Atıf Şekli Cite As: ALBAYRAK Hakan, “Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın Yapılmış Sayıldığı Tarih”, SÜHFD., C. 29, S. 3, 2021, s. 2414-2453. İntihal Plagiarism: Bu makale intihal programında taranmış ve en az iki hakem incelemesinden geçmiştir. This article has been scanned via a plagiarism software and reviewed by at least two referees. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ Selçuk Law Review Araştırma Makalesi Research Article Gönderim
Atıf Şekli Cite As: ALBAYRAK Hakan, “Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın Yapılmış Sayıldığı Tarih”, SÜHFD., C. 29, S. 3, 2021, s. 2414-2453. İntihal Plagiarism: Bu makale intihal programında taranmış ve en az iki hakem incelemesinden geçmiştir. This article has been scanned via a plagiarism software and reviewed by at least two referees. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ Selçuk Law Review Araştırma Makalesi Research Article Gönderim Received: 30.04.2021 Kabul Accepted: 11.08.2021 10.15337/suhfd.930262 MUKAYESELİ HUKUK VE YARGI KARARLARI IŞIĞINDA ELEKTRONİK TEBLİGATIN YAPILMIŞ SAYILDIĞI TARİH Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK Öz Elektronik tebligatın yapılmış sayılacağı tarihe ilişkin doktrinde ve uygulamada tartışmalar bulun-maktadır. Bu tartışmaların çözümünde, tebligata ilişkin ku- ralların niteliği ve önemi değerlendirilmelidir. Çünkü, tebligat, ilgililerin hakla- rının korunması için hukuki güvencelerin, temel hakların ve ilkelerin sağlan- masına aracılık etmektedir. Elektronik tebligatın tebliğ tarihine ilişkin mevzua- tımızda hükümler bulunmaktadır. Mevcut hükümlere ve yargı kararlarına rağmen bu konuda tartışmalar yaşanmaktadır. Çünkü elektronik tebligatın tebliğ tarihine yönelik hükümler özellikle menfaat çatışmasının yoğun olarak yaşandığı icra ve iflas hukuku alanında sorunlara neden olmaktadır. Bu çerçe- vede çalışmamızda, elektronik tebligat mesajının UETS üzerinden açılma anının tebliğ anı olarak kabul edilip edilemeyeceğine değinilmektedir. Ancak makale- mizin asıl amacı, olan hukuk bakımından bu tebliğ anına ilişkin bu değerlen- dirmeler yapılırken olması gereken hukuk bakımından da görüşlerimize yer vermektir. Elektronik tebligata ilişkin tebliğ anına ilişkin olarak yabancı hukuk- taki elektronik tebligat düzenlemeleri de incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler Elektronik Tebligat • Tebliğ Tarihi • Delil Kaydı • Tebligatın Açılma Anı • Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi Doç. Dr., Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflas Huku- ku Anabilim Dalı, Adana, Türkiye Assoc. Prof., Cukurova University, Faculty of Law, Department of Civil Procedure Enforcement - Bankruptcy Law, Adana, Tur- key. ***@***.*** • 0000-0001-6097-1296 2416 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK THE DATE THAT THE ELECTRONIC NOTIFICATION IS DEEMED TO HAVE BEEN MADE IN THE LIGHT OF COMPARATIVE LAW AND JUDICAL DECISIONS Abstract There are discussions about the served date of electronic notification in doctrine and practice. In re-solving these disputes, the nature and importance of the notification rules should be considered. There are provisions in our legislation regarding the date of notification. Provisions regarding the date of notification of electronic notification cause problems especially in the field of enforcement and bankruptcy law, where conflicts of interest are intense. In our study, it is discussed whether the moment of reading the electronic notification message in UETS can be accepted as the served date of notification. In our study, it is also included electronic notification regulations in foreign law. Key Words Electronic Notification • The Served Date Of Electronic Notification • Incident Logging • The Read Date Of Electronic Notification • National Electronic Noti- fication System GİRİŞ Hukuk düzenlerinde tebligat, ilgililerin korunması, bilgilendiril- mesi ve ilgililere hukuki güvencelerin sağlanması açısından önem taşı- maktadır. Bu sebeple tebligatın hukuka uygun olarak gerçekleştirilme- sinin, hukuki güvencelerin sağlanması ile temel hak ve özgürlüklerin tanınması yönü bulunmaktadır1. Tebligat, ilgililerin haklarının korun- ması için hukuki güvencelerin, temel hakların ve ilkelerin sağlanmasına aracılık etmektedir2. Bilgi ve iletişim teknolojisinde yaşanan olağanüstü gelişmelere pa- ralel olarak elektronik iletişimin ve internetin günlük hayatın bir parçası 1 Atalı, Murat/Ermenek, İbrahim/Üçüncü, S. Hilal, Tebligat Hukuku, 3. B., Ankara 2020, s. 20; Muşul, Timuçin, Tebligat Hukuku, 7. B., Ankara 2018, s. 565; Özbay, İb- rahim/Yardımcı, Taner Emre, Tebligat Hukuku 2. B., Ankara 2020, s. 17; Akcan, Re- cep/Albayrak, Hakan, Tebligat Hukuku, 3. B., Ankara 2016, s. 31; Albayrak, Hakan, Tebligat Hukuku, Ankara 2021, s. 25. 2 Häublein, Martin, Müller, Maximilian, Münchener Kommentar zur ZPO (MüKoZ- PO), (Herausgeber, Rauscher, Thomas, Krüger, Wolfgang), 6. Auflage, Verlag, C.H.Beck, München 2020, ZPO Art. 166, Rn. 5; Atalı/Ermenek/Üçüncü, s. 20-21; Ru- hi, Canan/Ruhi, Ahmet Cemal, Tebligat Hukuku Bilgisi, 5. B., Ankara 2019, s. 19. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2417 olması, “e-adalet” ve “elektronik tebligat” kavramlarının ortaya çıkma- sına neden olmuştur3. Bu çerçevede gerek yabancı hukuk düzenlerinde gerekse Türk hukukunda buna ilişkin olarak yasal düzenlemeler yapıl- mıştır. Elektronik tebligatın çağımızın bir gerekliliği olduğu artık şüphe götürmeyen bir husustur. Bu kurumun hukukumuza girmesi ve uygu- lamasının yaygınlaşmasıyla elektronik tebligatın yapılmış sayıldığı tarih hususunda tartışmalar gündeme gelmiştir. Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin dördüncü fıkrasında elekt- ronik tebligatın yapılmış sayılacağı tarih, “Elektronik yolla tebligat, muha- tabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır” şeklinde düzenlenmiştir. Ancak elektronik tebligatın yapıldığı elektronik alt yapıya ilişkin sistemde, tebligatın ulaştığı tarih ve muha- tabın bu tebligatı okuduğu tarih bilgilerine yer verilmesi, uygulamada elektronik tebligatın yapılmış sayılacağı tarih hususunda farklı değer- lendirmeler yapılabilmesine imkân tanımaktadır. Çalışmamızda elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün sonunda mı, yoksa muhatabın bu tebligatı okuduğu tarihte mi ya- pılmış sayılacağının değerlendirilmesi yapılacaktır. Bu çerçevede genel olarak elektronik tebligat kurumuna değinilecek ve sonrasında elektro- nik tebligatın yapılmış sayılacağı tarih hususunda doktrindeki görüşler, uygulamadaki durum ve görüşümüz ele alınacaktır. I. GENEL OLARAK ELEKTRONİK TEBLİGAT Hukukumuza elektronik tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na 11.01.2011 tarihinde 7/a maddesinin eklenmesiyle girmiştir. Bu düzen- lemeyle elektronik tebligat imkânı düzenlemeye kavuşturulmuştur. Dü- zenlemenin ilk halinde sınırlı uygulama alanı olan elektronik tebligat, 28.02.2018 tarihinde kabul edilen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun’da getirilen düzenlemelerle birtakım değişikliklere uğramıştır. Bu değişikliklerle uygulama alanı genişlemiştir. Elektronik tebligatın uygulanma usul ve esasları, 06.12.2018 tarihinde yayımlanan 3 Karaaslan, Varol, “Elektronischer Rechtsverkehr im Deutschen Recht und Überle- gungen zum Türkischen Recht”, (Annales XLI, N. 58, 197-217, 2009) s. 197; Brändli, Beat, Prozessökonomie im scweizerischen Recht, Stämpfli Verlag-Bern 2013, s. 184, Pn. 402. 2418 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Elektronik Tebligat Yönetmeliği ile düzenlenmiştir. Tebligat, hukuki sonuç doğurmaya elverişli iş ve işlemlerin, yetkili makamlarca, ilgililere, mevzuata uygun şekillerle bildirilmesi ve bu bil- dirmenin belgelendirilmesi şeklinde tanımlanabilir4. Elektronik tebligat da mevzuat tarafından benimsenen bildirme şekillerinden biridir. Hu- kuki kurum olarak tebligatın önemli iki unsuru bildirme ve belgelen- dirme olarak sayılabilir5. Bu unsurların mevzuattaki şekilde elektronik olarak gerçekleşmesi elektronik tebligattır. Elektronik tebligat çıkarmaya yetkili kişi, kurum ve kuruluşlar, 7201 sayılı Kanun’un 1. maddesindeki mercilerdir. Bu anlamda tebligat çıkarmaya yetkili mercilerin, elektronik tebligat çıkarmaya da yetkili olduğu söylenebilir. Elektronik tebligat yapılacak kişiler bakımından ise ikili ayrım yapılabilecektir. İlki, elektronik tebligat yapılması zorunlu olan kişilerdir. Bu kişiler, Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin birinci fıkrası ile Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fık- rasında sayılmıştır. İkincisi ise, iradi elektronik tebligattır. İradi elektro- nik tebligat, mevzuatta elektronik tebligat yapılması zorunlu olan kişi- lerden olmayan kişilerin elektronik tebligat adresi edinmesiyle gündeme gelmektedir. Elektronik tebligat adresi edinen bu kişilere, elektronik tebligat adresleri edinmeleriyle birlikte, elektronik ortamda tebligat ya- pılmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir (TK m. 7/a, II, son cümle)6. 4 Rosenberg, Leo/Schwab, Heinz, Karl/ Gottwald, Peter, Zivilprozessrecht, 18. Aufla- ge, München 2018, §72, s. 408, Rn. 4; Thomas, Heinz/Putzo, Hans/Hüßtege, Rainer, Zivilprozessordnung, 39. Auflage, München 2018, ZPO Art. 166, Rn. 7; MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 166, Rn. 5; Atalı/Ermenek/Üçüncü, s. 18; Öz- bay/Yardımcı, s. 16; Akcan/Albayrak, s. 24; Albayrak, s. 20; Kurt Konca, Nesibe, “Türk Hukukunda Tebligata İlişkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, (TBBD, 2014/114, s. 239-274), s. 240; Tüzüner, Özlem, “Elektronik Tebligatın Kalitatif Yön- temle İncelenmesi”, (ABD, 2011/4, s. 137-159), s. 141; Tüzüner, Özlem, “Elektronik Tebligatın Adaletin Kalitesine Katkıları”, (İzm. BD. Ocak 2012, s. 60- 88), s. 61. 5 Rosenberg/Schwab/Gottwald, s. 408, Pn. 4; Thomas/Putzo/Hüßtege, ZPO Art. 166, Rn. 7; Atalı/Ermenek/Üçüncü, s. 58-59; Akcan/Albayrak, s. 24; Albayrak, s. 20. 6 Zorunlu tebligat kapsamında olan kişilere (örneğin noterlere, avukatlara, sicile kayıtlı arabuluculara ve bilirkişilere) mesleki faaliyetleri sebebiyle yapılacak olan tebligatlar dışında da elektronik yolla tebligat yapılmasının zorunlu olup olmadığı tartışmalıdır. Örneğin elektronik posta adresi almak zorunda olan bir avukata veya arabulucuya trafik cezası nedeniyle çıkarılacak tebligatın veya avukatın taraf olarak Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2419 Elektronik tebligatın yapılacağı sistemin kurulması, işletilmesi, güvenliği gibi yükümlülükler Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirke- ti’ne (PTT) yüklenmiştir (TK m. 7/a, V; ET. Yön. m. 20). Elektronik tebli- gat, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) aracılığıyla PTT tarafın- dan yapılmaktadır. Tebligat çıkarmaya yetkili mercilerin çıkardığı tebli- gatları ulaştırmada yetkili kuruluş PTT’dir. Elektronik tebligat adresi edinilmesi için PTT’ye başvurulur ve PTT, UETS üzerinde tek ve benzer- siz bir elektronik tebligat adresi oluşturur (ET. Yön. m. 8, I). Elektronik tebligat adresinin oluşturulmasıyla bu kişilere elektronik tebligat yapı- labilecektir. Tebligat çıkarmaya yetkili merci tebliğ edilmesi gereken yer aldığı bir davada kendisine yapılacak tebligatın elektronik yolla yapılıp yapıla- mayacağı da tereddüt uyandırabilir. Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nde buna iliş- kin bir düzenleme mevcut değildir. Bir görüşe göre, mesleki faaliyetleri dışında bu kişilere yapılacak tebligatlarda klasik tebligat usulünün uygulanması gerektiği be- lirtilmiştir [Akkan, Mine, “Tebligat Kanunu Çerçevesinde Elektronik Tebligat”, (MİHDER, 2018/14/39, s. 23-91), s. 69; Yardımcı, Taner Emre, “Yeni Elektronik Teb- ligat Yönetmeliği Çerçevesinde Elektronik Tebligat”, (ABD, 2019/77/3, s. 1-39), s. 9; Meriç, Nedim/Arslanpınar Tat, Tuğçe/Işık, Melih/Korkmaz, D. Nurdan/Özkan Kı- dıl, Barçın, Olaylarla Tebligat Hukuku, İstanbul 2020, s. 192; Börü, Levent, “Elekt- ronik Tebligat”, (HÜHFD, 2020/10/1, s. 183-225), s. 221; Akkan, Mine, “7101 Sayılı Kanunla Elektronik Tebligat Konusunda Getirilen Yeni Düzenlemeler ve Değerlen- dirilmesi”, (7101 Sayılı Kanunla Konkordato Ve Elektronik Tebligat Konularında Getirilen Yenilikler, Editör: Prof. Dr. Muhammet Özekes, İstanbul 2018, s. 149-169), s. 163]. Ancak kanaatimizce, Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesine göre elektronik tebligat adresi almak zorunda olmadığı halde elektronik tebligat adresi alarak UETS sistemine kayıt olan gerçek kişilere yapılacak olan Tebligat Kanunu çerçeve- sindeki bütün tebligatların artık elektronik yolla yapılması zorunludur. Aynı şekil- de elektronik tebligat adresi almak zorunda olan gerçek kişilere mesleki faaliyetleri dışında yapılacak olan tebligatların da elektronik yolla yapılmasının zorunlu olması gerekir. Yani bu kişiler için yapılacak olan tebligatın mesleki faaliyet içinde olup olmadığına bakılmasına gerek olmamalıdır. Zaten zorunluluk kapsamında olan ki- şiler artık elektronik yolla tebligat kapsamının içine girmişlerdir. Bu kişiler için, ba- zı durumlarda klasik tebligat yöntemlerinin bazı durumlarda ise elektronik tebligat yönteminin kullanılması onlar açısından da belirsizlik yaratacaktır. Nitekim UETS sistemine zorunlu olarak kayıtlı olan gerçek kişilerin UETS hesaplarında “kullanım şekli” kısmı bulunmakta ve o kısımda “alıcı” ve “zorunlu alıcı” şeklinde iki kısım bulunmaktadır. UETS sistemi (bilirkişi, arabulucu, avukat) tarafından zorunlu ola- rak aktif hale getirildiğinde sadece “zorunlu alıcı kısmı” aktif hale gelmektedir. An- cak kullanıcı isterse kullanım şeklinde “alıcı” kısmını da sistemde belirtilen yön- temler ile aktif hale getirebilir. Bu durumda artık muhataba yapılacak bütün tebli- gatların UETS yolu ile yapılması mümkün hale gelmelidir. 2420 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK mesajı UETS’ye teslim eder. UETS bu mesajı, zaman damgasıyla ilişki- lendirerek ilgilinin adresine ulaştırır (ET. Yön. m. 9, I-II). Elektronik teb- ligat adresine tebligat geldiği hususunda bilgilendirilmek isteyen muha- tap, bir elektronik posta adresini veya kısa mesaj alma özelliği bulunan telefon numarasını PTT’ye bildirerek bunu sağlayabilir (ET. Yön. m. 10, I-II). Ancak bu bilgilendirme mesajı tebligatın geçerliliğini etkileyen bir nitelik taşımamaktadır (ET. Yön. m. 10, III). Elektronik tebligatın muha- tabın elektronik tebligat adresine tebligatın ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı düzenlenmektedir (TK m. 7/a, IV; ET. Yön. m. 9, VI). UETS üzerinden yapılan elektronik tebligatlara ilişkin delil kayıtları, tebligat mesajı ulaştığı anda üretilmektedir (ET. Yön. m. 9, IV). Delil kayıtları, tebligatın UETS tarafından teslim alınmasını, muha- tabın adresine ulaşmasını, okunmasını ve usulen tebliğ edilmiş sayılma- sını gösterir7. II. ELEKTRONİK TEBLİGATIN YAPILMIŞ SAYILMASI A. ELEKTRONİK TEBLİGATIN YAPILMIŞ SAYILMASI İLE İLGİLİ SORUNUN TESPİTİ Elektronik tebligatın muhatabın elektronik tebligat adresine ulaş- masını izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılması kuralı, Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin dördüncü fıkrasında ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 9. maddesinin son fıkrasında düzenlenen bir husustur8. Bu kural ile elektronik tebligatın ulaşma anı veya açılma anı tebliğ anı olarak düzenlenmemiştir. Burada ulaştığı anın beşinci günü sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Ancak elektronik teb- ligata ilişkin delil kayıtlarının tutulması, korunması ve bu kayıtlara ula- şılabilmesi nedeniyle muhatapların tebligata erişimleri hakkında bilgi edinilebilmektedir. Örneğin 01.02.2021 tarihinde muhatabın avukatına ulaşan bir dava dilekçesini içeren elektronik tebligatın, avukata, kural olarak 06.02.2021 tarihinin sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Ancak örnek olarak belirttiğimiz avukat, 02.02.2021 günü elektronik tebligatı içeren 7 Delil kaydının oluşturulmasına yönelik ayrıntılı bilgi için bknz.; Aksakal, Abidin, Zeynel, “Beşinci Günden Önce Açılan Elektronik Tebligatın Tebliğ Tarihi”, (TAAD, Y.11, S. 43, Temmuz 2020, s. 265-282), s. 272-274. 8 Vergi Usul Kanunu’nun 107/a maddesinde de benzer bir hüküm bulunmaktadır. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2421 mesajı UETS üzerinden açmışsa tebliğ tarihi ne olacaktır? Elektronik tebligatı içeren mesajın UETS üzerinden açılma anı tebliğ edilme olarak kabul edilebilecek midir? Yoksa her hâlükârda 06.02.2021 tarihi sonunda tebliğ edildiğinin kabulü mü gerekecektir? Öncelikle uygulamada bu hususun tartışıldığını belirtmek gerek- mektedir. Bu sorulara cevap verebilmek için doktrindeki görüşleri ve Yargıtay kararlarını belirterek görüşümüzü aşağıda ele alacağız. Ayrıca mevcut yasal mevzuatın özellikle menfaat çatışmasının yoğun olarak yaşandığı icra ve iflas hukuku alanında problemlere neden olduğunu ve bu problemlerin çözümüne yönelik olarak olması gereken hukuk ala- nında yeni yasal düzenlemelere gerek duyulduğunu belirtmek isterim. B. BAZI HUKUK DÜZENLERİNDEKİ DURUM Gelişen teknolojinin hukuka yansımalarından birini elektronik teb- ligat oluşturmaktadır. Elektronik tebligat hakkındaki düzenlemeleri bazı hukuk düzenleri bakımından konumuz kapsamında ele almakta fayda bulunmaktadır. 1. İsviçre Hukuku İsviçre hukuku teknolojik gelişmelere kayıtsız kalmayarak Medeni Usul Kanunu’nda (SchwZPO) ve Ceza Yargılaması Kanunu’nda (StPO) ve İcra ve İflas Kanunu’nda (SchKG) tarafların mahkemeye veya idari makamlara elektronik formlarını yöneltebilmesine yönelik değişiklikler yapmıştır9. Federal Meclis ise bu elektronik bildirimlerin şeklini belirle- me konusunda yönerge çıkarabilme konusunda ilgili maddelerde yetki- lendirilmiştir10. Bu yetkilendirme çerçevesinde, Federal Meclis 18 Hazi- ran 2010 tarihli “Medeni Usul Hukuku, Ceza Usul Hukuku ve İcra ve İflas Hukukunda Elektronik İletişim Hakkında Yönergeyi” hazırlamış- tır11. Ancak bu yönergenin usul kanunlarındaki yeni düzenlemeler ile 9 Brändli, s. 185, Rn. 403. 10 SchwZPO m. 130/2, m. 139/2, m. 400/1; StPO m. 86/2, m. 110, m. 445; SchKG m. 15/2, 33a/2-4, m.34/2. Brändli, s. 185, Rn. 403. 11 “Verordnung über die elektronische Übermittlung im Rahmen von Zivil-und Strafprozessen sowie von Schuldbetreibungs-und Konkursverfahren (VeÜ-ZSSV)” vom 18 Juni 2010, SR.272.1 (“Elektronik İletişim Hakkında Yönerge-VeÜ-ZSSV” olarak anılacaktır. Brändli, s. 185, Rn. 403; Tüzüner, Kalitatif, s. 147. 2422 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK birlikte 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe girmesi uygun bulunmuştur12. Bu koordinasyon sayesinde farklı usul düzenlemelerinin koordineli bir şekilde aynı teknik altyapıya kavuşabilmesi sağlanmıştır13. Buna paralel olarak 1 Ocak 2008 tarihinde yürürlüğe giren “İdare Yargılama Usulün- de Elektronik İletişimin Hakkındaki Yönerge”de tamamen değişikliğe uğramış ve yeni yönerge 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir14. Ayrıca 5 Aralık 2006 tarihli15 “Federal Mahkemenin Taraflar ve İlk Dere- ce Mahkemeleri Arasındaki Elektronik Tebligat İlişkin Düzenleme” ise 01.04.2017 tarihinde ortadan kaldırılarak yenisi aynı isimle yürürlüğe girmiştir16. Bu düzenleme, taraflar ile Federal Mahkeme, Federal Mah- keme ile ilk derece mahkemeleri arasındaki mahkeme kayıtlarının ve eyaletler arasındaki elektronik tebligatın yapılış şekline ve yurtdışına ilişkin elektronik tebligata yönelik bir düzenlemedir (ReRBGer, m. 1, 2, 3)17. Ayrıca elektronik imzaya ilişkin olarak da 3 Aralık 2004 tarihli elektronik imza yönergesi yürürlükten kaldırılarak 23 Kasım 2016 tarihli yeni yönerge yürürlüğe girmiştir (VZertES m. 16)18. 12 Tüzüner, Kalitatif, s. 147. Aynı şekilde kantonlardan da buna ilişkin olarak ilgili tanıtım projeleri hazırlamaları ve bunu gerekli bütçe fonlarıyla da desteklemeleri is- tenmiştir (Brändli, s. 185, Pn. 403, dn. 880). 13 Brändli, s. 185, Rn. 403. 14 “Verordnung vom 18. Juni 2010 über die elektronische Übermittlung im Rahmen eines Verwaltungsverfahrens (VeÜ-VwV)” vom 18 Juni 2010, SR. 172.21. Brändli, s. 185, Pn. 404. 15 “Reglement des Bundesgerichts über den Elektronischen Rechtsverkehr mit Par- teien und Vorinstanzen (ReRBGer)”, vom 05 Dezember2006, SR. 173.110.29. 16 “Reglement des Bundesgerichts vom 20. Februar 2017 über den elektronischen Rechtsverkehr mit Parteien und Vorinstanzen (ReRBGer)”, vom 20 Februar 2017, SR. 173.110.29. Bu düzenleme 01.04.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu düzenleme- nin 11. maddesinde eski düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiştir (ReRBGer, m. 11). 17 Bu nedenle bu düzenleme, ilk derece mahkemelerinde, mahkemeler ile taraflar arasındaki yapılacak tebligatta uygulanmaz. İlk derece yargılamasında mahkemeler ile taraflar arasında yapılacak olan tebligatta elektronik tebligatın uygulanabilmesi için SchwZPO m. 139’daki şartların sağlanması gerekir. 18 “Verordnung über Zertifizierungsdienste im Bereich der elektronischen Signatur und anderer Anwendungen digitaler Zertifikate (Verordnung über die elektronisc- he Signatur, VZertES)”, vom 23 November 2016, SR.943.032. Elektronik imza konu- sunda bu düzenleme 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2423 İsviçre hukukunda, taraflara elektronik yolla tebligat yapılabilme- sinin kanun ile zorunlu tutulamayacağı belirtilmiştir19. Mahkemenin elektronik yolla tebligatı yapabilmesi için muhatabın bu yolla kendisine tebligat yapılmasını önceden kabul etmesi gerekir (SchwZPO m. 139)20. Elektronik tebligatlarda 18 Haziran 2010 tarihli “Medeni Usul Hukuku, Ceza Usul Hukuku ve İcra ve İflas Hukukunda Elektronik İletişim Hakkında Yönerge” (Elektronik İletişim Hakkında Yönerge-VeÜ-ZSSV) uygulama alanı bulur21. Elektronik yolla tebligatın yapılabilmesi için muhatabın kayıtlı bir elektronik posta adresinin olması gerekir (Elektronik İletişim Hakkında Yönerge-VeÜ-ZSSV m. 9/1). Muhatabın kendisine elektronik yolla tebligatı kabulü yazılı veya ispatlanabilir yazılı bir metne dönüş- müş sözlü bir protokol ile verilmelidir (Elektronik İletişim Hakkında Yönerge-VeÜ-ZSSV m. 9/5). Bu nedenle e-posta ve faks ile verilen onay geçerlidir22. Bu rızanın verildiğine yönelik ispat yükü mahkemenin üze- rindedir23. Ancak, taraflar ile Federal Mahkeme, Federal Mahkeme ile ilk derece mahkemeleri arasındaki mahkeme kayıtlarının ve eyaletler ara- sındaki elektronik tebligatın yapılış şekline ve yurtdışına ilişkin elektro- nik tebligata yönelik yapılan düzenlemeye göre, tarafın veya avukatının bir kayıtlı elektronik posta adresinin olması rızasının olduğu anlamına gelir (ReRBGer, Art. 3/2)24. Bu durum sadece ilgili düzenleme kapsa- 19 Ancak tarafın elektronik yolla tebligattan kaçınabilmesinin sınırını hakkın kötüye kullanılması yasağı belirler. Tarafın elektronik yolla tebligatı farklı birçok dosyada kabul etmesine rağmen mevcut yargılamada açık bir neden olmadan kabul etme- mesi hakkın kötüye kullanılması anlamına gelir (BK-Berner Kommentar-ZPO, Frei Nina J, Berner Kommentar, Schweizerische Zivilprozessordnung, (Herausgeber; Hausheer, Heinz, Walter, Peter, Hans), Bern 2012, ZPO Art. 139, Rn. 8). 20 Ancak doktrinde daha sonradan verilen onayında geçerli olabileceğinin düşünül- mesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda tebligatın etkisi onay ile geçerli bir şekilde ortaya çıkabilecektir [BK-ZPO/Frei, ZPO Art. 139, Rn. 7; OFK- Orell Füssli Kom- mentar-ZPO, Reto M Jenny, Daniel Jenny, ZPO Kommentar Schweizerische Zivilp- rozessordnung, (Herausgeber; Myriam A. Gehri, Ingrid Jent-Sørensen, Martin Sar- bach), Zürich 2015, Art. m. 139, Rn. 1]. 21 OFK-ZPO/Reto/Daniel, ZPO Art. 139, Rn. 2; Gasser/Rickli, ZPO Art. 139, Rn. 3. 22 Staehelin, Adrian, Kommentar zur Schweizerischen Zivilprozessordnung, (Heraus- geber, Sutter-Somm Thomas, Hasenböhler Franz, Leuenberger Christoph) 3. Aufla- ge, Zürich 2016, Art. 139, Rn. 4; BK-ZPO/Frei, ZPO Art. 139, Rn. 8. 23 BK-ZPO/Frei, ZPO Art. 139, Rn. 9 24 Staehelin, Kommentar zur Schw. ZPO, Art. 139, Rn. 4. 