T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/704 Esas KARAR NO : 2026/51 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 23/02/2022 NUMARASI: 2021/104 Esas, 2022/113 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ö…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/704 Esas KARAR NO : 2026/51 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 23/02/2022 NUMARASI: 2021/104 Esas, 2022/113 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 01/01/2015 tarihli Elektronik Mesajlaşma Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği davalının müvekkilinden abonelik şeklinde E-mailden faks gönderim, E-mail / Web'den toplu faks gönderim ve E-mail'den faks alım hizmeti satın aldığını, alınan hizmet karşılığı her ay müvekkili tarafından davalıya faturalandırıldığını, ancak hizmetten düzenli olarak yararlanmasına rağmen ekte sunulan bir takım faturaların davalı tarafından ödenmemesi sebebiyle davalının aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından süresi içerisinde faturalara itiraz edilmemiş olmasına rağmen haksız olarak davaya konu icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek davanın kabulünü, itirazın iptali ve takibin devamını, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin adresinin ...-İstanbul olduğunu, yetkili icra müdürlükleri ve mahkemelerin Bakırköy İcra Müdürlükleri ve Mahkemeleri olduğundan yetki itirazında bulunduklarını, müvekkil şirketin davacı yana hiçbir nam ve hesap adı altında bir borcunun bulunmadığını, davacı taraf ile müvekkil şirket arasında bir ticari ilişki olmadığını, davacı tarafın müvekkil şirkete hiçbir şekilde hizmet vermediğini, davacı tarafça iddia olunan tüm fatura içeriğine itiraz edildiğini ve kabul edilmediğini, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı tüm iddialarına karşı en geniş manada zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını beyan ederek yetki itirazının kabulü ile usul ve yasaya aykırı davanın reddine, davacı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere İ.İ.K. 67 gereğince tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; tarafların tacir oldukları, her iki tarafın ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelenmesine karar verildiği, yapılan inceleme de takibe konu davacı tarafından tanzim edilen 20 adet faturanın davalının ticari kayıtlarında yer aldığı, buna karşılık iade yapılmadığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 10.898,40 TL alacaklı olduğu, davacının davalıyı temerrüte düşürdüğünü dair ihtarname bulunmadığı, bu nedenle davalının İstanbul Anadolu 6. İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasının kısmen iptali ile takibin asıl alacak 10.898,40 TL üzerinden aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında yasal faiz işletilmesine, birikmiş faiz talebinin reddine, asıl alacağın fatura alacağı olması nedeniyle likit olduğu, asıl alacak olan 10.898,40 TL'nin %20 si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı ile müvekkili şirket arasında bir ticari ilişki bulunmadığı gibi davacının iddialarının aksine müvekkili şirket ile davacı yan arasında bir cari hesap ilişkisi de bulunmadığını, TTK 89/2 cari hesap sözleşmesinin yazılı şekilde olabileceğini, yazılı olmadıkça geçerli olmadığının açıkça belirtildiğini, müvekkili ile davacı arasında bir cari hesap sözleşmesi olmadığı gibi davacının müvekkilinden hiçbir alacağının da bulunmadığını, bu husustaki itirazlarının ilk derece Mahkemesi tarafından incelenmemesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece Mahkemesinin gerekçeli kararında faturalardan bahsedilmiş ise de huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğunu, icra takibinde asla faturadan bahsedilmediği, icra takibinde iddia olunmayan hususların itirazın iptali davasında iddia olunmasının hukuken mümkün olmadığını, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğunu, davacı yanca düzenlenen faturalara da itiraz edildiğini, karşı tarafla bu yönde de bir dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi yapılmadığını, davacı tarafça oluşturulan haksız fatura içeriklerini kabul etmediklerini belirtmelerine rağmen, bu savunmalarının gözetilmediğini, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin defter, belgeleri ve kayıtları incelenmeksizin salt olarak davacının iddialarının kıstas olarak alındığını, müvekkili şirketin defter, belge ve kayıtlarının incelenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece Mahkemesi tarafından müvekkili şirket aleyhinde icra inkar tazminatına karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olduğunu, iddia olunan hususların likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, cevap dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı definin ve hak düşürücü süre itirazlarının da incelenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesinin talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, açık hesap ilişkisi