T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/994 Esas KARAR NO : 2025/1541 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/03/2022 NUMARASI : 2022/67 Esas, 2022/169 Karar DAVANIN KONUSU: KOOPERATİF ÜYELİĞİNDEN KAYNAKLANAN (Tapu İptali ve Tescil, Olmadığı Takdirde Bedelin Tahsili) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/994 Esas KARAR NO : 2025/1541 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/03/2022 NUMARASI : 2022/67 Esas, 2022/169 Karar DAVANIN KONUSU: KOOPERATİF ÜYELİĞİNDEN KAYNAKLANAN (Tapu İptali ve Tescil, Olmadığı Takdirde Bedelin Tahsili) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı kooperatifin kuruluşundan itibaren 121 numaralı üyesi olduğunu, müvekkiline düşen bağımsız bölümün Kocaeli ili, Körfez İlçesi, Kalburcu Köyü, Adıören Mevkiinde bulunan ... Ada 1 Parsel sayılı 7 numaralı dubleks Zemin + 1 nolu bağımsız bölüm olduğunu, müvekkilinin, taşınmazın iç ve dış yapısına özel masraf yapmak suretiyle ekstra işlemler yaptığını, ancak davalı kooperatifin, ferdileşme ile birlikte söz konusu yeri davalı ...'ye 25/05/2012 tarihinde tapuda devrettiğini, satış ve tapu tescilinin yolsuz olduğunu, müvekkiline, işi icabı davalı kooperatif tarafından tüm duyuruların mail yoluyla yapıldığını, müvekkilince de gerekli ödemelerin yapıldığını, müvekkilinin 121 numaralı üyelik sırası ile hazirun cetvelinde yer aldığının resmi kayıtlardan anlaşıldığını, ayrıca davalı kooperatif tarafından müvekkiline 121 üye numarasında 7 nolu yerin tahsis edildiğine ve üyeliğinin devam ettiğine dair yazılı belge verildiğini, müvekkilinin, kuruluşundan itibaren kooperatifin üyesi olduğunu, üyeliğine ilişkin olarak kendi üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, kooperatif genel kurulunca müvekkilinin üyeliğinin iptal edilmesi yahut üyeliğinin kabul edilmemesi yönünde alınmış aksi bir karar bulunmamasına rağmen davacının kooperatif üyeliğine denk gelen ortaklık payanın ferdileşme sırasında davalı üçüncü kişi adına tescil edildiğini, ancak mülkiyet hakkının tescille doğabilmesi için tescilin haklı ve geçerli bir hukuki sebebe dayanması zorunlu olduğundan davalı ...'nin tescil ile mülkiyet hakkını kazanamadığını, tescilin yolsuz olduğunu belirterek söz konusu bağımsız bölümünün tapusunun iptali ile müvekkili adına takyidatsız olarak tapuya tesciline, bu talebin yerinde görülmemesi halinde söz konusu bağımsız bölümün bilirkişilerce değerinin tespit edilerek ferdileşme tarihi olan 25/05/2012 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kooperatif ortağı olmadığı için aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili ile dava dışı ... Yapı İnş. Nak. Mad. Tur. Teks. Gıda Oto Yedek Parça ve Otom San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında Kocaeli ili, Körfez ilçesi, Kalburcu Köyü, Adıören Mevkiinde inşa edilen ... isimli yerleşkedeki villaların traverten işlerinin yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, ayrıca sözleşme konusu traverten işlerinin hakedişlerinden ödenmek üzere bir adet dubleks villanın bu şirkete tahsisine ve şirketin, kooperatife üye olarak kaydedilmesine ilişkin protokol düzenlendiğini, 04/02/2002 tarihli protokolü dava dışı söz konusu şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olan davacının imzaladığını, daha önce tüzel kişilerin kooperatif ortağı olmasını önleyen 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 9. maddesinin 07/05/2004 tarihli yasal düzenleme ile değiştirildiğini ve bu tarihten itibaren tüzel kişilerin kooperatif ortağı olmalarının mümkün hale geldiğini, 07/05/2004 tarihli yasal düzenlemeye kadar ise resmen üye olmayan dava dışı söz konusu şirketin, anılan tarihe kadar kooperatif nezdinde, temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olan davacı tarafından temsil olunduğunu, dava dışı şirketin 2004 yılından sonra üyelikle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 28/03/2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile üyelikten ihraç edildiğini, ayrıca dava dışı şirketin, taahhüt ettiği inşaat sözleşmeleri ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle fesih talebinde bulunduğunu ve müvekkili tarafından feshin uygun bulunduğunu, müvekkilinin bu sebeple zarara uğradığını, bu çerçevede, davacının, müvekkili kooperatif üyesi olmadığından işbu davayı açabilmesinin mümkün olmadığını, çünkü aktif husumet ehliyetinin olmadığını, işbu davayı dava dışı şirketin de açabilmesinin mümkün olmadığını, davacının, yetkilisi olduğu söz konusu şirketin üyelikten ihraç edildiği 28/03/2011 tarihinden ne önce ne de sonrasında bir aidat ödemesi bulunmadığı gibi müvekkili kooperatif ile herhangi bir