TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/11/2019 NUMARASI: 2018/243 Esas, 2019/869 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Dairemizce verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce hükmün bozulmasına karar verilmiş olup, Dairemiz'ce açılan duruşmada bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, davacı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ BOZMA ÜZERİNE DOSYA NO: 2025/497 KARAR NO : 2025/1351 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/11/2019 NUMARASI: 2018/243 Esas, 2019/869 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Dairemizce verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce hükmün bozulmasına karar verilmiş olup, Dairemiz'ce açılan duruşmada bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, davacı ile davalı arasında Halide Edip Adıvar Mahallesi Akar Caddesinde yapılan inşaatın bodrumlarının su izolasyonunun yapımına dair anlaşma yapıldığını, kullanılacak malzemede karşılıklı mutabık kaldıklarını, işin 25/12/2017 tarihinde tam ve eksiksiz teslim edildiğini, faturanın kesilerek davalıya bildirildiğini, yapılan işe itiraz edilmediğini, faturaya ihtirazi kayıt ileri sürülmeden kısmi ödemeler yapıldığını, davacının verdiği hizmetin karşılığı olan bakiye bedelin ödenmemesi üzerine 327.757,14 TL alacağının tahsili için İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazlarının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkı olduğunu, aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağını, davalı borçlunun faize itirazı da haksız olduğu gibi takip talebinde de icra takip tarihinden itibaren işleyecek faiz talep ettiklerini, davalının takipten haberdar olduktan sonra Beyoğlu 35. Noterliğinin 17/01/2018 tarihli ihtarname ile faturaları iade etmeye çalıştığını belirterek, haksız itirazın iptaline, takibin devamına, davalının kötü niyetli olması nedeni ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı ile davalı arasında yapılan inşaatın bodrumlarının su izolasyon uygulaması için taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma uyarınca davacı tarafından mezkur inşaatın bodrumlarında izolasyon uygulamasının malzeme+işçilik olmak üzere yapılan enjeksiyon kg başına anlaşıldığını, işin 100kg ile 500 kg arasında enjeksiyon ile çözülebileceği, işin aşağı yukarı bu miktarlar ile son bulacağının öngörüldüğünü, davacı tarafından yapılan uygulama esnasında yapılan ödemede 819 kg malzeme basarak uygulama sağladığını ve davacı tarafından karşılığı bedelin taraflarına fatura edilerek bedel için verilen çeklerin davacının hile ve kötü niyetli malzeme miktarının şişirilmek adına hatalı uygulama yapmasının tespiti ile davalıya iadesi, yazılması halinde şirketin itibarı zedeleneceğinden bahisle ibraz edilerek bedelleri tahsil edilen çek bedellerinin avans faizleri ile birlikte davalıya ödenmesinin istendiğini, akabinde davacı tarafından dava konusu faturaların elden teslimi esnasında fatura bedellerinin fahiş olduğu ve davacıya uygulama yapılan bina perde betonda yer yer çatlak oluştuğundan davalı tarafça ilgili uzman bilirkişiye inceleme yaptıracaklarının bildirildiğini, bunun üzerine davacı tarafın taşeronu ile görüşme yapıp dönüş yapacağını bildirdiğini ancak dönüş yapmadıkları gibi kötü niyetli olarak icra takibi başlattıklarını, davacının hileli ve kötü niyetli hatalı uygulamanın bedelini talep ettiğini, hem sözleşmeye hem de mesleki ve teknik kurallara göre fonksiyonel olmayan hileli ifayı kabul etmediklerinden faturalara ve icra takibine itiraz edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, uyuşmazlığın davacı tarafından verilen hizmetin ayıplı olup olmadığı, verilen hizmet ayıplı ise eserin reddini gerektirip gerektirmediği, yada bedelden indirim yapılıp yapılmayacağı noktasında olduğu, inşaat bodrumlarının su izolasyon uygulaması için taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde iş ile ilgili olarak sözlü anlaşma uyarınca davacı tarafından mezkur inşaatın bodrumlarında izolasyon uygulamasının malzeme+işçilik olmak üzere yapılan enjeksiyon kg başına anlaşma yapıldığının ve işin 100 kg ile 500 kg arasında enjeksiyon ile çözülebileceğinin beyan edildiği, davaya konu taşınmazda yapılan bilirkişi incelemesi ve alınan raporda verilen hizmetin ayıplı olmadığı, eserin reddini gerektirmediği tespit edilmiş olup, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından, dosyaya sunulu taraflar arasındaki yazışmalarda enjeksiyon malzemesinin kilosunun 30 Euro +KDV olarak gösterildiği, yine davacı tarafından davalıya kesilen faturalarda da kullanılan malzemenin kg.fiyatının 30 Euro + KDV olarak gösterildiği, malzemenin