T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/756 Esas KARAR NO : 2026/342 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/12/2021 NUMARASI : 2017/733 Esas, 2021/1140 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı veki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/756 Esas KARAR NO : 2026/342 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/12/2021 NUMARASI : 2017/733 Esas, 2021/1140 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde ticari paket sigorta poliçesi ile sigortalı ...'a ait servis kutu ve borularının davalılar tarafından hasara uğratılması sebebiyle 27/01/2017 tarihinde 4.080,39 USD hasar tazminatı ödendiğini, davalılardan ... .... A.Ş. tarafından 277,00 USD karşılığı 975,00 TL ödeme yapıldığından taleplerinin 3.800,77 USD olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 3.800,77 USD'nin ödeme tarihinden itibaren devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlıkta idari yargı yerinin görevli olduğunu, davalı olan müteahhit firma ile yapılan sözleşme ve şartnamelerde her türlü zarar ve ziyanın kendisine ait olduğu belirtildiğinden müvekkili yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkilinin, yüklenici üzerinde bir gözetim ve denetim yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin sadece işin sözleşmeye uygun yapılıp yapılmadığını denetlediğini, dava konusu hasarda davacının da kusur durumunun araştırılması gerektiğini, avans faizi talebinin yerinde olmadığını, ancak yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava tarihindeki kura göre eksik harcın tamamlanması gerektiğini, dava dilekçesi ekinde, dava konusu talep edilen hasar bedelinin, ...'a ödendiğine ve davacının, sigortalısına halef olduğuna dair bir evrakın taraflarına gönderilmediğini, bu hususun müvekkilinin, davacının rücu talep yazısına verdiği cevapta da belirtildiğini, sadece rücu talep yazısında talep edilen malzeme ve gaz giderleri toplamı olan 975,25 TL'nin davacının banka hesabına ödendiğini, müvekkili ile ... arasında yabancı para alacağına konu bir ilişki söz konusu olmadığından yabancı para cinsinden talepte bulunulamayacağını, davacının, ...'ın gerçek zararının neler olduğuna ilişkin dosyaya sadece bir tablo sunduğunu, fakat bu zararların giderilmesine ilişkin para ödendiğini gösteren herhangi bir delili dosyaya sunmadığını (...'ın kendi personeli ve aracını kullanmayıp bu hizmeti dışarıdan aldığına, 3. kişilere ödeme yapıldığına, 793 adet abone için işletmeye alma bedeli ödendiğine ilişkin evrakların dosyaya sunulmadığı), gerçek zarara ilişkin bir delil sunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; ... tarafından hasar onarım belgelerinin gönderildiği, özel işçi tutma durumunun mevcut olmadığı, bu halde davalıların sadece sayaç açma kapama ile malzeme giderlerinden sorumlu olacağı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile toplam hasar bedelinin 12.077,25 TL olarak belirlendiği, davalılardan ... ... A.Ş.'nin yaptığı 975,23 TL'lik hasar ödemesinin toplam hasar bedelinden mahsubu ile 11.102,00 TL'nin 18/04/2018 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalılar ... ve ... .... A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, dava konusu uyuşmazlıkta idari yargı yerinin görevli olduğunu, davacı ile müvekkili arasında bir sözleşme bulunmadığından davanın yabancı para birimi üzerinden açılmasının hukuka aykırı olduğunu, söz konusu adreste müvekkili idare personelinin herhangi bir çalışmasının olmadığını, zarar verilip verilmediği ve kim tarafından verildiği hususlarının bilinmediğini, zararın yüklenici tarafından verilmesi halinde de aralarındaki sözleşmeye göre müvekkilinin üçüncü kişilere verilen hasardan sorumluluğunun bulunmadığını, zarar ile idarenin eylem ve işlemleri arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, yasal faiz yerine avans faizi işletilmesinin kabul edilmediğini, davacının davasını ispat etmeye yeter delil sunamadığını, hasarın meydana gelmesinde davacının sigortalısının kusurlu olduğunu, zira yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belirlenen şekilde döşemediğini, ödeme tarihinden itibaren faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... .... