasında bir sakınca olmadığının bildirildiği, davacı tarafından deplase işlemlerinin yapılması için öncelikle Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na başvurulduğu, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca verilen cevapta, ihale şartnamesinde kendilerinin yağmur suyu boru hattının deplase işlemi ile ilgili bir taahhütlerinin olmadığı bildirildiğinden, bu kez davalı ... ile yazışmalar yapıldığı, davalı tarafından 15.04.2015 tarihli yazı ile, taşınmazda deplase projeleri imalatı yapılmadan inşaat çalışması yapılmamasının bildirildiği, davacı tarafından hazırlanan deplase projesinin davalıya gönderildiği, davalı tarafından 08.07.2015 tarihli yazı ile deplase inşaatının taraflarınca yürütülen ihaleli işler kapsamında bulunmadığı, deplase bedelinin karşılanması kaydıyla projenin imalat programına alınacağı, malzeme dahil deplase bedelinin 1.046.269,07 TL + KDV olduğunun bildirildiği, 29.07.2015 tarihli yazı ile ise, davacı tarafından hazırlanan deplase projesinin, proje onay şartlarına uyulması kaydıyla onaylandığının bildirildiği, bu aşamadan sonra davacı tarafından masrafları karşılanmak suretiyle davalı ... tarafından onaylanan proje kapsamında deplase işlemlerinin tamamlandığı, taşınmazda bulunan yağmur suyu boru hattı imalatının 2006 yılında İBB Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yapıldığı, imalatın yapıldığı tarihte Hazine adına kayıtlı olan taşınmazın tapu kaydında yağmur suyu boru hattı ile ilgili davalı adına irtifak hakkı kaydının bulunmadığı, diğer bir anlatımla davalı idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun hükümlerine aykırı şekilde kamulaştırma kararı olmaksızın taşınmaza el attığı, taşınmazı satın almakla eski malik Hazinenin halefi konumuna gelen davacının gerek Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri gerekse de yasalar ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının kısıtlandığı, taşınmazdan dilediği gibi yararlanma imkanın bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalı aleyhine haksız el atma nedeni ile kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talep edebileceği gibi müdahalenin önlenmesi ve kal (yıkım) isteyebileceği, davacının davalı ile yapılan yazışmalar ve kabul edilen deplase projesi kapsamında kendi imkanları ile yağmur suyu boru hatlarını kaldırdığı, davalı tarafından karşılanması gereken ve davacı tarafından karşılanan deplase masraflarından davalının vekaletsiz işgörme/sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu olduğu, dava tarihi itibari zamanaşımı süresinin dolmadığı, alınan bilirkişi asıl ve ek raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu itibarla; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırma kararının mahiyeti gereği yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, yukarıda değinilen gerekçelerle hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜ K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; A.İstinaf Başvuruları Yönünden; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m.353/1-b-2 uyarınca İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/03/2021 tarih, 2017/907 Esas, 2021/167 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Davacının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4.Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu 137,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B.Davanın Esası Yönünden; 1.Davanın KISMEN KABULÜ ile; 452.750,71-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2.Alınması gerekli 30.927,36 TL harçtan peşin alınan 8.909,50 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 22.017,86 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 72.440,03 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5.Davacının dava açılırken yatırmış olduğu 8.909,50 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6.Davacının yargılama aşamasında yapmış olduğu 3.209,50 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.785,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7.Davalının yargılama aşamasında yapmış olduğu 100,00TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 13,22 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 8.Bakiye gider avansının yatıran taraflara iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 17/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.