Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9205 E. , 2024/1033 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9205 Karar No : 2024/1033 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) …Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) … Valiliği (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. … DİĞER DAVALI : … Belediye Başkanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜR
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9205 E. , 2024/1033 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9205 Karar No : 2024/1033 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) …Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) … Valiliği (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. … DİĞER DAVALI : … Belediye Başkanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, mülkiyeti Ağrı Belediyesine ait birbirine birleşik iki iş yerinin tahliyesine ilişkin işlemin yargı kararı ile iptal olunduğundan bahisle taşınmazlardan tahliye edilmesi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 281.273,09-TL maddi ve 250.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının tahliyeye ilişkin bildirimler üzerine ve en geç tahliyenin gerçekleştiği tarih itibariyle ticari faaliyetin devamı sağlamak adına işyerlerini başka yere taşıyabilecekken bunu yapmadığı, kendi mülkiyetinde bulunmayan iş yerlerinin herhangi bir sebeple tahliyesi halinde ticari faaliyetlerinin başka bir yerde devamına engel bir durumun olmadığı, Türk Telekom bayiilik sözleşmesinin tarafların onayı ile iş yeri adresinin değiştirilebileceğinin belirtildiği dikkate alındığında idareye izafe edilecek kusur durumu ve nedensellik bağı gibi etmenlerin tayini yönünden işlem ile zarar arasındaki illiyet bağını kesildiği, illiyet bağının kesilmesinin davacıdan kaynaklandığı, ayrıca idarece işyerinin tahliyesinin icrasının tahliye işlemine açılan davada ilk derece mahkemesinin ret kararı üzerine gerçekleştirildiği hususu da gözetildiğinde iddia edilen zararın davacının kendi iradi eyleminden ve ya eylemsizliğinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine; manevi tazminat yönünde ise, telekom bayilik sözleşmesinin iptal edildiği ve davacının bu sektörde çalışmasının durduğu gözetildiğinde, bu kayıp nedeniyle elem ve üzüntü duyacağı ve işlemin tesisinde kusurlu olan idare tarafından davacının duyduğu bu elem ve üzüntünün bir nebze olsa da karşılanması amacıyla davacıya manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılmış olup, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL tutarındaki kısmının iptal davasının açılma tarihi olan 10/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Valilik tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı Ağrı Valiliği tarafından, tahliye ile manevi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir. Davacı tarafından, tahliye işlemine açılan davada işlemin iptaline karar verildiği ve kesinleştiği, iş yerinden tahliye edildikten sonra telekom bayiilik sözleşmesinin sonlandırdığı ve 17 yıllık bayiiliğinin hukuki olmayan bir işlemle bittiği bu sebeple itibarının zedelendiği, bölge idare mahkemesinin illiyet bağını kabul etmekle birlikte maddi tazminat talebini reddetmesinin çelişki teşkil ettiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 339. maddesinin 2. fıkrasında; kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine de konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı hüküm altına alınmış, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesinde; "Diğer mevzuatta, bu Kanun veya Türk Borçlar Kanunuyla yürürlükten kaldırılmış ya da değiştirilmiş bulunan kanunların maddelerine yapılan yollamalar, o maddeleri karşılayan yeni hükümlere yapılmış sayılır. Bununla birlikte, bu Kanunun 1 inci maddesinin hükümleri saklıdır." hükmüne yer verilmiş, 10. maddesinde açık bir şekilde 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunu'nun yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiştir. Yasa koyucunun aynı düzenlemeyi 2886 sayılı Kanun için öngörmediğinden, dava konusu olayda uygulanan 75. maddenin halen yürürlükte bulunduğu anlaşılmaktadır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle 75. maddesinin 1. fıkrasında, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden, bu Kanun'un 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, ecrimisilin idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilerek isteneceği; 3. fıkrasında, kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edileceği, aksi halde ecrimisil alınacağı; 4. fıkrasında ise, işgal edilen taşınmaz malın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği hükümlerine yer verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinde de 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesi hükümlerinin belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı hükmü yer almaktadır. Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik'in "tahliye" başlıklı 89. maddesinde, "(1)Kiraya verilen, irtifak hakkı kurulan veya kullanma izni verilen taşınmazlardan süresi dolduğu hâlde tahliye edilmeyen, sözleşmesi feshedilen veya herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın fuzuli olarak işgal edilen Hazine taşınmazlarının tahliyesi; hasat sezonu, iş ve hizmetlerin mevsimlik faaliyet dönemi de dikkate alınarak. İdarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülki amirince en geç onbeş gün içinde sağlanarak, taşınmaz İdarece görevlendirilecek memurlara boş olarak teslim edilir (...)" hükmüne yer verilmiştir. 2886 sayılı Kanun’un 75. maddesinde, Hazine arazileri üzerindeki taşınmazların tahliyesine ilişkin olarak idarelere verilen mülki amirden tahliye talep etme yetkisinin 13/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesi hükmü uyarınca, mülkiyeti belediyelere ait taşınmazlar için belediyeler tarafından da kullanılması mümkündür. Davacının temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı idarenin temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme; Dosyanın incelenmesinden, davacının Ağrı Belediye Başkanlığına ait fotoğraf stüdyosu ve telekom bayiiliği iş yeri olarak faaliyetinde bulunduğu birbirine bitişik iki adet iş yerinin kiracısı iken, söz konusu işyerine ait kira süresinin bittiği ve ayrıca kira bedelinin ödenmediğinden bahisle 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesi uyarınca anılan taşınmazda bulunan işyerinden tahliye edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Ağrı Valiliği işleminin iptali istemiyle açılan davada, …. İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddi yolundaki karar, davacının istinaf başvurusu üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kabul edilerek dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu sırada 30/11/2018 tarihinde tahliyenin icrasının gerçekleştiği, davacı tarafından 05/11/2019 tarihinde tahliye işlemine açılan davada verilen mahkeme kararı uyarınca kiracılık hakkının yeniden tesisi için davalı Ağrı Belediye Başkanlığına başvuruda bulunulduğu, ancak taşınmazın yıkılması üzerine davacı tarafından tahliye işlemi dolayısıyla uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, Ağrı Belediye Başkanlığı tarafından, taşınmazların 2886 sayılı Kanun uyarınca 02/05/2000 tarihinde dava dışı Şükrü Yıldırım isimli şahsa kiraya verildiği, 21/06/2001 tarihli Ağrı Belediyesi Encümen kararı ile söz konusu şahsın kira kontratının 05/07/2004 tarihine kadar uzatıldığı, bu arada 24/06/2003 tarihli encümen kararıyla iş yerinin aynı şartlarla davacıya devrine izin verildiği, dolayısıyla davacının kira sözleşmesinin 05/07/2004 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra davacı ile herhangi biçimde bir kira sözleşmesi yapılmadığı, 12/06/2017 gün ve 1703 sayılı Ağrı Belediye Başkanlığı işlemiyle taşınmazın tahliye edilmesinin davacıdan istenildiği, taşınmazın tahliye edilmemesi üzerine 2886 sayılı Kanunun 75 inci maddesi kapsamında taşınmazın tahliye edilmesinin Ağrı Valiliğinden istenilmesi üzerine tahliye işleminin yapıldığı görülmüştür. Yukarıda belirtilen gerek 2886 sayılı Kanun’un 75. maddesi gerekse Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik ile Hazineye ait taşınmazların işgali sonucu tahliyesine ilişkin özel hükümler getirilmiş olup, kira sözleşmesinin bitimi üzerine fuzuli şagil durumuna düşen kişilerin tahliyesinin, 2886 sayılı Kanun’un 75. maddesi uyarınca mülki amirden istenebilmesine imkan tanınmıştır. 2886 sayılı Kanun'da ilgili idarenin talebi üzerine mülki idare amirine tahliye işlemini gerçekleştirmek görevi verilmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işyerinin üç yıl süre ile davacı idare tarafından 02/05/2000 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye kiraya verildiği, kira süresinin 05/07/2004 tarihinde sona ermiş olmasına rağmen taşınmazların tahliye edilmediği görüldüğünden, kira sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren davacının dava konusu taşınmazlarda fuzulen işgalci konumunda olduğundan bahisle Ağrı Belediye Başkanlığının talebi üzerine Valilik tarafından tahliye işleminin yapıldığı görülmüştür. Temyize konu İdare Dava Dairesi kararında davalı Ağrı Valiliği tarafından davacıya manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş ise de, Valiliğin tahliye konusunda kanunla verilen yetkinin karar verici değil uygulayıcı olduğu, bu hususta ilgili idarenin tasarrufu ile bağlı olduğu dikkate alındığında kendisine kusur izafe edilemeyeceğinden tazminat konusunda sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davalı