kg birim fiyatı konusunda taraflar arasında bir ihtilafın bulunmadığı ve kg birim fiyatının 30 Euro + KDV olduğu, bu nedenle her ne kadar bilirkişi raporunda rayiç değeri 22 Euro + KDV olduğu belirtilmiş ise de, sözleşme serbestisi içinde taraflarca kararlaştırılan birim fiyat üzerinden hesaplamanın yapılması gerektiği, dava konusu faturalardaki malzemelerin sevk irsaliyeleri ile davalıya teslim edildiği, dolayısıyla ilgili malzemelerin davaya konu işte kullanıldığı, bilirkişi raporuna göre verilen hizmetin ayıplı olmadığının da tespit edildiği, fatura bedelleri kadar davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı tarafından İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takip talebindeki şartlarla aynen devamına, davalı aleyhine İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak bedeli olan 327.757,14 TL'nin %20'si oranında olmak üzere 65.551,42TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, fatura bedellerinin fahiş olduğunu, davaya konu uygulama yapılan binada perde betonda yer yer çatlaklar oluştuğunu, bu durumun faturaların elden teslimi sırasında bildirildiğini ve uzman bilirkişilere inceleme yaptıracaklarını bildirmelerine rağmen davacı tarafın 12/01/2018 tarihinde icra takibi başlattığını, davacının işin yapılması sırasında fazla malzeme kullanarak faturaları şişirdiğini, eserin ayıplı olduğunu, reddi gerekmiyor ise de bedelde indirim yapılması gerektiğini, ayrıca fatura üzerinde yazılı vadeden önce takibe konu edildiğini, alacağın muaccel olmadığını, mahkemenin verdiği icra inkar tazminatının da alacak likit olmadığından hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dairemiz 2020/415 Esas ve 2023/311 Karar sayılı ilamı ile, Dosya kapsamına göre, taraflar arasında davalıya ait binanın bodrumlarının su izolasyonunun yapımı hususunda malzeme + işçilik üzerinden anlaşma yapılmıştır. Davacı yüklenici sözleşme konusu işin eksiksiz ifa edildiğini, kısmi ödemeler yapıldığını, bakiye alacağa ilişkin davalıya teslim edilen ve süresinde itiraz edilmeyen fatura bedellerinin ödenmediğini, belirterek davalı hakkında 327.757,14 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatmış ve davalının itirazı üzerine duran takibe ilişkin itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı, hatalı uygulama yapıldığını, fazla malzeme kullanıldığını, maliyetin artırıldığını işin teknik şartnameye uygun olmadığını, ayıplı imalat yapıldığını iddia etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu kapsamına göre davacı tarafından yapılan işin ayıplı olmadığı, taraflar arasında 4 adet fatura dışında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, dosyaya sunulan taraflar arasındaki yazışmalarda enjeksiyon malzemesinin kilosunun 30 Euro +KDV olarak gösterildiği, yine davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalarda da kullanılan malzemenin kg.fiyatının 30 Euro + KDV olarak gösterildiği, malzemenin kg birim fiyatı konusunda taraflar arasında bir ihtilafın bulunmadığı görülmektedir. Dava konusu 4 adet faturanın toplamı 326.437.76 TL olup aradaki 1.319,38 TL'lik farkın 4 fatura dışındaki başka bir faturadan kaynaklandığı ve davalı tarafça ödendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının davalıdan 326.437,76 TL alacaklı olduğu anlaşılmasına rağmen mahkemece davanın 327.757,14 TL takip konusu asıl alacak üzerinden kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Öte yandan alacak yapılan yargılama sonucu belirlenmiş olup likit olmadığından mahkemece %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamıştır. Davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalının İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın 326.437,76 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, " karar verilmiştir. Dairemiz kararı temyiz edilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk dairesi 2023/2885 Esas ve 2024/5158 karar sayılı ilamı ile, "... 8.1. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; hükme esas alınan 01.07.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda verilen hizmetin ayıplı olmadığı eserin reddini gerektirecek nitelikte olmadığı enjeksiyon uygulaması sonrasında görülen çatlakların ve su sızıntıları sebebinin binanın oturmasına bağlı olabileceği gibi, betonun tekniğine uygun biçimde dökülmemiş olmasından ve de perde demir donatısı ve montaj işçiliğinin yetersizliğinden kaynaklanmış olabileceği belirtilmiştir. Davacı işi tekniğine uygun olarak yapmış olsa bile işin uygulandığı yerin ayıplı olması nedeniyle eserin yapılmasından beklenen amaç tam olarak gerçekleşmeyecek ise TBK 472/3 madde hükmüne göre yüklenicinin iş sahibini uyarması gerekmekte olup davacı yüklenici davalı iş sahibini uyardığını, ancak iş sahibinin talimatında ısrar etmesi ile ayıplı betona uygulama yaptığını ispatlayamamıştır. Bu durumda ortaya çıkan ayıp, eserin yapıldığı yerin ayıplı olmasından doğmuştur. Ayıbın varlığı davacı uygulamasından kaynaklanmasa da davacı uyarı görevini yerine getirmediği için meydana çıkan ayıp nedeniyle sorumludur. Yapılan işin ortaya çıkan ayıba rağmen eserin reddini gerektirecek nitelikte olmadığı da anlaşılmış olup bu durumda davacının bedel tenzili isteyebileceğinin kabulü gerekir. 