2424 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK mında belirtilenler arasında yapılacak olan tebligatlar için geçerlidir. Ancak böyle bir zımni kabul, İsviçre Medeni Usul Kanunu kapsamında yapılan yargılamalar için geçerli değildir25. Dolayısıyla ilk derece yargı- lamalarında muhatabın kendisine elektronik yolla tebligat yapılabilmesi için rıza gerekli olup bu rızanın yazılı veya metne dönüşmüş ispatlana- bilir bir sözlü protokol ile verilmesi gerecektir (Elektronik İletişim Hak- kında Yönerge-VeÜ-ZSSV m. 9/5). Tarafın vermiş olduğunu bu onay, sadece devam etmekte olan o prosedür için yapılacak tebligatlar için geçerli olacaktır26. Bir başka deyişle tarafın verdiği rıza sadece o dosya kapsamında yapılacak olan tebligatlar için geçerli olacaktır. Bununla birlikte genel olarak bir avukatın belirli bir mahkemede kendisine yapı- lacak olan tebligatlar için de onay vermesi mümkündür (Elektronik İleti- şim Hakkında Yönerge-VeÜ-ZSSV m. 9/3). Verilen bu onayın geri alın- ması da mümkündür (Elektronik İletişim Hakkında Yönerge-VeÜ-ZSSV m. 9/5). Geri alma da onayın şeklinde bağlıdır. Kural olarak bu geri alma imkânı sınırlandırılamaz ise de bu onayın geri alınması hakkın kötüye kullanılması yasağına tabi olarak kullanılabilir27. Ayrıca bu rıza beyanı- na kayıtlı elektronik posta adresinin de gösterilmesi gerekir (Elektronik İletişim Hakkında Yönerge-VeÜ-ZSSV m. 9/2). Dolayısıyla taraflar tebli- gatı elektronik olarak almak istiyorlar ise, Elektronik İletişim Hakkında Yönerge’ye uygun bir kayıtlı bir elektronik posta adresi edinmeleri ge- reklidir (Elektronik İletişim Hakkında Yönerge-VeÜ-ZSSV m. 9/2)28. İsviçre hukukunda, Medeni Usul Hukuku, Ceza Usul Hukuku ve İcra ce İflas Hukukunda Elektronik İletişim Hakkında Yönerge ile tebli- gatın yapıldığı an düzenlenmiştir (Elektronik İletişim Hakkında Yöner- 25 Staehelin, Kommentar zur Schw. ZPO, Art. 139, Rn. 4; BK-ZPO/Frei, ZPO Art. 139, Rn. 9. 26 Staehelin, Kommentar zur Schw. ZPO, Art. 139, Rn. 4; OFK-ZPO/Reto/Daniel, ZPO Art. 139, Rn. 1. 27 Staehelin, Kommentar zur Schw. ZPO, Art. 139, Rn. 4. Aynı şekilde tarafın elektro- nik yolla tebligattan kaçınabilmesinin sınırını da hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının belirleyeceği, tarafın elektronik yolla tebligatı farklı birçok dosyada kabul etmesine rağmen mevcut yargılamada açık bir neden olmadan kabul etmemesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceği de belirtilmiştir (BK-ZPO/Frei, ZPO Art. 139, Rn. 8). 28 BK-ZPO/Frei, ZPO Art. 139, Rn. 12. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2425 ge-VeÜ-ZSSV m. 11). Doktrinde, İsviçre hukukunda, Türk hukukunun aksine elektronik tebligatın muhataba iletilmesinden itibaren belirli bir süre sonra tebliğ edilmiş sayılacağına yönelik bir düzenleme getirilme- diği, bunun yerine alıcı tarafından elektronik tebligatın alındığı (e-posta adresine yüklendiği ve düştüğü) anda tebligatın yapıldığı kuralının geti- rildiği belirtilmiştir29. Ancak ilgili Yönerge incelendiğinde, tebligatın yapıldığı an, tebligatın kişinin tebliğ adresine ulaştığı an değil, tam aksi- ne, tebligatın muhatap tarafından teslimat platformundan indirildiği an, teslim anı olarak kabul edilmiştir. Bu hükmün Türk hukukunda karşılı- ğını söylemek istersek tebligatın muhatabın onu açıp okuduğu an tebliğ anı olarak kabul edildiği söylenebilir. Dolayısıyla aşağıda belirteceğimiz gibi bu tebliğ anının ülkemiz açısından bu şekilde okunma tarihi olarak uygulanması çok büyük sorunlara yol açabilecektir. Nitekim İsviçre Hu- kukunda da Yönerge’nin 11. maddesinin ikinci fıkra hükmü ile bizim hukukumuza benzer bir varsayım düzenlenmiştir. Yönerge’nin 11. maddesinin ikinci fıkrasına göre elektronik tebligatın muhatabın kabul ettiği bir dağıtım platformuna yapılması durumunda Medeni Usul Ka- nunu’nun 138/3/a ve Ceza Usul Kanunu’nun 85/4/a hükümlerinde bulu- nan teslime ilişkin hükümler niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygula- nacaktır. Yönerge’nin 11. maddesinin ikinci fıkrasında niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır ifadesinin sebebi, İsviçre Medeni Usul Kanu- nu’nun 138/3/a ve İsviçre Ceza Usul Kanunu’nun 85/4/a hükümlerinin aslında elektronik tebligata ilişkin olarak düzenlenmiş hükümler olma- masından kaynaklanmaktadır. Bu maddeler mahkeme tarafından yapı- lacak olan tebligatların şeklini düzenleyen maddelerdir. Dolayısıyla bu maddelerdeki varsayım sadece niteliğine uygun düştüğü ölçüde elekt- ronik tebligat bakımından uygulama alanı bulacaktır. İsviçre Medeni Usul Kanunu’nun 138/3/a ve Ceza Usul Kanunu’nun 85/4/a hükümle- rinde bulunan tebligata ilişkin varsayıma göre, tebligatın muhatabın kayıtlı olan adresine tebliğ edilmesine rağmen bu tebligatın muhatap tarafından alınmaması durumunda, tebligat, bu başarısız teslim girişi- minden sonraki yedinci günde yapılmış sayılır30. Bu yedi günlük sürenin tebligatın teslim edilememesi tarihinden sonra 7 (yedi) gün olarak he- 29 Tüzüner, Kalitatif, s. 147. 30 BK-ZPO/Frei, ZPO Art. 139, Rn. 19; OFK-ZPO/Reto/Daniel, ZPO Art. 139, Rn. 2. 2426 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK saplanması gerektiği doktrinde belirtilmiştir31. Bu durum Türk huku- kundaki Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinde düzenlenen varsayıma benzetilebilir. Buna göre tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina ha- linde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesindeki şartların oluşması halinde tebliğ ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih sayılır. İşte İsviçre huku- kundan farklı olarak bizde kapıya yapıştırılma tarihi, İsviçre hukukunda ise teslimatın yapılamamasından sonraki yedinci gün tebliğ yapılmış sayılır düzenlemesi yer almaktadır. İsviçre hukukundaki bu varsayımın niteliğine uygun düştüğü ölçüde elektronik tebligatlarda da uygulama alanı bulacağı belirtilmiştir (Elektronik İletişim Hakkın Yönerge- VeÜ- ZSSV m.11/2). Bu durumda, muhatap, elektronik teslimat platformun- dan tebligatı yüklemese bile (tebligatı açıp okumasa bile) tebligat, tebli- gatın elektronik platforma teslim edildiği günden itibaren yedinci gü- nün sonunda tebliğ edilmiş sayılması gerekecektir. Bu nedenle, İsviçre hukukunda, kayıtlı elektronik posta adresi ile fiziksel posta adresinin aynı şey olduğu belirtilmiştir32. 2. Alman Hukuku 01.01.2018 tarihinden itibaren ülke çapında hizmete giren elektro- nik tebligat imkânı ile mahkeme tarafından tebliğ edilecek dokümanlar elektronik olarak tebliğ edilebilir hale gelmiştir33. Özellikle avukatların elektronik özel posta adreslerinin yeniden kullanıma sunulduğu 03.09.2018 tarihinden itibaren avukatlara yapılacak olan adli tebligatla- rın sayısı gittikçe artmıştır34. Alman hukukunda, Alman Medeni Usul Kanunu’nun 174. maddesi “teslim alındı belgesi karşılığında tebligat”ı dü- zenlemektedir. Bu maddenin birinci fıkrası makbuz karşılığında tebliga- 31 Staehelin, Kommentar zur Schw. ZPO, Art. 138, Rn. 8; OFK-ZPO/Reto/Daniel, ZPO Art. 139, Rn. 2; Gasser, Dominik, Rickli, Brigitte, Schweizerische Zivilprozessord- nung (ZPO), Kurzkommentar, 2. Auflage, Zürich/St. Gallen 2014, ZPO Art. 138, Rn. 8. Ancak burada dikkat edilmesi gerektiği bazen Federal Mahkeme’nin bu süreyi teslim tarihi + 6 gün olarak uyguladığı da belirtilmiştir (Gasser/Rickli, ZPO Art. 138, Rn. 8). 32 BK-ZPO/Frei, ZPO Art. 139, Rn. 16; OFK-ZPO/Reto/Daniel, ZPO Art. 139, Rn. 2. 33 Biallaß, Désirée Isabella, “Der Umgang mit dem elektronischen Empfangsbe- kenntnis”, (NJW 2019, Cilt 48, s.3495-3497), s. 3495. Almanya’da elektronik tebliga- tın tarihçesi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Karaaslan, s. 198-199. 34 Biallaß, s. 3495. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2427 tı, ikinci fıkrası ise faks yolu ile yapılan tebligatı düzenlemektedir. Bu düzenlemenin üçüncü fıkrası teknik gelişmelerin kullanımını bir adım öteye taşımış ve elektronik posta yolu ile tebligatı mümkün hale getir- miştir35. Söz konusu düzenlemenin üçüncü fıkrasında, birinci fıkrada düzenlenmiş birtakım meslek gruplarına ve kuruluşlara, kazaî tebligat- larda, elektronik tebligat yapılabileceği düzenlenmektedir36. Alman Me- deni Usul Kanunu m. 174/III hükmüne göre yapılacak olan elektronik tebligat, meslekleri gereği yüksek güvenilirliğe sahip olan avukata, note- re, icra memuruna, vergi danışmanlarına veya mesleği gereği güvenilir olduğu varsayılabilecek herhangi bir kişiye gönderilebilir37. Düzenleme- de belirtilen meslek grupları dışındaki yargılamaya dahil olan kişilere elektronik tebligat onların bu yolla tebligatı kabul etmelerine bağlıdır38. Burada açık bir rıza gerektiğinden işlemlere dahil olan bir tarafın antetli kâğıda sadece bir e-posta adresini belirtmesi yeterli değildir39. Ayrıca davanın başında, katılanlara, belgelerin tebliğ edilmesinin önemini anla- tan formaların gönderilmesi tavsiye edilmektedir40. Avukatların birbirle- rine yapacağı tebligatı düzenleyen Alman Medeni Usulü Kanunu’nun 195. maddesine göre, avukatlar arası tebligatlarda, yapılan yollama ne- deniyle Alman Medeni Usul Kanunu’nun 174. maddesi uygulama alanı bulabilecektir. Bu nedenle avukatlar birbirilerine makbuz karşılığında, 35 Musielak, Hans-Joachim/Voit, Wolfgang/Wittschier, Johannes, Zivilprozessordnung mit Gerichtsverfassungsgesetz Kommentar, 18. Auflage, Verlag Franz Vahlen München 2021, Art. 174, Rn. 4. 36 MüKoZPO/Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 23; Kaplan, Yavuz, “Avrupa Tebli- gat Hukukundaki Gelişmeler, Düzenleme Çalışmaları Açısından Almanya Örneği ve Türk Hukuku”, (AÜHFD, 2003/52/3, s. 199-227), s. 214; Akkan, s. 45; Kocabıyık, Tülü, Elektronik Tebligat, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversite- si Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2020), s. 84. 37 Biallaß, s. 3495; Bunun sebebi olarak, belirtilen bu kişilerin “alındı onayını” derhal geri göndermesi gerektiği varsayımına dayanmasıdır (Karaaslan, s. 206). 38 MüKoZPO/Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 23; Musielak/Voit/Wittschier, ZPO Art. 174, Rn. 4; Biallaß, s. 3495; Karaaslan, s. 207; Kocabıyık, s. 84; Yamakoğlu, Al- ya/Altoprak, Serkan, “Elektronik Tebligat Türkiye, İsviçre, Almanya ve İngiltere Karşılaştırılması”, (YÜHFD, 2019/XVI/1, s. 25-38), s. 30. 39 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 23; Rosenberg/Schwab/Gottwald, s. 416, Pn. 25; Kaplan, s. 214, dn. 91. 40 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 23. 2428 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK faks yolu ile veya e-mail yolu ile tebligat yapabileceklerdir. Bu durumda avukatın bir alındı belgesi vermesi mecburdur. Düzenlemedeki meslek gruplarının birtakım zorunlulukları bu- lunmaktadır. Alman hukukunda güvenilir ve gizliliğin korunduğu bir iletişim aracının elektronik tebligat vasıtası olarak kullanılabileceği ka- bul edilmektedir41. Bu nedenle basit bir elektronik posta adresi yeterli değildir42. Elektronik dökümanlar başlıklı Alman Medeni Usul Kanunu m. 130a/IV kapsamında bir elektronik iletişim aracı kullanılmalıdır43. Güvenilir ve gizliliğin korunduğu bir iletişim aracına örnek olarak De- Mail, Kontos ve özel elektronik avukat posta kutusu gösterilebilir. Bu iletişim araçları, kişilerin kimlik bilgilerini doğrulamaya elverişli mecra- lardır44. Birtakım meslek gruplarının, örneğin avukatların, bu şekilde iletişim araçlarına sahip olmaları zorunluluk olarak kabul edilmiştir45. Buna ilişkin olarak Almanya Barolar Birliği Kanunu’nun 31a/1 hük- münde açık bir hüküm mevcuttur46. Buna göre Federal Barolar barola- rına kayıtlı her bir baro üyesi için özel bir elektronik posta adresi sun- mak zorundadır. Ayrıca Almanya Barolar Birliği tarafından çıkarılan, avukatlar için profesyonel davranış kurallarını düzenleyen yönetmeliğin 14. maddesine göre de, avukat mahkemelerden, makamlardan ve avu- katlardan gelen uygun bildirimleri almalı ve derhal tarihli bir alındı te- yidini vermelidir. Eğer avukata kanuna uymayan bir tebligat yapılmaya çalışılırsa bunu derhal gönderene bildirmelidir47. Bütün bu kurallara rağmen elektronik posta adresi alma zorunluluğun yerine getirilmemesi 41 Akkan, s. 45-46. 42 Rosenberg/Schwab/Gottwald, s. 416, Pn. 25. 43 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 24; Biallaß, s. 3495. 44 Akkan, s. 46. 