T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1855 KARAR NO : 2025/2081 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2022/344 E. - 2023/353 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hakkının İhlali - Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında gör…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1855 KARAR NO : 2025/2081 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2022/344 E. - 2023/353 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hakkının İhlali - Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/07/2023 tarih ve 2022/344 E. - 2023/353 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, kamu yararı amacıyla ve kamu hizmetinin gereklerine uygun nitelikte iktisadi alanda faaliyetlerini sürdüren, sermayesinin tamamı Devlete ait iktisadi devlet teşekkülü niteliğindeki müvekkilinin, "..." iken 25/3/2013 tarih ve 2013/4553 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile "..." olarak değiştirildiğini, müvekkilinin "..." ile "..." markasını halen ticari emtiasında kullanmakta olduğunu, hal böyle iken 2016/33095 sayılı ".... ..." markasının tescil ettiren davalının ... adresinde bu marka ile faaliyetine devam ettiğini, davalının işletmesinde kullandığı, boynuzlu sığır kafası ve her iki yanındaki dalgalı çizgiler ile alt ve üst kısımdaki sözcüklerden oluşan markanın, müvekkilinin markası ile benzer olduğunu, işyeri tabelasında tercih edilen renk ve yazı karakterlerinin de müvekkilinin markasını andırdığını, davalının müvekkilinin markasını andıran bu logoyu ayrıca iş yerine ait mali evrak/ fiş metni ve poşetler üzerinde kullandığını, davaya konu markanın kapsamında bulunan 29. sınıftaki malların müvekkilinin markasının kapsamında tescilli olduğunu, dolayısı ile markalar arasında emtia benzerliğinin de söz konusu olduğunu ileri sürerek, davalının müvekkiline ait markaya tecavüzünün tespitine, bu tecavüzün kaldırılmasına, davalı adına tescilli bulunan 2016/33095 sayılı markanın iltibaslı olduğu tespit edilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve hükmün ilamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı olan İstanbul mahkemeleri olduğunu, davanın süresi içinde açılmadığını, unvan değişikliğinden sonra davacının markasını .... olarak değiştirdiğini, davacının kullanmadığı bir marka için dava açmasının iyi niyetli olmadığını, davacının markasında öne çıkan hususun "..." şeklindeki kısaltma iken müvekkilinin markasında herhangi bir kısaltma kullanılmadığını, "..." şeklindeki markada ayırt edici unsurun "..." kelimesinden oluştuğunu, davacının markasında 18, 29 ve 40. sınıflar mevcutken müvekkiline ait markanın emtia listesinde 29 ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğunu, bu itibarla markalar arasında harf ve şekil yanında mal ve hizmetler bakımından da farklılıkların bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 14/11/2016 tarihinde tescil edilen 2016/33095 sayılı "Şekil+ .... ..." ibareli davaya konu markanın 31/01/2017 tarihinde yayımlandığı, dolayısı ile yayım tarihi ile dava tarihi arasında beş yıllık süre geçtikten sonra açılan davada SMK m.25/6 hükmü uyarınca sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleştiği, ancak davaya konu marka kapsamında yer alan 29. sınıftaki mal ve hizmetleri ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan 29. sınıftaki emtiaların aynı, aynı tür veya benzer oldukları, tarafların aynı sektörde iştigal ettikleri, dava konusu markada yer alan boynuzlu hayvan başı figürünün mizanpajı ile davacıya ait önceki tarihli markalarda bulunan hayvan başı figürü ve taraf markalarındaki "..." sözcüklerinin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, bu durumda davacının bir bütün olarak ve yapılan mizanpajı itibariyle, davacıya ait önceki tarihli markalar ile emtia ve işaret olarak yüksek düzeyde benzer bir markayı tescil ettirmesinin 6102 sayılı TTK m.18/2 hükmünde düzenlenen basiretli olarak hareket etme yükümlülüğü ile bağdaşmadığı, davaya konu markada yer alan ek unsurların, bu markayı davacıya ait önceki