TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/11/2020 NUMARASI : 2018/458 Esas, 2020/744 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 19/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GE…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1767 KARAR NO : 2026/252 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/11/2020 NUMARASI : 2018/458 Esas, 2020/744 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 19/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 06.02.2017 tarihli "Alt Yüklenici Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşmenin 3. maddesinde davalı şirketçe yapılacak işin belirtildiğini, buna göre davalı yanın; detayları Hanak Kompresör İstasyonu Yedek ünite Kurulumu Yapımı işi-işin kapsamı dokümanında belirtildiği üzere; hali hazırda 2+1 konfıgürasyonunda 3 üniteli çalışan Hanak Kompresör İstasyonu'nun kapasitesini arttırmak amacıyla "Yedek Ünite Kurulumu Projesi" kapsamında 4. kompresör ünitesi ve gerekli diğer yardımcı tesis ve hizmetlerin ilavesi ile mevcut istasyonda belirtilenlerle sınırlı olmayan gerekli revizyonların yapılması için; ... tarafından sağlanacak türbin-kompresör ünitesi ve ekipmanları ile işverenin (...) temin edeceği malzeme ve ekipmanların, kompresör istasyonunun yeni konfigürasyonuna göre yeni ünitenin ve EK 15'te belirlenen diğer yardımcı tesislerin montajı ile ilgili yapım işlerini üstlendiğini, işin süresinin yine sözleşmenin 11. maddesinde 290 gün olduğunun açıkça belirtildiğini, davalı yanın sözleşmenin imzalanmasına müteakip; iş başı yaptığını fakat şantiyede isin yapılması için yeterli personel bulundurmadığından dolayı sürekli olarak islerde aksaklıklar ortaya çıkmaya başladığını, bu hususa ilişkin olarak misalen boruların belirtilen niteliklere aykırı ve hatalı olarak döşendiğini, yapılan kaynaklarda da arızalar çıktığını, bu hususta davalı yan şifahen ihtar edilmesine rağmen işlerdeki aksaklıkların bir türlü giderilemediğini, en nihayetinde davalı şirketin 28.02.2018 tarihinde işleri de yarım bırakarak sözleşmeyi ihlal ettiğini, sözleşme süresi içinde davalı yanın kusurlu hareketleri nedeniyle de işveren (...) tarafından müvekkili davacı şirkete yapılan sözleşmeler gereğince 23.11.2017 tarihinde 14.960,OO-EURO ve 11.01.2018 tarihindeki istihkak bedelinden mahsup edilen 1.384,46-EURO olmak üzere şimdilik 16.344.46-EURO ceza kesilmesine sebebiyet vererek zarara uğramasına neden olduğunu, keza davalı yanın işin yarım bırakılması nedeniyle de geriye kalan işlerin davacı müvekkili şirketçe tamamlandığını, doğmuş/doğacak hukuki işlemler nedeniyle davalı şirkete karsı her türlü hukuki haklarını da saklı tutmakta olduklarını beyanla, davanın kabulü ile şimdilik 20.000-EURO'nun 23.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı firmanın sahada yapmaları gereken işi taraflarına 1 ay gecikme ile teslim ettiğini, 7 Haziran 2017 tarihinde personellerinin sahada hazır olmasına rağmen 6 Temmuz 2017 tarihinde taraflarına iş verebildiklerini, ayrıca işlerde kullanılacak sarf malzemelerin sahaya eksik yada hiç getirmemiş veya yanlış getirdiklerini, işlerin gecikmemesi adına davacı şirketin alması gereken bazı malzemeleri ve özel imalatları firmaları tarafından temin edildiğini ve işin hızlanması sağlandığını, davacı şirket sahaya yeterli ekipman getirmediği için şantiye sahasında tüm ekipmanlarının davacı şirket tarafından kullanıldığını ve bir çoğunun kaybolduğunu, kalanların da hasarlı ve bozuk olarak teslim edildiğini, sahada kendi hatalı imalatlarının tamirini de taraflarının gönderdiği kaynak makinası ile yapmakta olduklarını, davacı firma bu şekildeki davranışları sonucu kendilerinin yapacağı işleri en az 2 ay geciktirdiğini ve bununda firma olarak taraflarını çok zarara uğratığını, personellerinin belirtildiği gibi 28.02.2018 tarihinde sahadan ayrılmamış olup kapsamlarındaki işlerin 30.03.2018 tarihinde tamamlanması sonrası 01.04.2017 tarihinde ayrıldığını, ...'