Araştırma Makale | Research Article KHM, Cilt:5 Sayı:2, 2025, s. 779-811. Geliş Tarihi | Received: 01.07.2025 Kabul Tarihi | Accepted: 22.09.2025 Yayın Tarihi | Published: 30.10.2025 doi: 10.59909/khm.05.02.012 İntihal | Plagiarism: Bu makale, en az iki hakem tarafından incelendi ve intihal içermediği teyit edildi. | This article has been reviewed by at least two referees and scanned via a plagiarism software. MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKTA HAKKANİYET VE GÖZETİLEN MENFAATLER
Araştırma Makale | Research Article KHM, Cilt:5 Sayı:2, 2025, s. 779-811. Geliş Tarihi | Received: 01.07.2025 Kabul Tarihi | Accepted: 22.09.2025 Yayın Tarihi | Published: 30.10.2025 doi: 10.59909/khm.05.02.012 İntihal | Plagiarism: Bu makale, en az iki hakem tarafından incelendi ve intihal içermediği teyit edildi. | This article has been reviewed by at least two referees and scanned via a plagiarism software. MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKTA HAKKANİYET VE GÖZETİLEN MENFAATLER EQUITY IN PRIVATE INTERNATIONAL LAW AND CONSIDERED INTERESTS Dr. Öşr. Üyesi Burcu ğrge Erdoşan* ÖZ Milletlerarası özel hukuk, devletler arasında maddi hukuk farklılıklarının yol açtığı uyuşmazlıkları çözmek amacıyla oluşturulan bir hukuk disiplinidir. Ancak bu disiplin yalnızca teknik kurallar bütününden ibaret değildir; aynı zamanda çeşitli menfaat dengeleriyle ve hakkaniyet ilkesiyle yakından ilişkilidir. Bu çalışmada, milletlerarası özel hukukun gözettiği temel menfaatler (taraf menfaati, düzen menfaati, işlem menfaati, maddi hukuk adaleti ve devlet menfaati) ve bu menfaatler arasındaki ilişkiler hakkaniyet kavramı çerçevesinde incelenecektir. Milletlerarası özel hukuk kurallarının amacı, yabancı unsurlu uyuşmazlıkları adil, öngörülebilir ve düzenli biçimde çözmektir. Bu kurallar, bireylerin işlem güvenliğini ve haklarının tanınmasını sağlamak üzere, tarafların en yakın irtibatlı olduğu hukuk sistemini esas alarak belirlenir. Kanunlar ihtilafı kuralarının gösterici nitelikte oluşu maddi hukuk adaleti adına bazı boşlukların oluşmasına neden olabilmektedir. Türk iç hukukunda hâkimin takdir yetkisini ve hakkaniyet ilkesine dayalı sorumluluğunu hatırlatan birçok düzenleme bulunmasına rağmen, kanunlar ihtilafı alanında hâki- min yalnızca uygulanacak hukuku belirlemekle yetinip, bu hukuku doğrudan ve bütüncül bir biçimde uygulamakla yükümlü olduğu yönünde yerleşik bir uygulama görülmektedir. Özellikle atıf ve yabancı hukukun uygulanması konularında yer alan risklerin değerlendirilmesi faydalı olacaktır. Çalışmamızda, menfaatler arası çatışmaları ve hak- kaniyetin bu süreçteki işlevini tartışmayı amaçlıyoruz. Anahtar Kelimeler: milletlerarası özel hukuk adaleti, kanunlar ihtilafı, hakkaniyet, taraf menfaati, düzen menfaati. * Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Ana Bilim Dalı. 0000-0002-3178-3904 ! burcuirge @gmail.com Bu eser Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. This work is licensed under Attribution-NonCommercial 4.0 International. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 780 K M H ABSTRACT Private international law is a legal discipline established to resolve disputes arising from differences in subs- tantive law between states. However, this discipline is not merely a set of technical rules; it is also closely related to various balances of interests and the principle of fairness. In this study, the fundamental interests that international private law seeks to protect (party interest, order interest, transaction interest, substantive legal justice, and state interest) and the relationships between these interests will be examined within the framework of the concept of fairness. The indicative nature of conflict of laws rules may lead to certain gaps in substantive legal justice. Although Turkish domestic law contains many provisions reminding judges of their discretionary power and responsibility based on the principle of fairness, there is an established practice in the field of conflict of laws whereby judges are limited to determining the applicable law and are obliged to apply that law directly and comprehensively. The risks associated with references and the application of foreign law have been assessed. The purpose of international private law rules is to resolve disputes involving foreign elements in a fair, predictable, and orderly manner. In our study, we aim to discuss how conflicts of interest are resolved and the role of fairness in this process. Keywords: conflicts justice, conflict of laws, equity, party interest, order interest.. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 781 K M H GİRİŞ Milletlerarası özel hukuk, farklı devletlerin hukuk sistemlerinin kesiŞtişi özel hukuk iliŞ- kilerinde, hangi ülke hukukunun uygulanacaşını belirlemektedir. Kanunlar ihtilafı kuralları temelde teknik ve nötr gibi görünse de özünde karmaŞık bir adalet anlayıŞına dayanır. Zira bir uyuŞmazlıkta uygulanacak hukukun seçimi yalnızca başlantı kurallarıyla belirlenmez; aynı za- manda bireylerin meŞru beklentileri, devletlerin düzen ihtiyacı ve uluslararası iliŞkilerin denge- siyle doşrudan iliŞkilidir. Milletlerarası özel hukuk tüm hukuk dalları gibi, bir adalet sorununu çözmeyi amaçlar. Bu sorun, farklı deşer yargılarını temsil eden hukuk sistemleri arasında faaliyet göstermesi ve geleneksel olarak bu farklılıkları aŞan bir "meta-hukuk" olarak algılanması nedeniyle özellikle karmaŞıktır. ÇatıŞma adaleti (conflicts justice) olarak tanımlanan kendine özgü adaleti, uygula- nacak hukukun belirlenmesi yoluyla saşlanmaya çalıŞılır. Yabancı unsura sahip bir olay, iŞlem ya da hukuki iliŞki söz konusu olduşunda, bu du- rum o olayı yalnızca Türk hukukuyla deşil, baŞka bir ülkenin hukuk düzeniyle de irtibatlı hale getirir. Bu başlamda, somut olaya doşrudan Türk hukukunun uygulanması mümkün olmaz; önce hangi ülke hukukunun uygulanacaşı belirlenmelidir. Zira yabancı unsurun varlışı, olayın sadece Türk hukukuna deşil, baŞka bir hukuk sistemine göre de deşerlendirilebileceşini göste- rir. Bu nedenle, milletlerarası özel hukukta uygulanacak hukukun tayin edilmesi ve buna göre maddi hukukun iŞletilmesi, doşru ve adil bir sonuca ulaŞılmasını hedefler. Bu çerçevede, ka- nunlar ihtilafı hukuku, maddi hukuk adaletinin saşlanmasına yönelik olarak usuli bir iŞlev görmektedir1. Yabancı unsurlu bir uyuŞmazlıkta, başlayıcı nitelikteki kanunlar ihtilafı kuralla- rının göz ardı edilmesi, maddi hukuk bakımından hatalı ya da eksik sonuçlara yol açabilir2. Dolayısıyla, bu alanın varlık sebebi, özü itibarıyla adaleti temin etme gayesidir. Ancak kanunlar ihtilafı hukukunun adaleti saşlama yönelimi, klasik anlamda maddi hukuk adaletine deşil, bu disipline özgü bir adalet anlayıŞına dayanmaktadır. Zira bu alanda amaçlanan adalet, doşrudan hakkaniyete veya sonucu en adil görünen çözüme ulaŞmaktan ziyade, başlama teknişi ve taraf- sızlık ilkeleriyle Şekillenen metodolojik bir adalet modelidir. Türk doktrininde bu yaklaŞım, genellikle "milletlerarası özel hukuk adaleti" ya da "milletlerarası özel hukuk hakkaniyeti" kav- ramlarıyla tanımlanmaktadır. Bu çalıŞmada milletlerarası adalet anlayıŞının dayandışı temel deşerler ve koruduşu menfaatler ayrıntılı biçimde ele alınacaktır. Adaletin saşlanması bakımından milletlerarası özel hukukun rolü, sadece uygulanacak hukukun belirlenmesine indirgenemez; bunun yanında çeŞitli menfaatler arasında hakkaniyete uygun bir denge kurulması da zorunludur. Bu çerçevede milletlerarası özel hukukta temel 1 Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara: Yetkin Yayıncılık, 5. Baskı, 2025, s. 34; Gülören Tekinalp, Milletlerarası Özel Hukuk Bağlama ve Usul Hukuku Kuralları, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 13.Baskı, 2020, s. 27. 2 Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul: Beta Basım, 23. Baskı,2021, s. 14; Sibel Özel vd. Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul: Onikilevha Yayıncılık, 3. Baskı, 2024, s. 23; Cemal Şanlı, Emre Esen ve İnci Ataman Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul: Beta Basım, 11. Baskı, 2024, s. 30; Hacı Can, Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara: Adalet Yayınevi, 6. Baskı, 2023, s. 130; Aysel Çelikel ve B.Bahadır Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul: Beta Basım, 18.Baskı 2024, s. 40; Vahit Doğan, Alper Çağrı Yılmaz ve Lale Ayhan İzmirli, Milletlerarası Özel Hukuk Ankara: Savaş Kitabevi, 11.Baskı, 2025, s. 289. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 782 K M H olarak beŞ ana menfaatin gözetildişi kabul edilir. Bunlar: taraf menfaati, düzen menfaati, iŞlem menfaati, maddi hukuk adaleti ve devlet menfaatidir3. Bu çalıŞmanın temel amacı, bahsi geçen menfaatler arasındaki iliŞkiyi ve bunlar arasında ortaya çıkan çatıŞmaları hakkaniyet ilkesi başlamında incelemektir. Zira hakkaniyet, bu men- faatlerin sadece dengelenmesinde deşil, aynı zamanda uygulama kararlarının meŞruiyetinde de belirleyici bir rol oynar. Böylece milletlerarası özel hukukun yalnızca teknik bir disiplin deşil, iŞlevsel ve normatif derinlişe sahip bir alan olduşu gösterilecektir. I. KAVRAMLAR A. HAKKANİYETİN HUKUKİ NİTELİĞİ Hakkaniyet, adaletin somut olayda gözetilmesi gereken yönü olarak tanımlanabilir4. Klasik pozitivist yaklaŞımlar hakkaniyeti normatif sistem dıŞında tutsa da, özellikle özel hu- kukta normların katılışı karŞısında yumuŞatıcı bir unsur olarak iŞlev görür. Bu başlamda hak- kaniyet, yalnızca insani bir erdem deşil; hukukî çatıŞmaların çözümünde de kurucu bir rol oynar. Hakkaniyet ilkesi, Roma hukukunun temel kavramlarından biri olan “aequitas” teri- mine dayanmaktadır5. Aequitas, kelime anlamıyla “eŞitlik”, “uygunluk” veya “denge” anlamla- rına gelir6. Roma hukukunda, ius strictum yani katı hukuk kurallarının adaletsiz sonuçlar do- şurabildişi durumlarda, aequitas ilkesi bu katılışı yumuŞatmak ve somut olayda adil sonuçlara ulaŞmak amacıyla devreye girerdi7. Dolayısıyla hakkaniyet, tarihsel kökleri itibarıyla pozitif hu- kuka karŞı deşil, onu tamamlayıcı ve dengeleyici bir normatif prensip olarak ortaya çıkmıŞtır. Her ne kadar “adalet”, “hakkaniyet” ve “uygunluk” gibi kavramlar kesin ve evrensel sınırlarla tanımlanmamıŞ olsa da her somut olayda belirli ölçütlere göre deşerlendirilmiŞlerdir. Bu kav- ramlar, nesnel bir çerçeveden ziyade akıl ve vicdan yoluyla yapılan deşerlendirmelere dayanan, görece nitelikte bir ölçüt sunmaktadır8. Modern hukuk sistemlerinde hakkaniyet ilkesi, dürüstlük (bona fides), adalet ve esneklik kavramlarıyla iç içe geçmiŞ Şekilde deşerlendirilir. Bu başlamda hakkaniyet, yalnızca pozitif hukuk kurallarının mekanik uygulanmasından doşabilecek katı sonuçları yumuŞatma amacı taŞımaz; aynı zamanda somut olayın özelliklerine duyarlılık göstererek, hukukî yorumun vic- danla ve toplumsal deşerlerle uyumlu olmasını saşlar. Bu yaklaŞım, hakkaniyetin yargılamada 3 Güngör, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 74; Tekinalp, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 29; Şanlı, Esen ve Ataman Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 32-33; Nomer Devletler Hususi Hukuku, s. 20. 4 Anıl Çeçen, Adalet Kavramı, İstanbul: Astana Yayınları, 5. Baskı, 2020, s. 49-50; Talip Kabadayı, “Hakkaniyet Adaletin Temelidir” Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 15 (2013), s. 49-57 5 Aequitas kavramı Türk hukuk literatüründe farklı terimlerle karşılanmaktadır. Bazı yazarlar bu kavramı “hakka- niyet” olarak ifade ederken, bazıları ise “nasafet” terimini tercih etmektedir. 6 Peter Stein, Roman Law in European History, Cambridge University Press, 1999, p. 23. 7 Ümit Vefa Özbay, “Roma Hukuku’nda ve Çağdaş Hukukta Hakkaniyeti Sağlama Yolları” Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2/1, (Ocak 2016), 121-145; Kadir Gürten, Roma Hukukunda Hakkaniyet (Aequıtas), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk (Roma Özel Hukuku) Anabilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara, s. 30. 8 Arnaldo Biscardi, On Aequitas and Epieikeia, Greene Fund for Equity Studies, Aequitas and Equity: Equity in Civil Law and Mixed Jurisdictions, ed. by Alfredo Mordechai Rabello, Jerusalem 1997, s. 3-4. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 783 K M H normatif adaletin saşlanmasına yönelik tamamlayıcı bir ilke olduşunu ortaya koyar9. Özellikle hâkimin takdir yetkisini kullanırken hakkaniyet çerçevesinde davranması, bireyler arası iliŞki- lerde adil dengeyi kurma amacı taŞır10. Türk hukuk doktrininde “hakkaniyet” ve “nasafet” kav- ramları eŞanlamlı olarak kullanılmıŞtır ve halen de eŞanlamlı olarak kullanılmaktadır11. Hakka- niyet ilkesinin en sistematik Şekilde kurumsallaŞtışı hukuk düzenlerinden biri, Anglo-Ameri- kan hukuk sistemidir. Hakkaniyet ilkesi, Anglo-Amerikan hukuk sisteminde yüzyıllar süren evrimsel bir süreç sonucunda başımsız bir mahkeme pratişi olan "equity curtis" ile kurumsal- laŞmıŞtır. Bu sistemde, katı yasa kurallarının bireysel adalet gerekliliklerine cevap veremedişi durumlarda, yargıçlara hakkaniyete dayalı esneklik tanınmıŞtır. Böylece Anglo-Amerikan hu- kuku, hakkaniyet ilkesini hem hukuki karar süreçlerinde hem de içtihatlar yoluyla sistematik biçimde uygulayan nadir hukuk düzenlerinden biri olmuŞtur. Burada equity, tarihsel olarak Common Law’un yetersiz kaldışı veya katı kurallarla adaletsiz sonuçlara yol açtışı durumlarda uygulanan başımsız bir hukuk rejimidir12. Equity mahkemeleri, Kralın İansölyesi (Chancellor) nezdinde faaliyet göstererek vicdan ve adalet temelinde kararlar vermiŞtir. Modern Anglo-Ame- rikan hukukunda equity hâlâ etkili Şekilde kullanılmaktadır13. Hakkaniyet kavramı hem pozitif hukuk düzenlemeleri hem de adalet arayıŞı başlamında ele alınmalıdır. Ayrıca modern hukuk sistemlerinde, özellikle mahkemelerce verilen kararların toplumsal vicdanı da tatmin edecek Şekilde adil ve ölçülü olmasını saşlayan bir denge unsuru olduşu savunulmaktadır14. Hakkaniyet, yalnızca hukuk kurallarının tamamlayıcısı deşildir, aynı zamanda adaletin somut olayda gerçekleŞtirilmesini saşlayan etik ve iŞlevsel bir ilkedir. John Rawls, “hakkaniyet olarak adalet” yaklaŞımında bireyi ahlaki ve rasyonel bir özne olarak merkeze alır ve özgürlük ile eŞitlik ilkelerini bu birey temelinde uzlaŞtırmayı hedefler15. Rawls’a göre adalet, hak kavramının “iyi”ye öncelişiyle ve herkesin eŞit temel özgürlüklere sa- hip olmasıyla baŞlar16. Rawls’ın adalet anlayıŞına göre, ilk olarak herkesin ifade özgürlüşü ve oy hakkı gibi eŞit temel haklara sahip olması gerekir. ğkinci olarak ise, sosyal ve ekonomik 9 Brian Bix, Jurisprudence: Theory and Context, Sweet & Maxwell 2012, s. 88. 