TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/2105 KARAR NO : 2025/1862 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15/09/2020 NUMARASI : 2019/331 Esas - 2020/353 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 29/12/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/2105 KARAR NO : 2025/1862 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15/09/2020 NUMARASI : 2019/331 Esas - 2020/353 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 29/12/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ... ...'ın, davalı ... ...'ın yönetimindeki ... Plakalı aracın çarpması ile hayatını kaybettiğini, davalı ... Bisküvi ve Gıda San. AŞ'nin ... plakalı aracın maliki ve sürücünün iş vereni olduğunu belirterek şimdilik 1.000 TL'nin kaza tarihi olan 28/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, müvekkillerinin murisin vefatı nedeni ile duydukları acı, elem ve manevi zararın bir nebze olsun giderilmesi için her bir müvekkili bakımından 25.000 TL olmak üzere toplam 75.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı ... ... ve Gıda San. AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya husumet yönünden itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince; davalı ... ... ve Gıda San. A.Ş. Yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı tarafın maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'dan alınarak davacı Fikriye ...'a verilmesine, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'dan alınarak davacı ... ...'a verilmesine, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'dan alınarak davacı Pakize ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili, davalı ... Bisküvi ve Gıda AŞ'nin ... plakalı aracı 01/09/2008 tarihinde uzun süreli finansal kiralama sözleşmesi ile kiralandığı ve işleten sıfatı kalmadığının ispatlanamadığını, hükmedilen manevi tazminat bedellerinin çok düşük kaldığını, maddi tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, bir acı, elem ve manevi zararın para ile ölçülebilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece davalı ... Bisküvi ve Gıda Sanayi AŞ ile ihbar olunan ... Dağıtım ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti arasında akdedildiği ileri sürülen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olduğu, davalı sürücünün kaza tarihinde ... Dağıtım ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti çalışanı olduğu göz önüne alındığında Mahkemesince davalı ... Bisküvi ve Gıda Sanayi AŞ yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi yerindedir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, çocukların destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde, destek alacaklısı çocukların yaşları, eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi; destek süresinin yüksek öğrenim yapacaklar ise 25 yaşının doldurulmasına kadar süreceği; yüksek öğrenime devam etmiyorlarsa, kabul gören yerleşik uygulamaya göre destekliğin, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için ise 22 yaşın tamamlanmasıyla sona ereceği kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğinin kabul edilmesi, dosyaya eklenen nüfus kaydının incelenmesinde, desteğin öldüğü 28/10/2013 tarihinde desteğin çocukları olan davacılardan en küçüğünün 29 yaşında olması karşısında, davacıların destek alacaklısı olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Bu durumda, desteğin çocukları için takdir edilen manevi tazminat tutarlarının, kazanın gerçekleşme biçimi, ortaya çıkan zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi nazara alındığında yerindedir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7 TL istinaf karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/12/2025