teması veya iletişiminin de mevcut olmadığını, davacının iyiniyetli olmadığını, diğer davalı ... Havari'nin ise, tüm diğer tapu sahibi üyelerin yaptığı gibi üyelikten doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini ve hak ettiği taşınmazın kendisine teslim edildiğini, hem müvekkili hem de diğer davalının iyiniyetli olduğunu ve bu iyiniyetin korunması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 03/03/2022 TARİH VE 2022/67 ESAS 2022/169 KARAR SAYILI KARARI İLE: Üyelik kabul işleminin (26/03/2010 tarihli genel kurul toplantısı hazirun listesinde ortaklık başlangıç tarihi 16/01/2001 olarak kayıtlıdır) davacı ... adına yapılmış olması, yasal düzenlemenin 2004 yılında imkan vermesine rağmen 2004 yılından 2011 yılına kadar üyeliğin ... yapı adına devredilmemesi, davacının gerçek kişi ortak olarak hazirun listelerinde yer alması, üyelikle ilgili işlemlerde ve kooperatifin tüm yazışmalarında ... Yapı'ya ilişkin hiçbir kayda ve davacının, ... yapı adına veya hesabına muhatap alındığına dair kayda rastlanmaması nedeniyle üyelik sıfatının davacıya ait olduğunun kabulü gerektiği, protokol tarihinden sonra kanun değişikliği ile yasal imkan doğmasına ve uzun süre geçmesine rağmen üyeliğin ... Yapı adına devredilmemesi nedeniyle anlaşmanın fiili durumda zımnen ilga edildiği, üyeliğin davacı da kalmasına karar verildiği kanaati oluştuğu, ihracın geçerli olması için ihraç prosedürünün davacı ortak ...'a karşı işletilmesi gerektiği ve ... Yapı'ya karşı işletilen prosedürün, davacı ortak aleyhine sonuç doğuramayacağı, ihraç işleminin hukuka uygun olarak gerçekleşmediği ve kesinleşmediği, kooperatif ortaklığı ve bağımsız bölüm tahsisi işlemi ayni bir hak vermediğinden tahsisin de tescilsiz iktisap hallerinden olmadığından davacının, tapu sicilinin yolsuzluğunu iddia ederek tapu iptal tescil davası açamayacağı, davacının tazminat talebinin değerlendirilmesi gerektiği, bilirkişiler tarafından yapılan incelemeler neticesinde, ince işleri eksik olan dairenin fiyatının dava tarihi itibariyle 350.000 TL olarak belirlendiği, davacı taraf ince işlerini de kendisinin yaptığını iddia etmiş ise de, ek raporda, kooperatif uygulamalarında taşınmazların, ince işleri eksik olarak üyelere teslim edildiği, uygulamanın bu yönde olması ve söz konusu villanın tapu kaydı davacı adına olmayıp davalı şahıs adına olması nedeniyle bilirkişi ek raporunda da kooperatif üyelerinin taşınmazları ince işleri eksik olarak teslim aldıkları, teslim aldıktan sonra kendilerinin yaptığı, bu uygulamanın yerleştiği, dava konusu edilen villanın da davalı şahıs adına tapu kaydının oluşturulması nedeniyle, ince işlerinin davacı tarafından yapıldığı iddiasının doğru olmadığı sonucuna varıldığı, bu nedenle kök raporda belirtildiği şeklide dava tarihi itibariyle belirlenen 350.000,00 TL taşınmaz değerinin esas alınması gerektiği, sonuç itibariyle davacının tapu iptal tescil talebinin koşulları oluşmadığından reddine, taşınmaz bedelinin davalılardan tahsiline ilişkin talep yönünden ise taşınmaz bedelinin davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesine, ayrıca bilirkişi raporlarında, davacı tarafın ödenmemiş aidatlarının mahsubu yoluna gidilmiş ise de, davalı kooperatif tarafından aidat alacağının takas mahsup yöntemiyle davacı alacağından düşülmesi gerektiğine yönelik herhangi bir talebi bulunmadığından, aidat alacağı varsa bunun ayrı bir dava konusu olabileceği, taşınmaz bedelinin diğer davalı şahıstan tahsili talebinin ise, söz konusu işlemleri yapan tarafın, davalı kooperatif olması, diğer davalı şahsın bu işlemlerde herhangi bir dahilinin bulunmaması, taşınmaz bedelinin tahsilinde muhatabın kooperatif olması nedeniyle taşınmaz bedelinin tahsiline yönelik davalı şahsa karşı açılan davanın ise reddine dair karar verilmiştir. Karar davacı ve davalı kooperatif vekili tarafından istinaf edilmiştir. DAİREMİZİN 30/11/2023 TARİH VE 2022/1072 ESAS 2023/1313 KARAR SAYILI KARARI İLE: Dosya kapsamında yer alan, davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin belirtildiği 15/06/2004 tarihli "ilgili makama" başlıklı belge, aidat, emlak vergi ve elektrik borcu ile genel kurul bildirimlerinin yer aldığı davacının e-posta dökümleri, yine dosya kapsamında bulunan davacının katıldığı anlaşılan davalı kooperatifin 27/06/2002, 27/06/2003, 28/01/2005, 20/01/2006, 23/02/2007, 29/02/2008, 20/03/2009, 26/03/2010 ve 18/03/2011 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelleri değerlendirildiğinde; söz konusu genel kurul toplantısı hazirun cetvellerinde ismi yer alsa da davacının hiçbir genel kurul toplantısına katılmadığı gibi kendisini temsilen de kimsenin katılmadığı, üyeliğin 