10 Hakkaniyet kavramı çerçevesinde belirtildiği üzere, bir kanun hükmünün olaylara mekanik biçimde uygulan- ması, kanunun amacıyla bağdaşmayan ve adalete aykırı sonuçlar doğurabilir. Bu durum, adalet sağlama amacıyla hareket edilirken tam tersine adil olmayan kararların verilmesine neden olabilir. Medeni Kanun hâkimlere yal- nızca normları uygulamakla yetinmeyip, takdir yetkilerini kullanarak olayın özelliklerine göre karar verme serbes- tisi sağlamaktadır. Hâkimin takdir yetkisine dayanarak verdiği karar ise doktrinde "hakkaniyet kararı" olarak ni- telendirilmektedir. Eylem Ümit Atılgan, “Hakkaniyet Kavramı ve Hâkimlerin Hukuki Yorum ve Hakkaniyete İlişkin Algıları Üzerine Bir Emprik Araştırma” Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 64/2 (Haziran 2015), s. 507-530 11 Adnan Güriz, “Adalet Kavramının Belirsizliği”, Adalet Kavramı Semineri, Türkiye Felsefe Kurumu- Alman Kültür Merkezi, Haziran 2015, s. 20. 12 Asaf Raz, “The Original Meaning Of Equity” Washington Unıversity Law Review 102(2024), s. 541, 600. 13 Roderick Prit Meagher, Meagher, Gummow & Lehane’s Equity: Doctrines & Remedies, LexisNexis But- terworths:2014, 5th Edition, 2002; p. 88-95; Philip H. Pettit, Equity and the Law of Trusts, Oxford University Press, 12th edn, 2012. 14 Atılgan, “Hakkaniyet Kavramı ve Hâkimlerin Hukuki Yorum ve Hakkaniyete İlişkin Algıları Üzerine Bir Emp- rik Araştırma”, s. 517. 15 John Rawls, A Theory of Justice, London: Harvard University Press, 1.st edn, 1971, p. 45. 16 Mehmet Kanatlı, “John Rawls’ın Hakkaniyet Olarak Adalet İlkelerinde Özgürlük ve Eşitlik Sorunu Üzerine” Akademik İncelemeler Dergisi 15/2 (2020), s. 681–693. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 784 K M H eŞitsizlikler ancak toplumun en az avantajlı kesiminin yararına olduşu sürece meŞru kabul edi- lebilir17. B. MADDİ HUKUKTA HAKKANİYET Hukuk teorisi bakımından hakkaniyet, pozitif hukuk normları ile doşal adalet ilkeleri arasında bir denge arayıŞının tezahürüdür. Maddi hukuk alanında ise bu ilke, genellikle yasa hükümlerinin yorumlanmasında, boŞlukların doldurulmasında veya hâkimin takdir yetkisinde adil sonucun saşlanmasına yönelik olarak iŞlev görür. Maddi hukukta hakkaniyet, taraflar arasındaki somut uyuŞmazlıkta, kanun metninin lafzi uygulanması yerine, olayın özelliklerine, tarafların davranıŞlarına, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına göre daha adil bir çözüm getirilmesini saşlayan esnek bir ilkedir. Buradaki temel amaç, mevzuatın mutlak uygulanmasından kaynaklanabilecek objektif haksızlıkları düzeltmek ve sübjektif adaletin gerçekleŞtirilmesine imkân tanımaktır. Hâkime, sadece yasa metniyle de- şil, toplumsal deşerlerle ve adalet duygusuyla da karar verme imkânı tanır. Ancak bu takdir, her zaman hukukun genel ilkeleriyle uyumlu olmalı, keyfilişe dönüŞmemelidir. Doşru uygu- landışında, hakkaniyet ilkesi, maddi hukukun yaŞayan adalet boyutunu temsil eder. Türk hu- kukunda hakkaniyet, hem genel ilkelerde hem de özel maddelerde açıkça yer bulur18. C. MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKTA HAKKANİYET Milletlerarası özel hukuk adaleti maddi hukuk adaletinden farklıdır. Milletlerarası özel hukuk adaleti, kanunlar ihtilafı sistemiyle hukuk düzeninin objektif yöntemine has bir adalet anlayıŞıdır, maddi hukuk sonucu ile ilgilenmez19. Milletlerarası özel hukuk adaletinin saşlan- ması bakımından bazı menfaatlerin oluŞtuşu kabul edilmektedir. Bunlar: taraf menfaati iŞlem menfaati, düzen menfaati, devlet menfaati ve milletlerarası toplumun genel menfaatidir20. Ko- runan menfaat, hukuki iŞlem, olay ve iliŞkiye göre deşiŞir; aynı kuralda bir ya da birden çok menfaat gözetiliyor olabilir. Milletlerarası özel hukuk adaletin içerişini oluŞan menfaatler, hu- kuki iŞlem, olay veya iliŞkinin türü, nitelişi ve özelliklerine uygun başlama kurallarının oluŞtu- rulması uygulanması ve gerektişinde bertaraf edilmesinde rol oynamaktadır. Milletlerarası özel hukukta hakkaniyet ilkesi, sadece Şekli başlama kurallarıyla deşil, aynı zamanda farklı hukuk düzenleri arasında adaleti ve dengeyi saşlayacak içeriksel yaklaŞımlarla da iliŞkilidir21. Bu başlamda, sadece teknik kurallara dayalı tarafsızlık deşil, aynı zamanda 17 Rawls, A Theory of Justice, s. 47. 18 S. K. Chattopadhyay, “Equity in International Law: Its Growth and Development”; Georgia Journal of Interna- tional & Comparative Law, No. 2, s. 381-411, 1975. Tiong Min Yeo, “Private International Law from the Equitable Jurisdiction: Private International Law from the Equitable Jurisdiction: Imperialism, Universalism and Pluralism Imperialism, Universalism and Pluralism” 2010, s. 3. https://ink.library.smu.edu.sg/yph_lect/3/ 19 Milletlerarası özel hukuk adaleti, somut olay zemininde işlemekle kör bir özellik taşır, Güngör, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 72. 20 Gerhard Kegel and Klaus Schurig, Internationales Privatrecht: Ein Studienbuch, C.H.Beck, 9 th edn 2004, p. 56-60. 21 Uluslararası hukuk doktrininde hakkaniyet kavramı farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Örneğin Tomas Roth- pfeffer, hakkaniyeti, yazılı hukuk kaynaklarına dayanmayan ancak bireysel uyuşmazlıklarda adil çözümler üret- meyi hedefleyen bir meşrulaştırma aracı olarak nitelendirir. Francesco Francioni ise hakkaniyeti, yargılamanın adil ve makul biçimde yürütülmesini sağlayan bir ilke olarak görmektedir. Buna karşılık Paul Reuter, kavramın Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 785 K M H tarafların menfaatleri, iŞlemin güvenlişi ve kamu düzeni gibi deşerler de dikkate alınmaktadır. Kanunlar ihtilafı hakkaniyeti, lex fori ile yabancı hukuk arasında dengeli bir tercih yapılarak, kamu düzeni istisnası hariç tutulmak üzere, eŞdeşer hukuk sistemleri arasında geçiŞkenlik saş- layabilecek bir esneklik içerir22. Milletlerarası özel hukukta hakkaniyet, yalnızca bir denge aracı deşil, aynı zamanda hu- kuki karar verme süreçlerini meŞrulaŞtıran temel bir ilkedir23. Taraf menfaati, düzen menfaati, irade serbestisi ve maddi hukuk adaleti arasındaki çatıŞmaların her biri, kendi içinde haklılık barındırır. Hakkaniyet, bu çatıŞmalar arasında baş kurarak hem birey hem toplum lehine iŞle- yen dinamik bir yargılama etişi ortaya koyar. Savigny için milletlerarası özel hukukun temel amacı, her hukuki iliŞkinin doşasına en uygun hukukun belirlenmesiyle ilgili bir arayıŞtır. Savigny'nin adalet anlayıŞı, her Şeyden önce hukukun tutarlı ve öngörülebilir bir Şekilde uygulanmasıyla ilgilidir. Kanunlar ihtilafı kuralla- rının görevi, hangi hukukun adil sonuç vereceşini araŞtırmak deşil, sadece hangi ülke hukuku- nun uygulanacaşını belirlemektir. BaŞka bir ifadeyle, milletlerarası özel hukukta amaç maddi adalet deşil, ihtilaf adaleti (conflict justice) saşlamaktır24. Savigny’e göre; yabancı hukukun tat- biki bir devletin dişer devlete saygı göstermesinden ileri gelmez. Bunun esası devletlere ve fert- lere temin ettişi menfaattir25. Savigny'den bu yana, kanunlar ihtilâfı hukukunun temel amacı, yabancı unsur içeren uyuŞmazlıklara, uyuŞmazlışın kendisinden doşduşu hukukî iliŞkinin olay ve taraflar açısından en sıkı iliŞki içinde bulunduşu devletin hukukunun uygulanmasını saşlamak suretiyle, söz ko- nusu uyuŞmazlışın maddi hukuk açısından en doşru ve en adil çözüme kavuŞturulmasıdır26. Gerhard Kegel'in milletlerarası özel hukuk alanındaki hakkaniyet ve menfaatler yakla- Şımı, "Interessenjurisprudenz" (Menfaat Hukuku) adı verilen bir metodoloji üzerine kuruludur ve Savigny'nin klasik sisteminden 20. yüzyılın menfaat hukukuna bir köprü olarak görülür. Kegel, bu yaklaŞımı Avrupa'da 1953'ten itibaren geliŞtirmiŞtir27. Currie'nin yaklaŞımlarından farklı olarak, Kegel'in teorisi belirli milletlerarası özel hukuk menfaatlerine ve kendi adalet hem kulağa hoş geldiğini hem de oldukça belirsiz olduğunu ifade eder; Reuter’e göre hakkaniyet, özellikle yargı ve tahkim kararlarında eşitliğe, orantılılığa ve belirli bir sonuca ulaşmaya hizmet eder. Darien Shanske ise hakka- niyeti, yazılı hukuk normlarının ötesine geçen adalet anlayışı olarak tanımlar. Ayrıntılı bilgi için bkz. Ruth Lapı- doth, “Equity in International Law” American Society of International Law Proceedings, (81/1987) s. 138-147; Ceren Zeynep Pirim, “Uluslararası Hukukta Hakkaniyetin Normatif Niteliği” Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 7/26 (Nisan 2016), s. 169-201. 22 Chattopadhyay, s. 395 23 Alex Mills, Party Autonomy in Private International Law, Cambridge University Press, 1 st edn, 2018, p. 53. 24 Friedrich Carl von Savigny, Private International Law and the Retrospective Operation of Statutes, Guthrie tr, T & T Clark 1880, 12 vd. 25 Yılmaz Altuğ, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1. Baskı, 1973) s. 138. 26 Turgut Turhan “İsviçre Devletler Özel Hukuku Federal Kanununda Sözleşmeden Doğan Borçlara Uygulana- cak Hukuk ve Türk Hukuku” 41/1-4 (1989-1990), AÜHFD, s. 119-149. 27 Axel Flessner- Interessenjurisprudenz im internationalen Privatrecht (1989); Peter Hay, Interessenjurisprudenz im Internationalen Privatrecht (Reviewed Book) The American Journal of Comparative Law, 39/2 (Spring, 1991), pp. 437-444. Axel Flessner, Kegel'in menfaatlerinin genellikle soyut, genelleyici, gerçek dışı, hatta hayali olma eğiliminde olduğunu savunmaktadır. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 786 K M H anlayıŞına odaklanmıŞtır. Ona göre, kanunlar ihtilafı kuralları farklı menfaatleri dengelemeli ve uzlaŞtırmaya çalıŞmalıdır. Kıta Avrupası hukuk sisteminin benimsedişi çaşdaŞ kanunlar ihtilafı yaklaŞımında, ya- bancı unsur içeren özel hukuk iliŞkilerinde, uyuŞmazlıkla en sıkı maddi ve kiŞisel başa sahip olan hukukun gerektişinde yabancı bir devletin hukuku da olsa uygulanması temel ilke olarak benimsenmektedir. Bu tercih, yalnızca teknik bir zorunluluktan ibaret olmayıp, aynı zamanda milletlerarası özel hukuk başlamında hakkaniyetin ve adaletin gerçekleŞtirilmesi amacını da taŞımaktadır. Dişer bir ifadeyle, uyuŞmazlışa en uygun hukukun belirlenmesi, taraflar açısın- dan daha adil sonuçlara ulaŞılmasını saşlamakta ve bu yönüyle milletlerarası özel hukukta ada- let fikrinin somutlaŞmasına katkıda bulunmaktadır28. Brainerd Currie'nin Amerika BirleŞik Devletleri'ndeki kanunlar ihtilafında menfaat ve hakkaniyet konusundaki yaklaŞımı, "hükümet menfaati analizi" (governmental interest analysis) olarak bilinen bir metodolojiye dayanır29. Roxana Banu’nun kanunlar ihtilafına yönelik yaklaŞımı, geleneksel teorileri eleŞtirel ve tarihsel bir bakıŞ açısıyla yeniden deşerlendirmektedir. Banu, özellikle alanda yerleŞik hale gel- miŞ ayrımları –örneşin “ihtilaf adaleti” ile “maddi hukuk adaleti” arasındaki karŞıtlık– yeniden tartıŞmaya açarak, çoşunlukla göz ardı edilen “iliŞkisel uluslararasıcılık”30 perspektifini ortaya koymaktadır. Bu yaklaŞım, bireyi yalnızca kendi baŞına hareket eden soyut bir özne olarak deşil; çeŞitli topluluklarla kurduşu sosyal başlar çerçevesinde ve ulusötesi düzlemde konumla- nan iliŞkisel bir varlık olarak ele alır31. Banu’ya göre, Savigny’nin teorisi çoşu zaman yanlıŞ yorumlanmakta; bireyci bir yaklaŞım olarak daraltılmakta ve siyasetten başımsız apolitik bir konumda deşerlendirilmektedir. Oysa Savigny’nin düŞüncesi, bireysel özgürlük ile toplumsal başlar arasında bir denge kurma arayıŞına iŞaret eder. Bu hattı geliŞtiren Josephus Jitta ise, hukukun bireyin sosyal gerçeklişiyle uyumlu olması gerektişini, kanunlar ihtilafının soyut ve katı kurallarla deşil, bireyin uluslararası iliŞkilerden doşan makul beklentileriyle Şekillenmesi gerektişini ileri sürmüŞtür. Sonuç olarak, Banu’nun yaklaŞımı devlet merkezli çıkar analizlerine alternatif olarak, bireyin makul beklentilerini ve iliŞkisel adalet anlayıŞını merkeze alan, 28 Ergin Nomer, Davada Yabancı Kanun, İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1. Baskı, 1972, s. 29; Çelikel ve Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 34; Şanlı, Esen ve Ataman Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 25; Faruk Kerem Giray, “Milletlerarası Özel Hukuk Adaletinin 5718 Sayılı MÖHUK Kapsamında Değerlendirilmesi”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 8-9/1-2 (2011-2012), Prof. Dr. Erhan Adal’a Armağan, s. 555-577, Mustafa Erkan, “Türk Milletlerarası Özel Hukuk Sisteminde Yabancı Hukukun Tatbiki: Olan vs. Olması Gereken”, Mil- letlerarası Özel Hukukta Güncel Konular Sempozyumu. Ankara: Yetkin Yayıncılık, 2016, s. 543-555. 29 Herma Hill Kay, “Currie's Interest Analysis In the 21st Century: Losing The Battle, But Winning The War” Willamette Law Review, 37/123 (2001), s. 123-132. 30 “İlişkisel uluslararasıcılık (relational internationalism)” kavramı, bireyin yalnızca bireysel hak ve iradesiyle değil, aynı zamanda toplumsal bağları ve transnasyonel ilişkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan yakla- şımdır. Roxana Banu, Nineteenth Century Perspectives on Private International Law, “Individual- and State-Cen- tered Perspectives in Nineteenth-Century Europe,” in Oxford Scholarship Online (Oxford: Oxford University Press, 2018), 70–92. 