45 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 24; Rosenberg/Schwab/Gottwald, s. 416, Pn. 25; Akkan, s. 45. 46 Deutschland Bundesrechtsanwaltsordnung (BRAO), Bundesgesetzblatt Jahrgang 1959 Teil I Nr. 35, ausgegeben am 06.08.1959, Seite 565, zuletzt geändert durch Ge- setz vom 19.06.2020, Bundesgesetzblatt Jahrgang 2020 Teil I Nr. 30, ausgegeben am 29.06.2020, Seite 1403. 47 Berufsordnung für Rechtsanwälte (BORA), Erlassen von der Satzungsversammlung der Bundesrechtsanwaltskammer, Zuletzt geändert durch Beschluss vom 06.05.2019, BRAKMitt. 2019, 245. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2429 halinde tebligatın diğer türleri ile tebligat yapılmalıdır48. Ancak bu çok düşük bir ihtimaldir. Çünkü elektronik posta adresi, barolar tarafından üyeleri adına alınarak kendilerine verilmektedir. Ayrıca bu kişi ve ku- rumlara elektronik tebligat, kazaî tebligatlar bakımından, mahkemeler tarafından tercih edildiği takdirde, yapılabilmektedir49. Tebligatın yapıldığına ilişkin ispatın nasıl olduğu maddenin dör- düncü fıkrasında düzenlenmiştir (Alman Medeni Usul Kanunu m. 174, IV). Burada maddenin birinci ve ikinci fıkrasına göre yapılan tebligatın ispatı ile üçüncü fıkraya göre yapılan tebligatın ispatı farklı şekilde dü- zenlenmiştir. Çünkü birinci ve ikinci fıkrada sadece makbuz ve faks ile yapılan tebligat düzenlendiği için bunun ispatı da buna yönelik olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, birinci ve ikinci fıkraya göre yapılan tebli- gatlarda, muhataplar tarafından tebligatın teslim alındığına ilişkin ola- rak teslim alındı kaydının mahkemelere yazılı olarak veya faksla veya Alman Medeni Usul Kanunu m. 130a hükmüne uygun olarak elektronik olarak iletilmesi halinde hukuki sonuç doğuracağı düzenlenmiştir (Al- man Medeni Usul Kanunu m. 174, IV/c.1, 2). Bu bağlamda, teslim alındı belgesinin, tebligatı çıkaran merciye hükümde belirtilen şekilde geri gönderilmesiyle tebliğ edilmiş sayılır50. Burada tebligatı alan muhatabın belgeyi teslim aldığı tarihi yazılı olarak teyit etmesi gerekecektir. Bu, muhatap tarafından tebliğ edilecek belgenin alındığına ve alındığı tarihe dair bir kanıt niteliği teşkil edecektir51. Muhatap tarafından verilen “alındı belgesi”, normal tebligatlardaki “tebligat mazbatası” ile aynı değere sahiptir52. Karşı taraf bu “alındı belgesinde” yer alan bilgilerin yanlışlığına ilişkin olarak karşı ispat faaliyetinde bulunabilir53. Ancak teslim tarihinin doğruluğu konusunda zayıf şüpheler tek başına yeterli 48 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 24. 49 Akkan, s. 46-47. 50 Biallaß, s. 3495; Kocabıyık, s. 85. Teslim alındı belgesinin gönderilmesi gerekliliği hakkındaki tartışmalar için bkz. Yardımcı, s. 26, dn. 53. 51 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 14; Musielak/Voit/Wittschier, ZPO Art. 174, Rn. 5. 52 Musielak/Voit/Wittschier, ZPO Art. 174, Rn. 5. 53 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 15. 2430 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK değildir54. Federal mahkeme, karşı ispat faaliyeti konusunda aşırı talep- lerde bulunulmaması gerektiğini defalarca belirtmiştir55. Hükmün üçüncü fıkrasına göre yapılacak olan elektronik belgele- rin tesliminin ispatı ise muhatap tarafından gönderilecek olan “elektro- nik alındı onayı” ile yapılacaktır (Alman Medeni Usul Kanunu m. 174, IV/c. 3)56. Mahkeme, muhatap tarafından mahkemeye iletilecek olan bu “elektronik alındı onayı” için, veri kayıtlarını doğrulayacak sistemler kurmalıdır. “Elektronik alındı onayı” sistem tarafından öngörülen form- larda okunabilir bir şekilde iletilmelidir57. Elektronik belgenin alındığı bu veri, kayıt belgesine tıklanma suretiyle teyit edilmelidir58. Elektronik alındı onayı belgesinin bir çıktı alınarak mahkemeye iletilmesi mümkün değildir59. Şayet mahkeme bu şekilde elektronik belgelerin iletilmesine yönelik olarak bir sistem kurmamış ise elektronik belgenin alındığına yönelik olarak “alındı teyit belgesi” elektronik olarak iletilmesi gerekir. Bu şekilde bir alternatifin sunulmasının sebebi mahkemenin gerekli tek- nik altyapıyı kuramaması ihtimaline yöneliktir60. Bununla birlikte Al- man Medeni Usul Kanunu m. 174/IV hükmü, elektronik alındı onayının öngörülen şekilde mahkemeye sunulmamasının herhangi bir yaptırımı- nı öngörmemiştir. Bu durumun muhtemelen mahkemede artan bir iş yüküne neden olacağı belirtilmiştir61. Muhataba elektronik mesaj gönderildikten sonra mahkeme otoma- tik bir teyit mesajı alır. Ancak tebligatın yapıldığı an olarak bu kabul edilmemiştir. Bunun sebebi avukatların orantısız bir hukuki sorumluluk ile karşılaşmalarının istenmeyişidir. Bu nedenle muhatap tarafından gönderilecek olan “elektronik alındı onayı” ile tebligatın yapılmış sayıl- masına karar verilmiştir62. 54 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 15. 55 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 15. 56 Biallaß, s. 3495. 57 Biallaß, s. 3495. 58 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 25. 59 Biallaß, s. 3495. 60 MüKoZPO/ Häublein/Müller, ZPO Art 174, Rn. 25. 61 Biallaß, s. 3495. 62 Biallaß, s. 3495. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2431 Muhatap olan avukatın “elektronik alındı onayı” vermesi ise teb- ligatın kendisine gönderildiği sistem üzerinden gerçekleşir. Muhatabın kendisine gönderilen mesajı açmasından sonra aynı satırda “elektronik alındı onay” göndermeye yönelikte bir satır bulunur. Muhatap buradan “gönderim oluştur” sekmesinden girerek bildirim tarihini girer, bu şe- kilde “elektronik alındı onay” belgesi, bildirim tarihini içerecek şekilde tebligatı gönderen mahkemeye iletilir63. Avukatın bu tebligatı reddetme- si mümkündür. Bu durumda kullanıcının alındı onay satırında “kabul etmeme” seçeneğini tıklaması gerekecektir. Tebligatın reddedilmesinin nedeni yine sistemde otomatik olarak gözüken reddedilme nedenleri menüsünden seçilebilecektir. Şayet bu ret nedenleri arasında uygun bir ret nedeni bulunamamış ise serbest bir metin alanı da mevcuttur. Örne- ğin elektronik belgenin, isim karışıklığı nedeniyle yanlış bir avukata gönderilmesi durumunda “alıcının yargılamanın tarafı olmadığı” ser- best metin alanında belirtilebilir64. “Elektronik alındı onayı”, klasik olarak kâğıt şeklinde gönderilen “alındı onayının” özel bir şeklidir. Bu nedenle Alman Medeni Usul Ka- nunu’nun m. 174/IV hükmünün birinci ve ikinci fıkra hükümleri için öngördüğü klasik “teslimat alındı belgesi” için verilmiş içtihatların bu- rada da uygulama alanı bulabileceği belirtilmiştir65. Burada üç temel sorunla karşılaşılabilir. Birinci sorun avukatın elektronik belgeyi aldığı- na ilişkin teslimat alındı belgesini “elektronik alındı onayı” yolu ile değil klasik kâğıt yolu ile mahkemeye geri bildirmesi sorunudur. Buradaki problem, tebligatın yapılmış sayıldığı tarihte yaşanacaktır. İki yaklaşım vardır. Birinci yaklaşım kâğıt olarak geri gönderimde yazılı olan bildi- rim tarihinin esas alınması, diğeri ise sistem tarafından otomatik olarak oluşturulan onay belgesidir. Ancak bu ihtimalde avukatlar için kanunda öngörülen süreleri kaçırması konusunda çok büyük bir sorumluluk riski mevcuttur. Bu konuda verilecek olan içtihatların nasıl olacağı zaman içinde görülecektir66. 63 Biallaß, s. 3495. 64 Biallaß, s. 3496. 65 Biallaß, s. 3496. 66 Biallaß, s. 3496. 2432 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK İkinci sorun, avukatın herhangi bir alındı onayını mahkemeye hiç göndermemesidir. Bu durumda Alman Medeni Usul Kanunu’nun 189. maddesi uygulama alanı bulabilir. Buna göre bir belgenin teslim tarihi kanıtlanamaz ise, belgenin yasaya uygun şekilde teslim edilmesi gere- ken kişiye veya yasaya uygun şekilde muhatap olarak kabul edilecek kimseye fiilen verildiği an tebliğ tarihi olarak kabul edilir67. Otomatik bir “alındı teyidinin” sistemde gözükmesine rağmen avukatın “elektronik alındı onayını” mahkemeye geri göndermemesi durumunda hangi so- nuçların doğacağına ilişkin olarak iki mahkeme kararı vardır. Saarland Eyalet Bölge Yüksek İdare Mahkemesi verdiği kararda, davacının, alt derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın içeriğine sistemdeki oto- matik teyit sisteminde gözüken tarihte ulaşmış olduğuna karar vererek istinaf başvurusunu reddetmiştir68. İkinci karar ise, Leipzig İdare Mah- kemesinde yapılan sözlü yargılamaya, davacının duruşmaya usulüne uygun bir şekilde çağrıldığı halde katılmaması ve bu nedenle yoklu- ğunda işlemlere devam edilebileceğine hükmetmesi konusu hakkında- dır. Burada da mahkeme tarafından davacıya elektronik tebligat yapıl- mış ancak davacı tarafından “elektronik alındı onayı” mahkemeye ile- tilmemiştir. Dolayısıyla sorun tebligatın usulüne uygun olup olmadığı ve davacının sözlü yargılamaya katılmamasının haklı olup olmadığı noktasında toplanmıştır. Mahkeme, Alman Federal Almanya Barolar Birliği Kanunu’nun 31a/VI hükmüne göre, avukatın mahkemelerden, makamlardan ve avukatlardan gelen uygun bildirimleri alması ve der- hal tarihli bir alındı teyidini vermesi gerektiğini, “elektronik alındı ona- yı” gönderilmese dahi alıcının belgeyi kabul ettiğini ve sistem tarafından otomatik bir alındı onayının 26 Mart 2019 saat 14.33 tarihinde oluşturul- duğunu söyleyerek tebligatın ilk eline geçtiği tarihin teslim tarihi olarak kabul edilebileceğine ve bu nedenle tebligatın Alman İdari Yargılama Kanunu’nun ( VwVfG)69 41/2 hükmündeki kanuni varsayımın70 geçerli 67 Biallaß, s. 3496. 68 OVG Saarlouis, Beschluss vom 24.6.2019–2 A 140/19 (NJW 2019, 2636). 69 Verwaltungsverfahrensgesetz (VwVfG), In der Fassung der Bekanntmachung vom 23. Januar 2003, BGBl. I S. 102. 70 Bu varsayıma göre, Almanya’da postane tarafından gönderilen yazılı bir idari iş- lem, postaneye postalandıktan sonraki üçüncü günü bildirilmiş sayılır (Alman İdari Yargılama Kanunu-VwVfG Art 41/2). Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2433 kabul edilerek tebligatın belgenin gönderilmesinden sonraki üçüncü gün (29 Mart 2019) tebliğ edilmiş sayılmasına hükmetmiştir71. Üçüncü sorun ise, avukatın elektronik alındı onayını büyük bir ge- cikme ile geri göndermesidir. Lüneburg Eyalet Bölge Yüksek İdare Mahkemesi, başvuranın yetkili temsilcisinin 11.04.2019 tarihinde verilen bir karara karşı, bir aylık başvuru süresinin geçirilmesi nedeniyle reddi- ne karar vermiştir. Bir belgenin teslim tarihi muhatap tarafından ispat- lanmaz ise belge tebligatın muhataba teslim edildiği veya hukuka uygun olarak teslim edilmiş sayıldığı tarihte tebliğ edilmiş sayılacaktır. Avukat bir karara karşı kanun yoluna başvurduğunda, kanun yoluna başvur- duğu karara karşı açıkça atıfta bulunuyorsa, bu, ilgilinin o kararı gerçek- ten aldığını ve o karar hakkında bilgisi olduğunu gösterir. Bu ise usul- süz olan tebligatın artık Alman Medeni Usul Kanunu m. 189’a göre usu- lüne uygun hale geldiğini gösterir. Muhatap elektronik alındı onayını 03.05.2019 tarihinde göndermiştir. Oysa bu tarihten daha önce, karara karşı kanun yoluna başvuruda bulunmuştur. Bu başvuruda da ilk dere- ce mahkemesi kararına atıfta bulunmuştur. Dolayısıyla elektronik alındı onayının bu şekilde geç gönderilmiş olması Alman Medeni Usul Kanu- nu m. 189’da öngörülen varsayımını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle başvurunun süresinden sonra yapılması nedeniyle reddi gerekir72. Görüldüğü üzere Alman yargı kararlarında avukatın gönderilen tebligatları alma ve gereğini yerine getirme yükümlülüğü olduğu bu nedenle elektronik alındı onayını hiç göndermemesi yahut geç gönder- mesi durumunda Alman Medeni Usul Kanunu m. 189’un devreye gire- bileceği, bu durumda da sistem tarafından gönderilen “otomatik teyit” mesajının tebliğ tarihi olarak kabul edilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca 01.01.2022 tarihinden itibaren Alman Medeni Usul Kanunu m. 130d hükmüne göre, mahkemelere gönderilebilecek dilekçelerin ve eklerinin elektronik yolla gönderilmesi zorunluluğu getirilecektir73. 71 VG Leipzig, Urt. v. 13.5.2019 –7. Kamer, 2184/16.A, (Beck-Online Rechtsprechung- BeckRS, 2019, 10081). 72 OVG Lüneburg Beschl. v. 28.5.2019 – 13 ME 136/19 (BeckRS 2019, 10125). 73 Kocabıyık, s. 86; Akkan, s. 47. 