T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 31/01/2022 DAVANIN KONUSU: Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 14/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvek…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 31/01/2022 DAVANIN KONUSU: Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 14/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında toplam bedeli KDV dahil 357.540,00-TL olan dava konusu makinanın satışı konusunda 24/03/2015 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşme gereğince, düzenlenen 05/07/2015 keşide tarihli 60.000,00.-TL bedelli, 15/08/2015 keşide tarihli 121.500,00.-TL bedelli, 31/08/2015 keşide tarihli 121.500,00.-TL bedelli ve 25/09/2015 keşide tarihli 54.540,00.-TL bedelli 4 adet çekin davalıya verildiğini, her bir çekin vade tarihinde süresinde bedellerinin ödendiğini, 24/04/2015 tarihinde davalı tarafından teslim edilen makinanın arızalanmaya başladığını, durumun derhal davalı şirkete bildirildiğini, arızanın garanti kapsamında olmasına rağmen giderilmediğini, müvekkilinin kendi imkanları ile makineyi 10/05/2015 tarihinde davalı şirketin adresine götürdüğünü, nakliye masrafı için 12.000,00-TL ödediğini, makinenin tamiri nedeniyle müvekkilinden 32.089,00-TL istendiğini, buna rağmen makinanın arızasının tam olarak giderilmediğini, müvekkilinin başka bir makine kiralamak zorunda kaldığını, bundan sonra makinenin arızasının tam olarak giderilmesi için ...sanayi sitesinde özel ekiple motor ve radyatör sistemlerinin revize edildiğini, bu süreçte de yine makine kiralamak zorunda kaldığını, hem revize bedeli hem kira bedeli ödemek zorunda kaldığını, davalının makine bedelini tam olarak tahsil etmiş olmasına rağmen müvekkiline resmi devrini yapmadığını, davalı taraf ile iletişime geçip makineden verim alamadığı beyan ettiğinde 31/08/2015 tarihli 121.500,00-TL bedelli çekin iade edildiğini ancak yine de makinenin devrinin yapılmadığını, davalının 08/01/2016 tarihinde bu makineyi hukuksuz olarak geri aldığını, makinayı geri aldıktan 3 gün sonra da müvekkiline ihtarname göndererek başka bir ticari ilişkiden kaynaklanan 25/11/2015 keşide tarihli 130.000,00-TL bedelli çekin ve 32.089,00.-TL masrafın ödenmesini aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, müvekkili tarafından da ihtarnameye cevap verildiğini, bundan sonra müvekkilinin zararının giderilmesi için Mersin 4. Noterliği'nin 24.02.2017 tarih ....yevmiye numaralı ihtarnamesini davalı şirkete keşide ettiğini ihtarnamenin 07.03.2017 tarihinde şirket vekiline tebliğ edildiğini, davalı şirketin bilahare sözleşmeyi feshettiğini belirterek bu makine için satış bedeli olarak müvekkili tarafından davalıya yapılan 236.040,00-TL'lik ödemenin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; sözleşmede belirtilen ve davacı tarafından süresinde ödendiği iddia edilen çeklerin iddia edildiği gibi süresinde ödenmediğini, hatta 31/08/2015 keşide tarihli 121.500,00-TL bedelli çekin karşılıksız çıktığını, bunun üzerine davacının bu çek yerine 25/11/2015 keşide tarihli 130.000,00-TL bedelli bir başka çek verildiğini, müvekkilinin de 31/08/2015 keşide tarihli 121.500,00-TL bedelli çeki davacıya iade ettiğini, 130.000,00-TL bedelli bu çekin de bankaya ibrazında karşılıksız çıktığını, dava konusu makinanın ise davacının hatalı kullanması sebebi ile bozulduğunu bu yüzden tamiri için yapılan 32.089,55-TL'lik masrafın kendisine faturalandırıldığını ancak bu fatura bedelinin davacı tarafından ödenmediğini, davacının iddiasının aksine arızanın derhal bildirilmesi gibi bir durumun da olmadığını, makinanın davacıda kaldığı 01/04/2015 ile 08/01/2016 tarihleri arasındaki dönem için aralarındaki sözleşmenin 7. addesi gereğince kira bedeli olarak aylık 23.600,00-TL'den toplam 218.692,94-TL'nin ve 32.089,55-TL masrafın bedelinin toplamı olan 250.782,46-TL'den davacının yaptığı 236.040,00-TL'lik ödeme mahsup edildiğinde kalan 14.742,49-TL'nin ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... Dava konusu malın bedelinin tam olarak ödenmediğidiği anlaşıldığına göre davalı satıcının sözleşmeyi haklı sebeplerle feshetmesinin hukuki olarak doğru olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda da davalının talep edebileceği kira bedeli uyuşmazlık konusu olacaktır. Dosyadaki tanık beyanı, tanığın bu malın nakliyesini yapmış olması karşısında malın davacıya teslim tarihinin davalının kabulü gibi en azından 01/04/2015 tarihinden önceki tarihli olduğunun kabulü gerekmiştir. Makinenin 08/01/2016 tarihinde davalı tarafından tekrar teslim alındığı da uyuşmazlık konusu olmadığından arada geçen 9 ay için kira bedeli isteyebileceği açıktır. Bu miktar kdv dahil 218.692,94.