31 Roxana Banu, Private International Law and Global Governance Oxford University Press 1 st edn. 2018, ch 6– 7. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 787 K M H hakkaniyet temelli bir paradigma önermektedir. Bu yönüyle, birey odaklı fakat salt bireyci ol- mayan bir özel hukuk teorisinin temellerini atmaktadır32. Werner Goldschmidt’e göre, uyuŞmazlıkla hukuk arasındaki baş sosyolojik, normolojik ya da aksiyolojik nedenlere dayanabilir. Sosyolojik başlantılar yerleŞim yeri veya eŞyanın bu- lunduşu yer gibi fiziki iliŞkilerden kaynaklanır. Normolojik başlantılar vatandaŞlık veya taraf iradesi gibi normatif temellere dayanır. Aksiyolojik başlantılar ise, seçilen hukukun adil bir sonuca ulaŞmayı hedefledişi durumlardır; çocuşun yararına hukukun tercih edilmesi gibi. Bu başlantılar, mekânsal unsurları dıŞlamaz ancak onları deşer temelli bir deşerlendirmeye tabi tutar33. Bu sınıflandırma, mekânsal unsurları dıŞlamaz; ancak onları deşer temelli bir deşerlen- dirme süzgecinden geçirir. Bu noktada hakkaniyet, hem “klasik menfaat tipolojisi” içinde maddi hukuk adaletiyle birlikte iŞlev gören bir ilke olarak, hem de başlama noktası tercihle- rinde yönlendirici rol üstlenen tamamlayıcı bir unsur olarak görülmektedir34. Goldschmidt, milletlerarası özel hukuk normlarının hem yapısal hem de iŞlevsel sorunlarını ortaya koymuŞ- tur. Milletlerarası özel hukuku sadece teknik bir koordinasyon aracı deşil, aynı zamanda etik deşerlere dayalı bir adalet sistematişi olarak yeniden tanımlayan öncü kuramcılardan biridir35. Goldschmidt’e göre; doşrudan hukuki sonucu düzenlemeyen kanunlar ihtilafı kuralları, do- laylı olarak adaletin gerçekleŞmesine hizmet edecek bireysel normların kurulmasına aracılık eder. Hakkaniyet ilkesi, milletlerarası özel hukukta lex fori açısından da önemli etkilere sahip- tir. Mahkeme, uyuŞmazlışa uygulanacak yabancı hukuku belirlerken veya tanıma-tenfiz süreç- lerinde kamu düzeni kontrolü yaparken, kendi hukuku açısından hakkaniyete aykırılık teŞkil eden sonuçlara müdahale edebilir. Örneşin; mahkeme, yabancı hukukun açıkça adaletsiz bir sonuca yol açacaşı kanaatindeyse, hakkaniyet ve kamu düzeni ilkeleri çerçevesinde bu hukukun uygulanmasından kaçınabilmelidir. Milletlerarası özel hukuk adaletinin gerçekleŞebilmesi için; kanunlar ihtilafı kuralları dü- zenlenirken, ilgili hayat iliŞkisiyle en yakın irtibatı tesis eden başlama noktasının seçilmesi ve hayat iliŞkisine uygulanacak yabancı hukuk hükümlerinin, kamu düzeni müdahalesi saklı kal- mak kaydıyla, söz konusu yabancı hukuktaki uygulanma Şekliyle olaya tatbik edilmesi gerekir36. 32 Banu, Private International Law and Global Governence, p. 78. 33 Werner Goldschmidt, Derecho internacional privado – Derecho de la tolerancia, Abeledo Perrot, 10th edn, 2009, p. 211. 34 Werner Goldschmidt, “Rabels Zeitschrift Für Ausländisches Und Internationales Privatrecht” The Rabel Journal of Comparative and International Private Law 40, no. 2 (1976): 312–23. http://www.jstor.org/stable/27876004. 35 Alejandro Aldo Menicocci, “The Justice of Private International Law: Equality and the Difference Principle.” In Philosophical Foundations of Private International Law, edited by Roxana Banu, Michael S. Green, and Ralf Michaels, 301–319. Oxford: Oxford University Press, 2024. 36 Giray, “Milletlerarası Özel Hukuk Adaletinin 5718 Sayılı MÖHUK Kapsamında Değerlendirilmesi”, s. 556. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 788 K M H II. MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKTA GÖZETİLEN MENFAATLER A. TARAF MENFAATİ Taraf menfaati bir kiŞinin sıkı başlarla başlı olduşu en iyi bildişi ve beklentisine en uygun düŞen hukukun kendisine uygulanmasındaki menfaat olarak tanımlanabilir. Bu men- faat, genellikle bireyin sosyal çevresiyle, kültürel başlarıyla ve hukuki öngörüleriyle uyumlu olan, içinde yaŞadışı veya faaliyet gösterdişi hukuki sistemin uygulanması ile somutlaŞır37. Ta- raf menfaatinin korunması özellikle kiŞinin Şahsına iliŞkin hukuki durumların düzenlenme- sinde öne çıkar38. Bu çerçevede, bireyin vatandaŞlık başıyla, yerleŞim yeriyle, mutad meskeniyle veya idare merkeziyle başlı olduşu hukuk düzeni, genellikle onun Şahsi hukuku olarak kabul edilir. Kanunlar ihtilafı kuralları Şahsi statüye iliŞkin meselelerde bu başlama noktalarını esas alarak bireyin en yakından iliŞkili olduşu hukuku uygulamak suretiyle, taraf menfaatinin ger- çekleŞmesine katkı saşlar. Taraf menfaati, uyuŞmazlışa taraf olan bireylerin somut çıkarlarının korunmasını ifade eder. Bu yaklaŞımda esas olan, taraf beklentilerinin ve meŞru çıkarlarının zarar görmemesidir. Milletlerarası özel hukukta uygulanacak hukukun belirlenmesi sadece uyuŞmazlışa taraf olan bireyleri deşil, aynı zamanda üçüncü taraf menfaatlerini de etkilemektedir. Taraflar ara- sındaki hukuk seçimi, benzer hukuki iliŞkiler bakımından emsal oluŞturma veya örnek olma yönünden önemlidir. Ayrıca hukuk seçimi hukuki öngörülebilirlişi ve normatif yönlendirmeyi etkiler. Milletlerarası özel hukukta hukuk seçiminin, adalet temelli bir yaklaŞımla yapılandırıl- ması gerektişi savunulmaktadır39. Hukuk seçimi hem tarafların sözleŞme özgürlüşünü zedele- memeli hem de devlet egemenlişi ve eŞitlişi ilkelerini ihlal etmeyecek biçimde sınırlandırılma- lıdır. Bu yaklaŞım, Choice–Equality Foundation (CEF) olarak adlandırılır. CEF modeli, birey- lerin uygulanacak hukuku seçme hakkını, sözleŞme özgürlüşünün yalnızca Şekli deşil, maddi anlamda da gerçek bir rıza ile kullanmalarını öngörür. Böylece, taraf iradesi sadece hukuki biçimle sınırlı kalmaz, içerik bakımından da adil, bilinçli ve makul bir tercih özgürlüşüne da- yanır. Taraf menfaati, kiŞilerin en yakın başa sahip oldukları hukuk sistemine tabi tutulmala- rını esas alır. Bu baş çoşu zaman bireyin vatandaŞı olduşu ülkenin hukukuyla saşlanmakla birlikte, bazı durumlarda mutad meskeni ya da yaŞamını fiilen sürdürdüşü yerin hukuku esas alınabilir. Özellikle kiŞisel statüye iliŞkin meselelerde (örneşin ehliyet, medeni hâl, isim) bu 37 Güngör, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 74; Tekinalp, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 28. 38 Ömer Uğur Gençcan, Milletlerarası Aile ve Usul Hukuku, Ankara: Yetkin Yayıncılık, 1. Baskı, 2020, s. 141- 142. 39 Sagi Peari, The Foundation of Choice of Law: Choice and Equality Oxford University Press, 1st edn, 2018, s. 59- 77. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 789 K M H menfaat ön plana çıkmaktadır. Tarafın hukuk sistemine aŞinalışı ve beklentilerinin uyumu, adil bir çözüm için belirleyici kabul edilmektedir40. B. DÜZEN MENFAATİ Milletlerarası özel hukukta düzen menfaati, sakat veya geçersiz hukuki statü ve iŞlemle- rin doşmasını önleme yönündeki kamusal nitelikli hukuki çıkarı ifade eder. Bu kavram hem ulusal hem de uluslararası düzeyde hukuki istikrar ve tutarlılışın saşlanmasına hizmet eder. Bu başlamda milli karar ahengi (iç karar uyumu), aynı devletin mahkemeleri tarafından verilen kararların kendi içinde çeliŞmemesini; milletlerarası karar ahengi (dıŞ karar uyumu) ise farklı devletlerin kararları arasında uyum ve karŞılıklılışı hedefler41. Özellikle iç karar uyumu, bir ülkenin mahkemelerinin yabancı unsurlu hukuki iliŞki- lerde farklı hukuk kurallarını uygulaması sonucunda aynı iliŞkinin çeŞitli yönlerine iliŞkin ka- rarların birbiriyle çeliŞmemesiyle saşlanır. Örneşin; bir bireyin evlenme ehliyeti, soy başı, mi- rasçılık veya evlat edinme gibi Şahsi hukuka dair statüleri farklı başlama noktalarına göre farklı ülke hukuklarına tabi tutulur ve bu durum bireyin aynı anda hem evli hem de evli sayılmayan biri olarak deşerlendirilmesine yol açarsa, bu durum iç karar uyumunu zedeler. Bu tür çeliŞkili sonuçları önleyebilmek adına, mümkün olduşunca aynı hukuki iliŞkinin tüm yönlerinin aynı hukuk düzenine tabi kılınması hedeflenir. Bu sayede, bireylerin statüleri bakımından yekne- saklık ve öngörülebilirlik saşlanarak hem bireysel hem de toplumsal düzeyde hukuki güvenlik tesis edilir. Düzen menfaati, devletin kamu düzenini, anayasal deşerlerini ve yargı yetkisini koruma arzusudur. Özellikle kamu düzeni istisnası, düzen menfaatinin en net dıŞavurumudur. Bu is- tisna, yabancı hukukun uygulanmasının reddedildişi noktada devreye girer. Ancak burada so- run, devletin koruduşu düzenin evrensel adalet ilkeleriyle her zaman örtüŞmemesidir. Düzen menfaati, hukukun iç tutarlılışını ve sistematik bütünlüşünü korumaya yönelik- tir. Bir hukuk sisteminin iŞlevsellişi, kurallar arasında çatıŞma olmaksızın bütüncül bir yapı içinde uygulanabilmesine başlıdır. Milletlerarası özel hukukta yeknesak kuralların olmaması hem iç hem de milletlerarası düzeyde çözüm birlişinin saşlanmasını zorlaŞtırabilir. Bu sebeple düzen menfaati, iç hukukta karar uyumu (iç çözüm yeknesaklışı), milletlerarası karar uyumu ve nihai olarak maddi gerçeklişe uygun hüküm verilmesi gibi amaçları içermektedir. C. ğŞLEM MENFAATİ Milletlerarası özel hukukta iŞlem menfaati, dişer adıyla favor negotii prensibi hem iŞle- min taraflarının hem de üçüncü kiŞilerin, bir hukuki iŞlemin geçerli sayılmasına yönelik meŞru beklentilerini ifade eder42. Bu ilke, bir devletin ülkesinde geçerli olarak yapılan bir hukuki iŞle- min, dişer devletlerin hukuk düzenlerinde de geçerli kabul edilmesini hedefler. Aksi durumda, aynı iŞlem farklı devletlerde geçersiz sayılabilir; bu da hukuki belirsizliklere ve güvensizlik 40 Güngör, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 74; Tekinalp, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 29; Şanlı, Esen ve Ataman Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 32-33; Nomer Devletler Hususi Hukuku, s. 20. 41 Güngör, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 77. 42 Güngör, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 75. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 790 K M H ortamına yol açar. ğŞte iŞlem menfaati, bu tür “topal” ya da parçalı geçerlilişe sahip hukuki iliŞkilerin ortaya çıkmasını engellemeyi amaçlar. Bu menfaat, özellikle hukuki iŞlemlerin geçer- lilişini kolaylaŞtırıcı yönde tasarlanmıŞ başlama kurallarıyla güvence altına alınır. Hukuki iŞle- min geçerlilişi, sadece yapıldışı ülke açısından deşil, iŞlemin tüm yönleri itibarıyla kabul gör- mesini gerektirir. Bu nedenle, hukukun iŞlem lehine yorumlanması, iŞlemi geçerli kılacak al- ternatif hukukların tanınması veya Şekil kurallarında esneklik tanınması gibi yaklaŞımlar, iŞlem menfaatini gerçekleŞtirmeye hizmet eder. Ayrıca, iŞlem menfaatini gözeten hukukî düzenleme- ler yalnızca hukuk güvenlişini saşlamakla kalmaz; aynı zamanda taraf menfaati ve düzen men- faati ile de örtüŞerek, milletlerarası özel hukuk sisteminin bütünsel adalet anlayıŞına katkıda bulunur. Hukuki iŞlemlerin geçerlilişi ve güvenilirlişi hem taraflar hem de üçüncü kiŞiler açısın- dan iŞlemlere duyulan güvenin korunmasını zorunlu kılar. Bu başlamda hukuki öngörülebi- lirlişin saşlanması, açıklık, iŞlem kolaylışı ve üçüncü kiŞilerin korunması gibi ilkeler doşrultu- sunda Şekil Şartları ve ehliyet hükümlerine iliŞkin kuralların özenle belirlenmesi gereklidir. Bu ihtiyaca cevap veren temel ilkelerden biri de iŞlem güvenlişi prensibidir. ğŞlemin yapıldışı yer hukukunun uygulanmasını öngören locus regit actum ilkesi ile iŞlemin tabi olduşu hukuk ku- rallarının belirlenmesi, iŞlemlerin geçerlilişi ve iŞlerlişi açısından temel rol oynar43. ğŞlem güvenlişi ilkesinin bir gereşi olarak, bir kiŞinin kendi milli hukukuna göre ehli- yetsiz olmasına raşmen, iŞlemin yapıldışı ülke hukukuna göre ehil sayılması hâlinde, bu kiŞinin yaptışı iŞlemler geçerli kabul edilir. Türk hukukunda bu prensip Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun44 (MÖHUK)’un 9/2. maddesinde düzenlenmiŞtir. Anılan hü- küm, kiŞinin milli hukukuna göre ehliyetsiz sayılması hâlinde dahi, iŞlemin yapıldışı yer hu- kukuna göre ehil kabul ediliyorsa, yapılan iŞlemin geçerlilişini koruyacaşını öngörmektedir45. Ancak bu kural, aile hukuku, miras hukuku gibi kiŞisel statüye iliŞkin alanlarda ve yabancı ülkedeki taŞınmazlara iliŞkin iŞlemlerde uygulanmamaktadır. Bu yaklaŞım, yalnızca Türkiye’de yapılan iŞlemlerle sınırlı kalmamakta, iŞlemin hangi ülkede yapıldışından başımsız olarak iŞlem güvenlişini saşlama amacına yöneliktir. Günümüzde pek çok devletin kanunlar ihtilafı kural- larında benzer düzenlemelere yer verilmiŞ olup, uluslararası özel hukukta iŞlem güvenlişi pren- sibi, hukuki öngörülebilirlişin ve adil iŞlem güvencesinin saşlanmasında temel ilkelerden biri olarak kabul edilmektedir. D. MADDİ HUKUK ADALETİ Maddi hukuk adaleti, gösterici kanunlar ihtilafı sistemine sahip olan Türk kanunlar ih- tilafı hukukunun temel adalet anlayıŞı olmamakla birlikte bütünüyle göz ardı edilmiŞ de 43 Bahar Küpe, Milletlerarası Özel Hukukta Şekil, Ankara: Adalet Yayınları, 2021, s. 21; Begüm Süzen, Milletle- rarası Özel Hukukta Hukuki İşlemlerin Şekline Uygulanacak Hukuk, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2020, s. 254. 44 Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, Kanun Numarası: 5718, Kabul Tarihi: 22.11.2007, RG 12.12.2007/26728. 45 Tekinalp, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 28; Şanlı, Esen ve Ataman Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 31; Nomer Devletler Hususi Hukuku, s. 19-20. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 791 K M H deşildir. Türk hukukunda maddi hukuk adaletini saşlamaya yönelmiŞ veya belirli bir maddi hukuk sonucunu hedeflemiŞ çok sayıda ihtilaf kuralı bulunduşu belirtilmelidir. Bazı durumlarda, taraflar arasında ciddi dengesizlikler söz konusudur ve maddi adaletin saşlanması için biçimsel eŞitlik anlayıŞının ötesine geçilmesi gerekir. Burada devreye giren de- şer, hukukun zayıf olanı koruyucu yönüdür. Yargıcın yabancı hukuku "o hukuk sistemi gibi" uygulaması gerektişi düŞüncesi, maddi adaletin saşlanmasında önemli ama zorlayıcı bir gerek- liliktir. Milletlerarası özel hukukta temel yaklaŞım kanunlar ihtilafı hakkaniyeti üzerine kurul- makla birlikte bu alan tamamen Şekli eŞitlikle sınırlı deşildir. Maddi hukuk başlamındaki hak- kaniyet ilkeleri de belirli ölçüde göz önünde bulundurulmaktadır. Özellikle taraflardan zayıf olanın korunmasına yönelik kuralların geliŞtirilmesi ve “daha sıkı iliŞkili hukuk” istisnası, ka- nunlar ihtilafı kurallarının yol açabileceşi potansiyel adaletsizlikleri dengeleme amacına hizmet etmektedir. MÖHUK’ta yer alan birtakım kurallarda hâkime tanınan takdir yetkisi, yalnızca teknik bir başlantı tespitinden ibaret olmayıp aynı zamanda zayıf tarafı gözeten maddi adaletin saşlanmasına da katkı sunmaktadır. Milletlerarası özel hukukta yer alan bazı kanunlar ihtilafı kuralları, yalnızca teknik bir başlantı iŞlevi görmekle kalmaz, aynı zamanda maddi hukuk sonucuna doşrudan etki eden normlar olarak iŞlev kazanır. Bu kurallar, özellikle tüketici sözleŞmeleri (MÖHUK m. 26/1) ve bireysel iŞ sözleŞmeleri (m. 27/1)46 gibi sosyal açıdan korunmaya muhtaç tarafları ilgilendiren alanlarda ortaya çıkmakta ve maddi hukuk adaletine katkı saşlamayı hedeflemektedir47. Bu başlamda, sıkı iliŞkili hukukun tespiti ve uygulanması da ad hoc temelde maddi hukuk zemini dikkate alınarak gerçekleŞtirilmekte; böylece, deşiŞken sosyal ve hukuki durumlara göre en adil sonuca ulaŞmak amaçlanmaktadır. Uygulamada bu yaklaŞım, sadece teknik başlantılar deşil, aynı zamanda normatif olarak adalet deşeri taŞıyan tercihlere dayanmaktadır. Nitekim iŞçinin daha elveriŞli bir hukuki korumadan faydalanmasını saşlamak amacıyla MÖHUK m. 27/son hükmü, maddi hukuk adaletine yönelmiŞ bir tercih olarak ŞekillendirilmiŞtir. Aynı Şekilde, soybaşının kurulması amacı taŞıyan MÖHUK m. 16/1’de de maddi hukuk açısından doşru- dan sonuca etkili bir düzenleme öngörülmüŞ; bu da kanunlar ihtilafı kurallarının yalnızca yön- temsel deşil, öz itibarıyla da deşer taŞıyan bir içerik kazandışını göstermiŞtir. Öte yandan, Türk hukukunda benimsenen gösterici sistem çerçevesinde maddi hukuk adaleti, çeŞitli ihtilaf ku- rallarıyla desteklenmektedir. Örneşin, iŞlem güvenlişini saşlamak amacıyla getirilen MÖHUK m. 9/2 veya Türk Ticaret Kanunu m. 766/2 gibi hükümler, yalnızca başlantı noktasını deşil, aynı zamanda iŞleme yön veren maddi içerikleri de gözetmektedir. Ayrıca MÖHUK m. 20/3 hükmü, Türkiye'deki mirasçılara yönelik düzenlemeleriyle yine adalet düŞüncesini merkeze alan normatif tercihlere örnek teŞkil eder. Milletlerarası özel hukukta tüketici sözleŞmelerinde koruma, genellikle tüketicinin mu- tad meskeninin bulunduşu ülke hukukuna dayanır48. Bu tercihin amacı, tüketiciye en avantajlı 46 Konuyla ilgili bkz. Anayasa Mahkemesi Kararı Esas Sayısı: 2023/158 Karar Sayısı: 2024/187 Karar Tarihi: 5/11/2024 R.G.Tarih-Sayı : 10/3/2025-32837. 47 Güngör, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 81. 48 Süzen, Milletlerarası Özel Hukukta Hukuki İşlemlerin Şekline Uygulanacak Hukuk, s. 264. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 792 K M H hukuku saşlamak deşil, onun en aŞina olduşu hukuk sistemiyle haklarını etkin biçimde koru- maktır. Böylece, tüketici dıŞ pazarlarda hak kaybına uşramaktan korunur. Mutad mesken hu- kuku, uyuŞmazlıkla en sıkı iliŞkili hukuk olarak kabul edilir ve bu yolla hakkaniyeti saşlayan çözüm hedeflenir. Buradan hareketle, milletlerarası özel hukuk sistemlerinin nihai amacı, doş- rudan maddi hukuk adaletini tesis etmek deşil; uyuŞmazlıkla en yakından ilgili ve taraflar açı- sından en adil sonucu verecek milletlerarası özel hukuk adaletini saşlamaktır. Bu ayrım, uyuŞ- mazlıklarda başlama kurallarının iŞlevini anlamak açısından temel bir öneme sahiptir. E. DEVLET MENFAATİ Devlet menfaati ise doşrudan uygulanan kurallar aracılışıyla devletin temel çıkarlarının ve kamu yararının korunmasına yöneliktir. Bu kurallar, sadece iç hukukla sınırlı kalmaz; uy- gulanacak yabancı hukuka, ya da üçüncü bir devlet hukukuna iliŞkin olabilir. Hâkimin huku- kuna ait kuralların, ihtilafı çözmede başlayıcı etkisi bu kapsamda devletin hukukî egemenlişi ve iç düzenini koruma amacına hizmet etmektedir49. Milletlerarası özel hukuk başlamında doşrudan uygulanan kurallar, belirli alanlarda ya- bancı hukuka yönlendirme yapan başlama kurallarına baŞvurmadan, doşrudan uygulanacak maddi hukuk normları olarak iŞlev görmektedir. MÖHUK m. 6’ya göre; yabancı hukuk uy- gulanacaksa bile, düzenlemenin amacı ve kapsamı itibarıyla Türk hukukunun doşrudan uygu- lanan kuralları kapsamına giren durumlarda, ilgili Türk mevzuatı doşrudan uygulanacaktır. Bu düzenleme, devletin kendi kamu menfaatini ve hukuk politikasını korumaya yönelik bir amaca hizmet eder. Devlet menfaati, devletin egemenlik ilkesinden kaynaklanan menfaatidir. Özellikle baş- lama kurallarının belirlenmesinde, devletler kendi kamusal, ekonomik veya politik çıkarlarını gözetme eşilimindedir. Devlet menfaatleri, bireysel özgürlüklerin ötesine geçen alanlarda, özel- likle kamu düzenini etkileyen dıŞ ticaret kısıtlamaları (ithalat–ihracat yasaşı, gümrük denetim- leri) veya stratejik sektörlerde ön plana çıkar50. III. MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK HAKKANİYETİNİ ETKİLEYEN KONULARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Milletlerarası özel hukukun esaslı unsurlarından olan atıf, yabancı hukukun uygulan- ması ve kamu düzeni meseleleri günümüzün hukuk düzeni içinde yeniden deşerlendirilmeye muhtaçtır. Hukukun temel prensiplerinin birlikte deşerlendirilmek süratiyle bu kurumların hakkaniyet başlamında ele alınması faydalı olacaktır. A. ATIF Atıf (renvoi), bir ülkenin kanunlar ihtilafı kurallarının, ihtilafı çözmesi için bir baŞka ülkenin hukukunu göstermesi; ancak bu ülke hukukunun da kendi kanunlar ihtilafı 49 Güngör, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 80; Tekinalp, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 28. 50 Elçin Aktan, “Konsorsiyum Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk” der. Sibel Özel ve Hatice Selin Pürselim Arning Atipik Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk, İstanbul: Oniki Levha Yayınevi, 2024, s. 221. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 793 K M H kurallarıyla baŞka bir ülke hukukunu veya hâkimin ülke hukukuna geri göndermesi durumu- dur51. Türk Hukuku'nda kural olarak yabancı hukukun maddi hukuk hükümleri uygulanır- ken, atıf sadece kiŞi ve aile hukuku kapsamında52 ve bir defa uygulanmaktadır. Atfın uygulan- ması konusunda hâkimin takdir yetkisi yoktur. Türk milletlerarası özel hukukunda birçok ko- nuda hukuk seçimi serbest olmakla birlikte, aile hukuku alanında bu imkân yalnızca evlilik mallarına iliŞkin konularda sınırlı hukuk seçimi mümkündür. Atıf uygulamasının temel amacı, milletlerarası özel hukukta adaletin saşlanması ve kararların tutarlılışının korunmasıdır. Özel- likle uyuŞmazlık konusu olan hukuk sisteminin baŞka bir devleti yetkili kılması, o sistemin uyuŞmazlıkla iliŞkisinin sınırlı olduşunu ifade ettişi Şeklinde de yorumlanabilir. Bu durumda atfın dikkate alınması hem yetki iradesine saygı hem de hakkaniyet açısından isabetli olacaktır. Günümüzde yaygın olan eşilim, atfın ne tamamen reddi ne de koŞulsuz kabulüdür. Bu- nun yerine, atfın yalnızca sınırlı durumlar ve özel alanlarda uygulanmasının uygun olduşu yö- nündedir. Avrupa Birlişi düzenlemelerinde ise Roma Tüzükleri (Roma I, II, III) atfı dıŞlamakla birlikte, AB Miras Tüzüşü (2012/650) ile sınırlı da olsa atfa yer verilmiŞtir. ICSID gibi bazı uluslararası anlaŞmalar da atfı açıkça kabul eden düzenlemeler içermektedir. Alman, Avusturya ve ğsviçre hukuklarında atıf teorisi genel kabul görürken, ğngiliz hukukunda daha özel ve sınırlı bir atıf yaklaŞımı benimsenmiŞtir. Bu çeŞitlilik, atfın milletlerarası özel hukukta evrensel bir kuramdan ziyade, somut olaya göre Şekillenen esnek bir kavram olarak deşerlendirilmesi ge- rektişini göstermektedir53. MÖHUK m. 2/3’e göre atıf yalnızca tek dereceli atıfa yer verilmiŞtir. Bu sınırlamanın amacı, hukuki öngörülebilirlişi saşlamak ve karmaŞık uyuŞmazlıklarda hâkimin karar alanını daraltmaktır54. Bir görüŞe göre; atfın taraflarla en sıkı iliŞkili hukuku tespit etmeye hizmet ettişi ileri sürülse de bu durumun her zaman kesin olarak ifade edilmesinin yanlıŞ olduşunu savunur. Yazara göre; atfın uygulanmasının tarafların hukuki bir uyuŞmazlıkta hangi hukukla karŞı kar- Şıya kalacaklarını bilmemeleri sonucunu doşurduşunu ve bunun vatandaŞlar açısından tam bir belirsizlik olduşunu dile getirir55. Farklı bir görüŞe göre yazar; milletlerarası karar ahengi, atıf teorisiyle deşil, ülkelerin milletlerarası özel hukuk sistemlerinin yeknesaklaŞtırılmasıyla tam olarak saşlanabileceşi savu- nulmuŞtur. Milletlerarası sözleŞmelerin çoşunda atfın reddedilmesi de yazarın bu görüŞünü 51 Atıf ilkesi, farklı hukuk sistemlerinin bağlama noktalarının çakışmasından doğan normatif uyuşmazlıkların çö- zümünde başvurulan yöntemlerden biridir. Bu prensibin ilk uygulaması, Fransız Yargıtayı’nın ünlü “Forgo” ka- rarında ortaya konmuştur. Aysel Çelikel, “Türk Milletlerarası Özel Hukuku’nda “Atıf” Prensibi’nin Uygulan- ması” 3/2 (1983), Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni 2. 52 TTK m. 766’da ise, özellikle kambiyo senetlerine ilişkin hükümlerde, atıf açık biçimde kabul edilmiştir. 53 Can Yöney, Yabancı Hukukun Uygulanması İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık 2018, s. 139-141. 54 Merve Acun Mekengeç, “5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Kapsa- mında Atıf (Renvoi) Prensibinin Uygulanması” 17/3-4, (2013) EÜHFD, s. 237, 283. 55 Acun Mekengeç çalışmasında çözüm olarak, MÖHUK'ta bir değişiklik yapılarak atıfın uygulanması istenen konularda hâkime takdir hakkı bırakılmasını tercih edilebilir bir yol olarak önerir. Ayrıca yazar, İngiliz Huku- ku'nda olduğu gibi atıfın uygulanmasının talebe bağlı olması esasının da benimsenebileceğini, hâkime taraflarla gerçek bir ilgisi olmayan bir hukukun uygulanmasından vazgeçme yetkisi verilmesi gerektiğini savunur. Biz de yazarın görüşüne katıldığımızı belirtmek isteriz. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 794 K M H desteklemektedir56. Bizim de katıldışımız görüŞe göre; atıf uygulanması kimi durumlarda aynı hukuki sorunun dolaylı olarak ikinci kez gündeme getirilmesine yol açabileceşi gibi, “topal iŞlem” olarak ifade edilen dengesiz sonuçlara neden olabilmektedir. Bu durum, tarafların hu- kuki iŞlem ya da iliŞkiye dair meŞru beklentilerini zedeleyebileceşi için, atfın kabulü isabetli deşildir. Milletlerarası düzeyde kararların uyumlu ve tutarlı olması hedefi ise, ancak kanunlar ihtilafı kurallarının uluslararası düzeyde yeknesaklaŞtırılmasıyla saşlanabilir. Nitekim bu doş- rultuda yapılan uluslararası özel hukuk sözleŞmelerinde, atfın sistematik olarak reddedilmesi, bu görüŞü güçlendiren bir geliŞme olarak deşerlendirilebilir. Görüldüşü üzere, atıf teorisi oldukça karmaŞık ve tartıŞmalı bir alandır57; bu teori, Anglo-Amerikan ve Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde uzun süredir tartıŞma konusu olmuŞ- tur. Doktrinde genel eşilim, atfın tümüyle kabulü veya reddi yerine, somut uyuŞmazlışın do- şası ve adaletin tesisi bakımından uygun olan çözümün tercih edilmesi gerektişi yönündedir. Özellikle bazı ihtilaflarda atfın kabulü hem tarafların beklentilerine hem de iŞlemin geçerlili- şine katkı sunabilir. Örneşin bir evlenmenin geçerlilişi veya bir vasiyetnamenin sıhhati gibi konularda atfın kabulü, iŞlemlerin tanınması ve adil çözümlere ulaŞılması açısından elveriŞli sonuçlar doşurabilir. Ancak atfın uygulanmasının hâkime geniŞ bir takdir yetkisi tanıdışı dü- Şüncesi de eleŞtiriye açıktır. Bu durumun, mahkeme kararlarının öngörülebilirlişini zedeleye- ceşi ve tarafların hangi hukukun uygulanacaşına dair önceden bir fikir sahibi olamamasına neden olacaşı savunulmaktadır. Zira karar sonucu, atfın kabul edilip edilmemesine başlı olarak ciddi Şekilde deşiŞebilecektir. Bu da tarafların, verilen hükümle ilgili “eşer mahkeme Şu hu- kuku seçseydi lehimize olurdu” gibi bir Şüphe taŞımalarına yol açar ve objektiflişi zedeler. Türkiye’de ise MÖHUK m. 2 gereşince hâkimin, Türk kanunlar ihtilafı kurallarının gösterdişi yabancı hukuku re’sen uygulama yükümlülüşü bulunmaktadır. Buna göre hâkim, yalnızca gösterilen yabancı hukuku deşil, bu hukukun kendi kanunlar ihtilafı kuralları gereşi yönlendirdişi hukuku da göz önünde bulundurmakla yükümlüdür. Dolayısıyla MÖHUK sis- teminde sınırlı ve açık kurallar dıŞında hâkime bu konuda takdir yetkisi tanınmamıŞtır. Bu başlamda, örneşin iŞlem geçerlilişinin saşlanması amacıyla atıfa baŞvurulması mümkündür; ancak düzenleme, belirlilik ve önceden öngörülebilirlik temelinde yapılmalıdır58. Biz atıf konusunda bunun aile ve kiŞiler hukukuyla sınırlandırılması ve artık bu konu- lardaki uluslararası sözleŞmelerde de yeknesak olarak atfın reddedilmesine dayanarak ve pek tabi hâkimin kendi hukukunu kanunlar ihtilafı kuralları ile bir bütün olarak ele alarak 56 Barış Mesci, Milletlerarası Özel Hukukta Atıf (Renvoi) T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti- tüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (2014), s. 19-20. Yazar, teorinin temelinde faydacı bir düşüncenin varlığı ve milletlerarası özel hukuk adaletine hizmet etmekten ziyade, hâkimin kendi hukukunu (lex fori) uygulamasını sağlayan bir araç olduğu sonucuna varmaktadır. 