2434 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK 3. Avusturya Hukuku Elektronik tebligat konusunda özellikle Avusturya hukuku öncü bir rol oynamıştır74. Bu konuda en önemli gelişme 01.03.2004 tarihinde yürürlüğe giren Avusturya e-devlet Kanunu olup bu Kanun’la Avustur- ya Hükümeti, genel olarak e-devlet projelerinin çerçevesini çizmiş ve daha sonra bu temelden hareketle daha ayrıntılı konular olan e-tebligat ve e-ödeme gibi projelere başlamıştır75. Avusturya hukukunda elektronik tebligata ilişkin temel normlar Avusturya Mahkemeler Organizasyonu Kanunu76 ile Avusturya Tebli- gat Kanunudur. Avusturya Mahkemeler Organizasyon Kanunu’na, elektronik işlemlere ve elektronik tebligata ilişkin olarak 01.08.1989 tari- hinde yürürlüğü giren yasa ile 89a ile 89d hükümlere eklenmiştir77. Bu hükümlere yönelik olarak çeşitli tarihlerde bazı değişiklikler yapılmıştır. Avusturya hukukunda, her bir vatandaş için bir kerelik e-tebligat servis sağlayıcısına ücretsiz kayıt yaptırma zorunluluğu bulunmakta- dır78. Kimlik doğrulaması ve güvenlik koşullarını sağlayan servis sağla- yıcısı, elektronik tebligatın alınıp gönderilmesine ilişkin delil mekaniz- ması da oluşturmaktadır79. Elektronik tebligat hizmeti birtakım güvenlik ve gizlilik koşullarını sağlayan servis sağlayıcıları tarafından sağlanmak- tadır80. Avusturya hukukunda elektronik tebligat hizmeti, ülkemizde te- kel konumunda bulunan UETS hizmet sağlayıcısından farklı olarak, KEP uygulaması döneminde olduğu gibi gerekli koşulları sağlayan bir- 74 Brändli, s. 186, Pn. 405; Tanrıkulu, Cengiz, “Türk ve Avusturya Hukukunda Elekt- ronik Tebligat”, (TBBD, 2009/85, s. 315-331), s. 323. Avusturya hukukunda elektro- nik tebligat ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Kodek E. George/Mayr G. Peter, Zivilp- rozessrecht, Wien 2011, s. 149 vd.; Brändli, s. 186, Pn. 405, 406, 407; Tanrıkulu, s. 323; Kocabıyık, s. 79-82. 75 Tanrıkulu, s. 323. 76 Gerichtsorganisationsgesetz-GOG, 27.11.1896, RGBI.Nr.217/1896 (https://www.jusline.at/gesetz/gog/paragraf/zitierhinw, E.T. 28.04.2021). 77 RIS-BGBI-Bundesgesetzblatt(Resmi Gazete)- 21.07.1989, Nr. 343/1989. 78 Tanrıkulu, s. 324. 79 Kocabıyık, s. 80; Tanrıkulu, s. 324. 80 Kocabıyık, s. 81. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2435 den fazla servis sağlayıcısı eli ile yürütülmektedir81. Bu nedenle alıcının, tebligat hizmet sunucusuna birden fazla adres bildirilebilme imkânı vardır. Birden fazla adres bildirmiş ise, elektronik bildirim bütün bu adreslere tebliğ edilmek zorundadır. Ancak tebligat süresinin hesap- lanmasında en erken gönderilen esas alınacaktır82. 1982 tarihli Zustellgesetz83 (Avusturya Tebligat Kanunu-ZustG), elektronik tebligat imkânını ikili bir tasnife tutmuştur84. Bu Kanun’a gö- re düzenlenenlerin ilki “Tebligat Hizmet Sağlayıcısı tarafından Delil Kayıtlı Tebligat (Avusturya Tebligat Kanunu m. 35)”, ikincisi ise “Tebligat Sistemi Tarafından Delil Kayıtsız Tebligat (Avusturya Tebligat Kanunu m. 36)”tır. Söz konusu usuller arasındaki fark, öncelikle delil niteliğini haiz bulu- nan elektronik tebligat sisteminde kendisine elektronik tebligat gönderi- len muhatabın tebligata erişiminden önce vatandaşlık kartına ilişkin kimlik bilgilerinin teyidinin istenmesi hususundadır. Bunun yanı sıra belgelerin servis sağlayıcısı tarafından saklanma süresi, muhataba ile- tilmesine yönelik prosedürler gibi hususlarda da farklılıklar yer almak- tadır85. Avusturya hukukunda, adli merciler ile son kullanıcılar arasında evrak akışını düzenleyen ERV (elektronischer Rechtsverkher-Elektronik Hukuki Yazışma Sistemi) sistemi, ülkemizde mevcut olan UYAP siste- mine benzetilebilir. Söz konusu sisteme Kanun kapsamında yer alanla- rın dâhil olması ve tebligatlar da dâhil olmak üzere tüm yazışmaların bu sistem üzerinden yapmaları zorunludur86. 81 Tanrıkulu, s. 326; Kocabıyık, s. 81. 82 Tanrıkulu, s. 328. 83 Ulaşmak için bkz. https://www.ris.bka.gv.at/Dokument.wxe?Abfrage=Erv&Dokumentnummer=ERV_ 1982_200: (ET. 10.02.2021). 84 Kocabıyık, s. 82. 85 Kocabıyık, s. 81. 86 Bu kişiler, avukatlar, noterler, kredi ve finansa kurumları, sigorta şirketleri, sosyal sigorta sağlayıcıları, emeklilik kuruluşları, inşaat çalışanları kıdem tazminatı sandı- ğı, eczacılık Maaş Sandığı vs. şekline sınırlı bir şekilde sayılmış ve burada yer alma- yan kişilerin sisteme katılımlarının zorunlu olmadığı, bununlar birlikte dilerlerse sistemden faydalanabilecekleri belirtilmiştir [Avusturya Mahkemeler Organizasyon Kanunu -Gerichtsorganisationsgesetz (GOG), Art. 89c/5; Kodek/Mayr, s. 149, Pn. 278; Brändli, s. 186, Pn. 405; Kocabıyık, s. 82, dn. 187]. 2436 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK Elektronik tebligat sistemi tarafından iletilen gönderilerin ulaşmış sayılacakları tarih delil niteliği taşıyan ve taşımayan tebligatlar için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Buna göre, delil niteliği taşıyan tebligat türünde, tebligatın iki hafta boyunca muhatabın erişimini için hazır halde tutula- cağı ve okunduğu gün ulaşmış sayılacağı; delil niteliği taşımayan tebli- gat türünde ise tebligatın muhataba varması ile hüküm ve sonuçlarını doğuracağı belirtilmiştir87. 4. İngiliz Hukuku İngiliz hukukunda, kazaî tebligatların yapılabilmesi için adres bil- dirilmesi gerekmektedir. Civil Procedure Rules (CPR) §6.23 beşinci fıkra hükmünce elektronik yolla tebliğ ancak tarafın açık bir kabulüne bağlı- dır. Elektronik posta adresinin veya elektronik kimlik adresinin verilme- si ve açık rıza gösterilmesi elektronik tebligatı mümkün kılmaktadır88. İngiliz hukukunda UETS’ye benzer tek bir elektronik tebligat sis- temi bulunmamaktadır. Muhataplar elektronik posta adresi veya akredi- te edilmiş servislerden elektronik kimlik adresi alarak elektronik tebligat adresi oluşturabilmektedir89. CPR §6.26 elektronik tebligatta tebliğ edil- miş sayılmaya ilişkin kural getirmiştir. Söz konusu düzenlemeye göre, elektronik tebligat bir iş günü saat 16.30’dan önce gönderilmişse o gün; diğer durumlarda ise elektronik tebligatın gönderildiği gün sonrası ilk iş günü tebliğ edilmiş sayılmaktadır90. İngiliz hukukunda kazaî tebligatlar ile tarafların mahkemelere elektronik belge sunma usulü ayrı ayrı dü- zenlenmektedir. C. DOKTRİNDEKİ GÖRÜŞLER Mevzuatımızda elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılması kuralı bulunmaktadır (TK m.7/a, ET Yön. m. 9/6). Bu kuralın elektronik tebligat mesajının muhatap tarafından daha önce açılmaması durumunda uygulanmasında bir tar- 87 Kocabıyık, s. 82. 88 Kocabıyık, s. 89; Yamakoğlu/Altoprak, s. 31. 89 Yamakoğlu/Altoprak, s. 32. 90 Bu hususa ilişkin örnekler CPR §6A.10.1-7 arasında verilmiştir. Bu yönde bkz. http://www.justice.gov.uk/courts/procedure- rules/civil/rules/part06/pd_part06a#10.1: (ET. 10.02.2021). Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2437 tışma doğmayacağı açıktır. Ancak elektronik tebligatın ulaştığı tarih ile beşinci gün doluncaya kadarki süre içerisinde muhatap tarafından açıl- ması durumunda hukuki sonucun ne olacağına ilişkin doktrinde tartış- ma bulunmaktadır. Doktrinde bir görüşe göre, kural olarak elektronik tebligatın ulaş- tığı tarihi izleyen beşinci gün sonunda tebligatın yapılmış sayılmasının gerektiği ifade edilmiştir. Ancak bu görüşe göre, muhatabın, tebligatın yapılmış sayıldığı tarihten daha önce elektronik tebligatı açtığı tespit edilebilirse, elektronik tebligatın açılma anının tebliğ tarihi olarak kabu- lü gerekir91. Bu görüş dayanağını elektronik tebligat adreslerinde muha- taba iletilen tebligatın delil kayıtlarının oluşturulmasından ve bu bilgile- re ulaşılabilmesinden almaktadır. Tebligatın asıl amacının muhatabı bilgilendirmek olması nedeniyle bu görüşe göre, ayrıca beş günlük sü- renin geçmesinin beklenmesine gerek olmamalıdır. Buna ek olarak da bu düzenlemenin amacından hareket edilip muhatabın elektronik tebli- gat adresini her gün kontrol etmesinin beklenemeyeceği gerekçesiyle bu hükmün konulduğu belirtilmiştir. Bu sebeple tebliğ edilmiş sayılacağı tarihten önce muhatabın elektronik tebligatı açmasının tebliğ anı bakı- mından hukuki sonuç doğurması gerektiği belirtilmektedir92. Doktrindeki bir başka görüşe göre ise, elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı kuralı dışında bir tarihin tebliğ anı olarak kabulü mümkün değildir93. Çünkü tebligat mevzuatında bu kural dışında bir belirleme yapılmamaktadır. Bu kuralın dışındaki, öğrenme tarihi, açılma tarihi gibi tarihlerin tebliğ 91 Tanrıver, Süha, Medeni Usul Hukuku, C. I, 2. B., Ankara 2018, s. 457; Yardımcı, s. 26-27; Özbay/Yardımcı, s. 34. 92 Yardımcı, s. 26-27. 93 Akkan-Yeni Düzenlemeler, s. 164; Akkan- Elektronik Tebligat, s. 81; Börü, s. 212; Atalı/Ermenek/Üçüncü, s. 79; Budak, Ali Cem/Karaaslan, Varol, Medeni Usul Hu- kuku, 4. B., Ankara 2020, s. 131; Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel, Medeni Usul Hukuku, 6. B., Ankara 2020, s. 190; Muşul, s. 141; Kocabıyık, s. 146; Ruhi/Ruhi, s. 54; Acar, Ayşe Ece, “Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi’nde Tutulan Delil Kayıtlarının İspat Kuvveti ve Bu Kayıtların Aksinin İleri Sürülmesi”, (KHÜHFD, 2020/8/1, s. 73-88), s. 77; Meriç/Arslanpınar Tat/Işık/Korkmaz/Özkan Kıdıl, s. 186-190; Küçük, Tunga, Alper, “Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın Yapılmış Sayılacağı Tarihin Belirlenmesi”, (Terazi Hukuk Dergisi, C.16, S. 179, Temmuz 2021, s. 1319-1327), s. 1325; Aksakal, s. 276. 2438 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK tarihi olarak kabul edilemeyeceği kabul edilmektedir. Bu görüşe göre UETS sisteminde delil kayıtlarının tutulması sonucunda elektronik teb- ligat mesajının açıldığı tarihin tespiti mümkündür. Bu kayıtlar, muhata- bın başkalarının zararına yaptığı işlemlerde kötü niyeti olduğunun ispa- tında kullanılabilir94. Doktrindeki bir başka görüşe göre ise, olan hukuk bakımından elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı ancak olması gereken hukuk bakımından elektronik tebligatın açılmış ve okunmuş olması durumunda muhatabın tebligatı öğrendiği varsayılarak elektronik tebligatın tebliğ edilmiş sayılacağına yönelik düzenleme yapılması gerektiği yolundadır95. Doktrindeki bir diğer görüşe göre ise, tebligatın amacı düşünül- düğünde, olması gereken hukuk bakımından, hükümde belirtilen beş günlük sürenin, “beş (veya üç) iş günü” olarak değiştirilmesinin uygun olacağı yolundadır96. D. UYGULAMADAKİ DURUM Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin dördüncü fıkrasında düzen- lenen elektronik tebligatın tebliğ anına ilişkin kuralın uygulamadaki durumunu bölge adliye ve idare mahkemesi kararlarına ve yüksek mahkeme kararlarına değinerek ele almak mümkündür. Bölge adliye mahkemesi kararları incelendiğinde, tebliğ anı olarak genel olarak elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunun tebliğ tarihi olarak kabul edildiği görülmektedir97. Ancak Gazi- 94 Akkan- Elektronik Tebligat, s. 81, dn. 115. 95 Börü, s. 211-212. 96 Yılmaz, Ejder/Çağlar, Tacar, Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 122. 97 “…11.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren "Elektronik tebligat" başlıklı 7/a maddesi ise; “Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu- dur. Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen be- şinci günün sonunda yapılmış sayılır.” hükmünü içermektedir. Dosya kapsamına göre, mahkemenin gerekçeli kararı, elektronik tebligat yöntemiyle davacılar vekili Av. ...'nin tebligat alanına (hesabına) 03/05/2019 tarihinde başarılı şekilde ulaştığı, "elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen be- Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2439 antep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu bir kararda, Anayasa Mahkemesinin kararı gerekçe gösterilerek elektronik ortamlarda yapılan tebligatlarda tebligatın muhatap tarafından açılıp okunması durumunda istinaf süresinin o tarihten başladığına hükmet- miştir98. Bir bölge idare mahkemesi ise vergi dava dairesi kararında, gö- rülme anının ispatının davalı idarede olduğuna değinilmiştir99. şinci günün sonunda yapılmış sayılır" hükmü uyarınca belirlenen süre sonunda ka- rarın 08/05/2019 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, hükmün davacı tarafından İİK.nun 293/2.maddesi gereğince en geç 20/05/2019 (Pazartesi) mesai bitimine kadar istinaf edilmesi gerekirken 23/05/2019 tarihinde (Perşembe) 10 günlük yasal süre dolduktan sonra istinaf edildiği, istinaf talebinin süresinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında istinaf başvurusu süresinde ya- pılmadığından…” (İst. BAM 17. HD, T. 12.03.2020, E. 2019/2432, K. 2020721: Kazan- cı Mevzuat). Bu yönde kararlar için bkz. İst. BAM 17. HD, T. 02.06.2020, E. 2020/920, K. 2020/933: Legalbank; İst. BİM 5. İDD, T. 07.07.2020, E. 2020/907, K. 2020/1103: Ka- zancı Mevzuat. 