tarihli markalardan farklılaştırmadığı, buna göre davalının, davacıya ait önceki tarihli markalar ile kelime, şekil ve renk unsurları itibariyle benzerlik oluşturacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunma kastı ile hareket etmesinin kötü niyetli olduğu, ancak marka hakkı ihlali iddiasına konu işyerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporuna göre, söz konusu işyerinin davalıya ait olmadığı, dava dışı "... Ltd. Şti." adına kayıtlı olduğu, davalının adı geçen şirketin kurucu, ortak veya yetkilisi olarak gözükmediği, dava dilekçesi ekinde sunulan fiş slibinde davalının adının bulunmadığı, iş yerinde kesilen fişlerin dava dışı şirket adına kesildiği, 2016/33095 sayılı tescilli markanın iş yerinde kullanılmış olmasının davalı tarafından bu markanın kullanıldığı ve dolayısıyla davacıya ait marka haklarına davalının tecavüz ettiği şeklinde yorumlanamayacağı gerekçesi ile markanın hükümsüzlüğü talebinin kabulüne, marka hakkına tecavüz eylemlerinin tespiti, kaldırılması ve hükmün ilanı istemlerinin ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi tarafından iş yerinde benzer mal ve hizmetler yönünden hükümsüz kılınan markayı taşıyan "..." etiketli kavurma ve sucuk ürünlerinin tespit edildiğini, bilirkişi tarafından tespit edilen hususların SMK'nın 29. maddesi kapsamında tecavüz sayılan hallerden olduğunu, hükümsüz kılınan markasını ambalaj ve etiketleyerek bastırmak suretiyle işyerindeki ürünleri satışa çıkaran, dağıtan, ticari alana çıkaran davalının markanın bu şekilde kullanılmasından sorumlu olduğunu, dolayısı ile pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, marka hakkı sahibinin ikametgahı yer mahkemesinde açılması gereken davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkilinin yurt dışında bulunduğu sırada yapılan tebligatın geçerli olmadığını, cevap dilekçesinde ileri sürülen hususların dikkate alınmamasının hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, taraf logolarında belirgin farklılıkların bulunduğunu, davacıya ait markada "..." -"..." şeklinde bir kısaltma mevcutken müvekkilinin markasında doğrudan "..." ibaresine yer verildiğini, öte yandan markanın esaslı unsurunun "..." kelimesi olduğunu, "..." iken 25/03/2013 tarih ve 2013/4533 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "..." unvanını alan davacı kurumun bu değişiklik ile tüm dükkan, mağaza ve ürünlerinde "..." ( ...) markası ve logosunu kullanmaya başladığını, bu unvan ve marka değişikliğinden 3 yıl sonra müvekkilinin "... ... ..." markası için tescil başvurusunda bulunduğunu, aradaki bu süre nazara alındığında ortalama bir tüketicinin gözüyle markalar arasında aynilik veya karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun ileri sürülemeyeceğini, davacının ülke içinde ciddi bir kullanımının bulunmadığını, cevap dilekçesinde kullanım ispatı talep edilmesine rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, kullanılmayan bir markaya benzerlik sebebiyle tescilli markaya hükümsüzlük davası açılmasının iyiniyet ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gibi davacının bir menfaatinin de bulunmadığını, hükümsüzlüğü istenilen marka ile davacının markaları arasında renk ve şekil olarak bir benzerlik bulunmadığını, markaların ortalama tüketici gözüyle rahatlıkla ayırt edilebileceğini ve markalar arasında emtia benzerliği bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka Hakkının İhlali - Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davaya konu markanın davacının hükümsüzlük iddiasına dayanak yaptığı markaları ile kullanılan boynuzlu büyükbaş hayvan figürü, "..." ibaresi ve kullanılan renkler itibariyle ayırt edilemeyecek düzeydeki benzerliği yanında, bir bütün olarak davaya konu markanın ülke içinde oldukça tanınmış olan davacıya ait marka ile olan bu benzerliğinin davacının markasının ayırt edici karakterine zarar verme ihtimalinin bulunduğu ve davalının hükümsüzlüğü talep edilen davaya konu markayı fiilen kullandığına dair somut delillerin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...