-TL dir. Bir diğer mesele de makinede meydana gelen arızanın giderilmesi ile ilgili masrafa kimin katlanması gerektiği noktasındadır. Davacı alıcının ayıp ihbarını süresinde yaptığından söz edebilmek için gereken ihbarın ispatı sağlanamamıştır. Yine tamire konu arızanın bu malın yapım hatasından kaynakladığı da davacı alıcı tarafından ispatlanamamıştır. Bu durumda davalının hem kira bedelini hem de tamir masrafını isteyebilmesi gerekir. Bu miktar da 250.782,49.-TL dir. Davacının ödediğini belirterek geri istediği miktar ise 236.040.-TL olduğundan davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında kurulan adi yazılı araç satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, trafikte kayıtlı araçların satış sözleşmesinin Karayolları Trafik Kanunu 20/d maddesine göre noterlikçe yapılmasının geçerlilik şartı olduğunu, adi yazılı veya sözlü satışların daha sonradan noterlikçe resmi satış yapılmadığı sürece geçersiz olduğunu, alıcının yapılan bu sözleşmeye göre aracın kendi üzerine tescilini talep edemeyeceği gibi satıcının da satım bedelinin ödenmesini talep edemeyeceğini, 2918 sayılı Kanun'un 20/d. maddesi uyarınca harici satışların geçersiz olduğunu, herkesin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince verdiğini geri isteyebileceğini, müvekkili ile davalı şirket arasında 24/03/2015 tarihli konusu 1 adet iş makinesi olan araç satış sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmeye konu aracın iş makinesi olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 22/c-2 maddesine göre iş makinası tarzında olan araçlardan tarım kesiminde kullanılanların dışında kalan ve sanayi, bayındırlık ve diğer kesimlerde kullanılanların tescillerinin üyesi oldukları ticaret ve sanayi odalarınca belge ve plakaların verileceğinin kabul edildiğini, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin satış ve devirler bölümünün 36. maddesinde Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesindeki düzenleme doğrultusunda tescil edilen araçların satış ve devir işlemlerinin noterlerce yapılmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin yapılan geçersiz sözleşme neticesinde davalı şirkete 236.040,00 TL ödeme yaptığını, bu kapsamda mahkemece kendiliğinden taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu ve davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığını kabul ederek davanın kabulüne karar vermesi gerekirken yapılan hatalı hukuki değerlendirme sonucunda davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece dava konusu malın bedelinin tam olarak ödenmediğinden davalı satıcının sözleşmeyi haklı sebeplerle feshetmesinin hukuki olarak doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşme geçersiz olsa da mahkemenin kararının bu yönden de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı müvekkilinin sözleşme gereğince verilmesi gereken çeklerin tümünü davalı şirkete verdiğini, 05/07/2015 vadeli 60.000,00 TL, 15/08/2015 vadeli 121.500,00 TL ve 25/09/2015 vadeli 54.540,00 TL'lik çeklerin ödemesini de yaptığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde 24.03.2015 tarihli satış sözleşmesinde ödeme zamanları ve miktarlarının belirlendiğini, müvekkili davacının 05.07.2015 vade tarihli 60.000,00 TL, 15.08.2015 vade tarihli 121.500,00TL ve 25.09.2015 vade tarihli 54.540,00 TL tutarındaki çeklerin ödendiğini kabul ve ikrar ettiğini, müvekkilinin, davalı şirketle irtibata geçtiğini, satın aldığı makineden hiçbir şekilde verim alamadığını, makinenin geri alınıp, sözleşmeden dönmek istediğini beyan ettiğini, ancak