98 Gaziantep BAM, 2. HD, E. 2020/666, K. 2020/794. Kararda ayrıca karşı oyda mevcut- tur. Karşı oya göre, Anayasa Mahkemesi kararı sadece bireysel başvuru yoluna münhasır olup mevcut olayda uygulanamaz. Bu nedenle istinaf isteminin iki hafta- lık yasal sürede yapıldığının kabulü gerekir (Bu karar yayımlanmamıştır. Naklen; Küçük, s. 1323, dn. 43). 99 “…Elektronik tebligat, bilgisayar ortamında yazılı evrakın, internet üzerinden, e- posta yoluyla iletilmesi olduğuna göre e-tebligat mesajı, tebliğ edilecek içerik veya diğer ekli dokümanlardan oluşan tebligat mesajının tümünün gönderici tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanmış halini ifade etmekte, e-tebligat zarfı ise, e- tebligat mesajını içeren, gönderici ve idare tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanmış ve zaman damgası eklenmiş paket olmaktadır. Buradan; e-tebligat sis- teminde, muhatabın e-posta adresine iletilip iletilmediği, iletildiyse ne zaman iletil- diğinin belgelendirilebilmesi gerekmektedir. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılaca- ğına göre, sürelerin tespiti ve kontrolü açısından alındı bilgisinin teyit edilmesi ile birlikte muhatabınca görüldüğünün yahut görülmüş sayıldığı durumların ispatı gerekmektedir. Aksi kabul, tebligattan varılmak istenen amaçla bağdaşmayacaktır. Bu durum; tebliğ memurunun imzasını içeren mazbata yerine, gönderildi ve alındı bilgilerinin geçeceği düşünüldüğünde, daha da önem arz etmektedir. Tebligatı çı- karan merciin internet yoluyla tebligat yapmasıyla eş zamanlı olarak muhatabın cep telefonuna tebligatı bulunduğuna dair mesaj atılması; muhatabın e-posta adre- sinde yer alan ve tebligat teşkil eden e-postayı açmasıyla eş zamanlı olarak tebligatı çıkaran mercie tebligat alındı bilgisinin ulaşması "belgelendirme" fonksiyonu açı- sından önem taşımaktadır. Keza muhatabın sistemde kayıtlı olan adresine e-tebligat yapıldığına dair gönderildi, iletildi ve alındı kayıt ve mesajları, tebliğ mazbatasının yerini almaktadır. Bu durumların hukuki süreç içerisinde ve buna uygun olarak varlık kazandığını ispat, tebliği çıkaran mercie ait olup yargılamada somut olay adaletine yaklaşılabilmesinin de ön koşuludur.- Konu ile ilgili olarak yürürlüğe gi- 2440 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK Yargıtay kararları incelendiğinde, ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı yönünde kararlar çoğunlukla verilmiştir100. Danıştay da bu yönde kararlar vermektedir101. Ancak Yar- ren 456 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ'de, olay kaydı; elektronik tebligat hizmetinin verilmesi esnasında meydana gelen tüm bilişim sistemi işlem kayıtları olarak tanımlanmış, vergi dairesinin ise muhataplara 213 Sayılı Kanun hü- kümlerine göre tebliğ edilecek evrakı düzenleyen daireyi ifade edeceği belirtilmiş- tir. Dairemizce verilen ara kararında, davacı tarafından, internet vergi dairesi bün- yesinde oluşturulan tebliğe elverişli elektronik ortama ( elektronik tebligat adresine, yani internet vergi dairesi sistemine ) giriş yapılıp yapılmadığı ve bilgilendirme mesajlarıyla ilgili tüm olay kayıtlarının gerekirse ilgili birimlerden temini suretiye gönderilmesi istenilmiş olmasına rağmen davalı idarece, tebligattan varılmak isteni- len amacı gerçekleştirmeye matuf olarak başka bir ifadeyle muhatabın bilgilendiril- diği ile bu bilgilendirmeyi ispata yarar belgeler dosyaya ibraz edilmemiş, vergi/ceza ihbarnamelerinin e-tebliğini gösterir ekran görüntülerinin gönderilmesiyle yetinil- miş, alındı kayıt veya mesajlarına ilişkin bir belge dosyaya sunulamamıştır.- Hal böyle olunca, davaya konu ihbarnamelerden daha önceki bir tarihte haberdar olun- duğu ortaya konulamadığından, başka bir ifadeyle, davalı idarece, davacı tarafın- dan vergi/ceza ihbarnamelerinin görüldüğü yahut görülmüş sayıldığı durumlar is- pat edilemediğinden, anılan vergi/ceza ihbarnamelerinden, dava dilekçesinde bildi- rilen tarih itibariyle haberdar olunduğunun kabulü gerekmiş olup davayı süre yö- nünden reddeden kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir…” (İst. BİM 1. VDD, T. 28.01.2019, E. 2018/3339, K. 2019/13: Kazancı Mevzuat). 100 “Davacı erkek tarafından açılan boşanma davasında, ilk derece mahkemesi tarafın- dan davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin davacı babaya bırakılarak çocukla davalı anne arasında şahsi ilişki tesisine, davalı kadın lehine aylık 350,00 TL tedbir nafakasına karar verilmiş, karar elektronik posta ile 17/01/2019 tarihinde davalı vekiline gönderilmiş, davalı vekili tarafından tebligat aynı gün açılmış ve 04/02/2019 tarihinde istinaf dilekçesi verilmiştir.- Bölge adliye mahkemesince, elektronik ortamda yapılan tebligatlarda, tebligatın muhatap tara- fından açılıp okunması halinde; istinaf süresinin o tarihten başlayacağından bahisle kadın vekilinin istinaf başvurusunun, kanuni süre geçtikten sonra yapılması nede- niyle, 6100 Sayılı HMK 352. maddesi gereğince istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiş, verilen karar kadın vekilince temyiz edilmiştir.- Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9/6 maddesi gereğince; “Elektronik yolla tebligat, muhatabın elekt- ronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayı- lır.” Buna göre; davalı kadının vekilinin elektronik posta hesabına 17/01/2019 tari- hinde konulmuş olan mahkeme kararına karşı istinaf itirazı için iki haftalık yasal is- tinaf süresi 22.01.2019 tarihinde başlamış sayılmakla, 04/02/2019 tarihinde yapılan başvurunun süresinde sayılması gerekirken, hatalı değerlendirme ile istinaf başvu- rusunun kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı kabul edilerek usulden red kararı verilmesi doğru görülmemiş ve istinaf incelemesi yapılmak üzere bozmayı gerek- tirmiştir.” (Y. 2. HD, T. 19.11.2020, E. 2020/4705, K. 2020/5976: Kazancı Mevzuat). Aynı yönde bir başka karar için bkz. “Davacı kadın tarafından açılan nafaka arttı- rımı talepli davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, gerekçeli karar davalı er- Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2441 gıtay’ın, elektronik tebligatın tebliğ edilmiş sayılmasına ilişkin kuralın aksine, elektronik tebligatın muhatap tarafından açılma anının esas alındığı kararları da bulunmaktadır102. Yargıtay’ın bu kararı sonrasında, kek vekilinin elektronik posta hesabına 07.02.2020 tarihinde konulmuş, tebligat alı- cısı tarafından aynı gün açılmış ve davalı erkek vekili tarafından 25.02.2020 tarihin- de karar istinaf edilmiştir.- Bölge adliye mahkemesince, elektronik ortamda yapılan tebligatlarda, tebligatın muhatap tarafından açılıp okunması halinde; istinaf süresi- nin o tarihten itibaren başlayacağından bahisle, davalı erkek vekilinin istinaf başvu- rusunun, kanuni süre geçtikten sonra yapılması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK'nın 352. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiş, verilen karar davalı erkek vekilince temyiz edilmiştir.- Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9/6 maddesi gere- ğince; ‘Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı ta- rihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.’ Buna göre; davalı erkeğin elektronik posta hesabına 07.02.2020 tarihinde konulmuş olan mahkeme kararına karşı istinaf itirazı için iki haftalık yasal istinaf süresi 12.02.2020 tarihinden başlamış sayılmakla, 25.02.2020 tarihinde yapılan başvurunun süresinde sayılması gerekir- ken, hatalı değerlendirme ile istinaf başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra ya- pıldığı kabul edilerek usulden ret kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.” (Y. 2. HD, T. 10.11.2020, E. 2020/3716, K. 2020/5572: Kazancı Mev- zuat). Aynı yönde bkz. Y. 3. CD, T. 30.09.2020, E. 2020/16165, K. 2020/12204: Kazancı Mevzuat. 101 “Dava, belediye encümeni kararı ile kabul edilen parselasyon işleminin iptali iste- mine ilişkindir. 7201 S.K. m.7/a ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği 9. maddesinin birlikte değerlendirilmesi ile tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tari- hi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, bahsedilen beş günlük süre içinde muhatabın tebliğ edilen evrağı okumasının bir sonuç doğurmayacağı netice- sine varılmakla uyuşmazlıkta davacı vekiline 25.10.2018 tarihinde ulaşan tebligat izleyen beşinci günün sonu olan 30.10.2018 tarihinde yapılmış sayılacağından…” (D. 6. Daire, T. 23.05.2019, E. 2019/13424, K. 2019/4825: Kazancı Mevzuat). Bu yönde bkz. D. 7. Daire, T. 11.01.2018, E. 2017/2383, K. 2018/78: Kazancı Mevzuat. 102 Y. 9. HD, T. 18.09.2019, E. 2019/3962, K. 2019/16152: Meriç/Arslanpınar Tat/Işık/Korkmaz/Özkan Kıdıl, s. 188. “…ilgili yönetmelik uyarınca elektronik me- sajın tamamı iletilmeden delil kaydı oluşturulmamaktadır. Tebligat muhatabı tebli- gatı açtığında delil kaydı oluşturulmaktadır. Bakanlık düzenlemesi uyarınca delil kaydı, tebligatın alıcısı tarafından okunduğu anlamına gelmektedir. Dosya kapsa- mından, A…Bölge Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 05/11/2019 tarihli ilamın davalı ve- kiline elektronik tebligat yolu ile tebliğ edildiği, 25/11/2019 tarihinde muhatabın tebligat adresine ulaştığı, 25/11/2019 tarihinde tebligat alıcı tarafından açılarak teb- liğ edildiği, davalı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinin ise 10/12/2020 tari- hinde dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. İlam, temyiz eden davalı vekiline 25/11/2019 gününde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise 10/12/2019’da verilmiştir. HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca temyiz süresi iki haftadır. Kararın tebliğ tarihi ile temyiz edildiği gün gözetildiğinde iki haftalık yasal sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir…”(Y. 4 2442 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK aynı daire, maddi hataya dayandığı gerekçesiyle bu kararın ortadan kaldırılmasına karar verdiği ve temyiz talebinin esastan incelemesine geçtiği görülmektedir103. Yargıtay’ın, elektronik tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağına iliş- kin olarak ayrıca kanun yararına bozma kararı da mevcuttur. Buna göre alt derece mahkemesi kıymet takdirine ilişkin şikâyeti yasal süre geçme- si nedeniyle reddetmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. HD ise ilk derece mahkemesi kararının istinaf yoluna başvurulabilecek kararlardan olmadığı gerekçesiyle istinaf dilekçesinin reddine kesin olarak karar vermiştir. Bunun üzerine konu, kanun yararına bozma usulü suretiyle Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından incelenmiştir. Yargıtay 12. HD ise elektronik tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izle- HD., T.09/12/2020, E.2020/1187, K. 2020/4264: Kazancı Mevzuat ve ayrıca Küçük, s. 1324, dn. 49). 103 “…Dairemizin 18.09.2019 tarihli, 2019/3962 Esas ve 2019/16152 Karar sayılı temyiz isteminin süreden reddine dair kararının, maddi hataya dayalı olarak verildiği ileri sürülerek kararın ortadan kaldırılması ve uyuşmazlığın esasına girilerek Bölge Ad- liye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.- ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2018 tarihli kararının, temyiz baş- vurusunda bulunan dahili davalılar vekilinin elektronik tebligat için ayrılmış alanı- na 06.03.2019 tarihinde konulduğu, dahili davalılar vekilinin 15.03.2019 tarihli tem- yiz isteminin, 8 günlük temyiz süresinin geçtiği ve temyiz tarihinin 19.03.2019 ol- duğundan bahisle Dairemizce reddedildiği anlaşılmaktadır.