T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2299 KARAR NO : 2026/199 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/118 Esas2025/647 Karar KARAR TARİHİ : 07/07/2025 DAVA : OSB Yönetim Kurulunun Arsa Tahsis Kararının İptali KARAR TARİHİ : 27/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2299 KARAR NO : 2026/199 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/118 Esas2025/647 Karar KARAR TARİHİ : 07/07/2025 DAVA : OSB Yönetim Kurulunun Arsa Tahsis Kararının İptali KARAR TARİHİ : 27/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... OSB tarafından müvekkiline tahsis edilen arsa ile ilgili olarak 13.04.2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile tahsis iptal kararı alındığını, bu kararın yerinde olmadığını, müvekkilinin maddi edimlerinin tamamını eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, yapı ruhsatının faaliyet konusu alanla ilgili olarak 10.04.2020 tarihinde alındığını, yapı ruhsatı alınması için bildirimde bulunan ve süreler geçmesine rağmen tahsisi iptal etmeyen davalı ... OSB müdürlüğünün iş yeri açma ve çalışma ruhsatı alınması aşamasında her hangi bir bildirimde bulunmayarak derhal tahsis iptal kararı aldığını, edindikleri şifai bilgilere göre, yapı ruhsatı almayan emsal bir çok arsa olmasına ve bir çoğunun yönetmelikteki yazılı sürelerinin dolmasına rağmen tahsis işleminin iptal edilmediği, bu durumun davalının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, yalnızca müvekkili hakkında tesis edilen bu işlemin akabinde hemen davaya konu parselin başka bir firmaya tahsis edildiğini, aynı statüdeki yatırımcı şirketlerin farklı muamele yapılmasının eşit işlem ilkesine aykırı olduğunu beyanla davalı OSB Yönetim Kurulunun 14.04.2022 tarihli ve 2022/227 sayılı tahsis iptal kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iptal talebinin hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığını, karar tarihinden itibaren davanın 3 ay içerisinde açılması gerektiğini, davanın ise 4 ay sonra açıldığını, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının iddialarının kendi içinde çelişkili olduğunu, dava konusu yönetim kurulu kararının davacı tarafın ikinci süreyi geçirmesi nedeniyle alındığını, kararın yasal mevzuata uygun olduğunu, davacı taraf ile 29.09.2017 tarihinde sözleşme imzalanmasına rağmen, 29.07.2018 tarihine kadar yapı ruhsatını almadığını, müvekkilin uyarıları üzerine ancak 10.04.2020 tarihinde müvekkilinin gerekenden fazla müsamahasına dayanarak alabildiğini, davacının yapı ruhsatından sonra iki yıl içinde her hangi bir şekilde faaliyete geçmediğini, inşai faaliyette bulunmadığını, süreyi hiç bir işlem yapmadan geçirmesinde haklı bir nedeninin bulunmadığını, müvekkiline karşı süre uzatım talebi olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davacının OSB Uygulama Yönetmeliği'nin 60. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılaşma faaliyetine başlamadığı ve süre uzatma talebinde bulunmadığı, bu nedenle 13/04/2022 tarihli yönetim kurulu kararıyla tahsisin iptal edildiği, söz konusu kararın 18/04/2022 tarihinde davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, dava konusu yönetim kurulu kararında yokluk veya butlan hali bulunmadığı, kararın iptale tabi nitelikte olduğu, yönetim kurulu kararlarının iptali bakımından TTK 445. Maddesince öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürenin, kararın tebliğ tarihinden itibaren başlayacağının kabul edildiği, davanın 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin huzurdaki davanın ikame edildiği tarih itibariyle yönetim kurulu kararından haberdar olduğunu, usulüne uygun bir tebliğ bulunmadığını, ... OSB , müvekkil ile birlikte birçok yatırımcıya yönetim kurulu kararı ile arsa tahsis ettiğini, OSB ’de yapı ruhsatı almayan emsal birçok arsa mevcut olmasına ve bir çoğunun yönetmelikte yazılı sürelerin dolmasına rağmen tahsis işleminin iptal edilmediğini, müvekkile tahsis olan arsanın tahsis işleminin iptal edildiğini, davalı bu yetkisini müvekkil aleyhine kullandığını, bu durumun davalının iyi niyetli olmadığının göstergesi olduğunu, davalı tarafın eşit işlem ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı hareket ettiğini, takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullandığını bu nedenle 14.04.2022 tarihli ve 2022/227 Sayılı Yönetim Kurulu Kararının butlanla sakat olduğu, süreye de tabi olmadığını, beyanla kararının Hukuk Muhakeme Kanunu’nun 353/1-a-6. maddesi gereğince eksik tahkikat nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, davalı organize sanayi bölgesinde davacıya yapılan arsa tahsisinin iptaline yönelik yönetim kurulu kararının iptali isteğine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357 inci maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Somut olayda; ... OSB Yönetim Kurulu' nun 13.09.2017 tarih ve 2017/108 sayılı kararına dayalı olarak ... OSB 'de tapuda kayıtlı ... Mahallesi ... ada ... Parsel 5.637,50 m2 sanayi parselinin ....