9. Hukuk Dairesi 2025/8284 E. , 2025/9773 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2445 E., 2025/1544 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/380 E., 2023/219 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan …
9. Hukuk Dairesi 2025/8284 E. , 2025/9773 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2445 E., 2025/1544 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/380 E., 2023/219 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 16.01.2006-05.09.2018 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde en son 2017 yılı Mayıs ayından itibaren satın alma müdürü olarak çalıştığını, iş yükünün artırıldığını, kendisine direktör pozisyonu sağlanacağının vaad edilmesine rağmen yerine getirilmediğini, pek çok kişiye terfi verilirken davacıya verilmediğini, davacıya ücretinin artırılacağı söylenmesine rağmen artırılmadığını ve sözleşmenin devamının çekilmez hâle gelmesi neticesinde iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, kıdem tazminatı ile 2013, 20 14... yıllarına ait primlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve prim ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının işyerinden istifa ederek ayrıldığından kıdem tazminatına hak kazanmadığını, terfi ve ücret hususunun işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğunu, davacının prim alma şartlarını taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 16.01.2006-05.09.2018 tarihleri arasında satın alma müdürü olarak çalıştığı, davacının görevinde herhangi bir pozisyon düşmesinin söz konusu olmadığı, davacıya psikolojik taciz (mobbing) yapıldığına dair bir delil olmadığı, ücret artışı ve direktörlük sözü verdiği söylenen yetkilinin bu hakları vermeye yetkili bir kişi olup olmadığının belli olmadığı, böyle bir söz verdiğinin ispat edilmediği, ücret artışının işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğu, haklı fesih sebebi olmadığı, işyerindeki organizasyon değişikliğinde davacının görevinin değiştirilmediği, ücretinde düşüş olmadığı, bu durumda fesih gerekçesi yapılan iddialar haklı fesih nedeni sayılmayacağından davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağı, davacıya 2010 yılından 2014 yılına kadar her yıl kesintisiz prim ödemesi yapıldığı ve davacının ödenmeyen primlerinin bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre, işyerinde prim ödemesi uygulaması bulunduğu, davalı vekilince prim ödemelerinin geciktirici şarta bağlı olduğu, bunun Şirketin kâr elde etmesi olduğu ancak Şirketin zarar ettiği, bunun dışında 12.07.2014 tarihli ve 2014/9 sayılı Yönetim Kurulu kararı uyarınca Şirket çalışanlarının ücret ve 4857 sayılı İş Kanunu’ndan (4857 sayılı Kanun) kaynaklanan yasal hakları dışında kendilerine sağlanacak her türlü ek menfaatin Yönetim Kurulu onayına tâbi tutulduğu, ancak davacının performans primi talep ettiği yıllara ilişkin Yönetim Kurulu kararı bulunmadığından davacının ilgili yıllarda prime hak kazanmadığı ileri sürülmüş ise de, yapılan değişikliklerin 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca sözleşmede esaslı değişiklik niteliğinde olduğu, davalı Şirketçe düzenlenen Performans Yönetim Sistemi Prosedürü isimli iç düzenlemenin davacıya tebliğ edilmediği, davalı Şirketin kâr elde etmesine ilişkin tek taraflı olarak belirlenen koşulun davacı açısından geçerliliği olamayacağı anlaşılmakla davacının prim alacağı bulunduğu yönündeki Mahkeme kabulünün dosya kapsamına, emsal kararlara, usul ve kanuna uygun olduğu, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığının kabulü ile hükmedilen faiz başlangıç tarihinin doğru olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının kendi görevi dışındaki görev ve sorumlulukları üstlenmeye zorlandığını, iş yükünün artırıldığını bu nedenle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ve kıdem tazminatına hak kazandığını, b. Davacının prim alacağının ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği hususunun ispat edilmesine rağmen kıdem tazminatının reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, c. Mahkemenin psikolojik taciz yapıldığına dair delil olmadığına ilişkin kabulünün usul ve kanuna aykırı olduğunu, psikolojik taciz iddialarıyla ilgili işçi lehine yorum ilkesinin uygulanması gerektiğini, d. Dava dilekçesinde her prim yılındaki prim hak ediş tarihi belirtilmiş olmasına rağmen bütün prim alacağına dava tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının prim alacağının bulunmadığını, primin geciktirici şarta bağlı olarak düzenlendiğini, dava konusu yıllarda primin bağlı olduğu şart gerçekleşmediğinden davacının prim alacağına hak kazanmadığını, b. Davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmayacağını, c. Müvekkili Şirketin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesiyle atipik bir rizikonun meydana geldiğini, bu yönüyle Yargıtay içtihatları doğrultusunda müvekkili Şirketin davacının performans primi taleplerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi, kıdem tazminatı ve prim alacağına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı Kanun'un 32/4 hükmünde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. Yine 4857 sayılı Kanun'da ve 5953 sayılı Basın İş Kanunu'nun 14. maddesinde öngörüldüğü gibi ücretin peşin ödeneceği öngörülmemiştir. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi kanuni yollardan talep etmesi mümkündür. Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da tanınmıştır. İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin kanun ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 24/II-(e) hükmünde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkânı verir. Somut uyuşmazlıkta, davacının hüküm altına alınan prim ücreti alacağının davalı tarafından ödenmediği sabit olup, bu alacakların ödenmemesi 4857 sayılı Kanun'un 24/II-(e) maddesi uyarınca davacı işçiye haklı fesih hakkı vereceğinden kıdem tazminatının kabulü yerine Mahkemece reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.