- 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Kanun'un 3. maddesiyle değişik 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinde; “Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.- Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen be- şinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.- ... Bölge Ad- liye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi kararının, temyiz isteminde bulunan dahili da- valılar vekilinin elektronik tebligat için ayrılmış alanına, 06.03.2019 tarihinde ko- nulmasından 5 gün sonra, tebliğ edilmiş sayılması gerektiğinden, dahili davalılar vekiline tebligatın yapıldığı tarih 11.03.2019 olarak kabul edilmelidir.- Dairemizce temyiz isteminin 15.03.2019 tarihinde ve yasal 8 günlük temyiz süresi içinde yapıl- dığı hususunda maddi hata yapılarak, temyiz isteminin süreden reddine dair karar verilmesinin maddi hataya dayandığı anlaşılmakla;- Dairemiz 18.09.2019 tarih, 2019/3962 Esas ve 2019/16152 Karar sayılı ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilmiştir.” (Y. 9. HD, T. 03.12.2019, E. 2019/7836, K. 2019/21446: Kazancı Mevzuat); Börü, s. 211 dn. 90. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2443 yen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağına, bu nedenle şikâyetin yasal süre içinde yapıldığına hükmetmiştir104. Anayasa Mahkemesi bir bireysel başvuruyu, başvurunun süresin- de yapılmadığı gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur105. Bu başvuruda başvurucu olağan kanun yollarını tüketmiştir. Yargıtay’ın onama kararı başvurucunun avukatına elektronik tebligat olarak 15.01.2019 tarihinde ulaştırılmıştır. Tebligat mevzuatına göre bu gerekçeli karar, 20.01.2019 tarihinde tebliğ edilmiş sayılacaktır. Başvurucunun avukatı, elektronik tebligat mesajını 15.01.2019 tarihinde açmıştır. Bireysel başvuru da 15.02.2019 tarihinde yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Ka- nun’un 47. maddesinin beşinci fıkrasında “Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.” şeklinde düzenleme yer aldığına ve başvurucunun avukatının elektronik tebligat mesajını açma- sının öğrenme olarak nitelendirileceğine karar vermiştir. Buradan hare- ketle, özel olarak öğrenme tarihinin düzenlenmesi durumunda öğrenme anının tebliğ anı kabul edilebileceği söylenebilecektir106. E. GÖRÜŞÜMÜZ Elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılması kuralı, daha önce muhatabın elektronik tebligat me- sajını açmasından etkilenip etkilenmeyeceğine ilişkin bir cevap verilir- ken öncelikle tebligat hukukunun temel haklarla ilişkisi ve özellikleri ele alınmalıdır. 104 “Somut olayda, şikayete konu bilirkişi raporunun şikayetçi vekiline e-tebligat yolu ile tebliğ edildiği, tebligatın 17/7/2019 günü saat 07:36’da hesaba başarılı bir şekilde konulduğu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesine göre elektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün so- nunda yapılmış sayılacağı, yine Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 9/6 maddesin- de de benzer düzenlemeye yer verildiği buna göre 17/7/2019 tarihinde hesaba konu- lan tebligatın 22/7/2019 gününün sonunda yapıldığı dolayısıyla 29/07/2019 tarihin- de yapılan şikayetin yasal süresinde olduğu anlaşılmaktadır” (Y. 12. HD. T. 07.12.2020, E. 2020/6547, K. 2020/10225 sayılı kanun yarına bozma kararı, RG, T. 19.02.2021, S. 31400). 105 AYM, T. 15.01.2020, Başvuru No. 2019/6266, Mehmet ÖZCAN Bireysel Başvuru Kararı: RG, T. 04.03.2020, S. 31058, s. 298 vd. 106 Börü, s. 211-212. 2444 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK Tebligat hukuku, özellikle kazaî tebligatlar bakımından, temel hak ve özgürlüklerle sıkı ilişkili bir hukuk dalıdır107. Bu haklardan ilk olarak Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ele alarak açıklamalar yapılabilecektir. Adil yargılama hakkı, kişilere kanu- ni, bağımsız ve tarafsız mahkemelerde, makul sürede, aleni olarak ve hakkaniyete uygun bir biçimde yargılama imkânının tanınmasıdır. Bu hakkın unsurları içinde yer alan makul sürede yargılama unsuru, iyi ve sağlıklı işleyen bir tebligat sistemi ile mümkündür. Tebligatın makul sürede gerçekleştirilmesiyle adil yargılama hakkı sağlanmasının kolay- laştığı söylenebilecektir108. Ancak burada tebligatın makul sürede ger- çekleşmesi, tam olarak en kısa sürede gerçekleştirilmesi olarak anlaşıl- mamalıdır109. Tebligat süresinin makul olması, hukukun koruduğu men- faatlerin dengelenerek gerçekleştirilmesini ifade eder. Adil yargılama hakkının içinde yer alan hakkaniyete uygun yargılama unsuru, aynı zamanda hukuki dinlenilme hakkının sağlanmasına da hizmet eder. Bu bakımdan ikinci olarak tebligatın hukuki dinlenilme hakkıyla da ilişkili olduğunu belirtmek gerekir. Hukuki dinlenilme hakkının unsurları110 arasında yer alan bilgilenme hakkı, tebligat hukukunun dayanağını oluşturmaktadır111. Dolayısıyla tebligat hukukunu ilgilendiren düzen- lemeler, esasında bu hakların tanınmasını ve korunmasını sağlamakta- dır. Tebligat, bu hakların sağlanmasında araç konumundadır112. Tebligat hukuku şekli bir hukuk dalıdır113. Bir başka ifade ile bu hukuk dalı, özellikle kanuni çerçevesine uygun olarak tatbik edilmesi ile hukuki sonuç doğuracaktır. Şekli hukuk kuralları bir hakka ulaşılmasını, 107 Akkan- Elektronik Tebligat, s. 26; Özbay/Yardımcı, s. 17; Kurt Konca, s. 240. 108 Atalı/Ermenek/Üçüncü, s. 24-25; Ruhi/Ruhi, s. 19; Özbay/Yardımcı, s. 17; Kurt Kon- ca, s. 241. 109 Bu yönde bkz. Tanrıver, s. 410. 110 Hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme hakkı, açıklama-ispat hakkı ve dikkate alınma hakkı unsurlarından oluşur (Atalı/Ermenek/Üçüncü, s. 25; Özbay/Yardımcı, s. 17). 111 Özekes, Muhammet, Medeni Usul Hukukunda Hukuki Dinlenilme Hakkı, Ankara 2003, s. 98; Tanrıver, s. 398-399; MüKoZPO/ Häublein/Müller, Art 166, Rn. 5; Ru- hi/Ruhi, s. 18, 19. 112 Atalı/Ermenek/Üçüncü, s. 26; Özbay/Yardımcı, s. 17. Bu yönde bkz. Y. HGK, T. 13.05.2015, E. 2013/8-2201, K. 2015/1326: Kazancı Mevzuat. 113 Akcan/Albayrak, s. 43; Albayrak, s. 34; Ruhi/Ruhi, s. 18. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2445 hakkın korunmasını ve tespit edilmesini sağlayan kurallardır114. Bu nite- lik, şekli kuralların katı şekilde uygulanmasını gerektirmektedir. Tebli- gatın şekli hukuk içerisinde yer alması, tebligata ilişkin işlemlerin usul işlemi olarak nitelenmesine yol açacaktır ki bu nitelendirme ile de kural olarak tebligata ilişkin kuralların lafzen sıkı sıkıya uygulanmasını gerek- tirir115. Genel anlamdaki bu açıklamalarımızdan çalışmanın konusu olan Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin dördüncü fıkrasındaki düzenle- meye dönülecek olursa, söz konusu düzenlemenin hukukumuza 6099 sayılı Kanun ile girdiği görülecektir. 6099 sayılı Kanun’un Tasarısı’nın 2. maddesinde, bu hususta, “Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen üçüncü günün sonunda yapılmış sayılır” şek- linde değişiklik yapılması öngörülmekteydi. O dönem hukukumuza yeni girecek olan elektronik tebligatın yaygınlaşması için kolaylaştırıcı hükümlerin getirildiği gerekçede ifade edilmiştir. Buna ek olarak, bu şekilde bir kuralın getirilmesi, her gün elektronik adreslerin kontrol edi- lemeyeceği ve başkasının da bu adreslere erişim sağlayamayacağı ge- rekçelerine dayanmaktadır. 6099 sayılı Kanun Tasarısı’nda Hükümet’in teklif ettiği metinde süre “üç gün” iken sürenin kısa olduğu ve tebellüğ edenler açısından sorunlara yol açmaması gerektiği gerekçeleriyle TBMM Adalet Komisyonu’nda bu süre değiştirilerek “beş gün”e çıkar- tılmıştır. Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin dördüncü fıkrasındaki elekt- ronik tebligatın yapılmış sayılmasına ilişkin kural ile aynı doğrultudaki Vergi Usul Kanunu’nun 107/a maddesinin ilgili hükmünün anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’nde itiraz yoluna konu olmuştur. İtiraz yoluna başvuruda, düzenlemede tebligatın açılma anı- nın yer almaması, düzenlenen sürenin kısa olması nedeniyle düzenle- menin eşitlik ilkesine, temel hakların sınırlanmasına ve hak arama hür- riyetine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesi söz konu- 114 Atalı, Murat/Ermenek, İbrahim/Erdoğan, Ersin, Medeni Usul Hukuku, 3. B., Ankara 2020, s. 6. 115 Atalı/Ermenek/Erdoğan, s. 14; Özbay/Yardımcı, s. 17. 2446 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK su düzenlemeyi, anayasaya uygun bularak itirazı reddetmiştir116. Kanun koyucunun süreyi tayin ederken tercihte bulunabileceğini kararında belirtmiştir. Kanaatimizce, Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin dördüncü fık- rasında yer alan elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen beşinci gü- nün sonunda yapılmış sayılacağı kuralı, olan hukuk bakımından, açılma anı veya öğrenme anı dikkate alınmaksızın uygulanmalıdır. Mevcut Kanun ve Yönetmelik hükümleri göz önüne alındığında, elektronik teb- ligat muhatapça açılıp okunsa dahi, elektronik tebligatın tebligat adresi- ne ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılması ge- rekir. Çünkü ilk olarak Kanun’da buna ilişkin bir varsayım kabul edil- miş olup aksinin ispat edilerek tebliğ tarihinin okunma tarihi olarak ka- bulü mevcut hükümler çerçevesinde mümkün değildir117. İkinci olarak tebligatın adil yargılama ve hukuki dinlenilme hak- kını sağlayan bir araç olduğu göz önüne alınarak bir yorum yapılabilir. Tebligat, temel hak ve özgürlüklerin sağlanması için aracılık etmektedir. Dolayısıyla elektronik tebligatın açılmasıyla tebliğin gerçekleştiği söyle- necek olursa, yorum yoluyla, birtakım hakların sınırlandırılması gün- deme gelebilir. Anayasa’nın 13. maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir…”. Açılma anının hu- kuki sonuç doğuracağı mevcut düzenlemelere rağmen kabul edilirse hem bilgilenme hakkının sınırları bu yorumla daraltılmış olur. Hem de tebliğden sonra hukuki dinlenilme hakkının diğer unsurlarına ilişkin hakların da etkilenmesi söz konusu olur118. Örneğin 01.02.2021 tarihinde kendisine dava dilekçesini içeren bir elektronik tebligat mesajı ulaşan avukat, mevcut düzenlemelere göre aynı gün mesajı UETS üzerinden açsa dahi, 06.02.2021 tarihinde öğrenmiş olacaktır. Bu süreç aslında bil- gilenme hakkının sınırlarını çizmektedir. Açılma anına yorum yoluyla hukuki sonuç bağlayarak bu hak daraltılmamalıdır. Bunun yanı sıra 22.02.2021 tarihine kadar cevap dilekçesi verebilecek olan bu avukatın, 116 Karar için bkz. AYM, T. 19.09.2019, E. 2018/144, K. 2019/72: RG, T. 26.112019, S. 30960, s. 31 vd. 117 Akkan- Elektronik Tebligat, s. 81. 118 Bu yönde bkz. Özekes, s. 100. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2447 hukuki dinlenilme hakkı da sınırlanmış olmaktadır. Çünkü açılma anı- nın kabul edilmesiyle cevap dilekçesi verme süresi 15.02.2021 tarihine kadar gerilemektedir119. Bu şekilde bir sınırlamanın, kanaatimizce, ancak makul şekilde kanuni düzenlemeyle yapılması gerekir. Üçüncü olarak şekli hukuk kurallarından olan tebligata ilişkin ku- rallar, kural olarak lafza bağlı uygulanmalıdır. Çalışmanın konusu ba- kımından kanun koyucunun bir tercihi söz konusudur. Bu husus bir eksiklik değildir ve yorum yoluyla hukuki sonuç getirilemez. Bu konuda ancak olması gereken hukuk bakımından öneriler getirilebilir. Dördüncü olarak şayet açılma tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edi- lecek olursa, muhataplar, tebligatın kimden geldiğini gördüğü için bile- rek tebligat mesajını açmama yoluna gidecektir120. Bu durumda tebligatı açıp okuyanlar ile bilerek açıp okumayanlar arasında tebliğ tarihi ara- sında tebligatı açıp okuyanlar aleyhine bir fark yaratılmış olacaktır. Bu ise bir süre sonra, elektronik tebligatların söz konusu beş gün içinde okun- mamasına yol açacaktır. Klasik tebligatlarda muhataplar, tebligat evrakını almak zorunda olup tebligatın kim tarafından gönderildiğini tebligatı aldıktan sonra öğrenmektedirler. Bu nedenle de tebliğ gönderen kurum veya kişiye göre tebligat evrakını almaktan imtina edememektedirler. Oysaki elektronik tebligatlarda tebliğ gönderen kurum belli olduğu için muhataplar çoğu kez içeriğini tahmin ettikleri için bilerek tebligatı açma- ma okumama yoluna gideceklerdir. Bu durumda okunma tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesindeki amaç da zaman içinde anlamını yitire- cektir. Bu nedenle doktrindeki ayrıca açılma/okunma tarihinin tebliğ tari- hi olarak kabul edilmesine ilişkin olarak yasal düzenlemelerin değiştiril- mesi önerisinin de sonuç doğurmayacağı düşüncesindeyim121. Ayrıca açılma/okunma tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi, özellikle borçlu ile alacaklı arasında menfaat çatışmasının yoğun olarak yaşandığı ve alacaklılar arasında da son derece ağır bir rekabetin olduğu, bazı durumlarda saatlerin bile önemli olduğu icra ve iflas hukukunda birçok sorunlara yol açacaktır. Örneğin ödeme emrinin tebliğini elektro- 119 Bu yönde bkz. Akkan- Elektronik Tebligat, s. 83. 