2002 yılında başladığı iddiaları karşısında, 20/03/2009 ve 26/03/2010 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvellerinde, davacının, gösterildiği sıranın karşısında ortaklık başlangıç tarihi olarak 16/01/2001 yazılı olmasının da bir öneminin olmadığı, davacının 2004 yılından bu yana akçeli yükümlülüklerini yerine getirmediği, 2002-2003-2004 yıllarına ilişkin ödemelerin de, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin cari hesabından virman yapılmak suretiyle gerçekleştiği, davacının, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği gibi aidat vs. borçlara ilişkin kendisine gönderilen e-posta bildirimlerine karşı da bir cevap vermediği, davalı kooperatifin, dava tarihi olan 2014 yılına kadar yapılan her genel kurul toplantısında (daha sonraki tarihlerde yapılanlar da da) üye ödemeleri konusunda karar aldığı, aidat ödeme kararı bulunmayan bir dönem olmadığı gibi aynı zamanda bunun dışında emlak ve elektrik borçlarının da bulunduğu dikkate alındığında davacının, davalı kooperatifle ilişki kurmasını gerektirecek sebepler de bulunmasına rağmen aidat vs. ödeme yükümlülüğü bulunan davalı kooperatife uzun süre uğramayarak kooperatif ile ilişkisini devam ettirmediği hususları dikkate alındığında davacının üye ise bile, üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ederek eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini ortaya koyduğu değerlendirilerek neticede davacının kooperatif üyesi olduğundan bahisle hak talebinde bulunmasının 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı düştüğü gerekçelerine istinaden davalı kooperatif istinaf başvurusunda haklı görülmüş ve ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine dair karar verilmiştir.Dairemizin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNİN 07/04/2025 TARİH VE 2024/403 ESAS 2025/1359 KARAR SAYILI KARARI İLE; Üyelikle ilgili işlemlerde ve kooperatifin tüm yazışmalarında dava dışı ... Ltd. Şti.'ye ait hiçbir kayda ve davacının dava dışı ... Ltd. Şti. adına ve hesabına muhatap alındığına dair bir kayda rastlanmadığı, yasal düzenlemenin 2004 yılında imkan vermesine rağmen üyeliğin dava dışı şirkete devrinin yapılmadığı ve 2011 tarihine kadar davacının hazirun listelerinde yer aldığı göz önünde bulundurularak üyelik sıfatının davacı asile ait olduğunun kabulü ile talepleri hakkında oluşacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından bahisle Dairemizce tesis edilen kararın bozulmasına karar verilmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyesi olduğundan bahisle adına tahsis edildiği iddia edilen dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescili, olmadığı taktirde bedelinin faizi ile tahsili istemine ilişkindir. İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2014 tarih ve 2014/201 Esas 2014/256 Karar sayılı kararı ile, tapu iptali tescil talep edilen taşınmazın bulunduğu yer itibariyle yetkili mahkemenin Körfez Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verildiği, Körfez 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/10/2014 tarih ve 2014/408 Esas 2014/502 Karar sayılı kararı ile, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 25/09/2020 tarih ve 2014/1516 Esas 2020/326 Karar sayılı karar ile, kooperatif merkezinin bulunduğu yer itibariyle yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu tespit edilerek olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 02/09/2021 tarih ve 2021/1370 Esas 2021/1036 Karar sayılı kararı ile, farklı Bölge Adliye Mahkemesi yargı sınırları içerisinde bulunan ilk derece Mahkemelerine ait olumsuz yetki uyuşmazlığına bakma görevinin Yargıtaya ait olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, akabinde dosyanın gönderildiği, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 06/12/2021 tarih ve 2021/11175 Esas 2021/14404 Karar sayılı kararı ile, İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1516 Esas sayılı dosyasında icra edilen keşif neticesinde düzenlenen 09/06/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; üyelik kabul işleminin (26/03/2010 tarihli genel kurul toplantısı hazirun listesinde ortaklık başlangıç tarihinin 16/01/2001 olarak kayıtlı olduğu) davacı adına yapıldığı, davalı kooperatif, üyelik tarihinde tüzel kişilerin kooperatif üyesi olamaması nedeniyle ... ... Ltd. Şti.'nin yetkili temsilcisi olan davacının kooperatif üyesi olarak gösterildiğini cevap dilekçesinde belirtmiş olsa da, yasal düzenlemenin 2004 yılında imkan vermesine rağmen bu tarihten 2011 yılına kadar üyeliğin ... ... Ltd. Şti.'ye devredilmediği, davacının, gerçek kişi ortak olarak hazirun listelerinde yer aldığı, üyelikle