Valiliğin kusurlu olduğundan bahisle davacıya 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi yolundaki temyize konu İdare Dava Dairesi kararının buna ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı … Valiliğinin temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacının maddi tazminat isteminin reddi ve manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Anılan İdari Dava Dairesi kararının davalı Ağrı Valiliği tarafından davacıya … TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır; 127. maddesinin 5. fıkrasında ise, merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nda 9. maddesinin (D) bendinde, valinin adli ve askeri teşkilat dışında kalan bütün Devlet daire, müessese ve işletmelerini, özel işyerlerini, özel idare, belediye, köy idareleriyle bunlara bağlı tekmil müesseseleri denetleyip, teftiş edebileceği düzenlenmiştir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinin 4. fıkrasında, işgal edilen taşınmazın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği düzenlenmiştir. Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi amacıyla kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisini mülki amirler aracılığı ile yapmaktadır. Merkezi yönetim işlemler üzerinde vesayet denetimini, mahalli idarelerin işlemlerini iptal etme, onama, izin verme veya yerine geçerek karar alma şeklinde ortaya çıkabilir. İdari vesayet yetkisini kullanan merkezi yönetim, yerinden yönetim kuruluşlarının kararlarını yerine göre tasdik, fesih eder veya yürütmesini durdurabilir, ancak söz konusu kararları düzeltemez ve değiştiremez. İdarenin nasıl ve ne şekilde hareket edeceğinin kanunlarla belirlendiği hallerde idare bağlı yetki içerisindedir. İdarenin serbestçe hareket etme imkanının bulunduğu durumlarda ise idarenin takdir yetkisinden söz edilir. İşgal edilen taşınmazın 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesinde idarenin talebi üzerine mülki idare amirliği tarafından tahliye işlemi yapılabileceği belirtilmekle birlikte, idarenin talebinin hukuka aykırılık taşıması veya tasarruf yetkisi olmadığı halde taşınmazın tahliyesinin istenmiş olması gibi durumlarda mülki amirlikçe tahliye işleminin koşulsuz biçimde uygulanacağı anlamını taşımayacağı, idarenin talebinin hukukilik denetimini yapabileceği, bunun sonucu olarak talebi kabul etmeyebileceği gibi talebi kabul ederek taşınmazı tahliye edebileceği yani mülki amirliğin idarenin tahliye talebini değerlendirirken işlemin hukuka ve mevzuata uygunluğunu denetlemekle de görevli olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla bağlı yetki kapsamında belediyenin her talebinin mülki amirlikçe kabul edilerek uygulanamayacağı açıktır. Mülki amirliğin kanunla verilen tahliye yetkisini, aslında idarenin hukuka aykırı işlemlerini denetleme görevini de içeren vesayet yetkisinin bir yansıması olarak kabul etmek de gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden, Ağrı ili, Merkez Leylakpınar Mahallesi, 84 ada, 3 parsel sayılı mülkiyeti Ağrı Belediyesine ait taşınmaz üzerinde bulunan davacıya ait iş yerlerinin, kira süresinin bittiği ve kira bedelinin ödenmediğinden bahisle 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesi uyarınca tahliyesine ilişkin 30/04/2018 tarih ve 3020 sayılı Ağrı Valiliği işleminin iptali istemiyle açılan davada Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdare Dava Dairesinin 26/09/2019 tarihli ve E:2019/726, K:2019/1217 sayılı kararıyla mahkeme kararı kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve anılan kararın kesinleşmesi üzerine davacı tarafından hakkında yapılan hukuka aykırı işlem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararların tazmini için bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, belediyeye ait taşınmazda kiracı olan davacının sözleşmesinin süresinin sona erdiğinden bahisle belediye tarafından mülki idare amirliğinden taşınmazın tahliyesinin istenildiği, davacıya ait işyerlerinin tahliyesi yolunda tesis edilen işleme karşı açılan davada davacı haklı bulunarak işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, idarenin tahliye işleminin hukuka aykırılığının yargı kararıyla ortaya konulması karşısında, belediyenin tahliye istemini değerlendiren mülki idare amir talebin hukuki denetimini yaparak tahliye istemini reddetmesi gerekirken, bunu yapmadığından, davacının tahliye edilmesinde kusurlu ve dolayısıyla davacının zararlarının oluşmasına neden olduğu, bunun da tazminat sorumluluğunu gerektirdiği açıktır. Bu itibarla, davacının maddi ve manevi zararlarının hesaplanarak karşılanması gerektiğinden, Bölge İdare Mahkemesi tarafından davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın bozulması yolundaki Daire kararına katılmıyoruz.