8.2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nce istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ise de; 01.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı yüklenicinin yaptığı eserin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475/1. maddesi gereğince reddedilemeyecek düzeyde olduğunun tespiti yapıldığından, (7.3) numaralı bentte belirtilen TBK 472/3 ve 475/3 madde hükümleri gereğince bedelden makul düzeyde bir indirim yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...Yukarıda (8.1) ve (8.2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden davalı yararına bozulmasına," karar verilmiştir. Dairemiz tarafından duruşma açılmak suretiyle bozmaya ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan denetime elverişli bilirkişi raporunda, taraflar arasında imzalanan sözleşme 8.2 maddesi gereğince davalı aleyhine hükmedilecek olan 326.437,76 TL beedelden %10 oranında bir indirim yapılmasının makul olacağı, davacının talep edebileceği alacak miktarının 293.793,98 TL olduğu belirlenmiştir. Tüm dosya kapsamı itibariyle, taraflar arasında davalıya ait binanın bodrumlarının su izolasyonunun yapımı hususunda malzeme + işçilik üzerinden anlaşma yapılmıştır. Davacı yüklenici sözleşme konusu işin eksiksiz ifa edildiğini, kısmi ödemeler yapıldığını, bakiye alacağa ilişkin davalıya teslim edilen ve süresinde itiraz edilmeyen fatura bedellerinin ödenmediğini, belirterek davalı hakkında 327.757,14 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatmış ve davalının itirazı üzerine duran takibe ilişkin itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı, hatalı uygulama yapıldığını, fazla malzeme kullanıldığını, maliyetin artırıldığını işin teknik şartnameye uygun olmadığını, ayıplı imalat yapıldığını iddia etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu kapsamına göre davacı tarafından yapılan işin ayıplı olmadığı, taraflar arasında 4 adet fatura dışında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, dosyaya sunulan taraflar arasındaki yazışmalarda enjeksiyon malzemesinin kilosunun 30 Euro +KDV olarak gösterildiği, yine davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalarda da kullanılan malzemenin kg.fiyatının 30 Euro + KDV olarak gösterildiği, malzemenin kg birim fiyatı konusunda taraflar arasında bir ihtilafın bulunmadığı görülmektedir. Dava konusu 4 adet faturanın toplamı 326.437.76 TL olup aradaki 1.319,38 TL'lik farkın 4 fatura dışındaki başka bir faturadan kaynaklandığı ve davalı tarafça ödendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının davalıdan 326.437,76 TL alacaklı olduğu, sözleşmenin 8.2 maddesi gereğince Yargıtay bozma ilamın doğrultusunda alınan bilirkişi raporu itibariyle alacak miktarından %10 indirim yapılması gerektiği, davacının alacak miktarının 293.793,98 TL itibariyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kısmen KABULÜ ile,2-İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın 293.793,98 TL lik kısım yönünden davanın KABULÜ ile itirazın bu miktar itibariyle İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,3-Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,4-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar talebinin REDDİNE,5-Alınması gereken 20.069,07 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.958,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.110,58 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafından yatırılan 3.958,49 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-Davacı tarafından yapılan toplam 2.918,10 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 2.615,72 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,8-Davalı tarafından yapılan toplam 453,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 46,99 TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye miktarın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 47.007,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 33.963,16 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,11-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/11/2025