ilgili işlemlerde ve kooperatifin tüm yazışmalarında ... ... Ltd. Şti.'ye ait hiçbir kayda ve davacının, ... ... Ltd. Şti. Adına ve hesabına muhatap alındığına dair bir kayda rastlanmadığı, buna göre üyelik sıfatının, davacıya ait olması gerektiği kanısına varıldığı, ... ... Ltd. Şti. ile ilgili ihraç kararı alınmış ise de, geçerli bir ihraç olması için ihraç prosedürünün ortak olan davacıya karşı işletilmesi gerektiği, şirkete karşı işletilen ihraç işleminin davacı aleyhine sonuç doğurmayacağı, kooperatifin, üyesine bağımsız bölüm taahhüdünün gayrimenkul devir vaadi niteliğinde olduğu, ferdileşmeye geçip tapu devredilene kadar inşaatın mülkiyetinin kooperatife ait olduğunu, ferdileşme koşullarını yerine getiren ortağın tapu kaydının kendi adına yapılmasını isteyebileceği, bu aşamadan önce ise, ortağın, kooperatife karşı olan talep hakkının alacak hakkı niteliğinde olduğu, sadece kooperatife karşı ileri sürülebilecek nisbi bir hak olduğu, dava konusu olayda, davacının tapu iptali ve tescil talebi hakkında kooperatif ortaklığı ve bağımsız bölüm tahsisi işleminin, davacıya ayni bir hak vermediği, tahsisin de tescilsiz iktisap hallerinden olmadığı için tescilin yolsuzluğu ve iptali talep yetkisi vermediği, bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil talebinin yerinde olmadığı, yapı kooperatifi niteliğindeki tüm kooperatifler gibi davalı kooperatifin de, ana sözleşme gereği tüm ortaklarına gayrimenkul devrini vadettiği, bu nedenle ortaklık sıfatını taşıyan davacıya da bağımsız bölüm vermekle yükümlü olduğu, davacı 7 nolu villanın tescilini talep etse de, davalı kooperatifin, diğer üyelere tahsis ve tapuda devredilmemiş ayni nitelikte bir başka bağımsız bölüm vererek borcunu yerine getirebileceği, eğer bu da mümkün değil ise davacıya tazminat ödenmesi gerektiğini, boş villa olmaması durumunda Yargıtayın benimsediği hesaplama yöntemine göre tazminatın belirleneceği, dosya kapsamında davacının tüm ödemelerini gösterir belgeler ile normal bir ortağın ödemelerinin tespitine imkan verecek ödemelere ilişkin belge olmadığı, dava konusu taşınmaz ile aynı niteliklere sahip emsal bir villanın ince işleri eksik olarak 16/05/2012 tarihi itibariyle (3. kişiye devir tarihi) değerinin 280.000,00 TL; 24/06/2014 tarihi itibariyle (dava tarihi) değerinin 350.000,00 TL olduğu, davalı kooperatife ait üye aidatlarının takip edildiği "440 ALINAN SİPARİŞ AVANSLARI HESABI" hesabın incelenmesinde, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında davacı ödemelerinin, ... ... Ltd. Şti. cari hesabından virman yapılmak suretiyle kaydedildiği, yani ... ... Ltd. Şti. cari hesabından, davacı adına takip edilen cari hesaba ödeme virmanı yapıldığı, bu tarihlerden sonra ise davacının ödemesi gereken tutarların, davacı adına açılan "borçlu" cari hesaba kaydedildiği, yani davacının borçlandırıldığı, davacı ödemeleri olan toplam 300.537,82 TL'den davacının ödemediği aidatların toplamı olan 30.254,94 TL'nin mahsubu neticesinde davacının net ödemelerinin 270.537,82 TL olduğu, kooperatif kayıtlarında 2012 yılında davacı adına takip edilen aidat hesaplarının 265.217,80 TL tutarındaki kısmın davacı hesabından başka hesaplara virman yapıldığı, 35.300,00 TL tutarındaki kısmının ise, davacı adına hesapta kaldığı bildirilmiştir. Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1516 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 17/02/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; davacının kooperatif ortağı olduğu tespitlerinde bir değişiklik olmadığı, davacı hakkında alınmış bir ihraç kararı ve işletilmiş bir ihraç prosedürünün olmadığı, dava dışı ... firmasına işletilen ihraç prosedürü usulüne uygun olmadığı gibi usulüne uygun olsa bile ortağın ihracı sonucunu doğurmayacağı, ortaklığa ilişkin ödemelerin davacının yöneticisi olduğu ... firmasına yapılan ödemelerden virman yoluyla gerçekleştirildiği, davacının 2005 yılı sonrasında kooperatifle hiçbir ilgisinin olmadığı yönündeki davalı iddialarının dosya içinde yer alan belgelerle desteklendiği, davacının, kooperatif yönetimi tarafından, bir kısmı rapor içeriğinde listelenen e-posta yoluyla iletilen bildirimlere karşı ödeme yaptığına dair dosyada bir delilin yer almadığı, davacının, akçalı ilişkinin kesildiği 2004 yılından dava tarihi olan 2014 yılına kadar ilişki kurulmaması sebebiyle ortaklığın sona erdiği ve tapu iptali tescil talebinin dürüstlüğe aykırı olup olmadığı hususlarının takdirinin Mahkemeye ait olduğu, ortaklığın sona ermiş olduğunun kabulü halinde, tapu iptali tescil talebinin reddedilmesi gerekeceği ve Kooperatifler Kanununa göre ortak ile hesaplaşma yükümlülüğünün doğacağı, ödenmeyen elektrik