T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:08/04/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:08/04/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senedine mahsus yolla Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde örnek 10 ödeme emrinin müvekkiline 02/10/2018 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince tebliğ edildiğini, müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun olmadığını, davalı ile müvekkili arasında hiç bir beşeri ilişkinin de olmadığını, müvekkilinin ... ile ... Mahallesi'nde birlikte yaşadığını, ...’ın kardeşi olan ...'nın bir süre kardeşinin evinde ikamet ettiğini, bu nedenle tanıştığı davacıya "Sana araba almanda yardımcı olayım, sen her zaman pazara gelemezsin, ben fırsat kollarım hesaplı bir şekilde sana araba alabilirim" diye müvekkilini kandırarak ikna ettiğini ve bu amaçla 4 adet açık bono imzalattığını, bu senetlerde borçlu ismi ve borçluya ait T.C. kimlik numarasının ... tarafından yazıldığını, davacının sadece 4 adet bonoya imza atarak ...’ya teslim ettiğini, ...’nın müvekkilinden aldığı bonolar ile araba satın alınmaması üzerine müvekkilinin ... aracılığı ile bonoları geri istediğini, ...'nın üç adet bono aslını müvekkiline iade ederek dördüncü bonoyu kaybettiğini beyanla iade etmediğini, müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın müvekkiline teslim edildiğini, daha sonra araya girenlerin ricasını kıramayan müvekkilinin ... hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini, müvekkilinin 07/05/2018 tarihinde şikayetten vazgeçmesi üzerine ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin şikayetinden vazgeçmesi üzerine sanığın cüzdanından elde edilen eşyaları 01/06/2018 tarihinde kendisine teslim edilerek ...'nın serbest bırakıldığını, ...’nın takibe konu bonoyu sahte olarak düzenlemesi de mümkün olduğundan müvekkilinin imzasının benzetilmiş olma ihtimalinin de bulunduğunu belirterek Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında müvekkilinin mağduriyetine neden olunmaması için icra işlemlerinin dava sonuna kadar takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının yasal hamil olmaması ve takibe konu bononun sahte olarak düzenlenmiş olması nedeniyle müvekkilinin borcu olmadığının tespitine, takibin iptaline, haksız ve kötü niyete dayalı icra takibi nedeniyle %20 den az olmamak üzere icra tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı tarafın müvekkili aleyhine açmış bulunduğu davanın kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın iddialarının tamamının gerçek dışı olduğunu, davacının borcunın senet ile de sabit olduğunu, dava konusu senetteki imzanın davacı tarafa ait olduğunu, davacının borcunu ödediğine ilişkin bir ödeme belgesinin de davacı tarafça sunulmadığını, davaya konu senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispatlar bir kayıt olmadığını, zira icraya konu bu senedin teminat senedi olmadığını, senede karşı iddiaların yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, davacının iddialarının borcunu ödememek, ödemesini geciktirmek amacıyla yapılan gerçek dışı iddialar olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde ...'nın davacıya "Sana araba almanda yardımcı olayım, sen her zaman pazara gelemezsin, ben fırsat kollarım, hesaplı bir şekilde sana araba alabilirim" diye kendisini ikna ettiğini ve 4 adet senet imzalattığını iddia ettiğini, davacı tarafın dilekçesinde bahsettiği bu hususun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, insanın daha ortada olmayan bir araba için araba pazarına gidemeyeceği düşüncesiyle araba alınacak diye kime verileceği belli olmayan 4 adet açık senet vermesinin hiç mantıklı olmadığını, davacının iddiaları da kendi içinde çelişkili olup dava dilekçesinde ilk sayfada 4 adet açık senet verdim derken, 3. sayfada senetteki imza benzetilmiş de olabilir gibi bir ikileme girdiğini, davacının nasıl bir şekilde durma kararı alabilirim diye düşündüğü kanaatinde olduklarını, icra takibine konu senet ile davacının borcunun sabit olduğunu, senet borcu ödenmeyince davacı aleyhine Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının açıldığını, icra takibine konu bononun Türk Ticaret Kanunu'nda yazılı tüm hususları taşıdığını, açılan işbu davanın borcu ödemekten kaçınmaya yönelik olarak açılmış olup davacı yanın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek tedbir talebinin reddi ile davacının açmış olduğu haksız davanın reddine, davacı tarafın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, davacının %10 dan aşağı olmamak üzere para cezasına çarptırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Dosyada mevcut Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının 27/01/2022 tarihli 5. Celsesinde sanık ...'