T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1447 KARAR NO : 2026/128 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2024/196 Esas-2025/291 Karar DAVA TARİHİ : 12/04/2022 KARAR TARİHİ : 20/03/2025 DAVANIN KONUSU : Alacak DAİRE KARAR TARİHİ : 27/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/02/2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/196 Esas 2025/291 Kara…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1447 KARAR NO : 2026/128 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2024/196 Esas-2025/291 Karar DAVA TARİHİ : 12/04/2022 KARAR TARİHİ : 20/03/2025 DAVANIN KONUSU : Alacak DAİRE KARAR TARİHİ : 27/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/02/2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/196 Esas 2025/291 Karar sayılı dosyasından verilen 20/03/2025 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.06.2014 - 01.01.2022 tarihleri arasında davalı şirkette Manisa Satış Danışmanı olarak kesintisiz çalıştığını, davalı işveren tarafından müvekkilin sigorta girişlerinin hiç yapılmadığını, ancak bu durumun fatura suretleri, banka dekontları, GPRS verileri ve tanık anlatımlarıyla ispatlanacağını, müvekkilinin son aylık brüt ücretinin 13.704,00 TL sabit komisyon bedeli ile performans primlerinden oluştuğunu, davalı şirketin, müvekkille her yıl sonunda yenilediği "Komisyon ve Pazarlama Sözleşmesi"ni 01.01.2022 tarihinde haksız ve dayanaksız şekilde yenilemediğini, fesih bildiriminin müvekkile yazılı olarak yapılmadığını, müvekkilin ihtarname ile alacaklarını talep etmesine rağmen davalının kötü niyetli olarak müvekkilin hiçbir zaman çalışmadığını iddia ettiğini, 7,5 yıllık emeği bulunan müvekkilin iş sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, müvekkilin işin niteliği gereği Manisa ve ilçelerinde (Soma, Kırkağaç vb.) pazarlama faaliyetleri yürüttüğünü, haftanın 3-4 günü 06:30 - 22:00 saatleri arasında yoğun şekilde çalıştığını, bu fazla çalışmaların araç üzerindeki GPRS cihazı kayıtları ve tanık beyanlarıyla aydınlatılacağını, Yargıtay içtihatları uyarınca, işin niteliği ve yoğunluğu gereği fazla mesai yapıldığının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, müvekkilin 7,5 yıllık çalışma süresi boyunca yıllık izinlerini hiç kullanmadığını, izinlerin kullandırıldığının ispat yükünün işverende olduğunu, müvekkilin dini bayramların ilk günü hariç tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ancak bu çalışmaların karşılığının ödenmediğini, yol, yemek ve asgari geçim indirimi (AGİ) gibi sosyal haklardan kaynaklanan ücret alacaklarının da bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla; kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, UBGT ve sosyal haklar (yol, yemek, AGİ) olmak üzere toplamda (şimdilik) 4.400,00 TL’nin davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, söz konusu alacaklara 01.01.2022 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz (yıllık izin için yasal faiz) işletilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkil şirket arasında hiçbir zaman bir işçi-işveren ilişkisi kurulmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkinin "Komisyon ve Pazarlama Sözleşmesi"ne dayalı bir ticari hizmet alımı olduğunu, bu sebeple görevli mahkemenin İş Mahkemeleri değil Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının haksız taleplerinin bir an için kabulü halinde bile, beş yılı aşan işçilik alacağı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkil şirket ile davacı arasında 2014-2021 yılları arasında her yıl yenilenen sözleşmelerde davacının açıkça "bağımsız bir girişimci" olarak tanımlandığını, sözleşme gereği davacının yaptığı hizmetler karşılığında müvekkil şirkete serbest meslek makbuzu (fatura) kestiğini, bu durumun davacı tarafça da dilekçesinde "fatura suretleri" denilerek ikrar edildiğini, davacının müvekkil şirket dışında başka müşterilere de hizmet verdiğini, nitekim müvekkile ait araç içerisinde