bedeli ile ödenmeyen aidatlara tahakkuk eden faiz tutarlarının "üyelerden alacaklar hesabına" kaydedildiği, tahakkuk ettirilen faizler ile elektrik bedelinin takip edildiği hesaplardaki tutarların tahsil edilmediği, üyeden alacak olarak görüldüğü, bu nedenle de cari hesap mahsubunda dikkate alınması gerektiği, davalı kooperatif defterlerinde davacı adına takip edilen hesaplarda, davacı adına tahakkuk eden aidat tutarının 300.517,80 TL olduğu, davacının ödemediği elektrik bedeli, ödenmeyen aidatların tahakkuklardan kaynaklanan faiz ve ödenmeyen aidat toplamının 38.654,94 TL olduğunun tespit edildiği, buna göre davacının net ödemeleri toplamının 261.862,86 TL olduğu, davacının, 2004 yılından sonra davalı kooperatife herhangi bir ödemesinin tespit edilemediği, aidat bedellerinin sadece tahakkuk ettirildiği, ödenmeyen aidatlara faiz tahakkukları yapıldığı bildirilmiştir.Davalı kooperatif ile dava dışı ... Yapı İnş. Nak. Teks. Tur. Ltd. Şti. arasında akdedilen 04/02/2002 tarihli "Protokol" başlıklı belgeye göre; şirketin, villalarda yapılacak traverten işleri (06/02/2002 tarihli sözleşme) karşılığında 180.000 USD * 1.100.000 TL (kur) = 198.000.000.000 TL tutarında olan sahipsiz ... No'lu çift katlı villaya üye kaydedileceği, bu tutarın, villanın 06/02/2002 tarihindeki kaba inşaat karşılığı olduğu, şirketin de, her üye gibi genel kurullarda kararlaştırılacak aidat ve ara ödemeleri kooperatif bitene kadar yapabileceği, her üye gibi ince işlerini de kendisinin yapacağı, villa tutarının, her hakedişten %15 kesilerek yapılacağı, 2002 Ekim sonuna kadar 25.000 USD peşin ödeneceği, geri kalan tutarın, şirketin kazanacağı ihalelerden sonra yapacağı hakedişlerden %15 kesilerek ve bakiye kalırsa şirket tarafından ödeneceği belirtilmiştir.Dava dışı ... Yapı İnş. Nak. Mad. Tur. Teks. Gıda Oto Yedek Parça ve Otom San. ve Tic. Ltd. Şti. 28/04/2004 tarihli yazısı ile, sözleşme ile ilgili üstlendikleri taahhütlerini yapamayacak duruma gelmeleri sebebiyle sözleşmenin karşılıklı olarak feshedilmesi talebinde bulunması üzerine davalı kooperatifin 04/11/2004 tarihli yazısı ile (03/11/2004 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden) feshin uygun görüldüğü anlaşılmıştır.Davalı kooperatif tarafından, parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle dava dışı ... Yapı İnş. Nak. Mad. Tur. Teks. Gıda Oto Yedek Parça ve Otom San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye 24/02/2010 ve 13/01/2011 tarihli Noter ihtarnameleri keşide edildiği, davalı kooperatifin 18/03/2011 tarihli genel kurulunda dava dışı şirketin ihracına karar verildiği, 28/03/2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile ise, dava dışı şirketin, ihtarnamelerin tebliğine rağmen gereğini yerine getirmediğinden bahisle kooperatif üyeliğinin sonlandırılmasına ve kooperatiften ihracına karar verildiği görülmüştür.Davacının tapu iptali tescil, olmadığı taktirde taşınmaz bedelinin tahsiline yönelik taleplerin değerlendirilebilmesi için öncelikli kooperatif üyesi olup olmadığının tespiti gerekir. Zira ileri sürülen talepler bakımından davacının aktif husumet ehliyetine sahip olması gerekir ki bu da ancak davacının kooperatif üyesi olması halinde mümkündür.Dairemizce tesis edilen 30/11/2023 tarih ve 2022/1072 Esas 2023/1313 Karar sayılı karar, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 07/04/2025 tarih ve 2024/403 Esas 2025/1359 Karar sayılı ilamı ile; üyelikle ilgili işlemlerde ve kooperatifin tüm yazışmalarında dava dışı ... Ltd. Şti.'ye ait hiçbir kayda ve davacının dava dışı ... Ltd. Şti. adına ve hesabına muhatap alındığına dair bir kayda rastlanmadığı, yasal düzenlemenin 2004 yılında imkan vermesine rağmen üyeliğin dava dışı şirkete devrinin yapılmadığı ve 2011 tarihine kadar davacının hazirun listelerinde yer aldığı göz önünde bulundurularak üyelik sıfatının davacı asile ait olduğunun kabulü ile talepleri hakkında oluşacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.Kooperatifler hukukunda “açık kapı” ilkesi mevcuttur. Bu kapsamda kooperatife üyelik için başvuru dilekçesi giriş iradesini yansıtan bir belge olmamasına karşılık fiilen aidat ödeyen yatırdığı aidatlar kooperatifçe kabul edilen genel kurullara çağırılan üye sıfatı ile hakkında bir takım işlemler yapılan örneğin konut kooperatifince yapılan kuraya katılan, adına bağımsız bölüm tahsis edilen, üye sıfatıyla yazışmalar yapılan bir kişinin kooperatif üyeliğinin mevcut olduğunun zımmen kabul edilmiş sayılabileceği gibi tam aksine, aidat ödeme yükümlülüğüne rağmen hiç aidat ödemeyen, genel kurullara çağrılmayan, ortaklık ilişkisini ortaya koyacak şekilde hiçbir işlem yapmayan, uzunca bir süre eylemli olarak kooperatifle hiçbir ilişki kurmayan üyenin de kooperatif üyeliğinin zımmen sona ereceği kabul edilmektedir (Yargıtay 6 HD'nin 2021/1477 Esas 2021/1606 Karar sayılı ilamı). "...4721 sayılı Kanun'un Dürüst davranma başlıklı 2. maddesinde yer alan; ...Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz... şeklindeki hüküm ile herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken makul ve dürüst bir kimseden beklenilen objektif davranışa uygun biçimde hareket etmekle yükümlü olacağı düzenlenmiştir. Hukuki işlemlerin kurulmasında, yorumlanmasında ve tamamlanmasında dürüst davranma ilkesi oldukça önemlidir. Ayrıca hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirleme noktasında da dürüstlük kuralının önemli bir işlevi bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken somut olayın şartları dürüstlük kuralı dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden (resen) bunu dikkate almalıdır (Mustafa Dural/Suat Sarı: Türk Özel Hukuku, 13. Baskı İstanbul 2018, s. 261-262). Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2023/(23)6-1043 Esas, 2024/537 Karar sayılı kararında da aynen benimsenmiştir... Yargıtayın yerleşik içtihat ve uygulamalarında, aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte, ortağın uzun süre kooperatife uğramaması ve aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi, kooperatifin kuruluş amacına uygun faaliyetini uzun süredir yerine getirmemesi üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, başka bir anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiğini benimsediği ve eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini ortaya koyduğu, böyle bir ortağın açtığı davanın da 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı olduğu ilke olarak kabul edilmektedir..." (Yargıtay HGK'nun 2023/6-891 Esas 2025/99 Karar sayılı ilamı).Somut uyuşmazlıkta, 04/02/2002 tarihli "Protokol" başlıklı belgeye göre, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin, villalarda yapılacak traverten işleri karşılığında 198.000.000.000 TL tutarında olan olan çift katlı villaya üye kaydedileceği, villa tutarının, hakedişlerden ve bakiye kalırsa şirket tarafından ödeneceği kararlaştırılmış olup protokol, davalı kooperatif ve dava dışı ... ... Ltd. Şti. tarafından imzalanmıştır. Gerçekten de davalı kooperatifin öne sürdüğü gibi, protokol tarihi itibariyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 9. maddesinde, 5146 sayılı Kanunun 2. maddesi ile yapılan değişiklik henüz gerçekleştirilmediğinden tüzel kişilerin kooperatif ortağı olma imkanı bulunmamaktadır. Tüzel kişilerin, kooperatiflere üye olabilmesi ancak 1163 sayılı Kanunun 9. maddesinin, 21/04/2004 tarihli ve 5146 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değiştirilmesinden sonra mümkün hale gelmiştir. Varlığına ve sıhhatine yönelik bir itiraz bulunmayan protokolden de açıkça anlaşılacağı üzere dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin, davalı kooperatife üye yapılmak istendiği sabittir. Dosya kapsamında bunun aksini ortaya koyan bir delil davacı tarafından sunulabilmiş de değildir. Davacı vekili, dava konusu taşınmaz için tüm taksitlerin müvekkili tarafından yapıldığını iddia etmiş ise de, bilirkişi raporuna göre, bizzat davacı tarafından yapılan bir ödeme olmayıp davacı ödemelerinin, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin cari hesabından virman yapılmak suretiyle gerçekleştiği ve 2002-2003-2004 yıllarına ilişkin ödemelerin bu şekilde olduğu, 2004 yılından sonra ise davacının herhangi bir ödemesinin bulunmadığı anlaşılmış olup esasen 2004 tarihi aynı zamanda dava dışı şirket ile davalı kooperatif arasındaki yüklenici sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiği tarihtir. Yapılan bu tespit ve açıklamalar, davacı vekilinin, müvekkilinin kuruluşundan itibaren kooperatifin üyesi olduğuna ve üyeliğine ilişkin olarak üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğine ilişkin iddialara yönelik olup buna göre ileri sürülen iddiaların aksine protokolün yapıldığı tarih itibariyle tüzel kişilerin ortaklığının yasal olarak imkansız olması nedeniyle davacının, kooperatif ortağı olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Belirtildiği üzere tespit edilen bu husus davacının kooperatif üyesi olarak kabul edilemeyeceği sonucuna yönelik olmayıp davacının kooperatif üyeliğinin değerlendirilmesi aşağıda ayrıntılı bir şekilde yapılmıştır.Somut olayda, davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin belirtildiği 15/06/2004 tarihli "ilgili makama" başlıklı kooperatif tarafından imzalanmış belge, aidat, emlak vergisi ve elektrik borcu