9. Hukuk Dairesi 2017/5180 E. , 2017/10628 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, m
**9. Hukuk Dairesi 2017/5180 E. , 2017/10628 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı işyerinde 22.02.2010-20.06.2014 tarihleri arasında çalıştığını, 20.06.2014 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, fesihnamede iddia edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, kanundan doğan alacaklarını vermemek için iddia edildiğini, işyerinde posta başılar tarafından manevi ve psikolojik baskılar uygulandığını, müvekkilinin işten çıkarılmaya zorlandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının 22.02.2010 tarihinde işyerinde işe başladığını, 20.06.2014 tarihinde iş akdinin 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/II-h maddesi gereği haklı nedenle feshedildiğini, davacının bazı günler haber vermeksizin işe gelmediğini, bazen geç geldiğini, hatırlatıldığı halde ödevli olduğu görevlerini yerine getirmediğini, bu konularla ilgili savunmalarının alındığını, ihtar cezalarının tebliğ edildiğini, 22.02.2010 tarihinde işe başlayan davacının 25.05.2010 tarihinden 11.01.2013 tarihine kadar 8 kez raporlu ve 9 kez ücretsiz izinde olduğunu, 18.01.2013 tarihinde devamsızlıklarıyla ilgili ihtar cezası verildiğini, 23.09.2013 tarihinde işe geç geldiğini, 24.09.2013 tarihinde çalışma arkadaşlarıyla tartıştığını, 21.04.2014-07.05.2014 tarihlerinde izin almadan işe gelmediğini, 14.06.2014 tarihinde diğer işçiler ... ve Süleyman Barak ile birlikte 08.00-16.00 vardiya çalışma süresi içerisinde amirlerinden izin almadan görev yerini terk ettiğini, arkadaşlarıyla dinlenme yerinde boş oturduklarının tespit edildiğini, amirlerinin görevlerinin başına dönmelerini istediklerinde haksız sözler söyleyerek görevlerinin başına dönmemekte ısrar ettiklerini, savunma vermekten kaçındığını savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 07.05.2014 tarihinde amirlerinden izin almadan ve haber vermeden işe gelmemesi nedeni ile 09.05.2014 tarihinde kendisinden savunma talep edilen ve yine aynı tarihte kendisine ihtar cezası verilen uyarı yazısından anlaşıldığı, davalı işverenin İş Kanununu hükümlerinde yer alan görevini yerine getirerek davacının bu tutum ve davranışlarına ilişkin gerekli uyarıları hem sözlü hem de yazılı olarak yaptığı ve tüm yargılama sürecinde de bu ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacının iş akdinin feshine neden olan olaydaki davacının tutum ve davranışlarının işçi ile işveren arasındaki güven ilişkini sarstığı ve her iki taraf açısından devam edilemez hale getirdiği, davalı işverenin ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: İş sözleşmesinin, işveren tarafından haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından 4857 sayılı Kanunu'nun 25/II-h maddesine göre feshedilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (h) alt bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hükme bağlanmıştır. İş görme edimi işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. İşverenin talimatlarının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile getirilebilecek sınırlamalar ile işçinin eğitimi, yeteneği ve takati gibi hususlara aykırılık oluşturmamalıdır. 1475 sayılı Yasada işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmaması haklı fesih nedeni olarak sayılmış ve işçinin bu anlık durumu yeterli görülmüşken, 4857 sayılı Yasa ile işçinin “görevi yapmamakta ısrar etmesi” kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardından sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından devamlılık arz etmelidir. İşveren tarafından fesih öncesinde, işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevleri hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmanın sözlü ya da yazılı biçimde yapılması mümkündür. Bu konuda ispat yükü de işverendedir. İşçinin görev tanımının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça öngörülmüş olması işverenin hatırlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşçiye yapılacak hatırlatmada/uyarıda, işçiye yapması istenen görev açık biçimde bildirilmeli ve işin tamamlanmasına yetecek bir süre öngörülmelidir. Bildirimde, görevin hatırlatılması yeterlidir. Görevin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda iş sözleşmesinin feshedileceği hususunun ayrıca bildirilmesi gerekmez. Ancak, işveren tarafından işçiye bu yönde bir bildirim yapılmış ise, işçinin yeni bir eylemi gerçekleşmedikçe, önceki eylemlerine dayanılarak iş akdi feshedilemez. Somut uyuşmazlıkta, feshe dayanak olarak davacının 14.06.2014 tarihinde vardiyasını izinsiz olarak terk ettiği ve görev yerine dönmemekte ısrar ettiği gösterilmiştir. Feshe konu olay tutanağında imzası bulunan işçiler davalı tarafından tanık olarak gösterilmemiş ve yargılama sırasında dinletilmemiştir. İşyerinde halen çalışan ve mahkemece dinlenen davalı tanıkları ise; olay günü vardiyanın bitmesine kısa bir süre kala üretimin durduğunu, bunun üzerine davacı ile bir kısım işçilerin dışarı çıkarak dinlendiklerini, vardiya sorumlusunun uyarması üzerine tüm işçilerin içeri girdiklerini, ısrarlı bir şekilde işi yapmama durumunun söz konusu olmadığını beyan ettikleri görülmüştür. Bunun dışında, 14.06.2014 tarihinden önce tutulan tutanakların farklı olaylara ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, davacı işçi sendika üyesi olup fesih tarihinde işyerinde yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinin 24/B. maddesine göre disiplin cezaları arasında yer alan işten çıkarma cezasının disiplin kurulundan geçirilmesinin şart olduğu anlaşılmakta olup, dosya içerisinde fesih öncesinde alınmış bir disiplin kurulu kararına da rastlanmamıştır. Sonuç itibariyle, davacının verilen görevleri yapmamakta ısrar ettiği ve feshin haklı olduğu davalı tarafından ispatlanamamış olup, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin hüküm altına alınması gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle taleplerin reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.