57 Atıfla kabul etmeyen Osman Fazıl Berki görüşüne göre mahkeme kanunun yetkili kıldığı yabancı kanunun devletler hususi hukukuna müteallik hükümleri değil münhasıran iç hukuka taalluk eden hükümleri uygulamak gerekir. Buna göre affın kabulü doğru değildir zira kabili tatbik kanun mahalli devletin kanun ihtilafları kaideleri ile tayin ve tespit olunur. Osman Fazıl Berki, Türk Hukukunda Kanunlar İhtilafları, Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları 1971, s. 35. Aksi yönde atfın kabul eden görüşler ise; Muammer Reşit Seviğ, Yılmaz Altuğ, Mustafa Reşit Belgesay, Nihal Uluocak ise atfı kabul etmektedir, bkz. Altuğ, Devletler Hususi Hukuku, s. 146. 58 Çelikel ve Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 130-131. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 795 K M H uygulamasını doşru bulmaktayız. Buna göre ikincil Şekilde hukuki öngörülebilirlişi de zedele- dişini düŞündüşümüz atıf müessesesini reddettişimizi belirtmek isteriz. B. YABANCI HUKUKUN UYGULANMASINDA HAKKANİYET Milletlerarası özel hukuk literatüründe, yetkili yabancı hukukun içerişine ulaŞılamadışı hal- lerde nasıl bir yöntem izlenmesi gerektişi, farklı yaklaŞımlara konu olmuŞtur. Bu başlamda öne çıkan görüŞlerden biri, doşrudan lex fori’nin maddi hukukuna baŞvurulmasının yerine, öncelikle lex fori’nin kendi başlama kuralları çerçevesinde çözüm aranması gerektişini savun- maktadır. Özellikle basamaklı başlama kuralları içeren sistemlerde, ilk sıradaki hukukun içerişi tespit edilemezse, hemen lex fori’ye geçilmeden, bir sonraki basamakta belirtilen hukuk sistemine yönelmek gerektişi ileri sürülmektedir. Böylece çözüm, doşrudan lex causae (uygu- lanacak hukuk) üzerinden deşil, lex fori'nin kanunlar ihtilafı metodolojisi içerisinde kalınarak saşlanmıŞ olur. Yabancı kanunun uygulanmasının gerçek ve haklı sebebi, tarafların olay ve iliŞkiye ait makul ve haklı beklentilerini tatmin etmektir59. Nitekim 5718 sayılı MÖHUK m.13/3’te evlenmenin genel hükümlerine, m. 14/1’de ise bo- Şanmanın hükümlerine iliŞkin başlama kurallarının basamaklı yapıda kaleme alındışı görül- mektedir. Bu hükümlerde öncelikli olarak belirli bir hukuka iŞaret edilmekte, bu hukuk uy- gulanamıyorsa ikinci sıradaki hukuk düzeni devreye sokulmaktadır. Dolayısıyla yabancı hu- kukun içerişinin tespit edilemedişi hallerde, doşrudan Türk hukukuna baŞvurulması hem kanun koyucunun iradesine aykırı düŞmekte hem de milletlerarası özel hukukta hakkaniye- tin zedelenmesi sonucunu doşurabilmektedir. HMK m. 371/1(a) hükmünde yer alan “hukuk” ifadesinin somut olayda uygulanacak hukuk kurallarını ifade ettişini ve bu nedenle yabancı hukukları da kapsadışını; kaldı ki hük- mün “taraflar arasındaki sözleŞmenin” bile doşru uygulanmamasını bozma sebebi olarak gö- rürken yabancı hukukları dıŞlamasının adalet ve hakkaniyet gayesi karŞısında söz konusu ola- mayacaşı savunulmaktadır. Dolayısıyla bu görüŞe göre, yabancı hukukun uygulanmasına iliŞ- kin hata ve eksikliklerin de temyize konu edilebilmesi gerekir60. Milletlerarası özel hukuk hakkaniyetinin gerçek anlamda saşlanabilmesi için, kanunlar ihtilafı kurallarının ve yabancı hukukun uygulandışı uyuŞmazlıklarda verilen kararların üst yargı mercilerince denetime açık olması gerekmektedir. Yabancı hukukun uygulanması konusunda önemli sorunlar yaŞandışından dolayı ya- bancı hukukun içerişinin tespiti, milletlerarası özel hukukun "can damarı" ve "temel meselesi" olarak nitelendirilir61. Nomer’in yaklaŞımına göre62 yabancı hukukun uygulandışı uyuŞmazlık- larda yapılan maddi veya usuli hataların temyiz edilebilirlişi, mahkemelerin görev anlayıŞı ile 59 Çelikel ve Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 12. 60 Nuray Ekşi, “Yabancı Hukukun Tespiti ve Uygulanması – Mukayeseli Bir İnceleme” Legal Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi, 3/1 (2014), s. 3-96; Tuğçe Nimet Yaşar, ‘Türk Mahkemelerinde Yabancı Hukukun Uygulanması’ MHB Bülteni, 33/2 (2013), s. 75-114. 61 Nomer, Davada Yabancı Kanun, s. 45-47. 62 Nomer, Devletler Hususi Hukuku, s. 15-16. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 796 K M H doşrudan iliŞkilidir. İayet bir ülkenin yüksek yargı organlarının görevi yalnızca iç hukukta yeknesaklışı saşlamakla sınırlı kabul edilirse, yabancı hukukun yanlıŞ uygulanmasının temyize konu olamayacaşı ileri sürülebilir. Türkiye’de temyiz mercileri sadece iç hukukta birlik ve is- tikrarı saşlamakla yetinmez; aynı zamanda somut olayda hakkaniyete uygun kararların veril- mesini temin etmeyi de görevleri arasında görür. Bu başlamda, eşer Yargıtay’ın misyonu yalnız normatif denetimle sınırlı deşilse ve hakkaniyetin tesisi de temyiz denetiminin bir amacı olarak kabul ediliyorsa, o halde yabancı hukukun hatalı veya eksik uygulanmasının da temyiz deneti- mine tabi tutulması gerektişi sonucuna ulaŞılır. Bu yaklaŞım, milletlerarası özel hukuk başla- mında maddi anlamda adaletin saşlanması açısından da önem arz etmektedir. Giray, milletlerarası özel hukuk hakkaniyetine dair çalıŞmasında63; kanunlar ihtilafı hu- kukunun temel amacının somut uyuŞmazlıkla en sıkı iliŞki içinde bulunan devlet hukukunun uygulanmasını saşlamak olduşunu vurgular. Ancak bu hukukun yabancı bir ülkenin hukuk sistemi olması hâlinde, ilgili maddi hukuk kurallarının içerişinin temini her zaman kolay ol- mayabilir. Hâkimin tüm araŞtırmalarına raşmen yabancı hukukun içerişine dair yeterli, açık ve güvenilir bilgiye ulaŞılamadışı durumlarda, MÖHUK 2/2. maddesi uyarınca Türk huku- kunun uygulanması öngörülmektedir. Bununla birlikte, bu yolun her zaman milletlerarası özel hukuk başlamında hakkaniyeti tam anlamıyla gerçekleŞtirdişi söylenemez. Zira bazı durum- larda, uyuŞmazlık açısından asıl başlantıyı kuran yabancı hukuk yerine, doşrudan Türk huku- kunun uygulanması, taraflar arasındaki iliŞkilerin başlamından kopuk bir sonuca yol açabilir. Bu nedenle, basamaklı başlama kuralları içeren hallerde hâkimin, içerik tespiti mümkün ol- mayan ilk hukuk düzeni yerine, onu takip eden ikinci başlama noktasına göre belirlenen hu- kuku uygulaması daha isabetli olacaktır. Böyle bir yaklaŞım, her ne kadar uygulamada kısa vadede güçlükler doşursa da, uzun vadede milletlerarası özel hukuk hakkaniyetinin daha etkin biçimde saşlanmasına katkı sunacaktır. Bu duruma somut bir örnek olarak MÖHUK m. 13/3 hükmü gösterilebilir. ğlgili maddeye göre, evlenmenin hüküm ve sonuçlarına uygulanacak hu- kuk sırasıyla; eŞlerin ortak millî hukuku, ortak vatandaŞlık yoksa müŞterek mutad mesken hu- kuku ve her ikisi de bulunamazsa Türk hukukudur. Bu yöntem, hem Türk hukuk sisteminin hakkaniyet anlayıŞına hem de uluslararası hukukun gerektirdişi adalet idealine daha uygun düŞen kademeli ve esnek bir yaklaŞımı temsil etmektedir. Giray; MÖHUK madde 2/2 hük- münde aŞaşıdaki deşiŞiklişi önermektedir: “Yabancı hukukun olaya iliğkin hükümlerinin tüm arağtırmalara raşmen makul süre içinde tespit edilememesi halinde; ilgili hayat iliğkisi için ka- nunda öngörülen dişer yetkili hukukun hükümleri yoksa Türk maddi hukuku uygulanır.”64. Yabancı hukuka eriŞim ve ulaŞılan bilgilerin güncel, eksiksiz ve güvenilir olması bu faa- liyetin baŞarısı için Şarttır. Yöney; yabancı hukukun hakkaniyet adına uygulanmasında ısrar edilmesi, söz konusu hukuka eriŞim ve bilgi edinme yollarının sınırlı olduşu bir düzende, pra- tikte çeliŞkili sonuçlara yol açabileceşini belirtmektedir. Yazara göre; hâkimin yabancı hukuku re’sen araŞtırma ve uygulama yükümlülüşü, mevcut imkânlarla tam anlamıyla yerine 63 Giray, “Milletlerarası Özel Hukuk Adaletinin 5718 Sayılı MÖHUK Kapsamında Değerlendirilmesi”, 575-576. 64 Faruk Kerem Giray, “5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun Bazı Hü- kümlerinin Güncellenmesine İlişkin Görüş ve Öneriler” der. Sibel Özel, Mustafa Erkan ve Hatice Selin Pürselim Möhuk’ta Reform, İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2023, s. 87. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 797 K M H getirilememektedir. Bu sorunu aŞmak adına, Yöney çeŞitli çözüm önerileri sunmaktadır. Bu çözüm önerilerinden biri de; tarafların yabancı hukuk uygulamasına dair bilinçli irade beyan- larının deşerlendirilmesi suretiyle, lex fori lehine zımni hukuk seçimi imkânının tanınması, gibi araçlarla hem kararların isabeti artırılabilir hem de hakkaniyete daha uygun bir uygulama saş- lanabilir65. Özetle; yabancı hukukun uygulanması, sadece kanunlar ihtilafı kurallarının teknik so- nucu deşil, aynı zamanda milletlerarası özel hukukta hakkaniyetin saşlanması açısından da temel bir araçtır. Ancak bu uygulama, hâkimin söz konusu yabancı hukuk hakkında yeterli bilgiye ulaŞamaması halinde, adil yargılanma ve öngörülebilirlik ilkelerini zedeleyebilir. Bu ne- denle, yabancı hukukun uygulanabilirlişini deşerlendiren hâkimin, hem tarafların makul bek- lentilerini hem de somut uyuŞmazlışın adil çözümünü gözetmesi gerekir. Sonuç olarak, mil- letlerarası özel hukukta hakkaniyet, yabancı hukukun Şekli olarak deşil, iŞlevsel olarak adalete hizmet ettişi ölçüde gözetilmelidir. C. KAMU DÜZENİ Milletlerarası özel hukukta kamu düzeni, belirli bir olayda yetkili yabancı hukukun uy- gulanması sonucunda ortaya çıkacak hükmün, Türk toplumunun temel deşerlerine ciddi bir biçimde aykırı olması hâlinde devreye giren istisnai ve müdahaleci bir mekanizmadır. Bu mü- dahale, doşrudan yabancı hukuk normunun deşil, onun uygulanmasıyla oluŞacak sonucun Türk kamu düzenine tahammül edilemez ölçüde zarar vermesi hâlinde mümkündür. Kamu düzeni kavramı kanunlar ihtilafı sisteminde gösterici deşil, bertaraf edici nitelik taŞır. MÖHUK m. 5’te açıkça düzenlenen bu kurum, dar yorumlanmalıdır. Kamu düzeni zamana, mekâna ve olaya göre deşiŞkenlik gösterir; hâkim her somut olayda güncel kamu düzenini esas alır. Yargılamada kamu düzeni denetimi, revizyon yasaşına aykırı olmayacak Şekilde, kararın sonucuna odaklanarak yapılmalıdır. Milletlerarası özel hukuk hakkaniyetinin tesisinde kamu düzeni müdahalesi kritik bir role sahiptir. Hakkaniyet, bir hukuki iliŞkinin en sıkı Şekilde başlı bulunduşu hukuka tabi olmasıyla saşlanabilirken, kamu düzeni müdahalesi, bu temel prensibin istisnai olarak dahi olsa, for ülkesinin vazgeçilmez temel deşerlerini ve adalet anlayıŞını korumasını saşlar. Böylece, yabancı hukukun uygulanmasının doşurabileceşi adaletsiz veya kabul edilemez sonuçların önüne geçilerek somut olay adaleti temin edilmiŞ olur. Bir görüŞe göre66; MÖHUK m. 5 uyarınca, yetkili kılınan yabancı hukukun maddi normları Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teŞkil ediyorsa, söz konusu hükümler uygulan- maz; bu durumda hâkim gerekli gördüşü takdirde Türk hukuku hükümlerine baŞvurabilir. Bu çerçevede “gerekli görülen hâller” ifadesi, hâkime belli bir takdir yetkisi tanımakta ve yabancı hukukun uygulanmasının mümkün olabileceşi durumları deşerlendirme imkânı sunmaktadır. Kanaatimizce, kamu düzeni istisnasının varlışına raşmen, hâkimin yetkili kılınan yabancı hu- kukun uygulanmasının adaletin ve milletlerarası özel hukuk hakkaniyetinin saşlanması bakı- mından daha uygun olacaşı sonucuna varması halinde, bu tercihin yapılması hem normatif 65 Yöney, Yabancı Hukukun Uygulanması, s. 90 vd. 66 Mesci, Milletlerarası Özel Hukukta Atıf (Renvoi), s. 39. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 798 K M H sistematikle hem de bireylerin hukuki güvenlik ve beklentileriyle uyumlu olacaktır. Bu yakla- Şım, tarafların içinde bulundukları somut iliŞki başlamında öngördükleri makul beklentilerin korunmasına hizmet ederken, aynı zamanda kanunlar ihtilafı kuralının temel iŞlevi olan ilgili hukuk düzeniyle en sıkı başlantıyı tesis etme amacını da destekleyecektir. D. DOĞRUDAN UYGULANAN KURALLAR Devletler, kendi hukuk düzenlerinde sosyal ve ekonomik sebepler nedeniyle doşrudan uygulanan kurallara yer vermektedir. Doşrudan uygulanan kurallar, “müdahaleci norm” ya da “müdahaleci kural” olarak da adlandırılmaktadır67. Doşrudan uygulanan kurallar, kanunlar ih- tilâfı kurallarından başımsız kendilişinden uygulama alanı bulurlar. Doşrudan uygulanan ku- rallar, devletin ekonomik, politik ve sosyal çıkarlarının söz konusu olduşu durumlar ile zayıf tarafın korunması gereken sözleŞmelerde karŞımıza çıkar. Türk hukukunda doşrudan uygulanan kural olarak düzenlenmiŞ hususlarda milletlera- rası özel hukuk hakkaniyetini etkiledişi görülmektedir. Bu durumda tarafların menfaatlerine aykırı sonuçlara karŞılık devlet menfaatinin üstün tutulduşu söylenebilir. Her ne kadar doşrudan uygulanan kurallar çeŞitli alanlarda karŞımıza çıksa da, çalıŞma- nın kapsamı bakımından özellikle güncel ve yoşun tartıŞma konusu olan dijital varlıklar ve rekabet hukuku başlamında bu kuralların hakkaniyetle iliŞkisi incelenecektir. Bu iki alan, hem uluslararası etkileŞime en açık örnekleri temsil etmeleri hem de devlet menfaatlerinin bireysel menfaatlerle sıkça çatıŞtışı tipik durumları yansıtmaları bakımından seçilmiŞtir. Ayrıca, dijital varlıklar ve rekabet hukuku örnekleri üzerinden yapılacak analiz, doşrudan uygulanan kural- ların kapsamının nasıl çizilmesi gerektişine ve hakkaniyet ilkesinin sınırlarına dair genel bir çerçeve sunma imkânı da vermektedir. 1. Dijital Varlıklara ğliŞkin Doşrudan Uygulanan Kurallar ve Hakkaniyet Sorunu68 Dijital varlıklardan kaynaklanan uyuŞmazlıkların çözümünde, doşrudan uygulanan ku- ralların (lois de police, mandatory rules) devreye girmesi, uygulanacak hukukun belirlenmesini kolaylaŞtırabilir. Bu tür kurallar, genellikle kamu düzenini koruma amacı taŞıdışından, baş- lama kurallarının öngördüşü hukuka bakılmaksızın doşrudan uygulanabilir niteliktedir. An- cak, dijital teknolojilerin yüksek hızda evrilmesi ve uluslararası etkileŞime açık olması dikkate alındışında, bu tür kuralların katı ve geniŞ kapsamlı biçimde düzenlenmesi hem teknolojik geliŞimi sekteye uşratabilir hem de milletlerarası özel hukukta hakkaniyet ilkesine aykırı so- nuçlar doşurabilir. Hâkime pratik bir kolaylık sunsalar da özellikle dijital varlıklar gibi dinamik ve ulusötesi karakter taŞıyan konular söz konusu olduşunda, doşrudan uygulanan kuralların aŞırı veya yanlıŞ kullanımı, uyuŞmazlışın esasına en uygun düŞen yabancı hukukun devre dıŞı bırakılmasına ve bu yolla hakkaniyetin zedelenmesine yol açabilir. Bu nedenle dijital varlıklara iliŞkin düzenlemelerde, doşrudan uygulanan kuralların kapsamının sınırlı ve dikkatli bir 67 Tekinalp, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 30; Nomer, Devletler Hususi Hukuku, s. 20; Özel ve diğerleri, Milletle- rarası Özel Hukuk, s. 24. 