120 Bu yönde bkz. Kurt Konca, s. 263; Kocabıyık, s. 151. 121 Bu öneri için bkz. Börü, s. 212. 2448 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK nik ortamda alan borçlu şirket, ödeme emrini gönderen alacaklısının kim olduğunu görmesi nedeniyle bunun içeriğini tahmin edebilecektir. Kendi- sine farklı alacaklılardan birden çok ödeme emrinin gelmesi durumunda ise içeriğin okunması durumunda itiraz süresinin okunma tarihinden itibaren başlaması, içeriği okunmayanların ise muhatabın elektronik adre- sine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış olması farklı sıkıntılara yol açabilecektir. Aynı şekilde üçüncü kişilere gönderilecek olan İİK m. 89 ihbarnamelerinde de yine birçok sorun ortaya çıkacaktır. Üçüncü kişi kendisine haciz ihbarnamesinin geldiğini, gönderenin icra dairesi olması ve borçlunun da kendisini uyarması üzerine hangi borç için geldiğini de anlayabilecektir. Bunun üzerine tebligatı hiç okumadan - henüz tebliğ edilmiş sayılmayacağından- ödemeyi icra dairesine değil doğrudan borçlunun kendisine yapabilecektir. Daha sonra da tebligatın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda da icra dairesine icra takip borçlusuna karşı herhangi bir borcu olmadığını rahat- lıkla ileri sürebilecek ve bu beyanı da tebliğ tarihi itibariyle haklı olacaktır. Hatta birden fazla alacaklı tarafından aynı borçlu için İİK m. 89 ihbarna- meleri gönderildiğinde, şayet okuma tarihi tebliğ tarihi sayılır ise, arala- rında tercih yapma imkânı dahi olabilecektir. Netice olarak okunma tari- hinin tebliğ tarihi sayılması da sorunu çözmeyecek hatta başka sıkıntılara da yol açabilecek niteliktedir. Belirtmiş olduğumuz nedenlerle mevcut Kanun hükmü olan, tebli- gatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır hükmü belirli sorunlara yol açacağı gibi aynı şekilde elektronik tebligatın okunduğu tarihin tebliğ tarihi olarak sayıl- ması durumu da başka sıkıntılara yol açacaktır. Yapılması gereken tebliğ tarihi için ortak bir yasal bir düzenlemenin getirilmesidir. Getirilecek olan bu yasal düzenleme de elektronik tebligatın tebliğ edilmiş sayıla- cağı tarihin uzun olmaması gerekir. Bunun yanında tebliğ tarihi olarak açılma/okuma tarihini temel alan bir düzenleme de olmamalıdır. Elekt- ronik tebligatın tebliğ edilmiş sayılacağı tarih için çok kısa ve açıl- ma/okuma tarihini de esas almayan bir tarih belirlenmelidir. 7101 sayılı Kanun ile elektronik tebligatın kapsamının genişletildiği düşünüldüğün- de ileride elektronik tebligatın bu hükmü birçok sıkıntıya neden olacaktır. Günümüzde cep telefonları sayesinde iletişim ve internete erişimin Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2449 yaygınlaşması, kısa mesaj yolu ile tebligata ilişkin bilgilendirmenin yapılması ve elektronik tebligatın kapsamının sınırlı sayıda olması ve bu kapsamın en önemli parçasının da ticaret şirketleri ve profesyonel olarak meslek icra eden gruplar olduğu göz önüne alındığında, elekt- ronik tebligatta tebligatın muhatabın elektronik posta adresine ulaştığı gün yahut en fazla elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen ertesi günün sonunda tebliğ edilmiş sayılmasına ilişkin bir düzenleme ya- pılmalıdır. Nitekim 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de ya- yımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 86. ve 87. maddeleri ile 5549 sayılı Kanun’un 9. ve 13. maddelerine eklenen hükümler doğrultu- sunda, bu kanunlar çerçevesinde yapılan elektronik yolla yapılan tebligat- lar, Tebligat Kanunu’na tabi olmaksızın, karşı tarafa ulaştıklarında tebliğ edilmiş sayılırlar. 6099 sayılı Kanun Tasarısı’nda Hükümetin teklif ettiği metinde sü- re “üç gün” iken sürenin kısa olması ve tebellüğ edenler açısından sorun- lara yol açmaması gerekçesiyle TBMM Adalet Komisyonu’nda bu süre değiştirilerek “beş gün”e çıkartılmıştır. Ancak zaman içinde elektronik tebligat alışkanlığının artması, daha fazla kurum ve kişinin elektro- nik tebligatı kullanır hale gelmesi, o gün için haklı olan gerekçenin tekrar düşünülmesini gerektirmektedir. Netice olarak elektronik tebli- gatın tebliğ edilme tarihinin beş gün olmasının sorunları ile tebliğ tarihi- nin elektronik tebligatın ulaşma tarihi yahut en fazla elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen ertesi günün sonunda tebliğ edilmiş sayılmasına ilişkin bir kuralın kabul edilmesinin yaratacağı sorunlar arasında bir ter- cihte bulunulması gerekecektir. Ancak Kanun koyucunun mevcut tercihi, menfaat çatışmasının çok yoğun yaşandığı icra ve iflas hukuku alanında birçok soruna yol açma potansiyeline sahip olduğu ve halihazırda da bir- çok soruna yol açtığı ancak yargı kararlarına henüz yansımadığı göz ardı edilmemelidir. SONUÇ Tebligat Kanunu ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebligatın yapıl- mış sayılacağını düzenleyen kuralı, olan hukuk bakımından katı şekilde uygulanması gereken bir kuraldır. Bir başka ifade ile tebligatın yapılmış sayılmasından önce elektronik tebligat mesajının UETS üzerinden açıl- 2450 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK masının hukuki sonuç doğurmaması gerekir. Çünkü tebligat temel hak ve özgürlüklerle sıkı ilişkili bir hukuki kurumdur. Kanunda olmayan bir şekilde muhatabın haklarını sınırlayan bir yorumdan kaçınılmalıdır. Tebligat hukuku şekli hukuk kurallarından oluşmaktadır. Bu ku- rallar sıkı sıkıya uygulanmakla hukuki sonuç doğurmaya elverişlidirler. Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinin dördüncü fıkrasındaki bu düzen- leme bir varsayım olduğundan, bu hususun aksinin ispatı olan hukuk bakımından mümkün değildir. Tebligatın açılma anının tebliğ tarihi olarak kabul edilmesinin uy- gulamada doğurması muhtemel sakıncalar bulunmaktadır. Öncelikle elektronik tebligatların açılmaması suretiyle prosedürlerin kötü niyetli uzatılması söz konusu olabilecektir. Bunun dışında açılma anın kabul edilmesiyle muhataplar, örneğin bazı icra hukuku kurumlarında olduğu gibi, tebliğ anına göre hak kazanımlarının söz konusu olduğu durum- larda kötü niyetli olarak başka kişilere hak kazanımları sağlayabilirler. Olması gereken hukuk bakımından elektronik tebligatın zorunlu olduğu kişiler nitelikleri de göz önüne alındığında ve icra iflas hukuku alanında yaşanan sorunlar düşünüldüğünde, elektronik tebligatın ulaş- tığı tarihin veya en fazla elektronik tebligatın ulaştığı tarihi izleyen ertesi günün sonunda tebliğ edilmiş sayılmasına ilişkin bir düzenlemenin geti- rilmesi düşünülmelidir. Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2451 KAYNAKLAR ACAR, Ayşe Ece: “Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi’nde Tutulan Delil Kayıtlarının İspat Kuvveti ve Bu Kayıtların Aksinin İleri Sü- rülmesi”, (KHÜHFD, 2020/8/1, s. 73-88). AKCAN, Recep/ALBAYRAK, Hakan: Tebligat Hukuku, 3. B., Ankara 2016. AKKAN, Mine: “Tebligat Kanunu Çerçevesinde Elektronik Tebligat”, (MİHDER, 2018/14/39, s. 23-91). (Elektronik Tebligat). AKKAN, Mine: “7101 Sayılı Kanun’la Elektronik Tebligat Konusunda Getirilen Yeni Düzenle-meler ve Değerlendirilmesi”, (7101 Sayı- lı Kanun’la Konkordato ve Elektronik Tebligat Konularında Ge- tirilen Yenilikler, Editör: Prof. Dr. Muhammet Özekes, İstanbul 2018, s. 149-169). (Yeni Düzenlemeler). AKSAKAL, Abidin, Zeynel, “Beşinci Günden Önce Açılan Elektronik Tebligatın Tebliğ Tarihi”, (TAAD, Y.11, S. 43, Temmuz 2020, s. 265-282). ALBAYRAK, Hakan: Tebligat Hukuku, Ankara 2021. ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder/TAŞPINAR AYVAZ, Se- ma/HANAĞASI, Emel: Medeni Usul Huku-ku, 6. B., Ankara 2020. ATALI, Murat/ERMENEK, İbrahim/ERDOĞAN, Ersin: Medeni Usul Hukuku, 3. B., Ankara 2020. ATALI, Murat/ERMENEK, İbrahim/ÜÇÜNCÜ, S. Hilal: Tebligat Huku- ku, 3. B., Ankara 2020. Berner Kommentar-ZPO, Frei Nina J: Berner Kommentar, Schweizerisc- he Zivilprozessord-nung, (Herausgeber; Hausheer, Heinz, Wal- ter, Peter, Hans), Bern 2012. (BK-ZPO/Yazar). BIALLAß, Désirée, Isabella: “Der Umgang mit dem elektronischen Empfangsbekenntnis”, (NJW 2019, Heft 48, S.3495-3497), s. 3495. BÖRÜ, Levent: “Elektronik Tebligat”, (HÜHFD, 2020/10/1, s. 183-225). BRÄNDLİ, Beat: Prozessökonomie im scweizerischen Recht, Stämpfli Verlag-Bern 2013. 2452 | Doç. Dr. Hakan ALBAYRAK BUDAK, Ali Cem/Karaaslan, Varol: Medeni Usul Hukuku, 4. B., Ankara 2020. GASSER, Dominik/Rickli, Brigitte: Schweizerische Zivilprozessordnung (ZPO), Kurzkommentar, 2. Auflage, Zürich/St. Gallen 2014. KAPLAN, Yavuz: “Avrupa Tebligat Hukukundaki Gelişmeler, Düzen- leme Çalışmaları Açısın-dan Almanya Örneği ve Türk Huku- ku”, (AÜHFD, 2003/52/3, s. 199-227). KARAASLAN, Varol: “Elektronischer Rechtsverkehr im Deutschen Recht und Überlegungen zum Türkischen Recht”, (Annales XLI, N. 58, 197-217, 2009). KOCABIYIK, Tülü: Elektronik Tebligat, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2020). KODEK E. George/Mayr G. Peter: Zivilprozessrecht, Wien 2011. KURT KONCA, Nesibe: “Türk Hukukunda Tebligata İlişkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, (TBBD, 2014/114, s. 239-274). KÜÇÜK, Tunga, Alper, “Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın Yapılmış Sayılacağı Tarihin Belirlenmesi”, (Terazi Hukuk Der- gisi, C.16, S. 179, Temmuz 2021, s. 1319-1327). MERİÇ, Nedim/Arslanpınar-Tat, Tuğçe/Işık, Melih/Korkmaz, D. Nur- dan/Özkan-Kıdıl, Bar-çın: Olaylarla Tebligat Hukuku, İstanbul 2020. MUSIELAK, Hans-Joachim/Voit, Wolfgang: Zivilprozessordnung mit Gerichtsverfassungsgesetz Kommentar, 18. Auflage, Verlag Franz Vahlen München 2021. (Musie-lak/Voit/Yazar). MUŞUL, Timuçin: Tebligat Hukuku, 7. B., Ankara 2018. HÄUBLEIN, Martin, Müller, Maximilian: Münchener Kommentar zur ZPO, (Herausgeber, Rauscher, Thomas, Krüger, Wolfgang), 6. Auflage, Verlag, C.H.Beck, München 2020. (MüKoZPO/Yazar). Orell Füssli Kommentar-ZPO, Reto M Jenny, Daniel Jenny: ZPO Kom- mentar Schweize-rische Zivilprozessordnung, (Herausgeber; Myriam A. Gehri, Ingrid Jent-Sørensen, Martin Sarbach), Zürich 2015. (OFK-ZPO/Yazar). Mukayeseli Hukuk ve Yargı Kararları Işığında Elektronik Tebligatın… | 2453 ÖZBAY, İbrahim/YARDIMCI, Taner Emre: Tebligat Hukuku 2. B., An- kara 2020. ÖZEKES, Muhammet: Medeni Usul Hukukunda Hukuki Dinlenilme Hakkı, Ankara 2003. ROSENBERG, Leo/SCHWAB, Heinz, Karl/ GOTTWALD, Peter: Zivilp- rozessrecht, 18. Auflage, München 2018. RUHİ, Canan/RUHİ, Ahmet Cemal: Tebligat Hukuku Bilgisi, 5. B., An- kara 2019. STAEHELIN, Adrian: Kommentar zur Schweizerischen Zivilprozes- sordnung, 3. Auflage, (Herausgeber; Sutter-Somm Thomas, Ha- senböhler Franz, Leuenberger Christoph) Zürich 2016. TANRIKULU, Cengiz: “Türk ve Avusturya Hukukunda Elektronik Teb- ligat”, (TBBD, 2009/85, s. 315-331). TANRIVER, Süha: Medeni Usul Hukuku, C. I, 2. B., Ankara 2018. THOMAS, Heinz/PUTZO, Hans/Hüßtege, Rainer: Zivilprozessordnung, 39. Auflage, München 2018. TÜZÜNER, Özlem: “Elektronik Tebligatın Kalitatif Yöntemle İncelen- mesi”, (ABD, 2011/4, s. 137-159), (Tüzüner-Kalitatif Yöntem). TÜZÜNER, Özlem: “Elektronik Tebligatın Adaletin Kalitesine Katkıla- rı”, (İzm. BD. Ocak 2012, s. 60- 88), (Tüzüner-Adaletin Kalitesi). YAMAKOĞLU, Alya/ALTOPRAK, Serkan: “Elektronik Tebligat Türki- ye, İsviçre, Almanya ve İngiltere Karşılaştırılması”, (YÜHFD, 2019/XVI/1, s. 25-38). YARDIMCI, Taner Emre: “Yeni Elektronik Tebligat Yönetmeliği Çerçe- vesinde Elektronik Tebligat”, (ABD, 2019/77/3, s. 1-39). YILMAZ, Ejder/ÇAĞLAR, Tacar: Tebligat Hukuku, Ankara 2013.