davacının başka işlerine ait irsaliyelerin bulunduğunu, davacıya verilen .... plakalı aracın sadece davacıya tahsis edilmediğini, hizmet sağlayıcılar arasında ortak kullanıldığını ve davacının bu aracı şahsi/diğer işleri için kullanarak güven ilişkisini zedelediğini, müvekkil şirketin, bağımsız bir tacir olan davacının sözleşmesini yenileme zorunluluğu bulunmadığını, sözleşmenin davacının kendi kusuru nedeniyle yenilenmediğini, davacının 2021 yılı hedeflerini tutturamamasına rağmen, müvekkil şirketin iyi niyet göstergesi olarak komisyon ödemelerini eksiksiz yaptığını, sözleşmenin 3.1 maddesi uyarınca davacının çalışma gün ve saatlerini, kimlerle görüşeceğini müvekkil şirketten bağımsız olarak kendi özgür iradesiyle belirlediğini, müvekkil şirketin davacı üzerinde herhangi bir yönetim ve denetim yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle fazla çalışma, yıllık izin ve UBGT gibi işçilik alacaklarının doğmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının 7 yıl boyunca hiçbir şikayette bulunmayıp sözleşmesi yenilenmeyince bu talepleri ileri sürmesinin dürüstlük ve iyi niyet kurallarına (TMK m. 2) aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin bir hizmet sözleşmesi değil, ticari nitelikte bir pazarlama sözleşmesi olduğunu, davacının işçi sıfatını haiz olmadığı belirtilerek haksız davanın reddine karar verilmesi talep edilmektedir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "...davacı ve davalı arasında 2014-2021 tarihlerinde her yıl komisyon ve pazarlama sözleşmeleri düzenlendiği, alınan SMMM bilirkişi raporuna göre bu sözleşmeler kapsamında ödenmeyen ve eksik ödenen alacak tespit edilemediği, davacı tarafça taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında olduğu iddiasıyla kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, UBGT, yıllık izin ve sosyal haklardan kaynaklanan ücretlerin davalıdan tahsili talep edildiği, davacı ile davalı arasında bağımlılık unsuru taşıyan bir hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin iş akdi ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve buna göre davacının iş hukukundan kaynaklı hak edilen tazminat ve alacağının bulunup bulunmadığı hususunda takdirin İş Mahkemesine ait olduğu, uyuşmazlığın iş mahkemesinde ve iş hukuku kurallarına göre çözülmesi gerektiği ve davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu gözetilerek... " ifadelerini içeren gerekçelerle davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Akhisar İş Mahkemesi olduğuna karar vermiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının daha önce Akhisar İş Mahkemesi'nde açtığı davanın, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı ile sonuçlandığını, dosyanın gönderildiği Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ise hatalı bir değerlendirme ile yeniden görevsizlik kararı vererek dosyayı İş Mahkemesi'ne yönlendirdiğini, bu durumun hukuki nitelemede hataya düşülmesine neden olduğunu ve kararın istinaf yoluyla ortadan kaldırılması gerektiğini, müvekkil şirket ile davacı arasında her yıl yenilenen "Komisyon ve Pazarlama Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşmenin 3.1 ve 3.3 maddeleri uyarınca davacının faaliyetlerini "bağımsız bir girişimci" olarak, kendi nam ve hesabına, iş sahibinden talimat almaksızın yürüttüğünü, davacının çalışma saatlerini ve yöntemlerini müvekkil şirketten bağımsız olarak kendi özgür iradesiyle belirlediğini, davacının verdiği hizmetler karşılığında müvekkil şirkete "Serbest Meslek Makbuzu" kestiğini, davacı asilin, sigorta primlerini Bağ-Kur üzerinden kendisinin ödediğini ve farklı şirketlerde "Mesul Müdür" olarak çalıştığını bizzat ikrar ettiğini, bu durumun, taraflar arasındaki ilişkinin bağımlı bir iş ilişkisi değil, ticari bir hizmet alımı olduğunu kesin olarak ispatladığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında; işin yönetim ve denetiminin işverende olmaması, araç ve yöntemlerin çalışan