T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:24/05/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:24/05/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirketin merkezi ... Adalarında bulunan bir ticari şirket olduğunu, müvekkili ile davalılardan ... arasında 24/06/2008 tarihli "Borç Anlaşması" imzalandığını, bu anlaşmada müvekkili şirket tarafından davalıya ...-USD tutarında borç verileceği, bu borcun yıllık faizinin %4 olacağı, borcun 31/12/2009 tarihine kadar ödenmesi gerektiği, borcun zamanında ödenmemesi durumunda müvekkilinin günlük %0,1 oranında ceza uygulama hakkının bulunduğu hususlarının düzenlendiğini, tarafların daha sonra 25/06/2008 tarihli ... Nolu Kredi Sözleşmesi İlave Anlaşması imzalanması suretiyle borcun ödeme tarihini 31/12/2016 olarak değiştirdiklerini, ancak davalı şirketin günü geçmiş olmasına rağmen borcu ödemediğini, davalı şirketin ortağı ve tek yetkilisi olan ve müvekkili tarafından gönderilen parayı kendi hesabına aktaran davalı ...'in 07/10/2018 tarihinde diğer davalı ... Şirketi'nin toplam 10 hissesinden 9 tanesini devraldığını, 16/09/2008 tarihinde sadece 10.000,00-TL sermaye ile kurulan ... Şirketi'nin 22/09/2008 tarihinde ...-TL bedelle betonarme otel binasını ve arsasını satın aldığını, tarafların organik bağ içinde olduklarını ve muvazaalı işlemler yaptıklarını belirterek ...-USD'nin 31/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %4 faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar ... ve ... vekili; öncelikle davacının huzurdaki davayı ikame etmek için taraf sıfatını haiz bulunmadığını, sözleşmeden doğan tüm hakların davacı tarafça davalılardan ...'a temlik edildiğini, davacı şirketin alacağını dava tarihinden önce temlik ettiğinden davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının iddiasına göre davacı ile davalılardan ... Şirketi'nin 25/06/2008 tarihli ilave sözleşmenin o tarihte bağlayıcı işlem yapma yetkisini haiz olmayan şirket kurucularından Valeriy Vovk tarafından imzalandığı anlaşılmakla yetkisiz olarak yapılmış bir anlaşma olduğunu, hiçbir hukuki geçerliliğinin bulunmadığını ve geçersiz olduğunu, ayrıca 31/12/2009 tarihinden 2 yıl sonra yani 31/12/2011 tarihinde uyuşmazlığa konu alacağın zaman aşımına uğradığını, davanın Türkiye Mahkemelerinde ikame edilemeyeceğini, müvekkili ... Şirketi'nin sözleşmenin tarafı olmadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur. Diğer davalı ... Limited Şirketi adına cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ... arasında 24/06/2008 tarihli "Borç Anlaşması" imzalandığını, sözleşme ile, müvekkili şirket tarafından davalıya ....-USD tutarında borç verileceği, bu borcun yıllık faizinin %4 olacağı, borcun 31/12/2009 tarihine kadar ödenmesi gerektiği, borcun zamanında ödenmemesi durumunda müvekkilinin günlük %0,1 oranında ceza uygulama hakkının bulunduğu hususlarının düzenlendiğini, tarafların daha sonra 25/06/2008 tarihli ... Nolu Kredi Sözleşmesi İlave Anlaşması imzalanması suretiyle borcun ödeme tarihini 31/12/2016 olarak değiştirdiklerini ancak davalı şirketin günü geçmiş olmasına rağmen borcu ödemediğini; davalılardan ...'nın hesabına gönderilen ....-USD tutarındaki para, hesapta bulunan diğer cüzi tutarla birlikte, 07/10/2008 tarihinde şirketin ortağı ve yetkilisi olan ...'in şahsi hesabına havale edildiğini; davalı şirketin ortağı ve tek yetkilisi olan ve müvekkili tarafından gönderilen parayı kendi hesabına aktaran davalı ...'in, 07/10/2008 tarihinde diğer davalı ... Şirketinin toplam 10 hissesinden 9 tanesini devraldığını, 16/09/2008 tarihinde sadece 10.000,00.-TL sermaye ile kurulan ... Şirketinin 22/09/2008 tarihinde ....-TL bedelle betonarme otel binasını ve arsasını satın aldığını, tarafların organik bağ içinde olduklarını ve muvazaalı işlemler yaptıklarını belirterek eldeki davayı ikame etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili ise, davacının davayı ikame etmek için taraf sıfatına haiz bulunmadığını, sözleşmeden doğan tüm hakların davacı tarafça davalılardan ...'a temlik edildiğini, davacı şirketin, alacağını dava tarihinden önce temlik sözleşmesi ile davalıya temlik etmesi nedeniyle davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur. Davacı vekiline talep hakkı devir sözleşmesi altında bulunan ve davacıya atfedilen imza konusunda beyanda bulunması için süre verilmiş, ancak davacı taraf verilen süre içerisinde beyanda bulunmadığı gibi 21/01/2021 tarihli celsede de davacı vekili, imza konusunda beyanda bulunmayacaklarını beyan etmiştir. Davalı vekilince dosyaya sunulan ve davacı tarafça açıkça imza inkarına uğramayan "talep hakkı devretme sözleşmesi" başlıklı 15/07/2008 tarihli sözleşme ile davacı şirketin davaya konu kredi alacağını davalılardan ...'a temlik ettiği, böylece aynı borç ilişkisi ile borçlu olan davalının daha sonra alacağı temlik almak suretiyle alacaklı konumuna geçtiği, alacaklı ve borçlu sıfatının davalıda birleştiği için borcun sona erdiği, dolayısıyla davacının aktif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılardan ...’in kendi adına kurmuş olduğu ... isimli şirketin müvekkili şirketten borç almasını sağladığını, aldığı bu parayı öncelikle kendi şahsi hesabına aktardığını, kendi hesabından da ... isimli şirketin hesabına aktararak bu şirket adına bir otel satın alındığını, her ne kadar ...’