ile genel kurul bildirimlerinin yer aldığı davacıya gönderilen e-posta dökümleri, yine davacının isminin geçtiği ancak katılmadığı anlaşılan davalı kooperatifin 27/06/2002, 27/06/2003, 28/01/2005, 20/01/2006, 23/02/2007, 29/02/2008, 20/03/2009, 26/03/2010 ve 18/03/2011 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelleri dosya kapsamına sunulmuş ise de, bunlara karşı davacının da fiilen bu uygulamaları benimsemiş olup olmadığının incelenip tartışılması gerekir. Bir başka deyişle kooperatifin, davacı ile ilgili bu yöndeki tasarruflarına karşı davacının hareket tarzı kooperatif ortaklığını devam ettirme iradesinin varlığının tespiti bakımından önem taşımaktadır. Zira bu tespite göre davacının eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini ortaya koyduğu söylenebilecekse Yargıtayın yerleşik içtihat ve uygulamalarında da kabul edildiği üzere davanın da 4721 sayılı TMK'un 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucu ortaya çıkacaktır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı ödemelerinin, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin cari hesabından virman yapılmak suretiyle gerçekleştiği ve 2002-2003-2004 yıllarına ilişkin ödemelerin bu şekilde olduğu, esasen davacı ödemelerinin, dava dışı şirket hesabından yapılmasının davacının üyeliği bakımından menfi bir etkisi bulunmasa da, 2004 yılından sonra ne dava dışı şirket ne de davacı tarafından bizzat yapılan herhangi bir ödemenin bulunmadığı, sadece aidat bedellerinin tahakkuk ettirilerek ödenmeyen aidatlara da faiz tahakkukları yapıldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, işin özü davacının 2004 yılından bu yana akçeli yükümlülüklerini yerine getirmediği, ayrıca söz konusu genel kurul toplantısı hazirun cetvellerinde ismi yer alsa da, davacının bu genel kurul toplantılarına katılmadığı gibi kendisini temsilen de kimsenin katılmadığı, davacının, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği gibi aidat, elektrik ve emlak vergisi borçlarına ilişkin kendisine gönderilen e-posta bildirimlerine karşı da bir cevap vermediği, davalı kooperatifin, dava tarihi olan 2014 yılına kadar yapılan her genel kurul toplantısında (daha sonraki tarihlerde yapılanlarda da) üye ödemeleri konusunda karar aldığı, aidat ödeme kararı bulunmayan bir dönem olmadığı gibi aynı zamanda bunun dışında emlak ve elektrik borçlarının da bulunduğu dikkate alındığında davacının, davalı kooperatifle ilişki kurmasını gerektirecek sebepler de bulunmasına rağmen aidat vs. ödeme yükümlülüğü bulunan davalı kooperatife uzun süre uğramayarak kooperatif ile ilişkisini devam ettirmediği anlaşılmıştır. Tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının aidat yükümlülüğü bulunan davalı kooperatife uzun süre uğramadığı, aidat vb. borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği gibi bu yöndeki bildirimlere de bir cevap vermediği, davacı adına 2002-2003-2004 yıllarında dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin cari hesabından virman yapılmak suretiyle ödemeler yapıldığı anlaşılsa da, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere 2004 yılından itibaren davacı tarafından bizzat yapılan bir ödeme olmadığı gibi davacı adına yapılan bir ödemenin de bulunmadığı, yani bu tarihten sonra kooperatife yapılan herhangi bir ödemenin mevcut olmadığı, davacının genel kurullara katılma yönünde bir irade ortaya koymadığı, uzun süredir kooperatife uğramadığı gibi kooperatifle herhangi bir irtibatının da bulunmadığı nazara alındığında üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, başka bir anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiğini benimsediği ve eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini ortaya koyduğu anlaşılan davacının kooperatif üyesi olduğundan bahisle hak talebinde bulunmasının 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı düştüğünü kabul etmek gerekir (Aynı yönde Yargıtay 11. HD'nin 2006/2148 Esas 2007/5130 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 6 HD'nin 2022/2667 Esas 2023/2965 Karar sayılı ilamı). Ayrıca davacının, kooperatifin kendisi ile ilgili uygulama ve tasarruflarını (davacının hazirun cetvellerinde gösterilmesi, davacıya borçlarının bildirilmesi) benimsediğine yönelik fiili bir davranışı bulunmadığı gibi bu uygulamalara karşı davacı adeta eylemsiz kalarak sesini çıkarmadığına göre artık bu durum bir önceki cümlede de belirtildiği üzere davacının kooperatif ortaklığını devam ettirme iradesinin bulunmadığını gösterir. Sonuç olarak davacının eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini ortaya koyduğu sabit olup kooperatif üyesi olduğundan bahisle hak talebinde