68 İbrahim Doğan Takavut, “5718 Sayılı MÖHUK ve Dijital Varlıklara İlişkin Uyuşmazlıklar” MÖHUK’ta Re- form, der. Sibel Özel, Mustafa Erkan ve Hatice selin Pürselim, İstanbul: Oniki Levha Yayınevi 2023, s. 368-369. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 799 K M H biçimde belirlenmesi gerekir. Hem teknolojik yeniliklerin teŞvik edilmesi hem de bireyler ile devletler arasında hukuki öngörülebilirlik ve adil denge saşlanması için, bu tür kuralların kap- samı daraltılmalı ve sadece kamu düzenini ciddi biçimde ilgilendiren alanlarla sınırlı tutulma- lıdır. Ayrıca, düzenlemelerin doşrudan uygulanan kural olarak algılanma potansiyeli de göz önünde bulundurulmalı ve normatif yorumda ihtiyatlı davranılmalıdır. 2. Rekabetin Engellenmesinden Doşan UyuŞmazlıklarda Devlet Menfaati69 Kamusal menfaatleri koruma amacı güden doşrudan uygulanan kurallar, başlama ku- rallarını devre dıŞı bırakabilir. Bu kurallar genellikle metinde açıkça belirtilmese de, amaçların- dan hareketle belirlenebilir70. RKHK'deki rekabet yasaşı ihlalleri sadece idari yaptırımlara de- şil, özel hukuk açısından tazminat sorumluluşuna da yol açar. Ayrıca, MÖHUK m.38'e göre, rekabetin engellenmesinden doşan taleplerde, zararın oluŞtuşu ülkenin hukuku uygulanacak- tır. RKHK’nin tazminata iliŞkin hükümleri, sadece bireysel deşil kamusal menfaatleri de koruma amacı taŞıdışı için doşrudan uygulanabilir nitelikte deşerlendirilebilir. Rekabet ihlali sonucunda zarar, belirli bir devletin piyasası üzerinde meydana geldişinden; zarar yeri, sorum- luluşu doşuran rekabet mevzuatı ile korunan menfaatin bulunduşu yer olacaktır. RKHK m. 58/2 hükmünün devlet menfaatlerine doşrudan hizmet eden hukuki bir araç olduşu söylene- bilir. Dolayısıyla bu hüküm doşrudan uygulanan kural olarak nitelendirilebilir. IV. MğLLETLERARASI ÖZEL HUKUKTA HAKKANğYETğN MUHTELğF KONULARDA ELE ALINMASI Milletlerarası özel hukuk, farklı devlet hukuklarının çatıŞmasını azaltarak, taraflar için ortak ve objektif çözümler üretmeyi hedefler. Bu başlamda, kamu düzeni, devletin temel çı- karları ve bireylerin korunması gibi menfaatler arasında denge kurarak, birey merkezli ve top- lumsal yönelimli adalet anlayıŞını benimser. Yargı kararlarında hem iç hem dıŞ uyumun saş- lanması hedeflenirken, bazı durumlarda bu iki ilke arasında tercih yapılması gerekebilir. Ayrıca uygulamada hâkimin yabancı hukuku belirlemesi ve doşru uygulaması esastır. Ancak bu zorluk karŞısında, MÖHUK m. 2/2 gibi hükümlerle Türk hukukuna baŞvurma imkânı tanınarak hu- kuki güvencenin sürdürülmesi saşlanır. ÇalıŞmamızın bu kısmında, milletlerarası özel hukukta hakkaniyetin hangi hukuki baş- lamlarda önemli ve tartıŞmalı iŞlevlere sahip olduşu incelenmektedir. Muhtelif konular ifade- siyle kastedilen; hakkaniyetin, soyut bir ilke olmaktan çıkarak somut hukuk alanlarında ne Şekilde uygulandışını veya sınandışını gösteren çeŞitli düzenlemelerdir. ğnceleme alanı olarak seçilen konular (sözleŞmeler hukuku, kiŞilik hakları, fikri mülkiyet, mal rejimi, taŞınmazlar, eŞya hukuku ve lex fori uygulaması) ise, ya doşrudan MÖHUK’ta hakkaniyet atfı bulunan maddeleri içermekte (örneşin m. 2/2 ve 32/2), ya da uygulamada hakkaniyet ilkesi üzerinden yoşun akademik ve yargısal tartıŞmalara konu olmaktadır. Bu nedenle, çalıŞmada hakkaniyet 69 Cahit Ağaoğlu, Rekabetin Engellenmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklara Uygulanacak Hukuk, Ankara: Seçkin Yayıncılık 2023, s. 50. 70 Ayhan Menekşe, “Devlet Menfaatinin Tahlili Metodu” BATIDER, Ernst E. Hirsch’in Hatırasına Armağan, (1986), s. 501-561 Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 800 K M H ilkesinin milletlerarası özel hukuk sisteminde nasıl somutlaŞtışı, hangi başlamlarda sistematik bir yorum aracı olarak devreye girdişi ve hangi alanlarda çatıŞma çözümünü etkiledişi; norma- tif düzenlemeler, yargı kararları ve doktrinsel görüŞler ıŞışında baŞlıklar altında deşerlendirile- cektir. A. MİLLETLERARASI SÖZLEŞME HUKUKUNDA HAKKANİYET Yabancı unsurlu sözleŞmelere uygulanacak hukuktaki genel kural MÖHUK m. 24’te yer almaktadır. Bu maddede taraflara hukuk seçimi imkânı bulunmakla birlikte hukuk seçimi bulunmayan durumlarda uygulanacak hukuk karakteristik edime göre belirlenmektedir. Ayrıca anılan hükümde her durumda daha sıkı iliŞkili hukukun uygulanması bakımından gerçek is- tisna kuralına yer verilmiŞtir71. SözleŞmeyle güçlü ve nitelikli baş kuran başlantıların yoşunlaŞtışı hukuk sistemi esas alınmalıdır. Bu yaklaŞım, milletlerarası özel hukukta hakkaniyetin saşlanmasına da hizmet eder. Taraf menfaatlerinin korunması esas alındışında, her iki tarafla da somut ve anlamlı iliŞki kuran başlantıların kesiŞtişi hukukun uygulanması daha olasıdır.72 Karakteristik edim teorisi ile en sıkı irtibat ilkesi birbirine zıt kavramlar olarak deşerlen- dirilmemelidir. Aksine, karakteristik edim teorisinin, milletlerarası özel hukukta hakkaniyetin saşlanmasına imkân tanıyacak Şekilde, daha sıkı irtibat ilkesinin uygulanmasına olanak tanıyan bir istisna kuralı ile tamamlanması gerektişi vurgulanmaktadır. MÖHUK’ta yer alan istisna hükmü sayesinde, karakteristik edim borçlusunun yerleŞim yeri hukuku yerine, olayın tüm koŞulları deşerlendirildişinde sözleŞmeyle daha sıkı iliŞki kuran hukuk sistemi uygulanabilmektedir. Bu düzenleme, milletlerarası özel hukukta hakkaniyeti saşlamayı amaçlamaktadır. Örneşin, karakteristik edim borçlusunun yerleŞim yerinden ziyade, sözleŞmenin ifa yeri sözleŞmeyle daha güçlü baş kuruyorsa, ifa yeri hukuku uygulanabilir. Ya- zara göre73; karakteristik edim karinesine başlı olarak uygulanacak hukuk belirlendişinde, bu hukukun uygulanmasından kaçınmak sadece sözleŞmenin bir baŞka hukuk ile daha sıkı irtibat içinde olduşunun ortaya konması durumunda söz konusu olacaktır. Nitekim, kanun koyucu, milletlerarası özel hukuk hakkaniyetini gözetmiŞ olduşu için “daha sıkı başlantılı hukuk” ku- ralını getirmiŞ; karakteristik edim karinesi ile yetinmemiŞtir74. Birden fazla hukuka iŞaret eden başlantılar söz konusu olduşunda, yalnızca çoşunluşun gösterdişi hukuku uygulamanın ye- terli olmayacaşı savunulmaktadır. GörüŞe göre, sözleŞmeyle niteliksel olarak en güçlü iliŞki ku- ran başlantılar esas alınmalı ve bu başlantıların yoşunlaŞtışı hukuk uygulanmalıdır. Bu yakla- Şım, milletlerarası özel hukukta hakkaniyeti gözetir. Örneşin, tarafların borçlarını ifa ettikleri yerin aynı olması, sözleŞmenin dili gibi yüzeysel başlantılardan daha belirleyici kabul edilmeli- dir. 71 Aslı Bayata Canyaş, Sözleşmeye Uygulanacak Hukuka İlişkin Genel Kural, Ankara: Adalet Yayınevi, 2021, s. 157. 72 Bayata Canyaş, Sözleşmeye Uygulanacak Hukuka İlişkin Genel Kural, s. 156. 73 Bayata Canyaş, Sözleşmeye Uygulanacak Hukuka İlişkin Genel Kural, s. 161. 74 Bayata Canyaş, Sözleşmeye Uygulanacak Hukuka İlişkin Genel Kural, s. 175-176. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 801 K M H B. SÖZLEŞMENİN KURULMASI VE MADDİ GEÇERLİLİĞİNE UYGULANACAK HUKUK KAPSAMINDA HAKKANİYET Yabancı unsurlu sözleŞmelerde sözleŞmenin kurulması ve maddi geçerlilişine dair uygu- lanacak hukuk MÖHUK m. 32’de yer almaktadır. Söz konusu düzenlemeye göre sözleŞmenin geçerlilişi konusunda da uygulanacak hukuk esas hakkında yetkili hukuka tabi kılınarak bu konuda birlik saşlanmaya çalıŞılmıŞtır75. MÖHUK m. 32/2’de ise sözleŞmenin kuruluŞu ve geçerlilişine uygulanacak hukuk ba- kımından istisnai bir düzenleme içermektedir. “Madde 2) Taraflardan birinin davranığına hü- küm tanımanın, uygulanacak hukuka tâbi kılınmasının hakkaniyete uygun olmayacaşı hâlin ğart- larından anlağılırsa, irade beyanının varlışına, rızası olmadışını iddia eden tarafın mutad meske- ninin bulunduşu ülke hukuku uygulanır.” Şeklinde düzenlenmiŞ olup MÖHUK'ta "hakkaniyet" kavramına yer verilen tek düzenlemedir. Burada sözleŞme iliŞkilerinde zayıf konumda olan ta- rafın suskunluşunun kötüye kullanılmasını önlemeyi ve adil bir denge saşlamayı amaçlanmak- tadır. Doktrindeki görüŞe göre; bu düzenlemede suskun kalan tarafın uygulanacak hukuk hak- kında bilgisi olmadışını veya zayıf taraf olduşuna dair emareler göstermesi gerektişi Şekilde dar yorumlanmasının hükmün getiriliŞ amacı olan "hakkaniyeti" saşlamaya yardımcı olacaşı be- lirtilmektedir76. Hakkaniyetin sözleŞenin geçerlilişi konusunda özellikle vurgulanması milletlerarası özel hukuk bakımından olumlu bir düzenleme olmakla birlikte hükmün ve hakkaniyet temelinin tüm kanuna entegre edilmesinin faydalı olacaşı kanaatindeyiz. C. LEX FORİ'NİN KİŞİLİK HAKLARINA UYGULANMASI VE ELEŞTİRİSİ KiŞilik haklarının ihlali durumlarında hangi ülke hukukunun uygulanacaşına iliŞkin tar- tıŞmalarda, bazı görüŞler uyuŞmazlışın görüldüşü mahkemenin hukukunun (lex fori) uygulan- masını savunmaktadır77. Bu yaklaŞım, özellikle “mesafe haksız fiilleri” olarak adlandırılan ve farklı ülkelerde gerçekleŞebilen eylemler nedeniyle meydana gelen kiŞilik hakkı ihlallerinde, başlanacak hukuk kuralının tespitinde yaŞanan zorluklara dayandırılmaktadır. Uygulamada, hâkimlerin yabancı hukukla ilgili bilgi edinme güçlükleri veya uygulama zorlukları sebebiyle kendi hukuklarını uygulamayı tercih ettikleri gözlemlenmektedir. Ayrıca, lex fori'nin tercih edilmesi, uygulama kolaylışı ve davanın hızlı ilerleyebilmesi açısından da pragmatik bir yakla- Şım olarak deşerlendirilmektedir. KiŞilik haklarına iliŞkin maddi hukuk kurallarının, uluslararası düzeyde doşrudan uy- gulanması gereken zorunlu normlar (lois de police) kapsamında deşerlendirilmesi gerektişi ileri sürülmektedir. Bu yaklaŞım, özellikle ifade özgürlüşüyle çatıŞma durumlarında, ilgili devletin 75 Gizem Ersen Perçin “5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Madde 32 Kapsamında Sözleşmelerin Kuruluşu ve Maddî Geçerliliği” MHB Bülteni, 28/1-2 (2008), s. 51-63. 76 Ersen Perçin, “5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Madde 32 Kapsamında Sözleşmelerin Kuruluşu ve Maddî Geçerliliği, s. 63. 77 Ayrıntılı bilgi için bkz. Esra Tekin, Milletlerarası Özel Hukukta Kişilik Haklarının İnternet Yoluyla İhlalinde Sorumluluk İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2021, s. 169-170. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 802 K M H kamu düzeni ve anayasal sistemi üzerinde doşrudan etkili olduşu için kendi hukukunun uy- gulanmasını savunulmaktadır. Yabancı hukukun uygulanmasının zorluşu nedeniyle lex fori’ye verilmesi anlayıŞı, günümüzde Avrupa Konseyi’nin “Yabancı Hukuk Hakkında Bilgi Edinil- mesine Dair SözleŞme” gibi düzenlemeler sayesinde geçerlilişini büyük ölçüde yitirmiŞtir. Bu nedenle, kolaylık adına lex fori'nin uygulanması hem devletler arası saygıyı zedeler hem de milletlerarası özel hukukta esas olan hakkaniyet ilkesine aykırı düŞmektedir. Hakkaniyet ilkesi, uyuŞmazlıkla en güçlü başlantıya sahip hukukun uygulanmasını ge- rektirir. Lex fori'nin tercih edilmesi, bu ilkenin ihlaline yol açabileceşi gibi, forum shopping riskini artırarak kiŞilik haklarına uygulanacak hukukun öngörülebilirlişini ve hukuk güvenli- şini zayıflatır. Hangi ülke hukukunun uygulanacaşı, ancak davanın açıldışı mahkeme belli olduşunda anlaŞılabilir hâle gelir; bu da bireyler açısından belirsizlik yaratır. D. MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKTA DEĞİŞMEZLİK DOKTRİNİ VE HAKKANİYET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Milletlerarası özel hukukta deşiŞmezlik (immutability) doktrini, mal rejimine uygulana- cak hukukun belirli bir zamanda sabitlenmesini öngören bir yaklaŞımdır. Çoşu hukuk siste- minde bu sabitleme noktası olarak evlenme anı esas alınmaktadır78. Doktrin, eŞlerin bu ev- lenme anında belirlenen hukuk sistemini zımnen kabul ettikleri varsayımına dayanır. Bu baş- lamda taraflar, evlenme anındaki başlama noktasına göre tayin edilen hukukun, mal rejimi iliŞkilerine tüm evlilik süresince uygulanacaşını peŞinen kabul etmiŞ sayılırlar. Bu yaklaŞımın tercih edilmesindeki temel gerekçelerden biri, eŞler açısından hukuki ön- görülebilirlişin saşlanması; bir dişeri ise malvarlışına iliŞkin düzenlemelerde bütünlük ve birlik ilkesinin korunmasıdır. Evlilik sırasında mal rejiminin farklı dönemlerde farklı hukuklara tabi tutulması hem hukuki karmaŞaya hem de eŞitsizlişe yol açabileceşinden, sabit bir başlama nok- tasının varlışı düzen açısından fayda saşlar. Örneşin, eŞlerin evlenme anındaki vatandaŞlık hu- kuku mal rejimi bakımından başlayıcı olarak kabul edilirse, bu hukuk tüm malvarlışına uygu- lanacak ve vatandaŞlıkta sonradan meydana gelen deşiŞiklikler uygulanan hukuku etkilemeye- cektir. Ancak bu avantajlara raşmen deşiŞmezlik doktrini, milletlerarası özel hukuk hakkaniyeti açısından eleŞtirilmektedir. Zira hakkaniyetin saşlanabilmesi için uyuŞmazlıkla en sıkı iliŞkili hukuk sisteminin uygulanması gereklidir. DeşiŞmezlik esas alındışında, tarafların artık hiçbir maddi veya manevi başlarının kalmadışı bir devletin hukuku, salt evlenme anındaki statülerine dayanılarak uygulanmak zorunda kalabilir. Örneşin, X ülkesinde evlenmiŞ ancak kısa bir süre sonra bu ülkeyle başlarını keserek Y ülkesine yerleŞmiŞ bir çiftin mal rejimine halen X huku- kunun uygulanması gerektişi durumda, artık somut olayla ilgisi kalmamıŞ bir hukukun dev- rede olması hakkaniyetle başdaŞmayabilir. Bu doktrin, üçüncü kiŞilerin hukuki güvenlişi açısından da sakıncalar doşurabilir. Zira üçüncü bir kiŞinin, eŞlerin evlenme anındaki vatandaŞlık ya da yerleŞim bilgilerini bilmesi 78 Gizem Ersen Perçin, Milletlerarası Özel Hukuk Bakımından Mal Rejimleri, İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2015, s. 78. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 803 K M H beklenemez; deşerlendirmesini ancak iŞlem anındaki statülere göre yapabilir. Bu nedenle, de- şiŞmezlik doktrininin uygulandışı sistemlerde, üçüncü kiŞileri koruyacak özel düzenlemelerin yapılması zorunludur. Aksi halde, evlenme anında sabitlenen hukuk, üçüncü kiŞiler için öngö- rülemez ve zarara yol açabilecek nitelikte olur. Başlama noktalarındaki deşiŞkenlik eŞler bakımından en sıkı iliŞkili hukukun onları her koŞulda takip edebilmesi sonucunu doşuracaşı için milletlerarası özel hukuk hakkaniyeti saş- lanabilmektedir. En sıkı iliŞkili hukukun tespiti bakımından daha baŞarılı olan bu doktrin üçüncü kiŞilerin haklarının korunması konusunda da doşabilecek sakıncaların önünü alabil- mektedir. E. FİKRİ MÜLKİYET HAKLARINDA HAKKANİYETİN ROLÜ Fikri mülkiyet haklarına iliŞkin uyuŞmazlıklarda koruma ülkesinin hukukunun (lex pro- tectionis) doşrudan uyuŞmazlışa bakan mahkemenin hukuku (lex fori) olarak kabul edilmesi görüŞü, çoşunlukla hâkimin kendi hukukunu daha iyi bildişi varsayımına dayandırılmaktadır. Ancak bu yaklaŞım, milletlerarası özel hukukun hakkaniyet ilkesiyle örtüŞmemektedir79. Zira milletlerarası özel hukuk bakımından esas olan, hâkimin en aŞina olduşu hukuk deşil; uyuŞ- mazlıkla en güçlü ve anlamlı başlantıyı kuran hukukun uygulanmasıdır. Hâkimin hukukunun doşrudan uygulanması, eşer uyuŞmazlıkla somut bir başlantı kurulmamıŞsa, bu durumda mil- letlerarası özel hukuk sisteminde tarafsızlık ve öngörülebilirlik ilkelerine zarar verir. Ayrıca böyle bir uygulama, davacının lehe bir mahkemeyi tercih etmesini saşlayan forum shopping (mahkeme seçimi yoluyla avantaj arayıŞı) riskini de beraberinde getirir. Bu durumda davacı, hakkın doşduşu veya ihlal edildişi yerle ilgisi olmayan bir ülkede dava açarak, karŞı taraf açı- sından öngörülemez ve haksız sonuçlar doşurabilecek bir süreci baŞlatabilir. Bu nedenle ko- ruma ülkesi hukukunun, hâkimin kendi hukuku olması ancak ve ancak somut uyuŞmazlıkla anlamlı bir baş kurulması hâlinde – örneşin, ihlalin fiilen o ülkede gerçekleŞmiŞ olması duru- munda – kabul edilebilir görülmektedir. Bu yaklaŞım hem hakkaniyeti saşlar hem de taraflar için daha öngörülebilir ve adil bir yargılama süreci yaratır. F. EŞYA HUKUKUNDA ğRADE SERBESTİSİ VE HAKKANİYETİN ROLÜ EŞya hukukunda benimsenen temel ilkelerden biri olan sınırlı sayı ilkesi (numerus clau- sus), aynî hakların ancak kanunda öngörülen tür ve Şekilde kurulabileceşini kabul eder. Bu prensip, bazı hukukçular tarafından kanunlar ihtilafı alanında da hukuk seçimini sınırlandıran bir gerekçe olarak öne sürülmektedir. Ancak bu yaklaŞım, milletlerarası özel hukukun normatif çerçevesini yeterince dikkate almamaktadır. Zira sınırlı sayı ilkesi, maddi hukuka özgü bir prensip olup, doşrudan doşruya başlama kurallarının iŞlev ve amacıyla örtüŞmemektedir80. Milletlerarası özel hukukta amaç, yalnızca teknik kurallarla uyumu saşlamak deşil; aynı zamanda yabancı unsurlu uyuŞmazlıklarda adil ve makul sonuçlara ulaŞmaktır. Bu nedenle, 79 Ayşenur Öztürk, Türk Hukukunda ve Karşılaştırmalı Hukukta Telif Hakkına İlişkin Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2019, s. 117. 80 Ekin Ömeroğlu “Aynî Haklardan Doğan Uyuşmazlıklarda İrade Serbestisi Prensibinin Rolü” der. Zeynep Derya Tarman, Genç Milletlerarası Özel Hukukçular Konferansı, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018, s. 265- 266. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 804 K M H eŞya hukukuna iliŞkin uyuŞmazlıklarda uygulanacak hukukun belirlenmesinde, yalnızca ilgili devletin pozitif hukuku deşil, uluslararası ticaretin gerekleri ve taraflar arası menfaat dengesi de göz önünde bulundurulmalıdır. Hukuk seçiminin kategorik olarak dıŞlanması yerine, ya- bancı unsurlu eŞya hukukuna iliŞkin ihtilaflarda taraf iradesine belli ölçüde yer verilmesi, gü- nümüz hukuk sistemlerinin esneklişi ve öngörülebilirlişi açısından daha isabetlidir. Bununla birlikte, tarafların açık bir hukuk seçimi yapmadışı durumlarda da eŞyanın bulunduşu yer hu- kuku (lex rei sitae) ya da taŞıma hâlindeki eŞya bakımından varıŞ yeri hukuku, varsayılan baş- lama noktaları olarak kabul edilmiŞtir. Ancak bazı hallerde, bu başlama noktaları yerine, uyuŞ- mazlıkla daha sıkı iliŞkili bir baŞka hukuk düzeni belirgin biçimde öne çıkabilir. Böyle durum- larda, milletlerarası özel hukukta hakkaniyetin tam olarak gerçekleŞebilmesi için, bu daha sıkı iliŞkili hukukun istisnai olarak uygulanmasına olanak tanıyan düzenlemelere, özellikle de MÖHUK kapsamında açıkça yer verilmesi gerektişi kanaati ileri sürülmektedir. Bu yaklaŞım, hem pragmatik çözüm arayıŞlarını hem de eŞya hukuku gibi teknik alanlarda dahi milletlerarası özel hukuk adaletini gerçekleŞtirme amacını bütünleŞtirmeye yöneliktir. G. TAŞINMAZ SÖZLEŞMELERİNDE HAKKANİYET DEĞERLENDİRMESİ Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 25. maddesi, taŞın- mazlara iliŞkin sözleŞmeleri kesin biçimde taŞınmazın bulunduşu yer hukukuna (lex rei sitae) tabi kılmaktadır81. Bu yaklaŞım, her ne kadar taŞınmazın aynına yönelik iŞlemlerde pratik ve sistemsel bir zorunluluşa dayansa da bazı yönlerden eleŞtiriye açık bir nitelik taŞımaktadır. Bu hükmün temel gerekçeleri arasında lex rei sitae ilkesinin genel kabul gören evrensel bir prensip olması, Türk hukukunda taŞınmaz iŞlemleri için aranan resmi Şekil Şartı ve sebebe başlılık ilkesi sayılmaktadır. Gerçekten de taŞınmazın aynına iliŞkin sözleŞmelerde, iŞlemin aşırlık merkezi taŞınmazın kendisidir. Ayrıca, baŞka bir ülke hukukunun uygulanması hâlinde, örneşin tapu memuru önünde yapılması gereken resmi Şekil Şartının saşlanması gibi konularda uygulamada önemli belirsizlikler ve karmaŞalar yaŞanabilir. Bu nedenle, sistemin iŞlerlişini ve uygulama gü- venlişini saşlamak amacıyla taŞınmazın aynına iliŞkin sözleŞmelerin lex rei sitae uyarınca deşer- lendirilmesi isabetlidir. Ancak aynı gerekçeler, taŞınmazların kullanımına iliŞkin sözleŞmeler açısından her zaman geçerli deşildir. Özellikle kısa süreli kira iliŞkilerinde sözleŞmenin aşırlık merkezi çoşu zaman taŞınmazın kendisinden ziyade taraflar arasındaki edim dengesine dayan- maktadır. Bu tür iŞlemlerde, resmi Şekil ve sebebe başlılık gibi gerekçeler de kanunlar ihtilafı bakımından yeterince güçlü temellere dayanmamaktadır. Dolayısıyla, taŞınmazın kullanımına iliŞkin sözleŞmelere uygulanan sıkı lex rei sitae yaklaŞımının, milletlerarası özel hukuk hakkani- yeti doşrultusunda esnetilmesi ve taraf iradelerine daha geniŞ takdir alanı tanınması gerektişi ileri sürülebilir. MÖHUK m. 25, “taŞınmazlara iliŞkin her türlü sözleŞme” ifadesiyle geniŞ kapsamlı bir düzenleme getirir. TaŞınmazın ayni haklarına doşrudan etkisi olan iŞlemlerin lex rei sitae uya- rınca deşerlendirilmesi isabetlidir. Ancak sadece taŞınmazın kullanımına iliŞkin, özellikle kısa süreli sözleŞmelerde bu yaklaŞım her zaman uygun olmayabilir. Bu nedenle, MÖHUK m. 81 Kazım Çınar, Milletlerarası Özel Hukukta Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler, İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık 2016, s. 171. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 805 K M H 24'teki irade özgürlüşünün bu tür sözleŞmelere de uygulanabilmesi önemlidir. Taraflara hukuk seçimi imkânı tanınması hem öngörülebilirlişi artırır hem de taraf menfaatlerini dengeler. Kamu düzeni kaygıları ise doşrudan uygulanan normlarla zaten korunmaktadır; örneşin, Türk hukukunda konut ve çatılı iŞyeri kiralarına iliŞkin emredici hükümler bu iŞlevi görmektedir82. SONUÇ Milletlerarası özel hukukta hakkaniyet ilkesi, yabancı unsur içeren bir özel hukuk uyuŞ- mazlışında, taraflar ve uyuŞmazlıkla en sıkı irtibatı bulunan maddi hukukun tespit edilerek uygulanmasını esas alır. Bu başlamda, hakkaniyetin gerçekleŞmesi, yalnızca soyut adalet arayı- Şıyla deşil, aynı zamanda çeŞitli hukuki ve sosyal menfaatlerin dengeli biçimde korunmasıyla mümkündür. Bu menfaatler sistematik olarak deşerlendirilerek, somut olayın çözümüne en uygun hukukun seçilmesini saşlar. Bu adalet anlayıŞı, uygulanacak hukukun ve kamu düzeni ilkelerinin yeniden deşerlendirilmesini zorunlu kılar. Milletlerarası özel hukukun başlantı nok- taları yabancı hukuka deşerlendirme açısından atıf yaptışında, genel kuralların uygulanması, deşer odaklı normların amacının gerçekleŞmesine başlıdır ve bu amaçları baltalamamalıdır. Nihayetinde, Milletlerarası özel hukukun amacı, salt çatıŞmaları koordine etmekten ziyade, uluslararası hukuki iliŞkilerde maddi adaleti saşlamaktır. Modern milletlerarası özel hukuk anlayıŞı, sadece başlama noktasının teknik doşrulu- şunu deşil, başlama sonucunda ortaya çıkacak adaleti de dikkate almayı gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede, taraf menfaati (özellikle tarafların en iyi bildişi hukuka yönlendirme), iŞlem menfaati (iŞlemde geçerlilik arayıŞı), düzen menfaati (uluslararası iŞlem güvenlişi ve öngörüle- bilirlik) ve devlet menfaati (kamu yararının gözetilmesi) gibi çeŞitli hedefler arasında denge kurulmakta; hakkaniyet ilkesi, bu dengenin saşlanmasında önemli rol üstlenmektedir. Özel- likle zayıf tarafın korunması ve sosyal başların sürdürülmesi gereken hallerde hakkaniyete da- yalı başlama kuralının belirlenmesi çözümleri adil ve iŞlevsel görülmektedir. Günümüzde artan küresel etkileŞimle birlikte, bazı hukuki meseleler yalnızca bireysel veya ulusal düzlemde deşil, milletlerarası toplumun ortak menfaatleri çerçevesinde deşerlendi- rilmelidir. ÇalıŞmamızda yer verdişimiz üzere hakkaniyet temeli çok eski çaşlara dayanan ve insan iliŞkilerini dengede tutan bir unsurdur. Hukuk kaidelerinin temel amacı hakkaniyetin saşla- maktadır. Maddi hukuk adaleti olayları ve durumları salt Şekilde ele alırken, milletlerarası özel hukuk hakkaniyeti farklı dengeleri içinde barındırmaktadır. Hâkimin uygulanacak hukuku be- lirlerken yalnızsa teknik bir başlama kuralı tespitinden öte hakkaniyet gayesini göz önünde bulundurması gerekmektedir. Bilindişi üzere atıf müessesesinin gösterilen amacı hakkaniyete katkı saşlamak ise pratikte birçok somut olayda hakkaniyetten uzaklaŞıldışı da görülmektedir. ğlaveten yabancı hukukun uygulanmasında da hâkimin görevi gereşi hukuku uygularken hak- kaniyet temeline dayandırması gerektişini vurgulamak isteriz. Türk hukukunda iç hukuk bakımından hâkime takdir yetkisini ve hakkaniyete dair te- mel görevini hatırlatan birçok hüküm bulunmakta iken kanunlar ihtilafında hâkimin salt 82 Çınar, Milletlerarası Özel Hukukta Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler, s. 171. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 806 K M H Şekilde hukuku belirleme ve direkt bir bütün halinde ilgili yabancı hukuku uygulamak yüküm- lülüşü varmıŞ gibi bir uygulama süregelmektedir. Bu çalıŞma sonucunda vardışımız kanaate göre; atıf ve yabancı hukukun uygulanması baŞta olmak üzere hâkimin yabancı unsurlu uyuŞ- mazlıkta somut olayın ve olası yetkili hukukun da kapsamını deşerlendirmek suretiyle takdir yetkisinin tanınması konusunun ve hakkaniyet temelinin kanunda yer alması gerektişini dü- Şünmekteyiz. Mevcut MÖHUK bakımından özellikle 2’nci maddede atıf konusunun tama- men kaldırılması veya bu mümkün deşil ise takdir yetkisi ile yumuŞatılması görüŞünde oldu- şumuzu belirtmek isteriz. Buna ek olarak yabancı hukuk uygulanması konusunda kamu düzeni engelinden ziyade ayrı bir fıkra ile takdir hakkının geniŞletilmesinin pratik uygulamada faydalı olacaşı kanaatindeyiz. Örneşin MÖHUK m. 2’de yer alan “Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Hâkim, yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir.” ifadesinin yerine “Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Yabancı hukukun uygulanması gereken veya hâkime takdir yetkisi tanınan hâllerde, hâkim hak- kaniyeti gözeterek karar verir. Uygulanacak yabancı hukuk, açıkça adaletsiz sonuçlara yol açıyorsa, bu kurallar uygulanmaz. Hâkim yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yar- dımını isteyebilir.” gibi bir ifadenin açıklayıcı olacaşı kanaatimizi belirtmek isteriz. Böylelikle milletlerarası özel hukuk hakkaniyetinin Şeklen sıkı iliŞki tespitinden öte gi- derek maddi hukuk adaletini de gözetmesi yönünde bir adım atılmıŞ olacaktır. Tesadüfi ve kanuna karŞı hile gibi yöntemlerle edinilmiŞ başlama kurallarının uygulanması durumunda ortaya çıkacak sonucun temelde hakkaniyete hizmet etmesi gerekmektedir. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 807 K M H KAYNAKÇA Acun Mekengeç, Merve. “5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Kapsamında Atıf (Renvoi) Prensibinin Uygulanması” Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 17/3-4 (2013): s. 237,-283. Ağaoğlu, Cahit., Rekabetin Engellenmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklara Uygulanacak Hukuk. Ankara: Seçkin Ya- yıncılık, 2023. Altuğ, Yılmaz. Devletler Hususi Hukuku. İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1973. Aktan, Elçin. “Konsorsiyum Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk”. Atipik Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk. der. Sibel Özel ve Hatice Selin Pürselim Arning. İstanbul: Oniki Levha Yayınevi, 2024. Atılgan, Eylem Ümit. “Hakkaniyet Kavramı ve Hâkimlerin Hukuki Yorum ve Hakkaniyete İlişkin Algıları Üzerine Bir Emprik Araştırma” Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 64/2 (Haziran 2015): s. 507-530 Banu, Roxana. Private International Law and Global Governance. Oxford University Press. 