ın kurucuları arasında ... bulunmasa da, gerek ...’nın ve gerekse ...’ın ana sözleşmelerinde merkez adresi olarak “... Mah. ... Sok. No: ... Antalya” adresinin yer alması, 16.09.2008 tarihinde sadece 10.000,00-TL sermaye ile kurulan ...’ın kuruluşundan sadece 6 gün sonra 22.09.2008 tarihinde ...-TL bedelle bir otel satın alması, bu işlemden 15 gün sonra 07.10.2008 tarihinde ...’in bu şirkete ortak olması ve ortak olduktan 3 gün sonra 10.10.2008 tarihinde de ...’ın sermayesine ...-TL aktarmış olmasının tarafların organik bağ içerisinde olduğunu ve muvazaalı işlemlerle müvekkili şirketin alacağının ödenmemesinin amaçlandığını açıkça ortaya koyduğunu, Yerel Mahkemece bu hususların hiç dikkate alınmadığını ve haklı olmayan talep hakkının devredildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, davalı tarafın sayın Yerel Mahkemeye aslına aykırı olarak yapılmış tercüme ile fiili dayanaktan yoksun beyanlarda bulunduklarını, müvekkili şirketin alacaklarının ödenmemesi için yasal düzenlemelere aykırı işlemler yapan davalı ...’in ... Şirketi'nin borçlarından dolayı kişisel sorumluluğunun bulunduğunu, Yerel Mahkemece bu hususlar dikkate alınmaksızın haklı olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini beyanla Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2022 tarihli ... E. ve ... K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, sözleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm aynı Kanun'un 547 nci maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır. Tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda bu eksikliğin ikmali için mahkemeden her zaman talepte bulunulması mümkündür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/6827 Esas ve 2024/8283 Karar sayılı ilamı) İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı ...nin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince ticaret sicilinden terkin edilmiş olduğunun tespit edildiği, davacı yana şirketin ihyası için dava açmak üzere yetki verildiği, davacı vekilince şirketin ihyası için Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ihya davası açıldığı ve Mahkemenin 22/01/2019 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile şirketin ihyasına karar verildiği görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yukarıda ayrıntısı verilen kararında da belirtildiği üzere şirketin ihyasına karar verilirken ayrıca ihyaya neden olan tasfiye işlemlerini yürütmek üzere tasfiye memur/memurları atanması gerekmekte iken Mahkemece gerekçede bu atamaya yer olmadığı belirtilmiş ve tasfiye memuru atanmamıştır. Davalı şirket, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince ticaret sicilinden terkin edilmiş olup, terkinin usulsüz olduğu, şirketin ihyasının gerektiği şirket ve ortaklarınca iddia ve talep edilmemiştir. Davacı yan, üçüncü kişi konumunda olup açtığı davanın sonuçlandırılmasına yönelik ve bu dava ile sınırlı olarak şirketin ihyasını istemektedir. Davacının talebi şirketin ek tasfiyesine ilişkindir. Yoksa şirketin tamamen ihya edilmesinde davacı yanın hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu sebeple ihya edilen şirketin davada tasfiye memuru vasıtasıyla temsili gerekir. Kaldı ki ihya edilen şirketin herhangi bir organı ya da yöneticisi bulunmayacağından bu şirkete tebligat yapılması geçerli sayılamaz. İlk Derece Mahkemesince ihya kararından sonra tebligatlar şirket tüzel kişiliği adına ticaret sicil kayıtlarındaki son adres itibariyle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılmıştır. Buna göre yapılan tebligatlar geçersiz olup taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu durum kamu düzenine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, davalı ...ne tasfiye memuru atanması sağlanarak dava dilekçesi ve gıyapta aldırılan bilirkişi raporları bu memura tebliğ edilmek ve cevap imkanı sağlanmak suretiyle taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre yargılamayı sonuçlandırmaktan ibarettir. Ayrıca istinaf incelemesi sırasında davacı vekilince sunulan beyan dilekçesi ile davalı ...'ın vefat ettiği ve mirasçısı olarak ...'ın bulunduğu belirtilerek mirasçının davaya dahil edilmesi talep edildiğinden İlk Derece Mahkemesince davacıya davalının mirasçılarına karşı davaya devam edip etmeyeceğinin sorulması ve devam etmek istediğini bildirmesi halinde davacıya, davalının mirasçılarını tespit ederek HMK’nın 124. maddesi gereğince davaya dahil edilmeleri için süre verilmesi ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada diğer itirazlar incelenmeksizin kamu düzeni yönünden kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılarak; yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2022 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.29/09/2025 ...