tarafından seçilmesi durumunda bağımsız çalışmanın esas olduğunu, davacının işini kaybetme riski olmaksızın görev reddetme yetkisi ve kendi organizasyonunu kurma serbestisi bulunduğu göz önüne alındığında, "işçi" sıfatını taşımadığını, bağımlılık unsuru gerçekleşmeyen bir ilişkide İş Mahkemelerinin görevli olamayacağını, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde çözümlenmesi gerektiğini, davacının bağımsız bir tacir/hizmet sağlayıcı olduğu, aradaki ilişkinin ticari nitelik taşıdığını ve bu nedenle görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, kararın kaldırılması ve davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; işçilik alacaklarının tahsili istemine ilşkindir. Akhisar İş Mahkemesine açılan davada yapılan yargılama sonucunda taraflar arasındaki komisyon sözleşmesine dayalı olarak dava açıldığı, taraflar arasında iş ilişkisinin bulunmadığı,herhangi bir hizmet tespiti dosyasının bulunmadığı,hizmet ilşkisinin ispatlanmadığı,TTK 4./1-c Maddesine göre komisyon sözleşmesinden kaynaklı davaların tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılacağı gerekçeleri ile Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna dair karar verilmiştir. Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda: "... davacı ve davalı arasında 2014-2021 tarihlerinde her yıl komisyon ve pazarlama sözleşmeleri düzenlendiği, alınan SMMM bilirkişi raporuna göre bu sözleşmeler kapsamında ödenmeyen ve eksik ödenen alacak tespit edilemediği, davacı tarafça taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında olduğu iddiasıyla kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, UBGT, yıllık izin ve sosyal haklardan kaynaklanan ücretlerin davalıdan tahsili talep edildiği, davacı ile davalı arasında bağımlılık unsuru taşıyan bir hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin iş akdi ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve buna göre davacının iş hukukundan kaynaklı hak edilen tazminat ve alacağının bulunup bulunmadığı hususunda takdirin İş Mahkemesine ait olduğu, uyuşmazlığın iş mahkemesinde ve iş hukuku kurallarına göre çözülmesi gerektiği ve davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu...'' gerekçeleriyle davanın usulden reddine dair karar verilmiştir. Karar davalı tarafça istinaf edilmiştir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk Derece Mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre; davacı taraf davalı yanında satış danışmanı olarak çalıştığını,2014 yılından 2022 yılına kadar çalışmasının devam ettiğini,2022 yılında davalının haksız olarak komisyon ve pazarlama sözleşmesini uzatmadığını bu nedenle 4857 Sayılı Yasa 32. Maddesinde kaynaklanan alacaklarının bulunduğunu belirterek kıdem tazminatı,ihbar tazminatı,fazla çalışma ücreti,sosyal haklardan kaynaklanan ücret, yıllık izin ücreti ve UBGT ücreti alacaklarının tespiti ile tahsilini talep etmiştir. Bu durumda, davacı ile davalı arasında bağımlılık unsuru taşıyan bir hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin iş akdi ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve buna göre davacının iş hukukundan kaynaklı hak edilen tazminat ve alacağının bulunup bulunmadığı hususunda takdirin İş Mahkemesine ait olduğu, uyuşmazlığın iş mahkemesinde ve iş hukuku kurallarına göre çözülmesi gerektiği ve davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu anlaşılmakla İlk derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, istinafa konu kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/196 Esas 2025/291 Karar sayılı dosyasında verilen 20/03/2025 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davalı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf nispi karar harcından, davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan bakiye 116,60 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-c maddesi gereğince kesin olmak üzere 27/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.