Şti'ne 29.09.2017 tarihli Arsa Tahsis Sözleşmesi ile tahsis edildiği , davacının yasal mevzuat gereği Yapı Ruhsatı alması gereken tarihin 29.09.2018 tarihi olduğu , 03.12.2018 tarihli yazı ile Yapı Ruhsatı alması için davacı şirketin uyarıldığı ve davacı şirketin 10.04.2020 tarihinde yapı ruhsatını aldığı , 10.04.2022 tarihine kadar ise İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatını alamadığı , 13.04.2022 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile "İlgili parselde yapılaşma faaliyetine başlanılmadığı ve süre uzatma talebinde de bulunulmadığı için 02.02.2019 tarih ve 30674 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 60.maddesi hükümleri gereği firmanın arsa tahsisinin iptal edilmesine ve yatırmış olduğu arsa bedellerinin 02.02.2019 tarih ve 30674 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 62.maddesine istinaden Yeniden Değerlendirme Oranında değerlendirilerek banka mevduatlarımızın uygunluk durumuna göre firmaya ödenmesine" karar verildiği, 14/04/2022 tarih ve 2022/227 sayılı Arsa tahsis iptali hk. konulu yazısı ile Organize Sanayi Bölgeleri Yönetmeliğinin 60.maddesi gereğince 13/04/2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile yapılan arsa tahsisinin iptal edildiğinin davacıya bildirildiği , davanın 16/08/2022 tarihinde açıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Davanın Asliye Ticaret Mahkemesine açıldığı, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/578 E. 2022/1384 K. Sayılı 04/11/2022 tarihli kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, davacının istinafı üzerine Dairemizin 2023/359 E. 2023/934 K. Sayılı 25/04/2023 Tarihli ilamı ile kararın 6100 Sayılı HMK madde 353/1 (a-6) bendi uyarınca kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma sonrası Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/323 E. 2023/598 K. Sayılı 20/10/2023 tarihli kararı ile davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, karar kesinleşerek dosyanın gönderildiği Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/154 Esasına kaydedildiği, mahkemenin 2024/171 karar sayılı 02/02/2024 tarihli kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, tarafların istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2024/3163 E. 2025/73 K. Sayılı 15/01/2025 T. li ilamı ile kararın 6100 Sayılı HMK madde 353/1 (a-3) bendi uyarınca kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma sonrası Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/118 esasına kaydedilen dosyada 2025/647 K. Sayılı 07/07/2025 tarihli karar ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. Dairemizin 2023/359 E. 2023/934 K. Sayılı 25/04/2023 T. li ilamında da ifade edildiği gibi ( emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.04.2014 tarih, 2013/11-1048 E. 2014/430 K. sayılı, 2013/4-329 E. 2014/147 K. Sayılı 26/02/2014 tarihli ilamları) Müteşebbis heyet tarafından alınan kararların iptali için hakdüşürücü nitelikteki dava açma süresi mülga 6762 Sayılı TTK’nın 381. maddesi (6102 Sayılı TTK m.445) uyarınca üç aylık süre olmakla birlikte ;yokluk ve butlan gibi geçersizlik hallerinde belli bir süreye tabi olmaksızın her zaman geçersizliği ileri sürülebilir. Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu yönetim kurulu kararının eşit işlem ilkesine aykırı olduğu iddiasını ileri sürmekte olup, 6102 Sayılı TTK madde 357 hükmünde eşit işlem ilkesi düzenlenmiş, Batıl Kararlar başlıklı madde 391 hükmünde “Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin,kararlar batıldır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, davacının Yönetim Kurulu kararının batıl olduğu iddiasında bulunduğu ve bu iddianın belli bir süreye tabi olmaksızın ileri sürülebileceği açıktır. Öte yandan, tüzel kişilere yapılacak tebligat usulü 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nda “Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat” başlıklı madde 12 hükmünde (Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır.Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.) ve “Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat” başlıklı madde 13 hükmünde ( Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.) düzenlenmiştir. Aynı Yasanın madde 1 hükmüne göre , kazaî merciler, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile vakıf yükseköğretim kurumları, il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak elektronik ortam da dâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır. Eldeki davada davalı tarafça sunulan .... AŞ Salihli Şubesi yazı cevabı bir tebliğ mazbatası niteliğinde olmayıp, kararın davacı tarafa tebliğ edildiğini usulüne uygun ve denetlenebilir şekilde gösteren bir belge olmadığından bu yazı cevabına göre hak düşürücü süre başlangıcının belirlenmesi, dolayısıyla bu kabule göre yapılan süre hesabı da doğru değildir. Buradan hareketle esasa ilişkin yapılacak değerlendirmede; kararın davacıya en geç dava tarihi itibariyle tebliğ edildiği kabul edildiğinde bu tarih itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre ( emsal Yargıtay 4. HD’nin 2022/2752 E. 2022/6121 K. 22/06/2022 T.) uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekir iken davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Bilindiği üzere; 7251 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır. Aşağıdaki durumlar arasında; (a-6) bendinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ( eldeki davada iptal talebinin esası incelenmeksizin davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi) ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş” olması halinde kararın esasının incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, deliller toplanmış olmasına rağmen delilleri değerlendiren bir karar verilmemiş olması delillerin kısmen eksik toplanması ve bu kısmının değerlendirilmemesi, hükmün esasını etkileyen en önemli delilin toplanmaması madde kapsamında değerlendirilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacının diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (a-6) bendi gereğince KABULÜNE, 2-İlk Derece Mahkemesi olan Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 202/115 Esas 2025/647 Karar sayılı 07/07/2025 tarihli kararının ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-Davacının diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, peşin alınan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıya iade edilmesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 27/01/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/01/2016