1st edn. 2018. Banu, Roxana. Nineteenth Century Perspectives on Private International Law, “Individual- and State-Centered Pers- pectives in Nineteenth-Century Europe,” in Oxford Scholarship Online (Oxford: Oxford University Press, 2018), 70–92. Bayata Canyaş A, Sözleşmeye Uygulanacak Hukuka İlişkin Genel Kural . Ankara: Adalet Yayınevi, 2021. Biscardi, Arnaldo. On Aequitas and Epieikeia, Greene Fund for Equity Studies, Aequitas and Equity: Equity in Civil Law and Mixed Jurisdictions. edited by Alfredo Mordechai Rabello, Jerusalem 1997. Bix, Brian. Jurisprudence: Theory and Context. Sweet & Maxwell 2012. Can, Hacı. Milletlerarası Özel Hukuk. Ankara: Adalet Yayınevi 2023. Chattopadhyay, S. K. “Equity in International Law: Its Growth and Development”; Georgia Journal of International & Comparative Law, No. 2 (1975), s. 381-411. Çeçen, Anıl. Adalet Kavramı, Ankara: Astana Yayınları 2020. Çelikel, Aysel. “Türk Milletlerarası Özel Hukuku’nda “Atıf” Prensibi’nin Uygulanması”. Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni. 3/2 (1983): s. 1-10. Çınar, Kazım. Milletlerarası Özel Hukukta Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler. İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2016. Ekşi, Nuray. “Yabancı Hukukun Tespiti ve Uygulanması – Mukayeseli Bir İnceleme”. Legal Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi, 3/1 (2014): s. 3-96. Erkan, Mustafa. “Türk Milletlerarası Özel Hukuk Sisteminde Yabancı Hukukun Tatbiki: Olan vs. Olması Gere- ken”. Milletlerarası Özel Hukukta Güncel Konular Sempozyumu. Ankara: Yetkin Yayıncılık, 2016: s. 543- 555. Ersen Perçin, Gizem. Milletlerarası Özel Hukuk Bakımından Mal Rejimleri. İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık 2015. Flessner Axel. Interessenjurisprudenz im internationalen Privatrecht. 1989. Gençcan, Ömer Uğur. Milletlerarası Aile ve Usul Hukuku. Ankara: Yetkin Yayıncılık 2020. Giray, Faruk Kerem. “Milletlerarası Özel Hukuk Adaletinin 5718 Sayılı MÖHUK Kapsamında Değerlendiril- mesi”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Erhan Adal’a Armağan, 8-9/1-2 (2011- 2012): s. 555-577. Giray, Faruk Kerem. “5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun Bazı Hüküm- lerinin Güncellenmesine İlişkin Görüş ve Öneriler” MÖHUK’ta Reform. der Sibel Özel, Mustafa Erkan ve Hatice Selin Pürselim, İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık 2023. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 808 K M H Goldschmidt, Werner. Derecho internacional privado – Derecho de la tolerancia. Abeledo Perrot 10th edn, 2009. Goldschmidt, Werner. “Rabels Zeitschrift Für Ausländisches Und Internationales Privatrecht” The Rabel Journal of Comparative and International Private Law 40, no. 2 (1976): 312–23. http://www.jstor.org/stable/27876004. Güngör, Gülin. Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara: Yetkin Yayıncılık, 5. Baskı, 2025. Güriz, Adnan. “Adalet Kavramının Belirsizligi” Adalet Kavramı Semineri, Türkiye Felsefe Kurumu- Alman Kültür Merkezi 1994. Gürten, Kadir. Roma Hukukunda Hakkaniyet (Aequıtas). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk (Roma Özel Hukuku) Anabilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi, 2006. Hay, Peter. Interessenjurisprudenz im Internationalen Privatrecht (Reviewed Book) The American Journal of Com- parative Law, 39/2 (Spring 1991): s. 437-444. Kabadayı, Talip. “Hakkaniyet Adaletin Temelidir”. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 15 (2013): s. 49-57. Kanatlı, Mehmet. “John Rawls’ın Hakkaniyet Olarak Adalet İlkelerinde Özgürlük ve Eşitlik Sorunu Üzerine” Akad- emik İncelemeler Dergisi 15/2 (2020): s. 681–693. Kay, Herma Hill. “Currıe's Interest Analysıs In the 21st Century:2losıng The Battle, But Wınnıng The War” Wıllamette Law Review 37/123 (2001): s. 123-132. Kege Gerhard and Klaus Schurig., Internationales Privatrecht: Ein Studienbuch, C.H.Beck, 9 th edn 2004. Küpe, Bahar. Milletlerarası Özel Hukukta Şekil (Form in Private International Law). Ankara: Adalet Yayınları, 2021. Lapıdoth, Ruth. “Equity in International Law”. American Society of International Law Proceedings. 81(1987): s. 138- 147. Meagher, Roderick Prit. WMC Gummow and JRF Lehane, Equity: Doctrines and Remedies. LexisNexis Butterworths 4th edn, 2002. Menekşe, Ayhan. “Devlet Menfaatinin Tahlili Metodu”. BATIDER, Ernst E. Hirsch’in Hatırasına Armağan, An- kara, (1986): s. 501-56. Menicocci, Alejandro Aldo. “The Justice of Private International Law: Equality and the Difference Principle.” In Philosophical Foundations of Private International Law, edited by Roxana Banu, Michael S. Green, and Ralf Michaels, 301–319. Oxford: Oxford University Press, 2024. Mesci, Barış. Milletlerarası Özel Hukukta Atıf (Renvoi). T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (2014). Mills, Alex. Party Autonomy in Private International Law. Cambridge University Press 2018. Nomer, Ergin. Davada Yabancı Kanun. İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1. Baskı, 1971. Nomer, Ergin. Devletler Hususi Hukuku. İstanbul: Bası Beta Basım, 23. Baskı, 2021. Ömeroğlu, Ekin. “Aynî Haklardan Doğan Uyuşmazlıklarda İrade Serbestisi Prensibinin Rolü” Genç Milletlerarası Özel Hukukçular Konferansı. der Zeynep Derya Tarman İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018. Özbay, Ümit Vefa. “Roma Hukuku’nda ve Çağdaş Hukukta Hakkaniyeti Sağlama Yolları”. Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 2/1 (Ocak 2016): s. 121-145. Özel, Sibel. Mustafa Erkan, Hatice Selin Pürselim ve Hüseyin Akif Karaca, Milletlerarası Özel Hukuk. İstanbul: Onikilevha Yayıncılık 2024. Öztürk, Ayşenur. Türk Hukukunda ve Karşılaştırmalı Hukukta Telif Hakkına İlişkin Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk. İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2019. Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 809 K M H Peari, Sagi. The Foundation of Choice of Law: Choice and Equality. Oxford University Press, 1st edn. 2018. Pirim, Ceren Zeynep. “Uluslararası Hukukta Hakkaniyetin Normatif Niteliği” Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 7/26 (Nisan 2016), s. 169-201. Rawls, John. A Theory of Justice. London: Harvard University Press, 1971. Raz, Asaf. “The Orıgınal Meanıng Of Equıty”.Washıngton Unıversıty Law Revıew 102(2024), s. 541- 600. Şanlı, Cemal. Emre Esen ve İnci Ataman Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk. İstanbul: Beta Basım 11. Baskı, 2024. Savigny, Friedrich Carl. Private International Law and the Retrospective Operation of Statutes. Guthrie tr, T & T Clark 1880. Stein, Peter. Roman Law in European History. Cambridge University Press, 1999. Süzen, Begüm. Milletlerarası Özel Hukukta Hukuki İşlemlerin Şekline Uygulanacak Hukuk İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık 2020. Takavut, İbrahim Doğan. ‘5718 Sayılı MÖHUK ve Dijital Varlıklara İlişkin Uyuşmazlıklar’ MÖHUK’ta Reform. der Sibel Özel, Mustafa Erkan ve Hatice Selin Pürselim, İstanbul: Oniki Levha Yayınevi 2023. Tekinalp, Gülören. Milletlerarası Özel Hukuk Bağlama ve Usul Hukuku Kuralları. İstanbul: Vedat Kitapçılık 13. Baskı, 2020. Tekin, Esra. Milletlerarası Özel Hukukta Kişilik Haklarının İnternet Yoluyla İhlalinde Sorumluluk. İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık 2021. Turhan, Turgut. “İsviçre Devletler Özel Hukuku Federal Kanununda Sözleşmeden Doğan Borçlara Uygulanacak Hukuk ve Türk Hukuku”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 41/1-4(1989-1990): s. 119-149. Yaşar Tuğçe Nimet. “Türk Mahkemelerinde Yabancı Hukukun Uygulanması”. MHB Bülteni. 33/2(2013): s. 75- 114. Yeo, Tiong Min, “Private International Law from the Equitable Jurisdiction: Private International Law from the Equitable Jurisdiction: Imperialism, Universalism and Pluralism Imperialism, Universalism and Pluralism” 2010, s. 3. https://ink.library.smu.edu.sg/yph_lect/3/ Yöney Can. Yabancı Hukukun Uygulanması. İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık 2018. Burcu İrge ErdoŞan 5/2 |October 2025 810 K M H EXTENDED SUMMARY EQUITY IN PRIVATE INTERNATIONAL LAW AND CONSIDERED INTERESTS Assist. Prof. Burcu İrge Erdoğan Eskişehir Osmangazi University, ***@***.*** https://orcid.org/0000-0002-3178-3904 The concept of equity (hakkaniyet) plays a critical yet often ambiguous role in both domestic and international legal systems. This article explores the theoretical, doctrinal, and practical dimensions of equity in the context of private international law (PIL), with a specific emphasis on how equitable considerations can bridge gaps, alleviate rigidities, and ensure justice in cross-border legal disputes. The study situates equity not merely as a moral or philosophical ideal but as a functional legal mechanism that interacts with, and sometimes challenges, the formal structures of conflict-of-laws doctrines. The article opens with a foundational discussion of the historical and jurisprudential development of equity in legal systems. While the concept originates from Roman law and finds diverse expressions across common law and civil law traditions, its incorporation into PIL remains a matter of scholarly and judicial debate. Thus, equity emerges as a normative supplement to positive law, allowing courts to achieve outcomes that resonate with broader principles of justice. One of the central theses of the article is that equity should not be seen as antagonistic to law but rather as a contextual interpreter and corrector. In this framework, equity plays an epistemological role: it encourages the adjudicator to question rigid dichotomies and to engage with the unique socio-legal realities of transnational disputes. The study attempts to address the fundamental principles of international private law. The article argues that courts exercising PIL jurisdiction must adopt a more holistic method—one that balances lex fori considerations, parties’ expectations, and substantive justice. Particularly, it is emphasized that equity can serve to mitigate the unjust consequences that may arise from mechanical application of conflict-of-laws rules. The discussion then transitions into specific doctrinal fields, where equity operates with distinct intensity. First, the principle of renvoi is scrutinized. While renvoi aims to harmonize the legal systems by referring to foreign conflict rules, it often generates recursive references and interpretive uncertainty. The article asserts that the equitable application of renvoi must be guided by a sense of normative coherence and practical fairness, not merely by technical formalism. This becomes especially relevant Milletlerarası Özel Hukukta Hakkaniyet ve Gözetilen Menfaatler 5/2 | Ekim 2025 811 K M H in cases involving family status or inheritance, where personal and emotional equities are strongly implicated. Second, the concept of ordre public (public policy exception) is examined through the lens of equity. The author argues that invoking ordre public to refuse the application of foreign law should be done with careful proportionality. Courts should avoid parochialism and instead interpret public policy dynamically, in light of human rights, transnational justice, and societal pluralism. Here, equity tempers the potential rigidity and nationalistic excesses of public policy doctrines by fostering an open and reasoned adjudication process. Another area explored is the intersection of equity with party autonomy. While party autonomy is a cornerstone of PIL, particularly in contractual matters, its exercise can produce unjust results when one party holds unequal bargaining power. The article makes a compelling case for applying equitable standards to assess whether the choice of law clause was freely negotiated and consistent with the interests of weaker parties. In this respect, equity empowers courts to override formal choices in favor of more substantively just solutions. The article also introduces comparative insights, demonstrating how various legal systems accommodate equity differently within their conflict-of-laws regimes. For instance, while English courts traditionally recognize equity as an integral legal doctrine, many civil law jurisdictions approach it as an interpretive or gap-filling tool rather than a source of independent norms. The article suggests that PIL would benefit from cross-fertilization between these traditions, allowing equity to function as a trans- systemic norm that supports harmonization without enforcing uniformity. In its concluding sections, the article outlines policy suggestions to enhance the role of equity in PIL practice. Among these are: (1) codifying discretionary equitable standards in national PIL statutes; (2) providing judges with training in comparative and transnational equity jurisprudence; and (3) facilitating international judicial cooperation to access foreign legal information and ensure fair adjudication. Notably, the article warns against the misuse of equity as an ad hoc tool, emphasizing that equitable reasoning must be anchored in principled legal reasoning and transparent justification. The conclusion reinforces that equity, when properly conceptualized and carefully applied, enriches the legitimacy of conflict-of-laws adjudication. It transforms PIL from a mechanical resolution system into a justice-sensitive and human-centered enterprise. The article ultimately asserts that the integration of equity into PIL is not merely an option but a necessity in an increasingly interconnected and pluralistic legal world. Courts must strive to reconcile legal certainty with moral sensibility, and equity is the key conceptual instrument that enables such reconciliation.