ın mahkeme huzurundaki savunmasında ... ile bir sene kadar birlikte yaşadıklarını, ...’nın ...’in yengesi olduğunu, ...'in zamanında ...' ve ...'in kardeşi İbrahim'e 250.000 TL borç para verdiğini söylediğini, bu parayı onlardan geri alamadığını, bunun karşılığında senet koyacağını, bu senedi ...'in doldurduğunu ve kendisi (...) üzerinden icraya koyulduğunu, ... cezaevinde olduğu için imza yetkisi olmadığından imza yetkisini kendisine verdiğini, vasiliğini kendisine verdiğini, önceki ifadelerini ...’in psikolojik baskısından dolayı verdiğini, bu senedi kendisinin almadığını ve yazmadığını ikrar ettiği anlaşılmıştır. Davalının ceza dosyasındaki bu beyan ve ikrarı uyarınca HMK 188/1. maddesi uyarınca davaya konu bononun davalı tarafça iddia edildiği gibi davalı tarafından davacıya verilen borç karşılığı düzenlenmediği hususu çekişmeli olmaktan çıkmıştır. Mahkememizce davalının ceza dosyasındaki iş bu beyanı incelendiğinde, davalı beyanının mahkeme içi ikrar niteliğinde olup kesin delil niteliğinde olduğundan ve yazılı delil niteliği taşıdığından, bu suretle ispat yükü üzeride olan davacının davasını ispat ettiği" gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak 250.000,00 TL bedelli bonodaki imzanın davacı borçlu tarafından açıkça kabul edildiğini, davacının mevcut borcunu ödememek ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını geciktirmek amacıyla kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, söz konusu borcun olmadığını sadece soyut ve varsayımlar ile iddia eden davacının borcu ödediğine ilişkin yazılı belge sunmadığını, Yerel Mahkemenin kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik ilkesini ihlal ederek temel borç ilişkisindeki sakatlığın senedin geçerliliğine zarar vermeyeceği kuralını göz ardı ettiğini, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira kimsenin borçlu olmadığı kişiye açık senet vermeyeceğini, Denizli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin aynı borca itiraz konulu davasında lehlerine hüküm kurulduğunu, bu kararın İstinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, kesinleşen bu kararlarda bononun kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, imzanın borçlunun eli ürünü olduğu ve açığa senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yasal düzenlemeye uygun olarak ispat edilemediğinin sabit olduğunu, buna karşılık Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşmiş bir kararı hükme esas almayarak aynı somut olaya ilişkin birbiriyle çelişen ikinci bir karar meydana getirdiğini ve müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, açığa senet iddiasının yazılı delil ile ispatlanması gerektiğine dair Yargıtay kararlarının da mevcut olduğunu ileri sürerek davanın reddine ve takibin devamına karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davaya konu Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 250.000,00 TL bono bedeli, 14.424,65 TL işlemiş faiz, 750,00 TL komisyon olmak üzere toplam 265.174,65 TL alacağın tahsili istemiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda; davacı dava dilekçesinde açıkça icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş ancak dava değeri olarak bono bedeli olan 250.000,00 TL'yi göstermiş ve harcını da bu bedel üzerinden yatırmıştır. Davacı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiğinden dava değeri 265.174,65 TL olup, İlk Derece Mahkemesince eksik harç tamamlatılmaksızın davaya devam olunduğu anlaşılmaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Anılan kanun maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde, yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz. Mahkemece verilecek süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Bu doğrultuda, harç eksikliğinin verilecek süre içinde giderilmemesi durumunda dava dosyası hakkında öncelikle işlemden kaldırma kararı verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu durumda; Mahkemece dava değeri olan 265.174,65 TL üzerinden harç hesaplanmak suretiyle alınması gerekli karar ve ilam harcının 1/4'ü oranında peşin harcın yatırılması için davacıya uygun bir süre verilerek harcın tamamlanmasının istenilmesi, harç ikmal edilmediği taktirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harç tamamlanır ise yargılamaya devam olunarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de; menfi tespit davasında davanın kabulü halinde takibin iptaline karar verilemeyecektir. Yerel Mahkemece davaya konu bono nedeniyle menfi tespit hükmü kurmak ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca takibin iptaline de karar verilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç olarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, eksik harca ilişkin 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca işlem yapılması ve yukarıda yapılan açıklamalar da nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi yönünden dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekillinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.4. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce davacıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgili tarafa İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02/12/2025 ...