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, teknik hususlar dışında mahkeme yerine geçilerek illiyet bağı ve kusur konusunda değerlendirme yapılması sebebiyle raporun hükme esas alınmayacağını, ayrıca müvekkilinin herhangi bir eylemi ve kusurunun bulunmadığını, zarara dair objektif ve geçerli bir belgenin ortaya konulamadığını, ...'ın tutanağında belirtilen giderler için harcama yapıldığına dair bir belgenin bulunmadığını, 793 abone için işletmeye alma bedeli ödendiğine dair bir evrakın sunulmadığını, davacının cevaba cevap dilekçesine göre, ... tarafından sadece bir vana kapatıldığını ve tekrardan yine sadece bir vana açılarak abonelere gaz verildiğini, ortada hasar ve zarar olduğuna dair yazılı bir belge bulunmadığını, ayrıca aksinin kabulü halinde müvekkili tarafından ödenen bedelin de mahsubunun gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurularının reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sigorta poliçesine dayalı dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davalılardan ...'ın 21/07/2016 tarihli hasar tespit tutanağındaki imzanın inkar edilmesi sebebiyle yapılacak olan imza incelemesi ve usul ekonomisi gözetilerek bu davalı yönünden tefrik edilen dava mahkemenin 2021/822 Esas sırasına kaydedilmiş olup 2022/527 Karar sayılı ve 26/09/2022 tarihli karar ile, imza incelemesinin dosyaya yenilik katmayacağından bahisle buna ilişkin ara karardan rücu edilmiş ve davalıya doğrudan izafe edilen bir eylemin bulunmadığı, davacının tek iddiasının bu kişinin orada çalışma yapan şirketin işçisi olması ve tutanaktaki imzanın sahibi olması üzerine olduğu, davalının kusurlu davranışının varlığı, niteliği ve sübutu noktasında delil bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... .... A.Ş. arasında 01/02/2016 - 01/02/2017 tarihleri arasında geçerli Ticari Paket Sigorta Poliçesi akdedilmiştir. Sigortalının personeli tarafından düzenlenen hasar tespit tutanağında, hasar tarihinin 21/07/2016 olduğu, hasar açıklamasına göre, ... kanal bağlantı çalışması sırasında ... hattına hasar verilmesi sebebiyle gaz çıkışının olduğu ve vananın kapatılarak gaz akışının durdurulduğu, hasara neden olan firmanını "..." "..." olarak gösterildiği anlaşılmış olup davacı tarafından oluşan hasara karşılık sigortalısına ödenen bedelin rücuen tahsiline yönelik işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacının 08/05/2017 tarihli rücu talep yazısına karşı davalı ... .... A.Ş. tarafından cevap verilmiş olup yazı ekinde yer alan dekonttan malzeme ve gaz giderleri toplamı olan 975,25 TL'nin davacıya ödendiğinin görüldüğü, bunun dışında kalan kısma ise itiraz edildiği anlaşılmıştır. Davalı ... istinafında idari yargının görevli olduğunu ileri sürmüş ise de, tacir olan ...'nin haksız fiiliinden kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerektiği nazara alındığında istinaf sebebi yerinde değildir. Ayrıca davalı ... istinafında, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de, cevap dilekçesinde ileri sürülmediğinden savunmanın genişletilmesi niteliğindeki bu istinaf sebebi yönünden inceleme yapılmamıştır. Eksper tarafından düzenlenen 14/02/2017 tarihli raporda; kendilerine iletilen belgelerden toplam 80 ayrı lokasyondaki regülatör, servis kutuları, doğalgaz sayaçları, servis ve dağıtım hatlarına 06.06.2016 - 31.07.2016 tarihleri arasında üçüncü şahıslar tarafından hasar verildiğinin anlaşıldığı, meydana gelen hasarların, ... personelleri tarafından onarıldığı, buna ilişkin tüm maliyetlerin ... personeli tarafından belirlenerek fiyatlandırıldığı öğrenildiğinden, zarar maliyeti hususunda taraflarınca herhangi bir tespit imkanının olmadığı bildirilmiştir. Eksper raporunda, sigortalı firma tarafından hazırlanan maliyetler üzerinden 80 ayrı lokasyona ait hasarlar belge numaraları ile liste halinde gösterilmiş olup davacının dava konusu hasara ilişkin olduğunu bildirdiği 4253 belge nolu hasarın 4.080,39 USD olduğu ve toplam hasarın ise 63,10927 USD olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 04/01/2021 tarihli raporda; dava konusu hasarın, işveren sıfatıyla davalı ... namına, diğer davalı yüklenici şirket tarafından yapılan kanal bağlantı çalışmaları sırasında meydana geldiği ve meydana gelen hasar sorumluluğunun kısmi ödeme yapması sebebiyle davalı yüklenici şirketin kabulünde olduğu, davalıların kusur durumlarının mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir. Farklı bilirkişi tarafından sunulan 04/01/2021 tarihli raporda; ... tarafından düzenlenen tutanağa göre, hasarın davalı ... .... A.