müvekkiline gerekli hesaplama yapıldıktan sonra müvekkili tarafından garanti kapsamında yapılan ödemelerle ilgili zararının giderileceğini, yapılan hesap sonucunda satış sözleşmesi gereği ödenmesi gereken 31.08.2015 tarihli 121.500,00 TL değerindeki çekin müvekkiline iade edildiğini, bahse konu çekin müvekkiline iade edildikten sonra müvekkili tarafından bankaya iade edildiğini ve müvekkilinin çek hesabından da düşümü yapıldığını, muhatap bankaya yazılan müzekkereye verilen cevap yazısında bahse konu çekin bankaya ibraz edilmediğini karşılıksız işlemine tabi tutulmadığını, çekin davacı ... tarafından bankaya teslim edildiğinin bildirildiğini, banka tarafından çekin bir örneğinin dava dosyasına gönderildiğini, çekin müvekkili tarafından hamiline yazılı olarak keşide edildiğini, çekin arkasında davalı şirket adı yazılı kaşe ve altında “....” ibaresi ile imzasının bulunduğunu, hem kaşenin hem de “...” ibaresi ile imzanın iptaline ilişkin kayıt düşüldüğünün görüldüğünü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 104. maddesinin son fıkrasına göre borç senedinin borçluya geri verilmiş ise borcun sona ermiş sayılacağını, çek ya da bono aslının borçluya iade edilmiş olması halinde karinenin çek ya da bono bedelinin ödenerek iade edildiği yönünde olduğunu, önceki beyanlar ve muhatap bankadan gelen cevabi yazıdan da görüleceği üzere bahse konu çekin müvekkiline iade edildikten sonra müvekkili tarafından bankaya iade edildiğini ve müvekkilinin çek hesabından da düşümünün yapıldığını, kaldı ki davalı şirket tarafından sözü edilen karinenin aksinin yasal delillerle kanıtlanamadığından yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, sebepsiz zenginleşme nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemli alacak davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalı ... tarafından davacıya 23/03/2015 tarihli harici sözleşme ile 1 adet Atlas Copco Roc D7 iş makinesinin 108.000,00-EURO + KDV bedel karşılığında satışı hususunda anlaşıldığı, sözleşme içeriğinde bedelin TL karşılığının da 303.000,00-TL+KDV olduğunun belirlendiği, ödeme şeklinin 05/07/2015 keşide tarihli 60.000,00-TL bedelli, 15/08/2015 keşide tarihli 121.500,00-TL bedelli, 31/08/2015 keşide tarihli 121.500,00-TL bedelli ve 25/09/2015 keşide tarihli 54.540,00-TL bedelli 4 adet çek ile yapılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, davalıya bir kısım çek bedelinin ödenmesine rağmen iş makinesinin teslimi sonrasında arızalandığı, sonrasında da makinenin geri alındığı iddiasıyla ödenen bedelin iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, iş makinasının bedeli olarak keşide edilen çeklerden 121.500,00-TL bedelli çekin karşılıksız çıktığı, bunun üzerine davacının bu çek yerine 25/11/2015 keşide tarihli 130.000,00-TL bedelli bir başka çek verdiği, davalının da 31/08/2015 keşide tarihli 121.500,00-TL bedelli çeki davacıya iade ettiği, 130.000,00-TL bedelli bu çekin de bankaya ibrazında karşılıksız çıktığı, dava konusu makinanın ise davacının hatalı kullanması sebebi ile bozulduğu, ayrıca makinenin davacı tarafından kullanıldığı dönemlere ilişkin davalının kira alacağının da bulunduğu savunulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207/1. maddesine göre, satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Araç satışına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu'nda özel düzenlemeler bulunmaktadır. KTK'nın 19/1. maddesine göre, araç sahipleri araçlarını yönetmelikte belirtilen esaslara göre yetkili kuruluşa tescil ettirmek ve tescil belgesi almak zorundadırlar. Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir(KTK m. 20/1-d). Öte yandan İş makinesi türünden araçların tescilleri ziraat odası yahut ticaret ve sanayi odası tarafından yerine getirilir. Burada sözü edilen resmi şekil, sözleşmenin noterde re'sen düzenleme şeklinde yapılmasıdır. Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup, bu şekle uygun yapılmayan sözleşmeler baştan itibaren geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler ise taraflar için hak ve borç doğurmazlar. Taraflar sadece ve ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak geri isteyebilirler. (HGK, 2003/4- 676 Esas ve 2003/639 Karar sayılı kararında açıklandığı gibi) TBK'nın 77/1. maddesine göre, haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Anılan maddenin 2. fıkrasına göre ise bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. Yargıtay 3. HD'nin 06.03.2017 tarih 2015/17709 Esas 2017/2491 Karar sayılı ilamında " ...satış bedelini geri vermeyen taraf taşınmaz malın kendisine verilmesi için karşı tarafı zorlayamaz, verdiği bedel kendisine geri verilmeyen taraf ödediği bedel geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir. Bu bağlamda, verilen satış bedeline alıcı faiz, taşınmazın kullanılmasından dolayı da satıcı ecrimisil, cezai şart veya kira bedeli isteyemez" şeklinde verilen kararı dikkate alındığında geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların cezai şart, ecrimisil gibi feri hakları talep edemeyecekleri anlaşılmaktadır (Aynı yönde Yargıtay 3. HD'nin 04.04.2023 tarih 2022/8162 Esas 2023/953 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davalı tarafından davacıya iş makinesi satıldığı konusunda ihtilaf bulunmadığı gibi uyuşmazlığa konu iş makinesinin satışının resmi şekilde yapılmadığı da sabittir. Davalı devir borcunu resmi şekilde yerine getirmemiş olup bu durumda taraflar bu sözleşmeden dolayı birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebileceklerdir. Davacı geçersiz şekilde yapılan bu satıştan dolayı davalıya 3 adet çek bedeli 236.040,00-TL ödeme yaptığını, davalıya ödediği bu bedelin kendisine ödenmesini talep etmiştir. Yapılan bu ödeme davalı tarafın da kabulündedir. Geçersiz sözleşmeye konu iş makinesinin davalı tarafa teslim edildiği anlaşılmaktadır. Zira davalı taraf ihtarnamelerinde iş makinesinin iadesini istemediği gibi 01/04/2015-08/01/2016 tarihlerini kapsar şekilde kira bedeli talebinde bulunmuştur. Davacı tarafın iş makinesi bedeli 236.040,00-TL ve yaptığı diğer giderlerin ödenmesi için davalıya Mersin 4. Noterliği'nin 24/02/2017 tarihli ....yevmiye numaralı ihtarnamesini çekerek 7 günlük ödeme süresi verdiği, tebliğ şerhinde muhatap şirket yönünden ihtarnamenin tebliğ edilemediğinin bildirildiği, ancak davalının 13/03/2017 tarihinde bu ihtara cevap verdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ihtarın en geç 13/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği kabul edilerek 7 günlük sürenin sonunda davalının bu borç için 20/03/2017 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü, ayrıca davacı taraf dilekçelerinde faiz türü belirtmediğinden yasal faize hükmedilmesi gerekmektedir. Böylelikle davanın kabulü ile 236.040,00-TL'nin 20/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken Yerel Mahkemenin davalının kira alacağının bulunduğu gibi makineyi geri almış olmasına rağmen tamir masraflarını da davacıdan talep edebileceğinin kabulü ile davacının davasının reddine karar vermesi hatalı olmuştur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2022 tarih ve ... Esas, ....Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a-Davanın KABULÜ ile 236.040,00 TL'nin temerrüt tarihi 20/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 16.123,89 TL harçtan peşin olarak yatırılan 4.030,97 TL harcın mahsubuyla bakiye 12.092,92 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/05/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı Harç Tahsil Müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince İPTALİNE, c-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 4.030,97 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.075,37 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d-Davacı tarafından yapılan 166,20 TL posta gideri, 32,00 TL talimat gideri, 19,00 TL davetiye gideri, 0,60 TL KEP gideri olmak üzere toplam 217,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e-Davalı tarafından İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, f-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 13,00 TL tebligat gideri, 69,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 303,30 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14/11/2025 ...