bulunması 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı düşmesi sebebiyle Dairemizin bir önceki kararı uyarınca davanın bu gerekçeler ile reddine karar verilmesi isabetli ve yerindedir.Açıklanan nedenlerle, Dairemizin 30/11/2023 tarih ve 2022/1072 Esas 2023/1313 Karar sayılı kararında direnilmesine ve davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur .HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 07/04/2025 tarih, 2024/403 Esas, 2025/1359 Karar sayılı bozma ilamı usul ve yasaya uygun bulunmadığından Dairemizin 30/11/2023 tarih, 2022/1072 Esas, 2023/1313 Karar sayılı ilamında HMK'nun 375/5 maddesi gereğince DİRENİLMESİNE,2-a)Davanın REDDİNE,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 590,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,d)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,e)Davalı kooperatif kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kooperatife VERİLMESİNE,İstinaf Başvurusu Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanuna bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcının davalı kooperatif tarafından peşin olarak yatırılan 5.978,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.362,60 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı kooperatife İADESİNE,6-Davalı tarafından yapılan 299,10 TL istinaf yargılama gideri ile 615,40 TL istinaf karar harcı ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.135,20 TL'nin davacıdan tahsili ile davalı kooperatife VERİLMESİNE,7-İstinaf yargılamasının duruşmalı olarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, kendisini bir vekil ile temsil ettiren davalı kooperatif yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 42.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kooperatife VERİLMESİNE,8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren HMK'nun 361/1 ve 373/5 maddesi gereğince iki hafta içerisinde temyiz edilmesi durumunda, Direnme Kararının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine başkan ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.20/11/2025 KARŞI OY Uyuşmazlık, davacının kooperatif üyesi olup olmadığı, kooperatif üyesi olduğunun kabulü dahilinde adına tahsis edildiği iddia edilen dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescili, bunun mümkün olmaması halinde ise bedelinin faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.Dosya kapsamından davacının 2001 tarihinde davalı kooperatifin üye olduğu, 2002-2011 tarihleri arasında yapılan Genel Kurul Toplantı tutanaklarının Hazirun cetvellerinde isminin yer aldığı anlaşılmaktadır. Davalı kooperatif, üyeliğin dava dışı şirkete ait olduğunu ifade etmiş ise de, 2004 yılında yapılan yasal düzenleme ile tüzel kişilerinde kooperatife üye olmasına imkan verildiği, bu tarihten sonra 2011 yılına kadar üyeliğin dava dışı şirkete devredilmediği görülmektedir. Davalı kooperatif tarafından yapılan tüm yazışmaların davacı gerçek kişi ile yapıldığı, dava dışı şirketin hiçbir şekilde davalı kooperatif tarafından muhatap alındığına dair bir kayda rastlanılmadığı görülmüştür. Diğer bir ifade ile dava dışı şirketin davalı kooperatif tarafından muhatap alındığına dair dosyada herhangi bir bilgi yada belge bulunmadığı gibi davacının da buna muvafakat ettiğine dair yine bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davacı adına yapılan ödemelerin dava dışı şirket hesabından yapıldığı vurgulanarak, aslında üyeliğinin dava dışı şirkete ait olduğu hususunda yorum yapılsa da, ödemelerin davacının üyelik hakkına yönelik yapıldığı, aksine dosya da bir delil bulunmadığı veya ödeme makbuzları üzerinde, ödemenin şirket adına yapıldığına dair bir şerh, bir ifade veya bir işaret bulunmadığından ödemelerin davacı adına yapıldığının kabulü dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre daha isabetlidir. Üyeliğin, 2001 yılında tüzel kişilerin kooperatife üye olmasına yasal engel bulunması sebebiyle davacı gerçek kişi adına yapıldığı iddia edilse de 2004 yılında bu yasal engelin kaldırıldığını, 2011 tarihine kadar üyeliğin devrinin dava dışı şirkete yapılmadığı, bu tarihe kadar davacının Hazirun listesinde isminin yer aldığı değerlendirildiğinde, üyelik sıfatının davacı gerçek kişiye ait olduğu kanaatinde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir. Bu kapsamda Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 07/04/2025 tarih 2024/403 Esas, 2025/1359 Karar sayılı bozma ilamına uyularak davacının talepleri hakkında karar verilmesi gerekirken bozma kararına karşı direnilmesine yönelik karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından çoğunluk görüşüne iştirak etmemekteyim.20/11/2025