ın davacıya kesmiş olduğu 16.344,46 Euro ceza davacının sahada bulundurması gereken malzemeleri zamanında sahaya getirmemesi sonucu işlerin gecikmesinden dolayı ... tarafından kesilen ceza olduğunu, firmalarının bu cezalarla ilgili hiçbir sorumluluğunun olmadığını, sahada işin gereği kadar personel sahada her zaman hazır olduğunu ve günlük raporlarda sabit olduğunu, taraflarınca ödenmesi gereken SGK ödemesini sadece şubat 2018 tarihinde davacı tarafından ödendiğini fakat bunun hak edişi geç almalarına engel çıkartmadan gününde aldıklarını, firmalarına ödemeleri gereken hak edişleri zamanında ödemedikleri için bu durumun ortaya çıktığını ve şirket yetkilisi Arzu hanımla görüşüldüğünü ve hak edişten düşülmek üzere SGK ödemesini yaptıklarını, talep edilen 20.000 € bedelin asılsız ve mesnetsiz bir talep olduğunu beyanla, davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında alt yüklenici sözleşmesi yapıldığı, bilirkişi raporunda davalının cevap dilekçesiyle, 16.344,46 EURO ceza faturasına sebep olan gecikmenin yaşandığını kabul ettiği ancak bu gecikmenin davacı tarafça temin edilmesi gereken iskelenin zamanında teslim edilmemesinden kaynaklandığını iddia ettiğinin görüldüğü, dava dosyasında yapılan incelemede gecikmenin iskeleden kaynaklandığını gösterir yeterli delil ve belgenin bulunmadığı, bu nedenle alt yüklenici olan davalının davacı yükleniciye kesilen cezadan sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın 14.960,OO-EURO yönünden kısmen kabulüne, davacı tarafından geri alınan 1.384,46-EURO talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, bilirkişi raporunun eksik olduğu, ilk derece mahkemesinin eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuyla karar verdiği, müvekkili tarafından davalıya uyarı niteliğinde gönderilen günlük raporların ve yazışmaların bilirkişi heyeti tarafından tamamen göz ardı edilerek dava konusu olmayan hususlarda hesaplamalara girildiği, gecikmenin davacı tarafın kompresör giriş çıkış borularını bağlamadığından, gerekli saha temizliği ve güvenlik önlemlerini almadığından, çatıyı kapatmadığından ve iskele için uygun ekipmanı temin etmediğinden kaynaklandığı bu nedenle süpervizörün çalışamadığı, bu durumun günlük raporlarla davacıya iletildiği, günlük raporlar dikkatle incelendiğinde müvekkilin yapılan işle ilgili her aşamada bilgi verdiği, davacıyı uyardığının açıkça anlaşıldığı gibi, cezaya konu olan süpervizörlerin sahada çalışmama sebebinin uygun iskele temin edilmemesi olduğunun da çok açık olduğu, iskele temini ise sorumluluk çizelgesinden de anlaşıldığı üzere davacının yükümlülüğü olduğu, kaldı ki gerçekten müvekkilin sorumluluğunda olan bir konu olsa davacı tarafın taraflar arasındaki sözleşmenin 28. maddesi hükmüne göre müvekkili uyarması gerekirken bu hususta tek bir ihtar yazılı veya sözlü uyarı söz konusu olmadığı iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı ana yüklenici, davalı ise alt yüklenicidir. Davacı tarafın, davalı ile imzaladıkları sözleşme gereği üstlendiği işi gereği gibi yapmaması nedeniyle asıl iş sahibi dava dışı şirket tarafından kendisine kesilen cezayı ödemek zorunda kaldığı iddiasıyla ödediğini iddia ettiği cezanın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın cezadan sorumluluğunun bulunmadığını iddia ederek davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Davacı iş sahibi sözleşmeye konu işin davalı taşerondan kaynaklı sebeplerle geciktiğini, bu nedenle dava dışı kendi iş sahibine ceza ödemek zorunda kaldığını bundan davalının sorumlu olduğunu belirterek alacak talebinde bulunmuş, davalı ise gecikmenin kendisinden kaynaklanmadığını, davacı tarafın öncelikli edim kapsamında kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini bu nedenle gecikmenin yaşandığını savunarak davanın reddini istemiştir.Dosya kapsamına göre işin süresinde teslim edilmediği sabit olup uyuşmazlık gecikmeden kimin sorumlu olduğu noktasındadır. Her ne kadar davalı gecikmenin davacıdan kaynaklandığını ileri sürmüşse de, gecikmeye sebep olarak ileri sürdüğü iş ve işlemlerin sözleşme kapsamında davacı iş sahibinin yükümlülüğünde olduğunu ve usulünce süresinde yapılan ihtarlara rağmen bunların süresinde yerine getirilmediğini bu nedenle işin bu süre kadar geciktiğini yasal ve kesin delillerle tam olarak ispatlayamadığından, mahkemece davalının bilirkişi raporu doğrultusunda sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı tarafın istinaf talebinin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/11/2020 tarih ve 2018/458 Esas, 2020/744 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 5.373,75 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.909,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.464,45 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.