Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin...olarak davalı Şirketin yurt dışında bulunan işyerinde 16.02.2013-16.11.2017 tarihleri arasında çalıştığını, ücretinin net 2.400,00 USD olduğunu, hafta tatili yapmadan, yasal çalışma saatleri üzerinde çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, iş bitimi gerekçe gösterilerek iş sözleşmesine haksız olarak son verildiğini ancak hak ettiği işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazmin
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin...olarak davalı Şirketin yurt dışında bulunan işyerinde 16.02.2013-16.11.2017 tarihleri arasında çalıştığını, ücretinin net 2.400,00 USD olduğunu, hafta tatili yapmadan, yasal çalışma saatleri üzerinde çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, iş bitimi gerekçe gösterilerek iş sözleşmesine haksız olarak son verildiğini ancak hak ettiği işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, dava konusu alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve yargılama gideri ile vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temyiz nedenlerine göre; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava ve ıslah dilekçesi içeriği dikkate alındığında dava, kısmi dava türünde açılmış olup davalı tarafça davaya ve ıslaha karşı süresinde ve usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulması karşısında, bu hususta bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun 7. maddesinde "Hak ettiği tarihin üzerinden bir yıl geçmiş ise, işçinin bu Kanun’da belirtilen haklardan herhangi birini isteme hakkı düşer. Bu Kanun’dan öncesine ait hak taleplerinde ise bir yıllık süre, Kanun hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hesap edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İhbar tazminatı bakımından bir yıllık zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren itibaren başlar. İş sözleşmesi 16.11.2017 tarihine sona ermiş olup dava 22.12.2017 tarihinde açıldığına göre, ihbar tazminatı yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi olan 11.12.2019 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir. Şu hâlde davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslah dilekçesinde talep edilen ihbar tazminatı miktarının reddine karar verilmelidir. İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacakları bakımından ise zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Bu nedenle dava dilekçesinde talep edilen miktarlar ve hesap yapılan dönem de dikkate alınarak, davalı tarafın davaya ve ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i gözetilmek suretiyle fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yeniden hesaplanmalıdır. 3. Diğer yandan yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple dava tarihi de dikkate alındığında; Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davada, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilen miktar bakımından davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmeyeceği hususu da göz ardı edilmemelidir.