T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:09/01/2026 DAVANIN KONUSU:İhtiyati Tedbir GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/04/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİA…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:09/01/2026 DAVANIN KONUSU:İhtiyati Tedbir GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/04/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkilinin 2.01.2026 tarihinde SGK'dan aldığı belge sonucu adına sürekli 4b sigorta kolundan ve 1479 4/b-3 Şirket Ortağı Sigorta statüsünden prim borcu geldiğini öğrendiğini, SGK tarafından kendisine verilen bu belgeden önce müvekkilinin kandırılarak kurduğu bu şirketin kapatıldığını da varsaydığı için haberi olmadığını, bu süre zarfı boyunca müvekkilinin bahsi geçen şirketin olduğu şehre ve adrese gitmediğini, şirketin faaliyetiyle ilgili hiçbir davranışta bulunmadığını, ayrıca davalı şirketlerin fiilî yöneticileri ve gerçek ortaklarının taraflarınca bilinmediğini, bu kişilerin tespiti için ticaret sicili, banka kayıtları ve ceza soruşturması dosyasından gelecek bilgiler doğrultusunda davalı tarafın genişletilmesi haklarının saklı olduğunu, müvekkilinin söz konusu şirketi ortak iradesi olmadan baskı ve şüphelilerin kandırması sonucu açtığını ve şuan bu şirketlerle ilgili hiçbir girişimi de bulunmadığını, müvekkilinin bu kandırılma işlemlerinden dolayı taraflarınca Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu, müvekkilinin olayların meydana geldiği tarihte ekonomik olarak son derece zor durumda, eğitim seviyesi düşük, ticari hayat ve şirket işlemleri hakkında herhangi bir bilgi ve tecrübeye sahip olmayan, kolay yönlendirilebilir bir kişi olup; bu durumun şüpheliler tarafından bilinmekte olduğunu ve bilinçli şekilde istismar edildiğini, müvekkilinin bu zafiyet hâlinden yararlanarak, gerçekte hiçbir faaliyetine katılmadığı şirkette kendisini ortak ve yetkili göstermek suretiyle ağır sonuçlar doğuran işlemleri tesis ettiklerini, müvekkilinin söz konusu şirketlere gerçek ortak olmasının hukuken ve fiilen imkansız olduğunu, müvekkili hakkında sadece bahsi geçen şirket değil, tarihleri birbirine çok yakın bir şirket daha kurulduğunu, daha sonradan kurulan bu şirketin ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi, Mersis No: ..., adresi Konya olarak belirlenen ve 17.01.2025 tescil tarihli gözüken bir şirket olduğunu, söz konusu bu şirket için de aynı sebeplerle tespit davası açılacağını, söz konusu ...'nin de 03.01.2025 tarihinde kurulduğunu, müvekkilinin ilkokul mezunu olup okuma ve yazma becerisi yok denecek kadar az olduğunu, muhasebe, ticaret, şirket yönetimi, finans, bankacılık ve üretim alanlarında hiçbir bilgi ve tecrübeye sahip olmadığını, söz konusu bu şirketlerin faaliyetini kapsayacak bir geçmiş çalışması ve sermayesinin de olmadığını, müvekkiline ait geçmiş SGK hizmet dökümleri incelenirse bu durumun kanıtlanacağını, söz konusu şirketlere ait kuruluş sermayesinin ... için 1.600.000,00 TL, ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi için 1.600.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin bu tarihlerde bu parayı kazanacak ne bir mesleği ne de bir geçmiş sermayesi olmadığını, ayrıca eşinden boşanmış olduğunu ve nafaka borçlarından dolayı banka hesaplarının blokeli olduğunu, böyle bir burumda iki şirket için gereken bu sermayeyi bu kadar kısa sürede bulmasının ve bu şirketlerde tek ortaklı olarak gözükmesinin hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin SGK hizmet dökümü incelendiğinde dava konusu şirketlerin faaliyet alanlarıyla bağlantılı herhangi bir iş kolunda çalışma geçmişi bulunmadığını, müvekkilinin şirketlerin bulunduğu şehre sadece kandırıldığı için gittiğini, bunun dışında söz konusu şirket merkezinin bulunduğu adrese ise hiç gitmediğini, ,müvekkilin şirket ortaklığının hileli vaatlerle, baskı ve tehdit altında, bilgi ve tecrübe eksikliğinden yararlanılarak tesis edildiğini, müvekkilinin ayrıca gerçek hayatta da doğruyu ve yanlışı algılayabilecek kudretinin