kapsamındaki alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesinin 15/12/2020 tarih 2020/870 E. 2020/1418 K sayılı kararı ile 6502 sayılı Kanunun 73 ve devamı maddeleri ile TTK'nın 5. maddesi ve HMK'nın 114/(1),c maddeleri gereğince Mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine dosyanın İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilek 2021/104 Esas sırasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine muhtelif tarihli 20 adet 10.898,40 TL faks hizmeti kullanım bedeli ve muhtelif tarihli 1.474,00 TL fatura faiz alacağı olmak üzere toplam 12.372,40 TL alacak için icra takibi başlatıldığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali ve takibin devamı için bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takibin 10.898,40 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık, takibe konu açık hesap ilişkisinden kaynaklı davacının alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, hizmetin yerine getirildiğinin ve açık hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunun ispat yükü davacı taraftadır. 08/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olduğu, kendi lehlerine delil niteliğine haiz bulunduğu, davacının icra takibine konu yaptığı 10.898,40 TL tutarındaki 20 adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların cari hesap bakiyeleri arasında farklılık bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 10.898,40 TL asıl alacağının olduğu bildirilmiştir. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir." (Yargıtay 15.H.D.2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili şirketin defterleri incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüşse de, yukarıda yer verilen bilirkişi raporundan da görüleceği üzere, bilirkişi tarafından davacı ve davalının ticari defterlerinin incelendiği ve tarafların incelenen defterlerine göre değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin defterleri incelenmeden karar verildiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı ile müvekkili şirket arasında bir ticari ilişki bulunmadığı gibi davacının iddialarının aksine müvekkili şirket ile davacı yan arasında bir cari hesap ilişkisi de bulunmadığını ileri sürmüştür, Somut olayda, davacı takibin dayanağı olarak muhtelif faturalara ait cari hesap ekstresi olarak göstermiş ise de, taraflar arasında TBK 89. Maddesi kapsamında düzenlenen yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı icra takibi ekine açık hesap ekstresini sunmuştur. Tarafların ticari defterlerindeki kayıtlara göre ticari ilişkinin açık hesap şeklinde devam ettiği ve davacının da takip ekine açık hesap ekstresini sunduğu dikkate alınarak davaya konu icra takibinde açık hesap ilişkisine dayandığını kabul etmek gerekmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. (Y. HGK'nın 2017/19-1634 Esas, 2018/633 K. sayılı kararı) Bu halde, açık hesap ilişkisine konu faturaların her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alındığında, davalının itiraz ve iade etmeyerek kendi defterlerine kayıt ettiği faturalardan kaynaklı dava konusu açık hesap alacağının bulunmadığını veya davacıya ödediğini HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delille ispat etmesi gerekirken ispat yükünün yerine getirildiği söylenemez. Her ne kadar davalı, takip dayanağı fatura konusu hizmeti almadıklarını savunmuşsa da, faturaları itiraz ve etmeyerek defterlerine kaydettiği anlaşıldığından davalının faturalara konu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerine görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, davacının dosyaya sunduğu belge ve delillerle icra takibine konu fatura alacağı yönünden iddialarını ispat ettiği anlaşılmış, davalı, icra takibine konu faturalar nedeniyle borcu olmadığını dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat edememiştir. Ayrıca fatura ile belirlenmiş alacak likit olduğundan, davacı lehine asıl alacağın % 20'si tutarında icra tazminatına hükmedilmesi yerinde olup Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İcra takibi konusu faturaların hizmet alımı niteliğinde olduğundan, TBK'nın 146 maddesi uyarınca zamanaşımı süresi 10 yıldır. Somut olayda, takip talebine göre takibe konu fatura tarihlerinin 2018, 2019 ve 2020 yılı olduğu, davacının ise hizmet bedeli için 10 yıllık süre içinde, 11/09/2020 tarihinde takip başlattığı anlaşıldığından, takibe konu edilen alacak zamanaşımına uğramamıştır. Yine davalının icra takibine 23/09/2020 tarihinde itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içinde 09/12/2020 tarihinde itirazın iptali ve takibin devamı için bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazı yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/104 Esas, 2022/113 Karar sayılı ve 23/02/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 186,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 545,89 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15/01/2026