Ş.'nin bölgede yaptığı kazı çalışmasından kaynaklandığı, meydana gelen hasar ile eylemleri arasında illiyet bağı bulunan bu davalının kusurlu olduğu, diğer davalıların ise bir kusurunun bulunmadığı, davacının müterafik kusurunun olmadığı, ... tarafından hazırlanan 01/08/2016 tarihli hasar onarım gider belgesi incelendiğinde, hasarın kapsamı ile uyumlu olduğu ve işçilik ve araç giderleri dahil toplam bedelin 12.355,82 TL olarak kadri maruf olduğu, personel ve araç giderleri hariç toplam hasar bedelinin 12.077,25 TL olduğu, hat üzerinde oluşan gaz kaçağı değerlendirildiğinde, arızanın yapılabilmesi için ana vanaların kapatılması gerektiği, bunun yanı sıra abonelerin doğalgaz sayaçlarının tek tek kontrol edilmesi gerekebileceği gözetildiğinde sayaç açma kapama bedelinin ... tarafından alınabileceği, bunun ise 11.102,00 TL olarak (793 Adet × 14 TL) hesaplandığı bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda, davalı ...'nin yüklenicisi olan davalı ... .... A.Ş. tarafından yapılan iş ve işlemler sebebiyle davacının sigortalısına ait boru hattına zarar verilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde oluşan zarar sebebiyle davacı tarafından sigortalısına ödenen sayaç açma kapama bedeline hükmedilmiş olup bilirkişi raporu ile hasar bedelinin kadri maruf olduğu tespit edildiğine göre mahkemece tesis edilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Hükmedilen bedelin sayaç açma kapamaya ilişkin olması sebebiyle davalı ... .... A.Ş. tarafından rücu yazısı üzerine ödenen malzeme ve gaz giderinin mahsup edilmesi mümkün değildir. Davalı ..., üçüncü kişilere verilen zarardan yüklenicinin sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, bu husus kendi aralarındaki iç ilişkiye ilişkin olup davacıya karşı ileri sürülemez. Ayrıca olayın meydana gelmesinde sigortalının tespit edilen bir kusuru da bulunmamaktadır. Dava dışı sigortalı ve davalılar tacir olup 6102 sayılı TTK'nun 19/1. fıkrası uyarınca, bir tacirin borçlarının kural olarak ticari olacağı; 2. fıkra uyarınca da, taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm yoksa, diğer taraf için de ticari iş sayılacağı gözetildiğinde ticari işlerde avans faizi istenmesi mümkün olduğundan bu hususa yönelik davalı ...'nin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı ..., ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, sigortacı, poliçe gereği dava dışı sigortalısına ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçluları temerrüde düştüğünden ödeme tarihinden itibaren faiz istenmesi mümkündür. Ancak mahkemece, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedildiği belirtilmesine rağmen esas alınan tarih dava tarihinden sonraki bir tarih olup davalılar herhalükarda açılan dava ile temerrüde düşeceğinden ve bu husus davacı tarafından istinafa konu edilmediğinden esasen lehine olan bu hususa yönelik davalının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/733 Esas, 2021/1140 Karar sayılı ve 27/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 189,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 542,40 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı ... .... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan 189,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 542,40 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere Üye Hakim ...'in muhalefetiyle oyçokluğu ile karar verildi.05/03/2026 MUHALEFET ŞERHİ Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, davacının işbu dava bakımından dava açma hakkının, bir başka deyişle aktif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır."...Sigortacının halefiyet hakkının doğması için 3 şartın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlar, geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı, sigortacının bu sözleşme kapsamında sigortalıya ödeme yapması ve sigortalının kendine zarar verene karşı dava hakkının bulunmasıdır. (Işıl Ulaş, Uygulamalı Sigorta Hukuku Mal ve Sorumluluk Sigortaları, Turhan Kitabevi, Ankara 2010)..." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/13695 Esas 2018/4957 Karar sayılı ilamı)."...Poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapıldığında sigortacı, TTK 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet hakkını kazanamaz. Sigortacının açtığı rücu davasında halefiyet şartları gerçekleşmemiş olup da sigortacı ödeme yaptığı sigortalısından zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını alacağın temliki yoluyla devralmışsa, bu takdirde davacı davacılık sıfatını 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinden değil, 818 sayılı BK’nın 162 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan alacağın devri hükümlerinden almış olacak ve sigortaca rücu davası şeklinde açılan dava ret olunmayarak, genel hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulacaktır (Ulaş, s. 264). Tüm bu hususlar mahkemece resen araştırılmalıdır..." (Yargıtay HGK'nun 2018/17-156 Esas 2020/868 Karar sayılı ilamı)."...Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2020/3014 Esas 2021/2851 Karar sayılı ilamı).Bahsi geçen Yargıtay HGK kararında belirtildiği üzere, poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapılması halinde sigortacının, halefiyet hakkını kazanamayacağı, ancak şartları varsa alacağın temliki hükümlerine dayanarak talepte bulunabileceği açıktır. Ancak bu hususların araştırılması ile davacının aktif husumetinin var olup olmadığı tespit edilebilecek olup Yargıtay ilamı uyarınca, taraf sıfatı def'i değil itiraz niteliğinde olduğundan taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınması gerektiği gözetildiğinde davacının dava açma hakkının bulunup bulunmadığının tespiti zorunludur. Somut olayda, sigortalının imzasını taşıyan ibranamede; hasar tutarı olan 63.109,27 USD'nin sigorta şirketinden alındığı ve sigorta şirketinin ibra edildiği, rücu hakkının sigorta şirketine devredildiği belirtilmiş ise de, dava konusu hasarın 21/07/2016 tarihinde gerçekleştiği ileri sürülmesine rağmen hasar tarihi 06/06/2016 olarak gösterilmiştir. Ayrıca ibranameye dayalı olarak işbu davayı açan davacı taraf yargılama aşamasında bu kez de 18/04/2017 tarihli, 374.600,33 USD bedelli ödeme dekontunu sonmuştur. Davacı vekili, dekont ve ibranamenin, toplu olarak yapılan ödemeler sebebiyle dava konusu hasar tutarını da kapsadığını, sunulan ekspertiz raporunda yer alan hasar listesinin ibranamede belirtilen hasarlara ilişkin olduğunu ve bu listede gösterilen 4253 belge nolu hasarın dava konusu hasar olduğunu ileri sürmüştür. Davacı ve sigortalısı arasında tanzim edilen sigorta poliçesi sunulmuş ise de, bu kapsamda davacı tarafından sigortalısına dava konusu tutarın ödenip ödenmediği sabit değildir. Dava konusu hasarın 21/07/2016 tarihinde gerçekleştiği iddia edilmesine rağmen dosya kapsamında yer alan ibranamede hasar tarihi daha önceki bir tarih olan 06/06/2016 olarak gösterilmiş olup ayrıca ibranameye konu miktarın dava edilen miktarı kapsayıp kapsamadığı da belli olmadığından dava konusu hasara ilişkin olduğu ispatlanamayan ibranameye itibar edilemez. Davacı taraf, farklı olaylar sebebiyle sigortalısına toplu hasar ödemeleri yaptığından bahisle bir taraftan dava konusu tutarın 63.109,27 USD bedelli ibranameye dahil olduğunu belirtmesine rağmen diğer taraftan bu ödemenin sunduğu 18/04/2017 tarihli 374.600,33 USD bedelli ödeme dekontuna dahil olduğunu belirterek çelişkili beyanlarda bulunmuştur. Buna göre dekontta belirtilen miktarın da, dava edilen miktarı kapsayıp kapsamadığı belli olmadığı gibi dekontta belirtilen miktara ilişkin sunulmuş bir ibraname de mevcut değildir.O halde geçerli bir sigorta sözleşmesi kapsamında sigortalısına ödeme yaptığını ispat edemediğinden buna bağlı olarak halefiyet hakkı doğmadığı anlaşılan davacı sigortacı ayrıca sigortalısından talep ve dava hakkını devraldığına ilişkin dava konusu edilen tutarı da kapsayan bir belge de ibraz edemediğinden genel hükümlere göre değerlendirme yapmak da mümkün değildir. Bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın bu gerekçelerle aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan karara muhalif kaldığıma dair görüşümü bildiririm.05/03/2026