T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/40 Esas KARAR NO: 2026/174 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/09/2025 NUMARASI: 2024/120 Esas, 2025/635 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 05/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, altyap…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/40 Esas KARAR NO: 2026/174 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/09/2025 NUMARASI: 2024/120 Esas, 2025/635 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 05/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, altyapı hizmetlerine ilişkin vidanjör, kuka, kanal açma, tıkanıklık giderme, kombine kanal hat temizliği, foseptik çekimi gibi alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin faaliyetlerini ... plakalı vidanjör; ... plakalı kuka kanal açma; ... plakalı kombine kanal temizleme vakum araçları ile gerçekleştirdiğini, davalı şirketin, ..... Büyükşehir Belediyesi ve .... Su ve Kanalizasyon İdaresi (.... Genel Müdürlüğü'ne, çeşitli bölgelerdeki altyapı hizmetlerinin daha etkin kullanılması ve sorunların giderilmesi hususunda hizmet verdiğini, müvekkilinin hizmet verdiği işlemlerin neticesinde davalı şirkete "vidanjör ve kuka kanal açma çalışması" açıklamalı ....01.2023 tarihli 106.200,00-TL bedelli fatura ile "kombine kanal temizliği .... ilçesi alt yapı kanal temizlik" açıklamalı ....02.2023 tarihli 135.700,00-TL bedelli fatura düzenlediğini, düzenlenen fatura bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından ... İcra Dairesi... E. Sayılı dosya ile toplam 241.900,00-TL bedelli faturaları ve 6.000,00-TL uyuşmazlık ücretini içeren icra takibine geçildiğini, davalı şirketin hem borca hem de yetkiye itiraz ettiğini, müvekkilinin yetki itirazını kabul ederek yetki itirazı doğrultusunda dosyanın İstanbul İcra Dairesine gönderilmesini sağladığını ve dosyanın İstanbul .... İcra Dairesi'nin ..... Esasını aldığını belirterek; davanın kabulüne, davalı şirketin dava konusu asıl alacağı fatura tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, icra takibine haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketle bir kısım hizmet satın alma ilişkisinin olduğunu, söz konusu hizmetin karşılığının çek ve banka havalesi ile ödendiğini, bahsedilen araçlarında çalışan işçilerin maaş ve diğer haklar ödenmesinin kendisi ile işçisi arasındaki ilişkiden kaynaklandığını dolayısıyla müvekkili şirketi ilgilendirmediğini belirterek; davanın reddine, davacının takip konusu alacağın %20 'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; itirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığının dava şartı olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği, somut olayda ödeme erminin tebliğ edilmeyişi ile birlikte durmuş bir takipten bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkeme gerekçesinin sonunda "Davanın usulden reddine karar verilmesine rağmen kısa kararda sehven icra inkar tazminatına hükmedilmiş olup, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması adına sadece bu hususa değinilmekle yetinilmiştir." ifadesine yer verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığını, bu hususun HMK m.355 gereğince istinaf aşamasında resen gözetilmesi gerektiğini, kararın gerekçesinden kötüniyet tazminatına hükmedilmek istenmediği anlaşılsa da kısa ve gerekçeli kararda kötüniyet tazminatına yer verildiğini, bir başka deyişle mahkemenin, kötüniyet tazminatı hükmetmemek gayesinde olduğunu, kısa karara bunun yazılmasının bir yanlışlık olduğunu, davanın usulden reddinde kötüniyet tazminatına hükmedilmeye ceğini, hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini açıkça kabul ederek bu durumu "...." olarak izah ettiğini, Mahkemenin sehven olarak izah ettiği bu duruma rağmen davalının ... .... İcra Dairesi ..... E. Sayılı ilamlı icra takibi başlattığını, müvekkilinin mahkemenin sehven verdiği karar nedeni ile icra inkar tazminatı ödemek zorunda kaldığını, kısa kararda davanın usulden reddine ilişkin bir ibarenin bulunmadığını, gerekçeli kararda ise davanın usulden reddedildiğinin anlaşıldığını, bu durumun da açık bir çelişki olduğunu, oluşan bu durumun Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkı ilkesine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, bu çelişkinin, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsıcı nitelikte olduğunu ve asla müsahama gösterilemeyeceğini, kararın gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde olması gerektiğini, hüküm ile gerekçeli kararın çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemeyeceğini, itirazın iptali davasının usulden reddi halinde kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, usulden redde, esasa ilişkin inceleme yapılmadığından, kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, takibin haksızlığı ve kötüniyetin ispatı gibi unsurların ancak esasa girildiğinde belirlenebileceğini, davanın esastan reddirde dahi kötü niyet tazminatına hükmedilmesini gerektirmeyeceğini, tazminatın şartlarının ayrıca aranması gerektiğini, şartları oluşmadığı halde kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin kaldırma nedeni olduğunu, davalının, ... İcra Dairesine sunduğu dilekçe ile açıkça borca itiraz ettiğini, işbu davadaki cevap dilekçesinde de borca itiraz etmekte, borçlu olmadığını iddia ettiğini, bu noktadan sonra yetkili icra dairesine sunulan bir itiraz dilekçesi aranmasının usul ekonomisine ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu, davacının ödeme emri tebliğ ettirmesi halinde davalının itiraz edeceği ve davacınında yeni bir dava açacağının açık olduğunu, bu durumun ancak davacının alacağına kavuşmasını geciktirdiği gibi yeni bir dava ile yargılama masraflarını arttırdığını, yargılamanın en kısa sürede en az masrafla bitirilmesi şeklinde açıklanan usul ekonomisinin bu durumu kabul etmeyeceğini, ayrıca makul sürede yargılamanın bitirilmesini de içeren adil yargılanma hakkına da aykırı olduğunu, İstanbul 8. İcra Dairesinin, ödeme emri düzenlediğini, ancak tebliğe çıkarmadığını, İİK m. 60 hükmünde, icra dairesinin "ödeme emri düzenleme ve bir nüshası borçluya gönderme zorunluluğu" olmasına rağmen icra dairesi tarafından yerine getirilmeyen işlemin sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı borçlunun yetkili icra dairesine sunulan bir itirazı olmaması halinde ilk derece mahkemesinin bunu dava şartı eksikliği olarak öngördüğü varsayımında bunun giderilebilir nitelikte bir dava şartı eksikliği olduğunu, Mahkemece süre verilerek, davacı tarafından ödeme emrinin tebliği sağlanmalı ve davalının itiraz edip etmemesine göre karar verilmesi gerektiğini, usul ekonomisi bunu gerektirdiğini, davalının da hali hazırda işbu davada borçlu olmadığını cevap dilekçesinde de öne sürdüğünü belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf talebinin reddi ile mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, fatura ve arabuluculuk giderinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından davalı aleyhine ... İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyasından 241.900,00 TL asıl alacak, 6.000,00 TL uyuşmazlık arabuluculuk gideri olmak üzere toplam 247.900,00 TL toplam alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete 21.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının borca, ferilerine ve yetkiye 23.03.2023 tarihinde itiraz ettiği, davacı tarafından davalının yetki itirazının kabul edilerek dosyanın yetkili İstanbul İcra Dairesine gönderilmesini talep ettiği, İcra Müdürlüğünce talebin kabul edilerek dosyanın yetkisizlik ile kapatılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bunun üzerine icra dosyasının İstanbul İcra Dairelerine gönderildiği ve İstanbul ... İcra Dairesi ..... E. Sayılı numarayı aldığı, akabinde İcra Müdürlüğünce ödeme emri düzenlenmesine rağmen borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmediği, bu hali ile dosyada ödeme emrine itiraz da bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından 21/02/2024 tarihinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.İlk derece Mahkemesince itirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığının dava şartı olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği, somut olayda ödeme erminin tebliğ edilmeyişi ile birlikte durmuş bir takipten bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir."...İtirazın iptali davasının görülebilmesinin koşulları; hukuki yarar bulunması, kesin hüküm bulunmaması, geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, usulüne uygun bir itirazın bulunması, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren 1 yıllık süre içinde açılması ve icra mahkemesince itirazın kaldırılmamış olması şeklinde belirtilmiştir.Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması yönünden ise,öncelikle geçerli bir icra takibi yapılması ve yapılan icra takibine itiraz edilmesi dava şartıdır.Somut olayda; davacı tarafından yetkili icra dairesi olan davalının ikametgahı icra dairesinde icra takibi yapılmadığı,davalının süresi içinde yetki itirazında bulunduğu ve yetkili icra dairelerinin İstanbul Anadolu İcra Daireleri olduğunu belirttiği anlaşılmakla, temyize konu davada yetkili icra dairesince davalıya ödeme emri gönderilmediği anlaşılmakla dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir... (Yargıtay 3.H.D. 2014/21207 E 2015/17132 K sayılı 03/11/2015 tarihli kararı) İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. İtirazın iptali davasında, icra dairesinin yetkisine itirazın kabulü halinde, yetkili icra dairesinden yeniden ödeme emri tebliğ edilmesi, HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartıdır. Diğer bir ifadeyle, itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun şekilde başlatılmış bir takibin bulunması ve takip dosyasında tebliğ edilen ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmiş olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafından .... İcra Müdürlüğünde takip başlatılması sonucu, borçlu tarafından icra dairesinin yetkisi ile birlikte borca ve ferilerine de itiraz etmiştir. Davacı tarafından yetki itirazının kabul edilerek dosyanın yetkili İstanbul İcra Müdürlüğüne gönderildiği açıktır. Bu durumda, .... İcra Müdürlüğündeki borca itirazın iptali davasına esas alınamayacaktır. Diğer taraftan, dosyanın gönderildiği yetkili icra dairesince ödeme emri tebliğ edilmediğinden, itiraz üzerine duran bir takipten de söz edilemeyecektir. Bu durumda, icra takibine itirazın iptaline yönelik iş bu davada özel dava şartı bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın reddine denilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması HMK'nın 298/2 maddesi gereğince doğru olmayıp, hükmün bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.Diğer taraftan ilk derece Mahkemesi kararında davanın usulden reddine karar verilmesine rağmen kısa kararda sehven icra inkar tazminatına hükmedildiği, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması adına sadece bu hususa değinilmekle yetinildiği belirtilmiştir. İİK'nın 67/2. maddesi, "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü içermektedir. İİK'nın 67/2. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere, davanın esastan reddine karar verilmesi ve talep halinde davalı lehine kötüniyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilebilecektir. Somut olayda, davanın, özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiğinden, davanın usulden reddi halinde bu hükmün uygulama olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Dairemizce yeniden kurulan hükümde davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenler ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ancak yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... Esas, 2025/.. Karar sayılı ve ./09/2025 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın özel dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddeleri uyarınca usulden REDDİNE, b)Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.994,02 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.262,02 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE, d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, g)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, İstinaf Başvurusu Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından karşılanan 315,00 TL istinaf yargılama gideri ile 2.298,50 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 2.613,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.05/02/2026