tam gelişmediğini, bu nedenle davacının iradesinin başından itibaren sakatlandığını, bu şartlar altında davacının dava konusu şirketlerde gerçek, fiilî ve iradi ortak olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin sadece burada isim olarak kullanıldığını ve şuan sadece isim olarak ortak gözüktüğünü, müvekkiline ayrıca SGK'dan prim borcu geldiğini, bu prim borcundan dolayı sağlık hizmetlerinden tam yararlanamadığını, bu işlemlerin sürmesi halinde müvekkili hakkında telafisi imkânsız zararlar doğacağını, HMK 389. maddeye göre bir hak kaybının veya ciddi bir zararın önlenmesi için Mahkemenin dava sürecinde veya öncesinde geçici bir önlem alabileceğini, bu önlemin dava konusuyla ilgili bir durumu koruma altına almayı veya mevcut durumun değişmesini engellemeyi amaçlayacağını belirterek müvvekili adına kurulan şirketler bakımından, müvekkilinin ortak sıfatına dayanılarak SGK nezdinde yapılacak tüm tahakkuk, takip ve işlemlerin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, tedbir kararının SGK’ya müzekkere ile bildirilmesine karar verilmesini, davacının dava konusu şirketlerde gerçek ortak müdür olmadığının tespitine, davacı adına tesis edilen ortaklık ve kuruluş işlemlerinin iptaline karar verilmesini, yargılama süresince ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... üçüncü kişileri bağlar nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğinden davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu şirketlere gerçek ortak olmasının hukuken ve fiilen imkansız olduğunu, şirketlere ait müvekkilinin ortaklık durumu, firma bilgileri, vergi numaralarının dilekçe ekinde sunulacağını, müvekkilinin ticaret, şirket yönetimi, finans bankacılık ve üretim alanlarında hiçbir bilgi ve tecrübeye sahip olmadığını, bu şirketlerin faaliyetlerini kapsayacak bir geçmiş çalışmasının ve sermayesinin olmadığını, müvekkiline ait geçmiş SGK hizmet dökümleri incelendiğinde bu durumun kanıtlanacağını, müvekkilinin dava konusu şirketlerin faaliyet alanlarıyla bağlantılı herhangi bir iş kolunda çalışma geçmişi bulunmadığını, şuanki ekonomik durumunun son derece kısıtlı olduğunu, Antalya'da faaliyet gösteren şirketin fiilen yürütülmesi, yönetilmesinin ya da denetlenmesinin hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, müvekkiline ayrıca SGK'dan prim borcu geldiğini ve bundan dolayı sağlık hizmetinden yararlanamayacağını, müvekkilinin ortak sıfatına dayanılarak SGK nezdinde yapılacak tüm tahakkuk, takip ve işlemlerin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını, tedbir kararının SGK’ya müzekkere ile bildirilmesine karar verilmesini, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için aranan koşulların talepte bulunan müvekkili tarafından sağlandığını, mahkemenin vermiş olduğu söz konusu karara dayanak gösterdiği gerekçelerin hukuki bir isnadı bulunmadığını, ilgili kanun hükmüyle çelişen bu kararın verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, talepte bulunan müvekkilinin hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmasından ya da tamamen imkansız hale gelmesinden zarar görecek kişi olup kanun kapsamında hukuki işlemlerini gerçekleştirdiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Öncelikle davalı şirketin temsil ve ilzama yetkili tek müdürü davacı ...'dır. Bu davada, menfaat çatışması nedeniyle davacı olarak dava açan müdürün, davalı ... bu davada temsil etmesi mümkün olmadığından, şirketin temsili için şirkete temsil kayyımı atanması gerekmektedir. Mahkemece, davacı tarafa şirkete temsil kayyım atanması için süre verilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle davaya devam edilmesi gerektiği hususu gözetilmelidir. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, üçüncü kişileri bağlar nitelikte tedbir kararı verilemeyeceği, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu ve Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken istinaf karar harcı peşin olarak alındığından harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 13/04/2026 ...